Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             
Ruh Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ruh Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2013 Perşembe

Kalp hastalarının kalbini kırmayın!

Sadece açık kalp ameliyatları değil kalple ilgili geçirilen ağır rahatsızlıklardan sonra çok çeşitli psikolojik tepkiler görülebilir. Kişinin kalp gibi son derece yaşamsal bir organının bir şekilde hastalanması ve …
Kalp hastalarının kalbini kırmayın!
Onlar depresyonda olabilir!
Sadece açık kalp ameliyatları değil kalple ilgili geçirilen ağır rahatsızlıklardan sonra çok çeşitli psikolojik tepkiler görülebilir. Kişinin kalp gibi son derece yaşamsal bir organının bir şekilde hastalanması ve her an bir sorunun gelişebileceği düşüncesi doğal bir kaygıdır. Acıbadem Maslak Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Cem İncesu, kalp ameliyatı geçiren kişilere hastalara karşı hassas olunmasını, “Sen hastasın, yapamazsın” gibi negatif yorumlar içeren mesajlar verilmemesini önerdi.
 Kalp ameliyatından ya da  geçirilen ağır kalp rahatsızlığından sonra yaşanan psikolojinin belirtileri var mı?Elbette. Çeşitli bedensel belirtileri vardır. Bu kişilerde karıncalanma, çeşitli duyumlar, göğüs bölgesindeki ağrılar, çarpıntı olduğu düşüncesi gibi psikolojik belirtiler görülebiliyor. İleri vakalarda ise ‘panik atak’ dediğimiz psikolojik rahatsızlık geliyor. Kişinin ölüm korkusuyla bedensel belirtilerin görüldüğü terleme, titreme, baş ağrısı, bulantı, çarpıntı gibi yakınmalarla giden ölüm ve panik korkusu yaşanabiliyor.
 Başka hangi psikolojik tepkiler görülür?
Gösterilen bir başka psikolojik reaksiyon, depresyondur. Depresyon, anksiyete ve panik ataklara eşlik edebilir. Onlarla birlikte olabilir ya da ayrı olabilir. Depresyon eklendiğinde kişi yaşamdan çekilir, içine kapanır, isteksizlik, moral bozukluğu, yaşamdan zevk almama, yapılan her işin anlamsız olduğunu düşünme, iş performansında düşüklük, dikkatin azalması, unutkanlık, halsizlik, motivasyonsuzluk, ümitsizlik, ağlama, alınganlık, kuşkuculuk gibi belirtilerin eşlik ettiği depresif bir tablodur. Çok daha nadir olarak başka ağır psikolojik tablolar da görülebilir.
 Bu tür psikolojik rahatsızlıklar görüldüğünde hemen bir uzmana görünmek gerekir mi?
Kişiler bu sorunların kendi kendine geçeceğine inanır fakat bu yanlış bir düşüncedir. Çünkü beyinde yani merkezi sinir sisteminde bir dizi değişiklikler olur. Nasıl karaciğerimizde sorun olduğunda kendimiz iyileştirmeye kalkmıyorsak, bu tür psikiyatrik rahatsızlıklarda da beynin rahatsızlık içerisinde olduğunu anlamak gerekiyor. Bu nedenle mutlaka bu tür hastaların uzmana başvurmaları gerekiyor.
 Kalp ameliyatı olmuş bir hastanın yakınları hastaya nasıl davranmalı?Bu tür operasyon geçiren kişilerin yakınlarının asla unutmamaları gereken nokta bu kişilerin psikolojik sorunlarının gelişebileceğidir. Bu nedenle herkesin hazırlıklı olması gerekir. Böyle bir durum geliştiğinde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Hasta yakınları ameliyat sonrası dönemde bu tür psikolojik tepkileri azaltıcı, o kişiyi rahatlatıcı tavırları alabilir. Gerçekten tam anlamıyla destekleyici bir tutum sergilemeleri gerekir. Bu destekleyici tutum kişinin iş yaşamından tutun, özel yaşamına çok geniş bir perspektifte olmalıdır. Destekleyici tutumun abartılmaması da gerekiyor. Tutumu abarttığınız zaman ve hasta muamelesi yapmaya başladığınız zaman kişide var olan hastalık duygusu, işe yaramazlık, özgüvendeki azalma gibi duygular desteklenmeye başlamış olurlar. “Sen gerçekten hastasın, yapamazsın, aman dikkat” gibi mesajlar kişiye yarardan çok zarar getirir. Hassas bir dengenin oluşturulması gerekiyor. Ne hasta muamelesi yapılmalı ne de hiçbir şey yokmuş gibi davranılmalı.
 Ne zaman psikolojik destek alınmalı?
Depresyon, panik ataklar, somatik anksiyete denilen kişinin çok fazla kaygı ve endişe içinde olması durumunda mutlaka destek alınmalıdır. Eğer kişilikle ilgili hafif belirtiler varsa bunlar idare edilebilir, zamana bırakılabilir. Ama çok ciddi değişiklik varsa o zaman mutlaka psikiyatrik yardıma ihtiyaç var demektir


Gönderen Unknown
En büyük cinsel organ beyindir

Seks denince boyut, sıklık, haz derecesi gibi rakamlar devreye giriyor. Peki ya bunlardan daha önemlisi var mı?
Beyin Merkezi Yöneticisi Psikiyatr Dr. Sema Bayçın Aytaçlar, beyin fonksiyonlarındaki bozulmanın cinsel istekte, dürtüde, performansta ve tatmin olmada azalmaya da neden olacağını belirtiyor
Beyin-Sinir SistemiCinsel YaşamBeyin Merkezi Yöneticisi Psikiyatr Dr. Sema Bayçın Aytaçlar, beyin fonksiyonlarındaki bozulmanın karar almada zorlanma yarattığı gibi cinsel istekte, dürtüde, performansta ve tatmin olmada azalmaya da neden olacağını belirtiyor
Seks denince boyut, sıklık, haz derecesi gibi rakamlar devreye giriyor. Siz bu konuda ne düşünürsünüz?
Yabancı bir nöroloji uzmanının dediği gibi en büyük cinsel organ beyindir ve boyu da önemlidir. Yaklaşık 1.5 kg olan beynimiz cinsellikle ilgili organlarımız içinde en büyük olanıdır. Aynı zamanda seksüel yaşamda devrede olan organların yönetim kademesidir. Dolayısı ile beynine iyi bakan biri hayatı boyunca faal ve sağlıklı bir seksüel yaşamı garantilemiş olur.
Beyinle seks arasındaki bağı biraz açıklar mısınız?Beyinde kişiliğimizi, önemsediğimiz şeyleri, hayallerimizi, isteklerimizi ve cinsel yeteneklerimizi ortaya çıkarmak için birlikte çalışan sistemler vardır. Sistemler birlikte hareket ederek etkin ya da etkin olmayan tüm insan davranışlarını üretirler.
Bölümlere ayırırsak beynin arka yarısı dünyayı algılar ve bize neyin cinsel açıdan daha çekici geldiğine karar verir.
Beynin ön yarısı da bu bilgileri birleştirip, analiz eder, ne yapacağına karar verir. Mesela “çıkma teklif edersem kabul eder mi veya çıkma teklif ederse kabul edeyim mi?” gibi sorulara cevap arar.
Ön korteks flört, ilişki ve cinsellik dünyasında bize sabırlı, düşünceli ve hedefçi olmayı, ve partnerimizle empati kurmamıza yardımcı olur. Ön korteksle ilgili sorun varsa cinsel ilişki sırasında dikkat dağınıklığı, partnerine ilgi gösterememe, paylaşım yoksunluğu, tepkisel olma gibi sorunlar yaşayabilir.
Sekse ilgi duymayan kişilerin beyinlerinde bir sorun olabilir mi?Bazı ön korteks faaliyetleri düşük olan kişilerin seksle ilgisi zayıf olabiliyor ve seksle ilgilenmesi için heyecanlanması gerekebiliyor. Böyle sorunu olanların bir şekilde heyecan sistemini aktive etmek gerekiyor. Yani korku filmi izleme ya da motosikletle dolaşma heyecan sistemini aktive ediyorsa sekse ilgisi de artabiliyor. Böyle bir sorunu olan birisini seminer dinlemeye veya uyutucu bir aktiviteye sokmak seksten daha çok uzaklaşmasına neden olur.
Bazı insanlar çok çekici ve cana yakın oluyorlar. Onların beyinlerinde farklı bir durum mu var?Beynimizde derin limbik sistem denilen bir bölge var, libidomuzu, bağ kurma isteğimizi ve koku algımızı yönetir ve bunun sağlıklı işlev görmesi halinde insan iyimser, rahat ilişki kuran, neşeli ve cinsel çekici ve tutkulu olabilir. Olumlu tavırlarıyla başkalarını kendine çekmiş olur. Ama bu bölgenin işlevinde bozulması ise olumsuz düşünceler, kötümserlik ve cinsel istekte azalmayla kendini gösterir.
Yani iyimser, neşeli ve çekici kişilerin beyin işlevlerinin sağlıklı olduğunun bir işaretidir. Derin limbik sistemde bir sorun olursa tam tersi durumlar söz konusu olur.
Cinsel fonksiyonların sağlıklı olmasının genel sağlıklı olmayla ilişkisi de var mı?Cinsel ve beyindeki fonksiyon bozukluklarının altında yatan sebeplerden en büyük olanı kan akımının yetersizliğidir. Kan hücrelere oksijen, şeker ve besin taşır. Kan akımını bozan bir sağlık sorunu organların işleyişini bozar, örneğin yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kas hastalığı, uyuşturucu, sigara kullanımı zehirli maddelere maruz kalmayla cinsel organlardaki kan akımını azalmasına ve cinsel fonksiyonların azalmasına neden olur. Ayni şekilde herhangi bir nedenle beyindeki kan akımının azalması da beyin fonksiyonlarının azalmasına neden olur. Beyin fonksiyonlarındaki bozulma karar almada zorlanma yarattığı gibi cinsel istekte, dürtüde, performansta ve tatmin olmada azalmaya neden olur.
Cinsel sorunları çözmede öncelikle beyne mi yönelmek lazım?Evet örneğin gelişmiş ülkelerde insanların beyin fonksiyonlarını olabilecek en tatminkar ve sağlıklı hayatı yaşayabilecekleri seviyeye çıkarmak önem kazandı. Son yıllarda önde gelen konu “Beyninize değer verin, hayatınızı değişsin” olmuştur.


Gönderen Unknown
Dişini sıkanın çenesine 440 kilo yük biner!


Uyurken diş sıkma hastalığı olarak bilinen bruksizm; sıkıntı, öfke ve çatışmanın bedendeki yansımasıdır. Geceleri dişlerini sıkanlar veya gıcırdatanlar; sabahları genellikle çene ve diş ağrısıyla uyanıyor.
Uyurken diş sıkma hastalığı olarak bilinen bruksizm; sıkıntı, öfke ve çatışmanın bedendeki yansımasıdır. Geceleri dişlerini sıkanlar veya gıcırdatanlar; sabahları genellikle çene ve diş ağrısıyla uyanıyor. Çünkü çenelerine 440 kilo yük biniyor
Günümüzde yaşanan en yaygın psikolojik sorunlardan biri de bruksizm yani uykuda diş sıkma rahatsızlığı ve sonrasında gelişen çene ağrısı… İstanbul Tıp Fakültesi Liyezon Pskiyatri’nin kurucusu, Humanite Psikiyatri’nin de yöneticisi olan Prof. Dr. Sedat Özkan’ın; diş sıkma sorunuyla ilgili ciddi klinik çalışmaları bulunuyor. Özkan; bu rahatsızlığın daha çok kimlerde görüldüğünü, temelinde yatan faktörleri ve liyezon psikiyatrisiyle tedavi yollarını anlattı.
BİRİNİ ÇİĞ ÇİĞ YEMEK!
Çene ağrısı psikolojik bir sorun mu? 

Uyurken diş gıcırdatma ve diş sıkma huzursuz bir yaşamın işaretidir. Bu rahatsızlığın oluşumunda, psikolojik faktörler fazlasıyla etkili olduğundan, çene eklemi rahatsızlıkları da psikosomatik yani ‘ruhsal kökenli fiziksel rahatsızlıklar’ olarak ifade edilebilir. Dişini gıcırdatan veya sıkan hastaların üçte birinde psikiyatrik bozukluk görülmüştür.
Bu rahatsızlığın temelinde psikolojik olarak neler yatıyor peki?
Çene eklemi rahatsızlığı olan hastalarda; anksiyete yani kaygı durumu çok yaygındır. Depresyon sık görülür. Bu rahatsızlığa kişilik bozukluğu olanlarda, saplantılı kişilerde ve ‘borderline’larda da sık rastlanır.
Kişi dişlerini sıktığı zaman fiziksel olarak nasıl bir süreç yaşanıyor? Mesela çeneye ekstradan ne kadar yük biniyor? 
Bir insanın çiğneme esnasında çeneye uyguladığı ısırma kuvveti yaklaşık 27 kilogramdır. Bu rakam en fazla 70 kg’a çıkabilir. Bruksizmde ise 440 kg’a kadar çıkabilen yüklenmeler yaşanabiliyor. Bu durum; ‘birini çiğ çiğ yemek isteme’, ‘yaşanılan bir olayı hazmedemeyip tekrar tekrar çiğneme’ davranışına benzetilebilir. Yani aslında bruksizm; sıkıntı, öfke, çatışma ve ızdırabın bedendeki yansımasıdır. Çene ağrısı ve diş gıcırdatma ile ruhsal gerginlik, kaygı, bastırılmış öfke, duyguların ifade edilememesi ve stresli yaşamın bağlantısı vardır. Ayrıca çene ve ağız bölgesi; beslenmenin dışında; sevginin ve nefretin de ifade edildiği bir bölgedir.
DİŞ AĞRISI
Bu rahatsızlığın daha çok duygularını bastıran insanlarda yaşandığını söyleyebilir miyiz? 

Evet! Duygularını, öfkelerini, kızgınlıklarını, beklentilerini, tepkilerini ve arzularını sözel dille ifade edemeyen ya da sözel ifade etmelerine izin verilmeyen insanlar, duygularını beden dili ile ifade etmek zorunda kalıyor.
Uyurken dişlerini sıkanlar bu rahatsızlıklarının nasıl farkına varıyor? 
Gün içinde stres yaşayan hasta, uykusunda istemsiz olarak dişlerini sıkmaktadır. Ancak çoğu kişi bunun farkına varmaz. Hasta sabah uyandığında çenesinin ve dişlerinin ağrımasından şikayet eder.
Tedavi için kullanılan diş ağızlıkları işe yarıyor mu? 
Tek başına yeterli değildir. Sadece sonuçlarını azaltır.


Gönderen Unknown
Anne-babalara yarıyıl tatiline özel öneriler

Tatilinde çocuğunuza “eğlence ajandası” yapın! Çocukların tüm ders yılı boyunca özlemle bekledikleri yarı yıl tatili geldi. Sabah erken kalkmak yok, okula gitmek yok,..
Çocukların tüm ders yılı boyunca özlemle bekledikleri yarı yıl tatili geldi. Sabah erken kalkmak yok, okula gitmek yok, ders çalışmak yok. Kısaca haftanın 7 günü özgürlük var! En azından çocuklar böyle düşünüyor. Aileler ise tatilde bile olsa, çocuklarının ders çalışmasından yana… Çocukların geç saatlere kadar televizyon izlemek, özgürce bilgisayar başında kalmak gibi istekleri tatil döneminde anne babalarıyla tartışmalara neden oluyor. Oysa yapılması gereken en doğru şey, birinci dönemde yorulan çocukların nefes almalarını ve ikinci döneme daha zinde ve sağlıklı biçimde devam etmelerini sağlamaktan geçiyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Aylin Aksoy, çocukların yarıyıl tatilini nasıl geçirmeleri gerektiği konusunda öneriler sunarken, ailelerin sık sorduğu soruları da yanıtlıyor:
Tatilde ne yapmalı? Ders mi tatil mi? 
Aslında bu tatil, tüm yarı dönem boyunca dersler, sınavlar, ek dersler ve dershane döngüsü içinde yorulmuş olan çocuğunuza, kısa da olsa derslerin dışında başka şeylerin de olduğunu hatırlatmak için iyi bir fırsattır. Bu süreyi çocuğunuzun keyifli geçirmesi için sizinle, kardeşleri ve arkadaşları ile mümkün olduğunca zaman geçirmesi önem taşıyor.
• Çalışan ebeveynseniz, çalışmadan arta kalan zamanınızın büyük bir bölümünü çocuğunuza ayırmanız ve bu sürede birlikte tatil havasını hissetmeniz önemli.
• Evde tek başına kalan çocuğunuz için, bir gece önceden çocuğunuzla birlikte hazırlayacağınız “günlük eğlence ajandası”, siz evde yokken, muhtemelen tüm gününü televizyon ya da bilgisayar önünde geçirecek olan çocuğunuzun harekete geçmesi için iyi bir araç olabilir.
• Gün içinde randevulaşma ve birlikte yenecek bir öğlen yemeği, sizin de sıkıcı iş temposuna ara vermenizi sağlayarak, çocuğunuzu da sizi de çok mutlu edebilir.
• Birlikte yapılacak sinema programı sizin için de eğlenceli, aynı zamanda çocuğunuzla aranızdaki ilişkiyi güçlendirmeye yarayan keyifli bir faaliyet olacaktır.
• Hazırlanan ajanda ile uzun zamandır görmeyi istediğiniz sergi ve müzelere zamansızlık nedeniyle yapamadığınız ziyaretleri çocuğunuzla birlikte gerçekleştirebilirsiniz. Sergi ve müze seçimlerini yaparken çocuğunuzun beğenilerini ön planda tutarak, hem geçireceğiniz vaktin daha keyifli olmasını sağlar, hem de çocuğunuzun ilgisini çeken konuları daha iyi görüp, onu daha iyi tanımak için fırsat sağlarsınız.
• Çalışmayan ebeveynseniz çocuğunuzla birlikte oluşturduğunuz “günlük eğlence ajandasını” uygularken hem keyif aldığınızı hem de çocuğunuzla geçirdiğiniz zaman içinde ilişkinizin güçlendiğini göreceksiniz.
• Arkadaşlarıyla birlikte yapacağı program çocuğunuzun sosyalleşmesine fırsat sağlayacaktır. Arkadaşlarla birlikte gidilen tiyatro, çocuğunuzun zihinsel kapasitesini keyifli bir yolla artırmanın yanısıra, siz olmadan bir faaliyette bulunduğu için özgüvenini tazeleyerek iyi hissetmesini sağlayacaktır.
• Çocukları, bireysel gelişimde önemli bir yere sahip olan sanatsal uğraşılara yönlendirmek önemlidir. Çocuğunuzun resim ya da müziğe olan yeteneğinin üzerine gitmek için iyi bir fırsattır yarıyıl tatili. Var olan çalışmalarını destekleyebilir ya da kendi keşfini yapması için onu yüreklendirip, başlangıç için bir kursa katılmasını sağlayabilirsiniz.
• Spor, çocuğunuzun hem fiziksel hem de ruhsal sağlığına faydalıdır. Sporla artan metabolizma, çocuğunuzun hem iştahı hem kilosu üzerinde olumlu etkiler gösterecektir. Vücudun kendi salgıladığı, mutluluk verici ve ağrı kesici özelliği olan endorfinler, düzenli spor yapıldığında artmaktadır. Ayrıca spor ile oluşan terleme sonucunda, su metabolizmasındaki değişiklik beyni olumlu yönde etkiler. Değişen su metabolizması beyinde serotonin gibi nöropeptidlerin kullanımını arttırarak depresyon gibi serotonin eksikliği ile açıklanabilecek psikiyatrik hastalıklara karşı koruyucu olacaktır. Takım halinde ya da bireysel yapılan spor çocuğunuzun yaratıcılığını ve sorumluluk duygusunu da artıracaktır.
Ailelere ne gibi sorumluluklar düşüyor?
Bunun bir tatil ve keyifle geçirilecek bir süre olduğunu unutmamalıyız. Zorlu bir maraton atleti tüm yarış boyunca aynı hızda gitmez, zaman zaman temposu düşer, bazen de artar. Hatta çoğu zaman yarışı izleyenler atleti motive etmeye çalışır temposu düşmesin diye. Tüm öğrenim hayatı boyunca maraton koşan çocuklarımıza bu tatilleri çok görmemeliyiz. Nerede tempoyu düşüreceği nerede artıracağı konusunda çocuğunuzun fikrini sormayı unutmayın. Bu tatilde ne yapmak istediğini sorun. Belki bir önceki dönemdeki eksiklikleri için desteğe ihtiyacı olduğunu söyleyebilir ya da tatilin ilk haftasında sadece dinlenmek istediğini. Çocuğunuzun ihtiyaçları doğrultusunda davranmak her zaman daha anlamlı ve faydalı olacaktır. Fazla baskı ya da istemediği şeyleri yapması için zorlamak bazen istenmen sonuçlara yol açabilir. Bu konuda ölçülü davranmak önemli. Tatil sonrası yapılmış olması gereken ödevler varsa bunların ertelenmemesi, zamanında ve eksiksiz bitirilmesi önemlidir. Bu konuya çocuğunuzla birlikte göstereceğiniz hassasiyet, tatil sonrası çocuğunuzun okul ve derslerine adaptasyonunu da olumlu katkıda bulunacaktır.
Tatilde çocuklar ders çalışırken nelere dikkat edilmeli?
Tatil sonrasındaki sorumlulukları unutmamak gerekir. Bu nedenle bu sorunun yanıtı evet, ancak bu konuda çocuğunuzla birlikte hareket etmeniz daha da önemli. Çocuğa ödevleri ve dersleri konusunda yardımcı olmak ona moral verebilir. Uygulama sırasında kontrol etmeyi ihmal etmeyin. Bazen programa uyulmadığı durumlar, kaçamaklar olabilir. Bu durumda ağır cezalar yerine birlikte tekrar gözden geçirme ve yeni düzenleme yapmak, daha çok işe yarayacaktır.
Çocuğun karnesinde kırıklar varsa, tatil dönemi nasıl değerlendirilmeli? 
• Fazla ve aşırı tepki istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bu konuda da ölçülü davranın. Kötü olan dersleri hakkında konuşun.
• Çocuğunuzun kendisi ile ilgili yaptığı yorumlara güvenin. Hangi konuda eksik hissediyorsa o konuda yardımcı olacağınızı ona hissettirin. Tatilde bu konuda birlikte adım atabileceğinizi iletin.
• Dikkat eksikliği- hiperaktivite bozukluğu (DEHB), öğrenme güçlüğü, depresyon, ansiyete bozukluğu gibi bazı psikiyatrik durumlar, çocuğunuzun gayretine rağmen, onun okul başarısını olumsuz yönde etkileyebilir. Bu konuda okulda rehberlik bölümü tarafından yapılacak yönlendirmelere kulak verin.
• Çocuğunuz yeterli ve üzeri gayret gösterirken başarısız oluyorsa, bu sayılan durumlardan biri ya da birkaçı çocuğunuzda olabilir. Dikkat dağınıklığı yaygın bir yakınmadır. Yeterince iyi uyumayan biri de dikkatini toparlamakta zorluk çeker.
• Her hareketli çocuk hiperaktif değildir. Bu tanının konması için çocuğun ya da ergenin psikiyatr tarafından değerlendirilmesi gerekir. Tanıya yardımcı dikkat testleri de yapılmaktadır.
• Dikkatini toplayamayan bir çocuk ya da ergenin, yeni bilgileri öğrenmesi zorlaşmaktadır. Depresyonun 9 belirtisinden biri dikkat ve konsantrasyonda günlük yaşamını olumsuz yönde etkileyecek kadar azalma olmasıdır.
• Depresyon çocuk ve ergenlerde örtülü biçimde seyredebilir. Depresyondaki çocuk eskisi gibi oyun oynamak istemez, keyfi pek olmaz, iştahı azalabilir, sürekli uyumak isteyebilir, daha çabuk sinirlenir ve çabuk ağlar. Depresyondaki ergen çok sinirli olur. Her şeye bağıran, çabuk tepki veren, tahammülsüz, sabırsız bir insana dönüşür. Eskisi gibi gülmez, sosyal hayatı kötüleşir, ağlamaları olur. İştahı değişir, uykusu bazen artar bazen de azalır. Böyle bir durum değişikliği varsa ve okul başarısı da eskiye göre kötüye gidiyorsa muhakkak psikiyatr tarafından çocuğun değerlendirilmesi gerekir. Gerekli durumlarda antidepresan tedavisi başlanır ve tedavi ile genel durumu düzelirken okul başarısının da olumlu yönde değiştiği gözlenir.
Günde ne kadar süre bilgisayar oynamalı, ne kadar süre televizyon izlemeli?
• Pek çok çocuk için tatil evde daha çok bilgisayar oyunu ve daha çok TV anlamına geliyor. Bilgisayar oyunlarına tümüyle karşı çıkmak doğru ve akılcı bir tutum değil çünkü çocuklar özellikle yasaklanan şeyleri yapmak konusunda, hiç bir şeyde olmadığı kadar istekli olurlar. Ayrıca çocuğunuz size olumsuz tepkiler verme olasılığı da az değil.
• Bu nedenle bilgisayar oyunlarını yasaklamak yerine, birlikte karar verdiğiniz oyunları oynamasına için izin verin. Şiddet içeren oyunları yasaklayın ve bunun nedenini çocuğunuza uygun şekilde ve yine internet üzerinden olumsuz örneklerle açıklayın.
• Uzun süre bilgisayar ve televizyon karşısında oturmak çocuklarda göz hastalığı, duruş problemleri ve radyasyona maruz kalma gibi sağlık sorunlarına yol açar. Tüm gününü bilgisayar başında geçiren bir insanın yaşayabileceği fiziksel hastalıkları anlatın, örnekler verin.
• Çocuğunuzla süre konusunda uzlaşın. Her gün kullanacaksa bu süre bir saati geçmemeli. Gün aşırı kullanacaksa kullanım saatini buna göre ayarlayabilirsiniz. TV için de aynı kuralları uygulayabilir, kullanım saatini belirleyip buna uymasını sağlayabilirsiniz. Uyulmadığı durumlarda yaptırım uygulanmalı, ödül-ceza sistemi düşünülmelidir. Çocuğunuzu zararlı sitelerden koruyan programlardan yararlanın. Bu sayede çocuğunuzun internet üzerinden yapabileceği her şeyi kontrol edebilme şansınız olacaktır.
Çocuğun tatil sonrasında okula alışabilmesi için neler yapılması gerekiyor? 
Tatil sonrası çocuğunuzun okula tekrar uyum sağlaması zor olabilir. Bunu daha kolay hale getirmek için yapılabilecek önlemlerden bahsedelim.
• Eğer yolculuğa çıkmışsanız, eve bir kaç gün erken dönüp tatilin son günlerini evde geçirin. Evinde olmak çocuğunuzun adaptasyonunu artırır.
• Özellikle tatilin son haftasında çocuğunuzun yemek ve uyku düzenini okul hayatına uygun olarak ayarlayın.
• Okul çantasını ve kıyafetlerini hazırlarken ona yardımcı olun.
• Kitap ve defterlerini, yeni ders programını birlikte kontrol edin.
• Tatilde ders çalışma programında, ilk dönem öğrendiği bilgiler hakkında konuşmak ve bu bilgiler üzerinden hatırlama amaçlı geçmeyi ihmal etmeyin. Onunla bu bilgiler hakkında konuşun.
• Sizdeki merakı gördüğünde onun da merak ve heyecanı artacak, konulara dikkatini daha kolay vermeye başlayacaktır. Bu tutumunuz yıl boyunca sürmeli.
• Her ders çalışmada ilgiyle çocuğunuzu dinleyebilirseniz, sizinle yaptığı pekiştirmeler sayesinde öğrenmesi daha kolay olacaktır. Unutmamalıyız ki öğrenmek için tekrar gerekir. Tekrar edilmeyen bilgi unutulur.


Gönderen Unknown

7 Eylül 2012 Cuma

Ruh sağlığı, kişinin hayatına şekil veren önemli bir rol oynar. Bir formda kalmak için zihinsel olarak sağlıklı olmak zorundadır. Bu her gün faaliyetleri üzerinde büyük bir etkisi var. Ruh sağlığı durumu ile başa çıkma dengeleme problemleri yeteneğidir. Bir normal ve önyargılı olması ve durumun yenik olmadan, hızlı, akıllı kararlar almak gerekir. Ruh sağlığı eksikliği akıl hastalığı veya akıl hastalığı yol açar. Onlar düşünce, davranış ve duygu bozuklukları var. Bu hayat sıkıcı ve sorunlu hale getirecektir.
Çoğu durumda, insanlar nedeniyle duygusal ve psikolojik faaliyetler ruhsal bozukluklar ile etkilenir. Ortamda bu hayati bir rol oynar. Etkilerin bazıları kısa süreli olabilir ve bazı uzun süreli etkiye sahip olabilir. Bu kişiler psikiyatristler tarafından tedavi edilmesi gerekir. Bazı şeyler korkusu vardır fobiler gelişebilir. Hayır nedenlerle, bazı eğilim korkmak zorunda. Bazı yangın, su ve çok daha fazlası görünce fobiler olacaktır. Ayrıca stres zihinsel hastalık için önemli bir neden olmuştur. İnsanlar düzgün yanıt vermez ve strese karşı yeterli önlemleri yapmayız. Ilgili durum stres uzun süreli maruz kalma yorgunluk neden olabilir. Bu tahribat yaratacaktır.




Bir rapor akıl hastalığı yaklaşık % 75 stres nedeniyle olduğunu söylüyor. İnsanlar dengeli bir hayat olmalı ve durumları işlemek için kendi temper serin tutmak gerekir. Hitler'in sözleri burada hatırlanması gerekir. Sana endişe ihtiyacı nedir ardından sorununuzu çözebilir Eğer "diyor? Eğer endişe kullanımı nedir? Sonra çözemezseniz "Yani endişe hiçbir faydası yoktur. Yani serin kalır ve hayatın tüm sorunlar için cevaplar verecektir. Arkadaşlarınızla, anne, aile üyeleri ve seni seviyorum kişilerden yardım alın. Onlar tarafından gösterilen büyük ilgi ve sevgi olumlu bir ilham kaynağı olacak ve kişiler er tür sorunlardan kurtarabilirsiniz.
Gönderen Unknown