Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             
Zararları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zararları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2013 Perşembe

Abur cubur yemenin sindirim sistemine zararları
Abur cubur yemenin sindirim sistemine zararları Yapılan en son araştırmalar abur cubur tüketiminin sağlığımız açısından ne kadar riskli ve tehlikeli olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Obezite gibi çağımızın en büyük hastalığına neden olmasının yanı sıra, abur cuburu tercih etmenin sindirim sistemini çökerttiği de belirlendi. Abur cubur tüketimi, sindirim sistemi enfeksiyonlarını davet eden önemli bir etken. Yiyeceklerde ya da suda belli miktarda bulunan bakteriler, yine üst solunum yollarındaki bazı bakterilerle birlikte mideye iniyor. Mideyse çok kuvvetli asit ortamıyla tüberküloz basili hariç, bu bakterilerin yüzde 98’ini yok ediyor. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için normal fizyolojik şartların yerinde olması gerekiyor. Eğer bir öğünde sağlıklı seçimler yapmışsanız mideye gelen mikroplar etkisiz hale getiriliyor. Ancak abur cuburla bol miktarda sıvı alınması, yiyeceklerin midede kalış sürelerini kısaltıyor.

Gönderen Unknown
Etsiz çiğ köftenin zararları
Etsiz çiğ köftenin zararları Etsiz çiğ köfte sağlığa uygun mu, zararlı mı, sakıncası ve tehlikesi var mı? Etsiz çiğ köfte yapımında kullanılan malzemeler nelerdir, bunlar dinimize uygun mudur, helal midir? Etsiz çiğ köfte sevip de bu soruları soranlara kötü haber geldi! Zira etsiz olması nedeniyle tercih edilen çiğköftelerde, et aroması kazandırmak amacıyla ‘et bulyon’ kullanılıyor. Helal sertifikası olmayan bulyonlara ise başta merdivenaltı üretim olmak üzere birçok firma yer veriyor… Son yıllarda lezzeti ve uygun fiyatıyla büyük rağbet gören çiğköfte, bilmediğimiz riskler de taşıyor. Yıllık 630 milyon liralık ciroyu yakalayan etsiz hazır çiğköftelerin, geleneksel etli çiğköfteye göre en önemli farkı içeriğinde et olmaması. Fakat etsiz çiğköftelere et aroması kazandırmak amacı ile kullanılan bulyonlar, etli olanlara göre insan sağlığı açısından daha zararlı hale gelebiliyor. Bulyonların hammaddesi et ve tavuktan oluşuyor. Bu hayvanların İslamî usullere göre kesilmemiş olması helal lokmayı şüpheli duruma getirirken bulyonda yer alan mono sodyum glutamat (MSG) sağlığa zarar veriyor. Bulyonlardaki tehlike ise hammadde olan et ürünlerinin kesiminde başlıyor. En’am Suresi 121. ayetindeki, “Allah’ın adı anılarak kesilmeyen hayvanların etlerinden yemeyiniz.” hüküm sebebiyle İslami usullere göre kesimi yapılmayan hayvanlardan elde edilen gıda ürünleri tüketilmiyor. Bulyona, başta merdiven altı üretim olmak üzere aralarında büyük firmaların da bulunduğu çiğköfte üreticileri ürünlerinde yer veriyor.

Gönderen Unknown

28 Aralık 2012 Cuma

Çayın Faydaları ve Zararları...
Ülkemizde oldukça fazla tüketilen siyah çay, faydaları ve zararları ile yine gündemde. Son günlerde açıklanan araştırma sonuçlarına göre; günde iki bardak çay tüketmek, kalp krizi sonrası ölüm riskini oldukça azaltıyor.

Araştırmacılar, bu şaşırtıcı sonuç karşısında çayın daha iyi incelenmesi gerektiğini söyleyerek siyah ve yeşil çayda kalbi koruma özelliğine sahip maddeler bulunabileceğini tahmin ettiklerini söylediler.

Söz konusu çalışma 13 Mayıs’da Amerikan Kalp Birliği Dergisi’nde yayınlandı. Çalışmayı yöneten Dr.Kenneth Mukamal, sonuçların beklediğinden çok daha şaşırtıcı olduğunu ve çay bitkisinin kalp sağlığı üzerindeki gerçek etkisi, araştırma sonucundan daha az olması durumunda bile, kalp krizinden kurtulmak için hatırısayılır bir fayda yaratabileceğini belirtti.

Çalışmada çay içenler ile çay içmeyenler arasında, kalp krizi sonrası ölüm oranları araştırıldı. Çay tüketimi fazla olanlarda (günde 2 veya daha fazla bardak), araştırma sonuçlarına göre : çay tüketmeyenlere oranla %44 daha az kalp krizi nedenli ölüm görülüyor; bir haftada 14 bardaktan daha az çay tüketenler ise, hiç tüketmeyenlere oranla kalp krizi sonucunda % 28 daha az ölümle karşılaşıyorlar. Bu geniş çaplı araştırmada, araştırmacılar kalp krizinden sonra hayatta kalan 1900 kişinin, kalp rahatsızlıklarından önceki çay tüketimlerini not alıp bu kişileri 4 yıl boyunca izlemeye devam edecekler. Araştırmaya katılmış olan doktorlar; denek olarak alınan kişilerin başka bir kalp krizine ya da kalp rahatsızlıklarına daha yatkın olan yüksek risk grubundaki insanlardan seçildiğini belirtiyorlar.

Araştırmacılar flavonoidlerin (bitkilerden elde edilen, besinlerde doğal olarak bulunan antidoksidanlar) kan damarlarını genişleterek kanın vücuttaki dolaşımını daha kolay sağladığını ve böylece kalbi doğal yoldan korumanın mümkün olabildiğini söylüyorlar. Ayrıca flavonoidlerin, LDL kolestrolünün daha kötü bir kolestrol haline dönüşmesini önleyebileceğine dair kanıtlar da sözlerine bulduklarını ekliyorlar.

Kalp krizi sonrası ölümü önlemek için herkesin çay içmeye başlaması mı gerekir?

Doktorlar araştırmaların bitmediğine dikkat çekerek, fazla çay tüketimini henüz tavsiye etmemekle birlikte, kalp krizi geçirmiş olan ve çaydaki kafeinden endişe edenlerin bu konuda korkmasına gerek olmadığını belirtiyorlar. Araştırma yapılırken hastalara ne tür çay (kafeinli, kafeinsiz) tüketikleri ile ilgili soru sorulmamış; çünkü araştırmacılar tüketilen çayın kafeinli ya da kafeinsiz oluşunun, ortaya çıkan bu olumlu sonucu değiştireceğini düşünmüyorlar. Bütün bitki çaylarının farklı özellikler taşıdığı ve bu önemli etkiyi hepsinin yaratamayacağı belirtiliyor; yeşil ve siyah çaydaki kimyasal bileşimin de birbirinden farklı olduğu ve bu nedenle farklı faydalar sağlayabileceği uyarısı yapılıyor.

Bitkilerden yapılan diğer içeceklerin kalp üzerinde faydalı etkileri olabilir mi?

Bitkilerle yapılan siyah bira, şarap ve viskide de flavonoid maddesi bulunur fakat bunların miktarı çayda bulunandan çok daha azdır. Eğer bitkilerin olumlu faydalarından yararlanmak istiyorsanız, katkısız bitki çayları tüketmeniz, alkol içeren bitki içeceklerinden çok daha yararlı olacaktır. Alkol ve bitki özleri içeren bir içecek tüketmeyi düşünürken içerdiği az miktardaki flavonoid maddesinin yararından daha çok, barındırdığı alkol oranı ile uzun vadede karşılaşacağınız sağlık problemlerini göz önünde tutmalısınız.

YEŞıL ÇAY VE KANITLANMIŞ SONUÇLARI

Yeşil çayın yaşlanmayı geciktirdiği, doğal kafeini ile rahatlık sağladığı; yapılan araştırmalar sonucunda bilinen özelliklerindendir. Yeşil çayın kanser olasılığını azalttığı belirtiliyor. Yapılan farklı araştırmalara göre bunun nedeni; yeşil çayın kolesterol ve yağ değerleri üzerindeki olumlu etkisi, tansiyonu düzenlemesi ve damar sertliğini önlemesi olarak açıklanıyor.

Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre; Polifenoller, polisakkaritler ve değişik vitaminler içeren Yeşil Çay`ın yemek borusu kanserini erkeklerde yüzde 57, kadınlarda ise yüzde 60 oranında önlediği bildirildi.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Yrd.Doç. Dr. Hayri Çoşkun, yeşil çay`ın, oksidasyon olmaması için toplandıktan sonra ezilme gibi işlemlerden korunduğunu, böylece doğal bileşenleri ve aromasının da korunduğunu belirtiyor.

Coşkun, Yeşil Çay`ın değişik kanser risklerini azalttığını, kan kolestrol seviyesini düşürdüğünü, yaşlanmayı geciktirerek değişik bakterilerin gelişmesini engellediğini kaydederek, ``Ultra viole ışınlarının deride kanser ve buruşukluklara neden olduğu bilinmektedir. Yeşil çayın ise bu tür deri hastalıklarını koruyucu özelliği vardır. Sigara dumanında potansiyel kanser yapıcı madde olan NNK, akciğer kanserine neden olmakta, Yeşil çayın bu hastalığa karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır`` diye ekliyor.

SıYAH ÇAY VE KANITLANMIŞ SONUÇLARI

Chicago’da yapılan araştırmanın sonucuna göre; Siyah çay kalp hastalarında damar sağlığını korumakta. Amerikan Kalp Derneği`nin ``Circulation Journal`` adlı yayın organında yer alan araştırmaya göre, daha önce kalp sağlığında olumlu etkisi belirlenen siyah çayda, siyah üzüm, greyfurt suyu, soğan ve kırmızı şaraptaki flavonoid maddesi, yüksek oranda bulunuyor.

‘Flavonoid`in, kötü kolesterolün (LDL) yol açtığı oksidasyon durumunu ve damar cidarlarının kalınlaşmasını önlediğini kaydeden uzmanlar, bu etkinin ancak çok miktarda flavonoid özü alınmasıyla kendini gösterdiğine dikkati çekiyorlar.

Boston Üniversitesi Tıp Merkezi`nde yapılan bir araştırmada, deneklerin bir kısmına bir süre boyunca belirli miktarda çay, bir kısmına ise su içiriliyor.

Gönderen Unknown
Çikolatanın Yararları ve Zararları
Bir gıdanın yarar veya zararından bahsederken tükediltiği miktar önemli bir konudur. Çikolata insanın ihtiyaç duyduğu bir gıdadır. Beyinde serotonin salgılanmasında önemli bir rol oynar. Buda insan sağlığı için çok önemlidir.

Bitter çikolata, yeşil çay ve üzümün bağışıklık sistemini güçlendirdiği kadar bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Bitter çikolatanın antioksidan etkisi mevcut. Yapılan bazı araştırmalara göre 50-70 gram civarında tüketilen bitter çikolata sağlığa yararlı olup yenmesinin herhangi bir zararı olmadığı yönünde.

Çoğu insan çikolata beni şişmanlatıyor diye yemiyor, çikolatadan uzan durup bir kenara kaldırıyor. Bu çok yanlış bir durumdur. Nedenlerini doğru bir şekilde belirleyip çok miktarda değil az miktarda tüketilmesi gerekiyor. Fındık, fıstık vs. gibi kuruyemişlerle çikolata birleştiği zaman kalorisi artıyor ve kilo sorunları olan insnalarda obezite gibi tehlikeli bir hastalığa neden oluyor.

Günde tüketeceğiniz çikolata miktarı çok önemli. Mesela günde 200 gram çikolata yemek çok zararlı. Bitter çikolata dışındaki diğer çikolatalardan tüketiyorsanız bunları yarı yarıya düşürün. Mesela 100 gram çikolata yiyorsanız 50 gram yapın. Unutmayın çikolata sağlığa yararlı bir gıda ama fazlası hastalıklara yol açabilir.

Türkiyede yapılan bir araştırmaya göre en çok kare, baton ve tablet çikolatalar tüketliyor.
İkramlık çikolatalar en çok tüketilen çikolata çeşitleri arasında 2. sırada yer alıyor. Türkiyede Türk insanı en çok sütlü çikolataları ve antep fıstıklı çikolataları tercih ediyor. Onların ardından fındıklı çikolata ve bitter çikolatalar geliyor.

En sağlıklı çikolata bitter çikolata olarak öne çıkıyor. Uzmanlar diğer çikolatalara oranla bitter çikolatanın daha faydalı olduğunu söylüyorlar. Nedeni ise bitter çikolatada şeker oranı düşük, kakaosu yüksek ve katkı maddesinin az olması olarak söyleniyor.

Bazı söylentiler var. Çikolata migren hastalığına etkisi var mı veya bu hastalığı tetikler mi ? Migrenli hastalarda phenolsuphotansferase adında bir enzimin az olduğu kanıtlanmıştır.
Çikolata damarları açıp bu enzimin çok harcanmasını sebep oluyor. Aşırı çikolata yememek şartıyla migrenli hastaları çikolata yiyebilir.

Bir diğer mesele çikolata bağımlılık yapar mı üzerine. Çikolata mutluluk hormanı sağladığından ve güzel tadından bağımlılık yapabiliyor. Ama bu bağımlılığın psikolojik olduğuda bir gerçek.

Gönderen Unknown