Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             
antioksidan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
antioksidan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2013 Çarşamba

Kolesterol ve Statinler Nelerdir?
Merhaba,

Başlık biraz akademik gibi oldu ama amacım gayet basit bir yazı yazabilmek. Ben şahsen hep merak etmişimdir kolesterol mevzusunu. Nedir? Ne işe yarar? Neden yükselince kıyamet kopuyor ve hemen statin denen ilaçları "ömür boyu" kullanmaya mahkum ediyorlar "hasta"ları? 

Kolesterol ile ilgili Memorial Hastanesi Kardiyoloji bölümüne yazdırılmış bir yazı şurada mevcut. Detay isteyenler için bu kaynak güzel görünüyor. Fakat bu yazıda yazan LDL ne kadar yüksekse kalp hastalığına yakalanma riski o kadar yüksektir gibi bir önermenin ciddi bir altyapısının olmadığını düşünüyorum. 
Bilin bakalım yüksek kolesterolü düşürmek için (tehlikeli ya!) sürekli kullanılmaya mecbur bırakılan statin ilaçlarının pazarı ne kadar büyüklükte? 29 milyar dolar(cık)... Dile bile kolay gelmiyor bu büyüklükteki para. Gel de insanları kolesterolün fazlalığının problem yaratacağı yönünde manipüle etme! Bu elbette birçok kaynağa dayandırarak söylesem de benim şahsi görüşüm, sonra benim Kardiyoloji uzmanı tanıdığım var, o böyle demiyor demeyin. İstediğinize inanmakta serbestsiniz sonuçta bu konuda. :)

Bu konuda hoş bir kaynak için tıklayınız. İngilizce bir kaynak için de buraya tıklayınız. 
Özellikle verdiğim ilk kaynakta statinler ile ilgili Harvard Üniversitesi yorumu var, hani şu Tıp alanında birinci sırada olan okul. "Statinler 20 yıldır var. En önemli şey kalp hastalığı geçmişi olmayan insanlarda statin kullanımının ölüm ve diğer ciddi sağlık sorunları konusunda bir düşüş kaydedilmemesi." Neden acaba?

Kolesterol vücudumuzda, çoğunluğunu karaciğerin ürettiği, bildiğim kadarıyla her hücrede bulunan ve ihtiyaç duyulan (ör: hücre zarı) faydalı bir madde. Bunun düşük yoğunlukta olan LDL olanı var, yüksek yoğunlukta olan HDL olanı var. LDL olanı hain olan diye geçer, HDL ise ısırmıyormuş. LDL'nin bu kadar kötü olarak algılanmasının sebebi aslında varlığının zararlı olması değil. Zaten vücudumuzun ürettiği bir şeyin kendi sistemine zarar vermesi ne kadar açıklanabilir? Karaciğer fabrika gibi lazım oldukça üretiyor bunları. 
LDL'nin bu derece tehlike olarak görülmesinin sebebi, serbest radikal denilen zararlı elemanlar sayesinde yapısının bozulup enflamasyon yaratması ve damarda çökmesi (damar tıkanıklığı öncüsü). Antioksidanlar ile ilgili yakında yazacağım yazımda bu konudan bahsedeceğim. Serbest radikal oluşumu da dış etkenler ve kendi kendimize yaptıklarımız ile oluyor. Kısacası, normalde zararlı olmayan LDL kolesterolü, vücutta dış etkenler vb. nedenlerle zarar verebilecek hale geliyor. Ne kadar fazla LDL olursa, serbest radikal hasarı olasılığı o kadar yükseldiği için de fazlalığı çok zararlı bir şey olarak gösteriliyor. Serbest radikal hasarlarından korunsak daha iyi olabilir mi acaba? 

Dolayısıyla aslında kolesterol kavramından korkmak yerine, dolaylı olarak yol açabileceği sorunlardan korkmak ve bunlara önlem almak daha iyi olabilir gibi geliyor. Zaten Canan Karatay gibi profesörler de bu görüşe sahip ve onlar elbette bu konuda daha uzmanlar. 

Amacım kolesterol kavramı ve yüksek kolesterol için verilen ilaçlara yani statinlere dikkat çekmekti. Bu arada Sağlığa Giden Yol kitabında Dr. Ross Walker, statin kullananların mutlaka Coenzim Q10 adındaki besin desteğini kullanmaları gerektiğini söylüyor. Ek bir bilgi olarak dursun. Sebebi konusuna CoEnzimQ10 ile ilgili bir yazı yazınca değinirim.

Sevgiler. 

Gönderen Unknown

28 Aralık 2012 Cuma

Çayın Faydaları ve Zararları...
Ülkemizde oldukça fazla tüketilen siyah çay, faydaları ve zararları ile yine gündemde. Son günlerde açıklanan araştırma sonuçlarına göre; günde iki bardak çay tüketmek, kalp krizi sonrası ölüm riskini oldukça azaltıyor.

Araştırmacılar, bu şaşırtıcı sonuç karşısında çayın daha iyi incelenmesi gerektiğini söyleyerek siyah ve yeşil çayda kalbi koruma özelliğine sahip maddeler bulunabileceğini tahmin ettiklerini söylediler.

Söz konusu çalışma 13 Mayıs’da Amerikan Kalp Birliği Dergisi’nde yayınlandı. Çalışmayı yöneten Dr.Kenneth Mukamal, sonuçların beklediğinden çok daha şaşırtıcı olduğunu ve çay bitkisinin kalp sağlığı üzerindeki gerçek etkisi, araştırma sonucundan daha az olması durumunda bile, kalp krizinden kurtulmak için hatırısayılır bir fayda yaratabileceğini belirtti.

Çalışmada çay içenler ile çay içmeyenler arasında, kalp krizi sonrası ölüm oranları araştırıldı. Çay tüketimi fazla olanlarda (günde 2 veya daha fazla bardak), araştırma sonuçlarına göre : çay tüketmeyenlere oranla %44 daha az kalp krizi nedenli ölüm görülüyor; bir haftada 14 bardaktan daha az çay tüketenler ise, hiç tüketmeyenlere oranla kalp krizi sonucunda % 28 daha az ölümle karşılaşıyorlar. Bu geniş çaplı araştırmada, araştırmacılar kalp krizinden sonra hayatta kalan 1900 kişinin, kalp rahatsızlıklarından önceki çay tüketimlerini not alıp bu kişileri 4 yıl boyunca izlemeye devam edecekler. Araştırmaya katılmış olan doktorlar; denek olarak alınan kişilerin başka bir kalp krizine ya da kalp rahatsızlıklarına daha yatkın olan yüksek risk grubundaki insanlardan seçildiğini belirtiyorlar.

Araştırmacılar flavonoidlerin (bitkilerden elde edilen, besinlerde doğal olarak bulunan antidoksidanlar) kan damarlarını genişleterek kanın vücuttaki dolaşımını daha kolay sağladığını ve böylece kalbi doğal yoldan korumanın mümkün olabildiğini söylüyorlar. Ayrıca flavonoidlerin, LDL kolestrolünün daha kötü bir kolestrol haline dönüşmesini önleyebileceğine dair kanıtlar da sözlerine bulduklarını ekliyorlar.

Kalp krizi sonrası ölümü önlemek için herkesin çay içmeye başlaması mı gerekir?

Doktorlar araştırmaların bitmediğine dikkat çekerek, fazla çay tüketimini henüz tavsiye etmemekle birlikte, kalp krizi geçirmiş olan ve çaydaki kafeinden endişe edenlerin bu konuda korkmasına gerek olmadığını belirtiyorlar. Araştırma yapılırken hastalara ne tür çay (kafeinli, kafeinsiz) tüketikleri ile ilgili soru sorulmamış; çünkü araştırmacılar tüketilen çayın kafeinli ya da kafeinsiz oluşunun, ortaya çıkan bu olumlu sonucu değiştireceğini düşünmüyorlar. Bütün bitki çaylarının farklı özellikler taşıdığı ve bu önemli etkiyi hepsinin yaratamayacağı belirtiliyor; yeşil ve siyah çaydaki kimyasal bileşimin de birbirinden farklı olduğu ve bu nedenle farklı faydalar sağlayabileceği uyarısı yapılıyor.

Bitkilerden yapılan diğer içeceklerin kalp üzerinde faydalı etkileri olabilir mi?

Bitkilerle yapılan siyah bira, şarap ve viskide de flavonoid maddesi bulunur fakat bunların miktarı çayda bulunandan çok daha azdır. Eğer bitkilerin olumlu faydalarından yararlanmak istiyorsanız, katkısız bitki çayları tüketmeniz, alkol içeren bitki içeceklerinden çok daha yararlı olacaktır. Alkol ve bitki özleri içeren bir içecek tüketmeyi düşünürken içerdiği az miktardaki flavonoid maddesinin yararından daha çok, barındırdığı alkol oranı ile uzun vadede karşılaşacağınız sağlık problemlerini göz önünde tutmalısınız.

YEŞıL ÇAY VE KANITLANMIŞ SONUÇLARI

Yeşil çayın yaşlanmayı geciktirdiği, doğal kafeini ile rahatlık sağladığı; yapılan araştırmalar sonucunda bilinen özelliklerindendir. Yeşil çayın kanser olasılığını azalttığı belirtiliyor. Yapılan farklı araştırmalara göre bunun nedeni; yeşil çayın kolesterol ve yağ değerleri üzerindeki olumlu etkisi, tansiyonu düzenlemesi ve damar sertliğini önlemesi olarak açıklanıyor.

Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre; Polifenoller, polisakkaritler ve değişik vitaminler içeren Yeşil Çay`ın yemek borusu kanserini erkeklerde yüzde 57, kadınlarda ise yüzde 60 oranında önlediği bildirildi.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Yrd.Doç. Dr. Hayri Çoşkun, yeşil çay`ın, oksidasyon olmaması için toplandıktan sonra ezilme gibi işlemlerden korunduğunu, böylece doğal bileşenleri ve aromasının da korunduğunu belirtiyor.

Coşkun, Yeşil Çay`ın değişik kanser risklerini azalttığını, kan kolestrol seviyesini düşürdüğünü, yaşlanmayı geciktirerek değişik bakterilerin gelişmesini engellediğini kaydederek, ``Ultra viole ışınlarının deride kanser ve buruşukluklara neden olduğu bilinmektedir. Yeşil çayın ise bu tür deri hastalıklarını koruyucu özelliği vardır. Sigara dumanında potansiyel kanser yapıcı madde olan NNK, akciğer kanserine neden olmakta, Yeşil çayın bu hastalığa karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır`` diye ekliyor.

SıYAH ÇAY VE KANITLANMIŞ SONUÇLARI

Chicago’da yapılan araştırmanın sonucuna göre; Siyah çay kalp hastalarında damar sağlığını korumakta. Amerikan Kalp Derneği`nin ``Circulation Journal`` adlı yayın organında yer alan araştırmaya göre, daha önce kalp sağlığında olumlu etkisi belirlenen siyah çayda, siyah üzüm, greyfurt suyu, soğan ve kırmızı şaraptaki flavonoid maddesi, yüksek oranda bulunuyor.

‘Flavonoid`in, kötü kolesterolün (LDL) yol açtığı oksidasyon durumunu ve damar cidarlarının kalınlaşmasını önlediğini kaydeden uzmanlar, bu etkinin ancak çok miktarda flavonoid özü alınmasıyla kendini gösterdiğine dikkati çekiyorlar.

Boston Üniversitesi Tıp Merkezi`nde yapılan bir araştırmada, deneklerin bir kısmına bir süre boyunca belirli miktarda çay, bir kısmına ise su içiriliyor.

Gönderen Unknown