Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             
baş ağrısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baş ağrısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2013 Çarşamba

Kendinizi Dinlemek
Merhaba,

Bugün kaynağı kendim olan bir yazı yazıyorum. Bugüne kadar bize "kendini çok dinleme" tarzında telkinler verildi. Herhalde bunu duymayan yoktur. Fakat ben bu anlamda bu yazıda bir ayrım yapmak istiyorum. Amacım hastalık hastası moduna girmiş bireylerin varlığına katkıda bulunmak değil. 

İlk yazılarımdan birinde wellness kavramının ne olduğuna odaklanmıştım. Toplumda "wellness" eksikliğinin yol açtığı bazı sağlık sorunlar, genel olarak bambaşka nedenlere bağlanıyor. Bu konuyla ilk karşılaşmam Paul Zane Pilzer'ın "The new Wellness Revolution" adlı kitabını okuduğumda oldu ve bana o zaman, şu anda olduğu gibi çok mantıklı gelmişti.

Genelde günlük hayatın içinde; kronik yorgunluk/halsizlik, baş ağrısı/migren, eklem rahatsızlıkları, mide bulantısı vb. sayamayacağım birçok sıkıntı ile karşılaşan çok fazla insan oluyor. Bunlar da genelde olan bir olaya, bir kişiye veya bir olaya sinirlenmeye, finansal problemlere vb. birçok nedene bağlanıyor. "Kedidir kedi" durumu aslında. Çok dinleme kendini geçer durumu burada başlıyor zaten. Fakat aslında bu anlamda baktığımızda sağlıksal sıkıntıları bir şeylere bağlamak yerine gerçek sebebini bulmaya odaklanmak gerekebilir. En azından uzun vadede daha kötü durumların önüne geçilebilir.
Yaşanılan sıkıntıların sebebi yaşam tarzının idealden çok uzak olması, vücutta mineral, vitamin gibi maddelerin eksik olması olabilir. Ayrıca bu sorunlar ciddi bir hastalığa giden yolda vücudun verdiği sinyaller olabiliyor. Özellikle kronik anlamda yani sürekli olarak belli rahatsızlıkları yaşıyorsanız, kendinize bir göz atmakta fayda olacaktır. Şahsen John Briffa'nın yazmış olduğu "Sağlıklı Yaşam İçin Vitaminler ve Mineraller" kitabından oldukça fazla fayda sağlamış kişi tanıyorum. Başucu kitabı olabilecek nitelikte, keşfedilmemiş bir kitap olduğunu düşünüyorum. Örneğin stresin vücuttaki B vitaminini yok etmesi, bir adet sigaranın ortalama 30mg C vitaminini yok etmesi gibi basit bilgilere sahipken, vücudun bu eksikliklerde sağlıksal bazı sinyaller vermesi bana doğal geliyor. Düşünsenize vücudunuza lazım olan bir maddeden vücudu 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl bıraktığınızda neler olabilir? Ben biliyorum da söylemiyorum. :)

"Kendinizi dinleyin"den kastım, sürekli hastalık düşünün, tüh tüh vah vah diyin kendinize gibi bir yaklaşımdan ziyade, sorunları ortaya çıkaran sebepleri bulmaya çalışın. Unutmayın ki, insanın doğal durumu sağlıklı olmasıdır. Dolayısıyla herhangi bir hastalık, rahatsızlık durumunun doğal olmayan bir durum olduğunun farkında olmanızı tavsiye ediyorum. O yüzden herşeyi doktorlardan beklemeden, kendinize biraz kulak verirseniz, uzun vadede oldukça karlı olabilirsiniz. Sonuçta tek bir hayatınız var, onu nasıl yaşayacağınız sizin kararlarınızla değişecek...

Sevgiler.

Gönderen Unknown

18 Aralık 2012 Salı

Migrene iyi gelen bitkiler
Migrene iyi gelen bitkiler
Migrene iyi gelen bitkiler

Migren
, bir çok insanda karşılaştığımız, oldukça ağrı yapan bir hastalık çeşididir. Bazı belirtileri şunlardır:
  • Kusma
  • Bulantı
  • Işık ve sese karşı aşırı duyarlı olma



Migren ataklarının yaşandığı dönemde yaşam kalitesi oldukça azalmakta ve sıkıntılı bir süreç yaşanmaktadır. Tüm bunlara rağmen migren hastaları tam olarak tedavi edilemezler. Bir çok insan, iyileşme şansının olmadığını düşünüp doktora dahi gitmemektedir. Migren hastalığı konusunda pek çok yeni tedavi yöntemleri geliştirilmiştir.

Migren hastalığına karşı bazı bitkisel önlemler:

  • Migren noktalarına papatya yağı ile masaj yapılabilir
  • 1 Bardak kaynar suya 4-10 gram ufalanmış oğulotu yaprağı konulur. 10 dakika bekletilip günde 3 bardak içilir.
  •  Defne tohumu toz haline getirilir.Günde 5 gram balla macun yapılır ve yenilir.
  • Ağrı geldiğinde kahvesi bol olan soğuk ve sade kahve içilir.

Ahmet Maranki

Gönderen Unknown

1 Aralık 2012 Cumartesi

Migren, nörolojik, gastrointestinal ve otonom değişikliklerin çeşitli şekillerde eşlik ettiği primer epizodik (bölüm) bir baş ağrısı bozukluğudur. Nörolojik muayeneler, görüntüleme ve laboratuvar incelemeleri genellikle normaldir ve bunlar daha korkutucu diğer klinik hastalıkların nedenlerinin dışlanmasında yarar sağlar.

A) Migren Atağının Tanımı: Migren atağı, baş ağrısından saatler veya günler öncesinde ortaya çıkan prodrom evresi, baş ağrısının hemen öncesinde oluşan aura evresi, baş ağrısı evresi, baş ağrısının düzelme evresi şeklinde dört bölüme ayrılabilir. Migren tanısı için zorunlu olarak bulunması gereken bir evre bulunmamaktadır.

1) Öncü Fenomenler (Prodrom) Evresi: Baş ağrısından önceki saatler veya günler içerisinde öncü fenomenler görülür. Hastalar çoğunlukla duygudurumlarında ya da davranışlarında aniden ortaya çıkan psikolojik, nöroloji, otonomik veya bünyesel özellikler gösteren tipik değişikliklerden yakınırlar.

2) Aura Evresi: Migren aurası, migren atağının öncesinde, atakla beraber veya ender olarak atak sonrasında görülen fokal nörolojik belirtilerin karışımıdır. Bu belirtiler genellikle 5 ile 20 dakika içinde gelişir ve çoğunlukla 60 dakikadan kısa sürer. Baş ağrısı sıklıkla auranın bitiminden sonraki 60 dakika içinde ortaya çıksa da bazı durumlarda birkaç saat gecikebilir ya da hiç ortaya çıkmaz.

Hastaların büyük bir kısmı aura ile baş ağrısı arasındaki sürede kendilerini normal hissetmez. Korku, bedensel yakınmalar, duygudurum değişiklikleri, konuşma ve düşünce bozuklukları veya çevreden soyutlanma hissi görülebilir

Oluşan görsel bozukluklar arasında görme alanında kör noktalar, basit ışık çakmaları, noktalanmalar ya da geometrik şekiller sayılabilir. Bunlar aynı zamanda görme alanı boyunca hareket edebildiği gibi görme alanında tireşimler veya dalgalanmalar da olabilir. Belirtilen görsel bozuklukluklar baş ağrısı ile birlikte görülür.

Görme dışı bozukluklar arasında vücut kısımlarını algılamada ve kullanmada bozukluklar, konuşma ve dil bozuklukları, karmaşık rüya veya kabus hali görülebilir. İşitsel auralar nadiren tek başına görülür, daha çok görsel bir aurayı takiben ortaya çıkar.

3) Baş Ağrısı Evresi: Migrende tipik baş ağrısı tek taraflı, zonklayıcı, orta-ağır şiddette olup fiziksel aktivite ile şiddetlenir. Migren tanısı koymak için bunların hepsi birlikte gerekmez. Ağrı, başlangıcından itibaren iki taraflı olabilir ya da tek taraflı başladıktan sonra diğer tarafa yayılabilir. Ağrı gündüz veya gece her zaman ortaya çıkabilir

Baş ağrısının şiddeti büyük farklılıklar gösterese de ortalama olarak 0 ila 10 arası şiddet değerlendirmesinde 7-8 arasındadır. Çoğunlukla hastalarca zonklayıcı şekilde görülür ancak bu, başka baş ağrısı tiplerinde de görülebilir. Fiziksel aktivite veya başın basit hareketleriyle bile şiddetlenir.

Migren ağrısı her zaman başkaca özelliklerle birlikte bulunur. Anoreksi sıkça görünse de bazı yiyeceklere (örn: çikolata) istek hali de olabilir. Hastaların tamamına yakınında (%90 gibi) bulantı olur, buna karşılık bunların 1/3 ünde kusma meydana gelir. Yine hastaların çoğunda fotofobi (ışıktan korkma), fonofobi (sese karşı hassasiyet), osmofobi (kokulardan rahatsızlık) gibi, duyularda belirgin duyarlılaşma ortaya çıkar, hasta karanlık ve sessiz bir oda arar.

4) Düzelme Evresi: Ağrı giderek azalır ve kaybolur. Hasta kendini yorgun huzursuz ve kayıtsız hissedebilir, konsantrasyon azalması, kafa derisinde hassasiyet, duygudurum değişiklikleri görülebilir. Buna karşın, bazı hastalar ise kendini aşırı derecede iyi ve yenilenmiş hissedebilir; bazıları ise depresif ve hasta gibi hissedebilir.

B) Migren Sendromları:

1) Aurasız Migren (Basit Migren): Beyinde yaygın veya tek taraflı zonklayıcı baş rahatsızlığı ile karakterize, aralıklı bir sendromdur. Ağrı özellikleri; tek taraflılık, zonklayıcı nitelik, orta-ağır şiddet ve rutin fizik i aktivite ile artma sayılabilir. Ataklara bulantı, kusma, fotofobi (ışıktan rahatsız olma), fonofobi (gürültüden rahatsız olma) ve/veya iştahsızlık, baş ağrısına eşlik edebilir. Bütün bu belirtilere rağmen yine de migrenin diğer nedenleri dışlanmalıdır.

Mİgren 3 günden daha uzun sürerse migren statusu terimi kullanılılr. Bazen hastayı sabaha karşı uyandırabilmekte ise de günün veya gecenin herhangi bir saatinde başlayabilir. Atakların sıklığı çeşitlilik gösterir; hayatta birkaç kez olabilirkenhaftada birkaç kez de olabilir. Ortalama bir migren hastası ayda bir veya iki kez baş ağrısı çekebilir. Beyin tümörleri, sinüzit ve glokom ve birçok organik hastalığın migreni taklit eden baş ağrılarına neden olabilir..

2) Auralı Migren (Klasik Migren): Tamamen düzelen bir veya daha fazla nörolojik belirti, auranın 4 dakikadan uzun sürede gelişmesi, auranın 60 dakikadan kısa sürmesi ve auranın ardından baş ağrısının başlamasına kadar geçen sürenin 60 dakikadan kısa sürmesi gibi sayılabilecek dört özellik görülebilir. Auralı migreni olan hastaların çoğunda aurasız migren atakları da görülebilir. Sıklıkla görme yarı alanı içinde geometrik biçimde olan renklerin, canlı görsel ışık dizileri şeklinde aura ile ortaya çıkmasıdır. Zonklayıcı baş ağrısı genellikle görsel bulguların karşı tarafındadır ve hastada bulantı, kusma, fotofobi, fonofobi ve iştahsızlık olabilir. Aura lı migren görme alanı bozuklukları ve hemisensoriyel kayıp gibi geçici nörolojik bozukluklarla birlikte olur. Aura tipik ve hep aynı özellikleri gösteriyorsa, arkasından gelen baş ağrısı migrenöz özellikleri göstermese de auralı migren tanısı konabilir. Migren aurası, küme baş ağrısı gibi diğer baş ağrılası tipleriyle birlikte de görülebilir.

C) Tedavi: Etkin migren tedavisi öncelikle doğru tanı konması, bunun hastaya açıklanması ve hastanın herhangi bir rastlantısal başka bir hastalığı olması durumunda buna ilişkili bir tedavi planı oluşturulması ile başlar. En rahatsız edici belirtilere en uygun müdahale şeklinin bulunması amaçlanır. Belirtiler de göz önünde bulunmalıdır çünkü tedaviden önce tanıdan mutlaka emin olunmalıdır. Belirli bir migren ilacı, migren taklidi olan bir hastada yararsız olacaktır, hatta tehlikeli de olabilir.

1) Akut Tedavi: Tedavi, atağa göre ve atağı yaşayan kişiye göre biçimlendirilmelidir. Önceki tedavi geçmişi öğrenilmeli ve başarılı/başarısız durumlar sorgulanmalıdır. Akut tedavi, baş ağrısı başladıktan sonra bunu geri çevirmeyi veya baş ağrısının ilerlemesini durdurmayı amaçlar. Seçilecek ilaç, baş ağrısı ataklarının şiddeti ve sıklığına, ilişkili belirtilerin durumuna, diğer hastalıklarının varlığına ve daha önceki tedavilere cevap şekline göre belirlenir. Aşırı ilaç kullanımı ve yan etkiler göz önünde bulundurulmalıdır.

2) Önleyici (Profilaktik) Tedavi: Baş ağrısı var olsun veya olmasın atak sıklığını, şiddetini ve süresini azaltmak için önleyici (profilaktik) tedaviler uygulanır. Atağın öncesinde verilebileceği gibi kısa veya uzun vadeli de verilebilir. Varlığı bilinen bir tetikleyici olduğunda veya baş ağrısının öncü bir belirtisinin varlığı durumlarında da verilebilir.

Tedavi Önceliklerinin Belirlenmesi: Tedavinin hedefi, baş ağrısının ve buna ilişkin diğer belirtilerin giderilmesi ya da önlenmesi ve hastanın mümkün olduğunca normal işlevlerine geri döndürülmesidir.

D) Migren Statusu: Baş ağrısı evresi (tedavi edilsin ya da edilmesin) 72 saatten uzun süren migren ataklarına migren statusu denir. Şiddetli ve sürekli baş ağrısı ve buna sıkça eşlik eden bulantı ve/veya kusma görülür. Migren statusu akut bir nörolojik bozuklukluğa ikincil olarak da ortaya çıkabililr. Tedaviye başlanmadan önce baş ağrısının ciddi organik nedenlerinin dışlanması gereklidir.

Bütün baş ağrıları her yaşta önemlidir. Bu nedenle özellikle hayatında ilk kez baş ağrısı çeken hastalar, tedaviye cevap vermeyen kişiler, her zamankinden farklı bir ağrının geliştiği durumlarla karşılaşanlar, eşlik eden nörolojik belirtileri olanlar daima hekime başvurmalıdırlar.

Prof. Dr. Safiye Bilgin

Nöroloji Uzmanı

EEG (Elektroensefalografi)

Muayenehane Adres:

Bağdat Caddesi No:300 D:3 K:2 Vadi Apt.

Caddebostan Kadıköy İstanbul

TEL/FAX: 0216 4781694 CEP: 0532 3255694

www.safiyebilgin.com / bilginsafiye@yahoo.com.tr
Gönderen Unknown