Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             
yolları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yolları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2013 Çarşamba

10 Yıl Ömür Uzatma Yolları - %100 Çalışıyor!
Merhaba.

%100 çalışıyor yazdım ama araştırma sonucum yok. :) Yine de işe yarayabilecek şeyleri yazayım istedim. Yola çıkış kaynağım burası ama kendim de bir şeyler ekledim.

Daha önce "küçük kararlar büyük sonuçlar" yazımda belirttiğim ana fikir her gün ufak ufak yaptığımız şeylerin uzun vadedeki sonucu değiştirdiğinden bahsetmiştim. Dolayısıyla bu ufak adımlar, küçük şeyler ne olabilir de ömür uzatmak gibi harika bir sonuca ulaştırsın. Hayatınızdan nefret etmiyorsanız bence dikkate alabilirsiniz...

http://cdn.healthmw.com/uploads/2012/02/Balanced-Diet.jpg
  
1- Doğru Beslenme: Beslenme konusu zorlu bir konu diye düşünülür. Aslında kolaydır ama günlük hayatın zorlukları ve zamansızlığı içinde genelde hızlı şeyler yemeye alışık olunduğu için farklı bir beslenme düzeni için ekstra çaba harcamak gerektiği düşünülür. Doğru beslenme konusuna girmiyorum fakat bunun özellikle sebzelerin ciddi şekilde bulunduğu bir beslenme olabileceğini bütün uzmanlar kabul ediyor.
http://www.westsidefamilypet.com/wp-content/uploads/2009/08/pug-and-bulldog.jpg2- İdeal Kilo: Bunun için bir ölçü belirtmiş uzmanlar. Hatta bir ölçü belirtilmiş; kalça yukarısındaki en ince noktayı ölçtüğünüzde, kadınlar için 90cm, erkekler için ise 100cm'in altında olmalıymış. Kilo arttıkça sağlık riskinin arttığına dair bir grafiği kilo kontrolü ile ilgili ilk yazımda yazdım.

3- Hareket: Bununla ilgili egzersiz 101 adlı yazımda belirtmiştim, hareket etmek bizim için biyolojik bir ihtiyaç. "The American Academy of Family Physicians" adlı kuruluş fiziksel aktivitenin 30-60 dk arasında haftada 4-6 kez yapılması gerketiğini söylemiş. Aerobik, güç ve esneklik çalışmalarının varyasyonlarının olması da iyi oluyormuş. Hiç olmuyorsa hiç yoktan iyidir diyip en az 10 dklık yürüyüş de yapmak gerekiyormuş.

4- Beyni Çalıştırmak: Nasıl ki hareketsizlikten kaslarımız "ham"lıyorsa, beyin de kullanılmazsa aynı şekilde hamlayıp yetilerini yitirebiliyormuş. Beyni çalıştırmanın tek yolu bulmaca çözmek değil elbette ama onun da işe yaradığı biliniyor.

5- Sigara: Sigara içenler, içmeyenlere oranla ortalama 13-14 yıl daha kısa yakıyormuş. Bu bilgiden dolayı stres oldum diyip sigara yakacaklara selamlar. :)

6- Stres: Faydasız aktivite stres olmak, gergin yaşamak direk olarak ömrü kısaltan etkenlerdenmiş. Ben eskiden inanmazdım da stres yüzünden fantastik sağlık sorunlarının yaşanabildiğini bizzat gördüğüm için inancım çokça pekişti. Bununla ilgili pozitif düşünce yazımı referans verebilirim. Kendinizi rahatlatmanın bir yolunu bulmalısınız. Bu da farkındalık ile olabiliyor.

7- Uyku: Kaliteli dinlenme günün geri kalanını etkilediği için çok önemli. İlgili kaynakta araştırmalara göre günlük 7 saatten az uyuyan yetişkinlerin sağlık sorunlarıyla alakalı riskinin ciddi şekilde arttığı yazıyor. 
http://www.accommodationnear.com/beach/image/maldivebeach.jpg
8- Güneşi sev, ultravioleden kaç: Hem UVA (yaşlanma) hem de UVB (yanma) için koruma sağlayan bir şeyle korunmak çok önemli çünkü güneş D vitamini gibi öğeler için çok faydalı ama zararlı ışınlardan korunmak gerekmekte. Koruyucularla ilgili ayrı bir yazı yazmak mantıklı olabilir, burada değinilecek noktalar var, not düşmüş olayım.

9- Üç Adet Tarama: Kadınlarda 20 yaş sonrası kendi kendine, 40 yaş sonrası mammogram ile meme kanseri testi, yine kadınlarda 20'li yaşlarla beraber düzenli smear testi, kadın ve erkeklerde 50 yaşından sonra kolon kanseri taraması yapılması öneriliyormuş. Erken teşhis özellikle bu tiplerde çok işe yaradığından dolayı. Gerisini ben bilmem.

İstisnasız hepimiz aslında ömrümüzü kısaltacak bir şeyleri ya kendimiz yapıyoruz ya da dış etkenlere maruz bırakılıyoruz. İnsanın doğası gereği 120 yıl yaşayabileceği söyleniyor. Fakat ortalamaya bakılınca 80 denilebilir. Bu aradaki 40 yıl nereye gidiyor? :) 80 yaşına geldiğinizde, ömrünüzün daha 3'de 1'inin sizi bekliyor olacağını bilseydiniz ve 80 yaşında hep gördüğümüz enerjisi bitmiş insanlar gibi değil de olması gereken şekilde, hareket kabiliyeti iyi bireyler olsaydınız, bir kere yaşayacağınız bir hayat için harika olmaz mıydı? Soru şu ki; neden olmasın? 

Sevgiler.

Gönderen Unknown

31 Ocak 2013 Perşembe

Fazla yağlardan kurtulmanın yolları


Fazla yağlarınızdan kurtulma yolları, en doğal yoldan uzun vadede yağsız sağlıklı bir vücuda kavuşun. Sıcak yaz günlerinde sağlıklı beslenmek ve yağlarınızdan kurtulmak,..
Fazla yağlarınızdan kurtulma yolları, en doğal yoldan uzun vadede yağsız sağlıklı bir vücuda kavuşun. Sıcak yaz günlerinde sağlıklı beslenmek ve yağlarınızdan kurtulmak için mucize besinler. Bu besinleri tüketerek mükemmel bir vücuda sahip olabilir, kilolarınızdan kurtulabilirsiniz..
Kırmızı biber: İçindeki acı madde “capcaicin”, vücudun kan dolaşımını hızlandırarak ısısını artırmasına neden oluyor. Vücudun forma girmesine yardımcı olan bu etkiye de “termojenes” adı veriliyor. Vücut ısısı ne kadar artarsa yağ yakımı da o derece hızlanıyor.
Hindiba: Hafif sarımsı bu sebze içinde kan damarlarına pozitif etkisi bulunan ve hazmı kolaylaştıran ‘intybin’ ya da ‘taraxin’ gibi çok özel keskin maddeler barındırıyor. Bu iki madde, vücuttaki asitlerin atılımında ve metabolizmanın düzenli çalışmasında önemli bir görev üstleniyor. Bu sayede tatlıya olan iştah azalıyor.
Greyfurt: Bu meyve içeriğindeki ikincil bitkisel maddeler ve C vitaminiyle gerçek bir form dostu olduğunu kanıtlıyor. Vücudun enerjisini artırırken açlık krizlerini önleyici etkisi bulunuyor.
Yoğurt: Kalsiyum olmadan metabolizmamız sadece sınırlı bir şekilde çalışmasını sürdürüyor. Bu yüzden iyi bir beslenme düzenine dikkat etmek sağlıklı ve kusursuz bir vücuda sahip olmakla aynı anlama geliyor. Az yağlı yoğurt içerdiği yoğun mineraller sayesinde vücudun yağ yakımını da belirli bir oranda yükseltiyor


Gönderen Unknown
Diş çürüklerini engellemenin yolları

Beslenme alışkanlıkları diş ve diş eti hastalıklarında önemli rol oynuyor. Dişlerde oluşabilecek çürükleri engellemenin yolu ise sağlıklı ve dengeli beslenmekten geçiyor.
Peynir, süt ve elmanın çürüklere karşı kalkan görevi üstlendiğini belirten Diş Hekimi Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, çürük oluşumunu engelleyen besinleri sizler için derledi…
Besin parçalarından çıkan asidin diş ve diş eti hastalıklarına neden olduğunu belirten Diş Hekimi Kışlaoğlu diş ve diş eti hastalıklarının ortaya çıkmasında dengesiz beslenmenin etkili olduğunu, bu durumun da ağız ve diş dokularının gelişimini olumsuz etkilediğini ifade etti. Diş fırçalamanın yanı sıra tüketilen bazı besinlerin de diş çürüklerini önlediğini söyleyen Kışlaoğlu peynir, süt, elma ve havuç gibi bazı besinlerin içerdikleri maddelerle ağızdaki asit miktarını azaltarak, diş çürüklerinin önlenmesinde etkili olduğunu vurguladı.
PEYNİR TÜKETİNPeynirin yapısındaki kalsiyum fosfat ve peptitlerle ağızdaki asit miktarını azaltarak dişin yapısını güçlendirdiğini belirten Diş Hekimi Kışlaoğlu peynirin tükürük akışını uyararak asit ortamını azalttığını ve mekanik temizliğe yardımcı olduğunu vurguladı.
SÜT İÇİN
Sütün, içerdiği kazein, kalsiyum, iyonize kalsiyum, fosfat iyonları, yağ ve vitaminlerle diş çürüklerini engellediğini belirten Kışlaoğlu, süte katılan şekerin çürük riskini arttırdığına dikkat çekti. Tannik asit içeren yer fıstığı, fosfat ve kakaonun da ağız sağlığının korunmasına yardımcı olduğunu ifade eden Kışlaoğlu, şekersiz veya xylitol, flor, kalsiyum ve fosfat içeren sakızların da tükürük akışını hızlandırarak plak birikimini azaltıp çürük oluşumunu engellediğini söyledi.
KAHVE YERİNE SÜTOfis çalışanlarının gün içerisinde kahve, çay ve ufak atıştırmalar gibi ağız sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıklara sahip olduğuna dikkat çeken Kışlaoğlu, bu içeceklerin şekersiz tüketilmesini tavsiye etti. Bu alışkanlıkların ağızda asit salgılayan bakterileri aktif hale getirerek diş çürümelerine yol açtığını belirten Kışlaoğlu, çay ve kahvenin yerine süt tüketilmesinin daha sağlıklı olduğunu sözlerine ekledi.


Gönderen Unknown

28 Aralık 2012 Cuma

Artık saşlarım dökülüyor demeye son saç dökülmesini önleme yolları

Bitkisel tedavi yöntemleriyle saç dökülmesi : Günde, normal olarak 80 saç kılı dökülür. Bundan fazla dökülme, yaşın ilerlemiş olması, bazı ateşli hastalıklar, tiroid hastalıkları, kansızlık, verem, şeker hastalığı gibi bütün vücudu etkileyen hastalıklardan sonra görülür. Saç dökülmesi ve pelada olmak üzere iki çeşittir.
Basit saç dökülmesi : Saçların azalması ve alttaki saçların tamamen dökülmesi şeklinde görülür. Sebebi; yaşlılık ve irsidir.
Pelad : Başın derisi parlaktır. Dökülmeler benekler halinde olup, kenarları keskindir.
Saç dökülmesi nasıl önlenir
Bitkisel çözümler saç dökülmesine karşı şöyledir ;
1) 20 bardak kaynak suya; 1 çorba kaşığı çok ince kıyılmış ısırgan otu konur. Yarım saat bekletildikten sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Yatmadan önce, bu suyla saç dipleri ovularak yıkanır.
2) 2 bardak ılık suya; 1 adet çiğ yumurta sarısı konup, çırpılır. Akşamleyin, saçlara ovularak sürülür. Sabahleyin, katranlı sabun ve bol suyla yıkanır. Bu yöntem kepeklenmeyi de engeller.
3) 1 baş kuru sarımsak ateşte pişirilir, ezilir. Külüne; 1 çorba kaşığı zeytinyağı konup, karıştırılır. Yatmadan önce, saç diplerine işleyecek şekilde sürülür. Temiz bir tülbentle sarılıp, yatırılır. Sabahleyin, katranlı sabun ve bol suyla yıkanır.
4) Temiz bir şişeye; 2 su bardağı sıcak su, 2 çorba kaşığı (25 gram) karbonat ve 2 çorba kaşığı (25 gram) arap sabunu konur. ıyice çalkalandıktan sonra 24 saat bekletilir. Sonra, üstte biriken kısım alınıp saçlara sürülür. 6 saat sonra bol suyla yıkanır.
5) 10 bardak suya; 11 avuç kepek konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Suyuna, 1 su bardağı taze sıkılmış limon suyu konup, saçlar yıkanır. Aynı ileme, 15 gün devam edilir.
6) 8 bardak suya; 1 avuç hatmi çiçeği konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür, saçlar yıkanır.
7) 1 su bardağı bala; 1 tatlı kaşığı toz karabiber ve 1 kahve fincanı yeni sıkılmış kuru soğan suyu konur. ıyice karıştırıldıktan sonra, saçlara, diplerine gidecek şekilde sürülür. 6 saat sonra ılık su ve katranlık sabunla yıkanır.
Saç diplerine, 10 günde bir susam yağı sürülür.
9) Saç diplerine, lavanta çiçeği yağı ile friksiyon yapılır. 6 saat sonra katranlı sabun ve bol suyla yıkanır.
Saç dökülmesi sorunu yaşayanlar, bitkisel tedavilerle saç dökülmesi çözümlerini uygulayarak, saç dökülmesini engelleyebilirler. Tedavilerin hepsini aynı anda yapmamak, içlerinden size uygun olanı seçerek, zamanla hepsini deneyerek de sonuç alabilirsiniz. Hepsi etkilidir. Kadınların saçlarına çok bakım yaptırdıkları fön, boya gibi kimyasal maddelerden dolayı çok yıpranmaktadır. Bunun için bu bitkisel saç bakım yöntemleriyle saçlarınızı koruyabilirsiniz.

Gönderen Unknown
Karaciğer Sağlığı , Karaciğer Sağlığını Koruma Yolları
Yıllarca çok fazla alkol tüketmek karaciğer hastalığına neden olan en önemli sebeptir. Fazla alkol karaciğerin yağlanmasına neden olur. Karaciğerin etrafındaki yağ tabakası iltihaplanırsa alkolik hepatit denilen ve geri döndürülmesi çok zor olan ciddi bir sorun oluşur.

Karaciğer son derece dayanıklı bir organdır. %80-90 hücresini kaybetse bile fonksiyonlarını sürdürebilir. Ameliyatla büyük bir kısmı alınmış bile olsa birkaç hafta içinde kendisini yenileyebilir. Ama tamamen de bozulmaz denilemez. Alkol ve uyuşturucu maddeler, hepatit B ve C gibi virüsler karaciğerde kalıcı hasar bırakabilir. Özellikle siroz hastalığı karaciğer nakli olmadan iyileşmesi çok kolay olmayan bir hastalıktır, karaciğer kendini yenileyemez ve fonksiyonlarını kaybeder. Günümüzde erken teşhis edildiği takdirde tedavisi mümkündür ancak çoğu durumda karaciğer nakli şarttır.

Tüketilen bütün yiyecek ve içecekler, nefes alırken içeri çekilen hava hatta cilt tarafından emilen her türlü madde sonunda karaciğere ulaşır. Karaciğer 300 milyon hücresiyle metabolizmayı çalıştırır ve yiyecekler sindirilir. Vücut için gerekli olan vitamin ve mineraller kan dolaşımıyla vücuda yayılır, zararlı maddelerse ayrıştırılarak vücuttan atılır.
Yiyecekleri ayrıştırmak karaciğerin önemli bir görevi olsa da başka önemli fonksiyonları da vardır. Karaciğer aynı zamanda glukoz deposudur ve vücut enerjiye ihtiyaç duyduğunda buradan elde eder. Ayrıca vücudun ihtiyaç duyduğu çeşitli kimyasalları da üretir.

Karaciğer nasıl korunur?

Yıllarca çok fazla alkol tüketmek karaciğer hastalığına neden olan en önemli sebeptir. Fazla alkol karaciğerin yağlanmasına neden olur. Karaciğerin etrafındaki yağ tabakası iltihaplanırsa alkolik hepatit denilen ve geri döndürülmesi çok zor olan ciddi bir sorun oluşur ve bu hepatitin siroza dönme ihtimali yüksektir. Karaciğerinizi korumak için;
• Alkol aşırıya kaçmadan tüketin. Uzun yıllar boyunca kadınlar günde 1 bardaktan erkeklerse günde 2 bardaktan çok alkol tüketirse siroza yakalanma riskleri oldukça artıyor. Yasal olmayan uyuşturucular özellikle de kokain karaciğer hastalıklarına neden olur.
• Alkolle birlikte ilaç asla almayın. İlaçların alkolle alınması durumunda ilaçlar toksik özellik göstererek karaciğeri zehirler.
• Hepatit B aşısı olun.
• İlaç kullanımınızı sınırlayın. Doktor tarafından verildiği şekilde ve dozda ilaç alın. Gerekmedikçe ilaç kullanmayın.
• Bitkisel karışımlara karşı dikkatli olun. Özellikle içeriğinde kava, karakafes otu, chaparral, yarpuz, gibi bitkiler bulunan karışımlar zehirli olabilir. Ayrıca yüksek dozda A, D, E ve K vitamini de tüketilmemelidir.
• Diğer insanların kanından ve vücut sıvılarından uzak durulmalıdır. Hepatit virüsleri daha önce kullanılmış iğneyle, damar içi şırıngalarla da bulaşabilir. Ayrıca başkası tarafından kullanılmış traş bıçaklarını ve diş fırçalarını kullanmak ve korunmadan cinsel ilişkiye girmek virüslerin bulaşmasına neden olur.
• Böcek ilaçları kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Böcek öldürücü spreyler kullanılmadan önce oda havalandırılmalıdır ya da maske takılmalıdır.
• Cildinize temas eden şeylere dikkat edin. Özellikle kimyasal maddelerle çalışan kişiler bu maddelerin vücutlarıyla temasından kaçınmalıdır.
• Çok yağlı yiyecekler tüketilmemelidir. Karaciğer bir insanın ihtiyaç duyduğu miktarda kolesterolü üretir. Dengeli beslenmek karaciğerin sağlıklı şekilde çalışmasına yardımcı olur. Ayrıca düzenli egzersiz yapmak da karaciğer sağlığı için faydalıdır.
• Sağlıklı kiloda kalın. Alkol tüketmeyen kişilerde bile karaciğerin yağlı olması siroza ve hepatite neden olabilir.
• Karaciğer rahatsızlığı yaşadığınızdan şüpheleniyorsanız vakit kaybetmeden doktora görünün. Gözlerde ya da ciltte sararma, karın ağrısı ve mide yanması, geçmeyen kaşıntı, idrarda koyuluk, kronik yorgunluk, mide bulantısı gibi şikayetleriniz varsa mutlaka karaciğerinizi kontrol ettirmelisiniz.

Gönderen Unknown
SİLİKOZİS: Silikozis, taş ocağı, tünel ve diğer maden işçilerinin silisyum tozlarını uzunca bir süre solumaları sonucu gelişen bir pnömokon-yozdur. Silisyum akciğerler için çok tahriş edici bir maddedir. Bunun sonucu akciğerlerde yaygın iltihaplar ve bunu izleyen fibroz odakları ortaya çıkar.

silikoz hastalığıHastalığın solunum sistemini bozup klinik belirtileri ortaya çıkarması 20 – 30 yıl gibi uzun bir çalışma süresini gerektirmektedir. Fakat bu tozlara yoğun bir biçimde hedef olan işçilerde hastalığın ortaya çıkması için 10 yıl yetmektedir. Hastalık uzun süre belirti vermeksizin sinsice ilerler. Akciğer dokusundaki değişiklikler zamanla amfizem, bronşektazi, kronik bronşit veya kor pulmonale tablolarına neden olabilir ve hastada bunlarla ilgili belirtiler ortaya çıkmaya başlar.

Nefes darlığı, hızlı solunum, öksürük, halsizlik, göğüs ağrısı, ses kısıklığı, morarma, kan öksürme gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bütün bu belirtiler genellikle ilerlemiş vakalarda ortaya çıkar. Bu da hastalığın teşhisinde gecikmeye neden olmaktadır. Silikozisli hastaların tüberküloz hastalığına yakalanma riskleri diğer insanlara oranla daha yüksektir.

Silikozis vakalarının da özel bir tedavisi yoktur. Çalışma koşullarının sağlığa uygun bir düzeye yükseltilmesiyle, çalışma alanlarının havalandırılması ve tozlardan yeterince temizlenmesi maden ve tünel işçilerinin bu hastalığa yakalanmalarını önlenmektedir.

Gönderen Unknown