Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             
nedenleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nedenleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2013 Cuma

Yenidoğan Sarılığı (Kernikterus) Nedir? Belirtileri Nedenleri ve Tedavisi

Yenidoğan sarılığı nedir, kimlerde görülür, tedavisi, belirtileri ve yeni doğan sarılığı hakkında merak ettiğiniz sorulara konumuzun devamında cevaplar bulabilirsiniz..


Yenidoğan sarılığı ya da bebek sarılığı, yeni doğmuş bebeklerde kanlarındaki bilirubin miktarının artması neticesinde görülen bir çeşit sarılıktır. Doğumdan sonraki ilk haftada her doğan bebeğin kanında az veya çok derecelerde mutlaka bilirubin miktarında artış gözlenmektedir. Yenidoğan sarılığı, hayata yeni başlamış bebeklerde en sık görülen sıkıntılardan birisidir. Normal doğan bebeklerin %60′ında görülürken erken doğan bebeklerin %80′inde görülebilmektedir.


Bir bebeğin anne karnında sahip olduğu kanındaki alyuvarlar normal bir insandakinden farklıdır. Bu tür alyuvarlar fetal hemoglobini (HbF) denilen türdendir. Bebek doğar doğmaz işlevini yitiren bu farklı tipteki alyuvarlar hızla parçalanıp yıkılmaya başlarlar ve yerine yeni tipte hemoglobin (HbA) içeren alyuvarlar üretilmeye başlanır. Bölünerek yıkılan alyuvarlar aşırı miktarda bilirubin maddesi üremesine neden olur. Normal bir bünyedeki biluribin karaciğerde işlenerek vücuttan atılacak biçime getirilir. Bebeğin karaciğerinin aşırı miktarda üretilen biluribini karşılayamadığı durumda, vucüttan atılması gereken bu dokular bebeğin kanında birikmeye başlar. Biluribin sarı renkli pigmentlere sahiptir ve kanda aşırı miktarda birikerek bebeğin derisine nüfuz ederek bebeğin sarı renkli bir görünüm almasına ve yenidoğan sarılığına neden olur.


YENİDOĞAN SARILIĞI


Yenidoğanda vucut ve göz akının sarı renk almasıyla belirti verir. Kandaki bilirubin seviyesinin yükselmesiyle oluşmaktadır.


BİLİRUBİN:  yaşlı ve bozulmuş kırmızı kan hücrelerinin ürettiği sarı pigmenttir. Bilirubinler karaciğer vasıtasıyla barsak sistemine ordanda dışarı atılır. Eğer karaciğer yeterli miktarda bilirubini dışarı atamazsa kandaki bilirubin seviyesi artarak sarılık oluşur.


YENİ DOĞAN SARILIĞININ NEDENLERİ


1)FİZYOLOJİK SARILIK(NORMAL SARILIK)


Fizyolojik sarılık miadında yani zamanında doğan bebeklerin hemen hemen yarısında erken doğanlarda ise daha fazladır. Doğumdan sonraki 2. Veye 3.günde ortaya çıkar. Karaciğerin gelişimini tamamlayamaması ve yeterli miktarda bilirubini atamaması sonucu oluşur.



2) YETERSİZ ANNE SÜTÜ ALIMINA BAĞLI SARILIK


Yetersiz anne sütü alımı yenidoğanların çok az bir kısmında görülür belirtileri fizyolojik sarılıkla aynıdır ancak daha şiddetlidir. Bebeğin anne sütünü yeterli miktarda almaya başladıktan sonra belirtileri yok olmaya başlar. Yeni doğanlarda anne sütü alımının önemi sayılamayacak kadar fazladır tüm anne adaylarının çocuklarını en az 6 ay anne sütü ile beslemeleri gerekmektedir.


 


3) ANNE SÜTÜNE BAĞLI SARILIK


Anne sütü alımı bebbeklerin %1 lik kısmında sarılığa neden olur. Çok az annede sütlerindeki özel bir enzim sebebiyet vermektedir. Bu enzim bebeğin barsağında bilirubinlerin geri emilmesine sebeb olur. Bu sarılık doğumdan sonra annenin bebeğini emzirmeye başlamasından sonraki ilk 3 yada 4. Günde ortaya çıkar  yaklaşık 1 -2 ay devam eder.



4) KAN UYUŞMAZLIĞINA BAĞLI SARILIK ( ABO VE RH UYUŞMAZLIKLARI)


RH negatif bir annenin bebeği RH pozitifse hamilelik sırasında bebeğin eritrositlerinin plesentayı geçerek anne kanında bağışıklığa yol açmasıyla oluşur ancak bu bağışıklık RH pozitif bebeğin dünyaya gelmesinden yada yapılan abortus( düşükten) sonra ortaya çıkar. Bu bağışıklığın cevabının şiddeti bir sonraki ve sonraki her doğumda artmaktadır.


ABO uyuşmazlığında annenin kan grubu hep 0, bebeğin kan grubu ise A yada B dir. Anti a duyarlılığı daha çok görülür. Kan grubu uyşmazlıklarında annenin kanında ki antikorlar bebeğin kanını yabancı bir madde madde sanıp bunlara savaş açıp onları parçalar. Eritrositlerin parçalanmasıyla çok miktarda bilirubin açığa çıkar ve fazla sayıdaki bilirubinde sarılığa neden olur. Bu sarılık fizyolojik sarılıktan ayırmanın yolu 24 satte belirti vermesiyle ayırtedilebilir. Eğer ilk yapılan doğum yada düşükten sonraki 72 saate kadar rhogam enjeksiyonu yapılmazsa bebeğin yaşamı tehlikeye girer.



TEDAVİ:


Fizyolojik sarıkta eğer bebek biberonla besleniyorsa her 2 saatte bir beslenmeli.


Yetersiz anne sütü alımına bağlı sarılıkta adındada belli oldu üzere ilk olarak anne sütünün bebeğe yetecek kadar olmalıdır bunun için anne sütünü artırıcı yiyeceklerin ve içeceklerin içilmesiyle anne sütünü artırabilir elma suyu özellikle anne sütünün artmasına yardımcı olabilecek bir  içecektir. Bebek her saat emzirilmelidir. Eğer anne de hala yeterli miktarda süt salınımı yoksa ek gıdayla besleyerek bebeğin bağırsak hareketliliğini sağlayarak fazla bilirubinin vucuttan atılması sağlanmalıdır.


Anne sütüne bağlı sarılıkta ise 2 -3 gün anne bebeğini emzirmeye ara verip bebeğini formül mamalarla beslemelidir bu süre zarfında anne sütünün azalmaması için annenin sütünün sağılması gerekmektedir. 2-3 günden sonra kesinlikle tekrar anne sütüne geçilmelidir. En az ilk 6 ay sadece anne sütünden vazgeçilmemeli bebeğinizin sağlığı için 2-3 günlük aradan sonra tekrar emzirmeye devam ediniz.


4.Ağır sarılıklarda tedavi: ( Kan uyuşmazlıklarında tedavi)


Ağır sarılık tablolarında tedavi (kan uyuşmazlıklarında) ise kandaki bilirubin seviyesinin 20 mg/dl üzerine çıkmasıyla bebekte geri dönüşümsüz hasarlara neden olabilir. Bu kadar yüksek değerler kan uyuşmazlıklarında görülür ve sağırlık beyin felci veya beyin harabiyetlerine neden olabilmektedir. Bu harabiyetlerin önlenmesi için cocuğa fototerapi denilen tedavi yöntemi uygulanır mavi ısık deride ki bilirubini parçalayarak bilirubin seviyesi düşürülür. Bazı özel durumlarda kan değişimide tedavi seçenekleri arasında kullanılabilir. Fiz yolojik sarılıkta hastalık bu kadar ağır seyirli olmaz.



Sağlık Memuru Sinan KAYA


Mutlu ve Sağlıklı Günler Dileğiyle….




Gönderen Unknown

28 Aralık 2012 Cuma

Ayak ağrıları nedenleri ve çözümleri
Ayak ve ayak bileği bütün vücut yükünü taşıdığı için hemen her spor dalında zedelenebilir. Yürüme, atlama, koşma sırasında eklemler ve bağlar etkilenir. Mesela koşarken ayak yere tam bastığı sırada ayakta yoğunlaşan kuvvet vücut ağırlığının 2-3 katıdır. Bu büyük kuvvet dokular, ayakkabı ve zemin arasında dağılır. Bir koşucunun saatte 5000’den fazla adım attığını düşünürsek doğru bir koşu tekniğinden hafif bir sapmanın bile ayakta aşırı yüklenme yapabileceğini görebiliriz.

Ayakta oluşan zedelenmelerde ayağın anatomik özelliği, vücut ağırlığı, ayakkabılar, spor yapılan zemin, antrenman şekli ve tekniğine bağlı faktörler etkilidir.

ANATOMİK FAKTÖRLER
Ayak yapısında ufak bozukluklar bile uzun sürekli veya tekrarlanan yüklenmelere neden olur. Düztabanlık (Pes planus) veya pence ayak (Pes cavus) gibi durumlarda ayak ağrıları sık görülür.

ANTRENMANLAR
Antrenman hataları ayak yaralanmalarının başta gelen nedenlerindendir. Çok fazla antrenman yapmak, engebeli yerlerde koşmak veya koşu sırasında zemin değişmesi en çok rastlanan antrenman hatalarındandır.

ZEMİN
Spor sırasında ayak yerle temas ederken bir şok dalgası oluşur. Ayağın yerden destek aldığı bu süre sprinterlerde 0.11 saniye, orta mesafe koşucularında 0.14 saniye, yüksek atlayanlarda 0.21 saniye kadardır. Bu çok kısa zaman süresinde oluşan şok dalgasından sonar kompresyon dalgaları meydana gelir. Bu dalgaların zemin, ayakkabı ve ayak dokuları arasında dağılması gerekir. Eğer zemin sertse ayağın korunabilmesi için ayakkabılara çok iş düşer. Ama çok yumuşak zeminde de şok dalgasının gücünü engelleyeceği için başka problemler ortaya çıkar. Mesela yumuşak kuma topuk batacağı için ayak yerden kalkarken kayma olur bu da Aşil tendonunda zorlanmaya neden olur. Islak, buzlu ve kaygan yüzeylerin herbiri ayak, ayak bileği, diz ve tüm bacak kas ve bağlarında hasara yol açabilir. Yokuş yukarı koşmak baldır kasları ve Aşil tendonu kısa sporcular için zorlayıcıdır. Yokuş aşağı koşmalar ise diz eklemini zorlar ve aşırı yüklenmelere neden olur.

AYAKKABILAR
Hemen bütün spor dallarında en önemli gereç ayakkabılar. Ayakkabılar ayağa gelen yükü vücudu koruyacak biçimde dağıtmalıdır. Spor yapılan zeminin sertliğine göre ayakkabı tabanları seçilmelidir. Mesela sert zeminlerde ayakkabıların şok-emen özellikte olması gerekir. Ayakkabı ve zemin ilişkisi sporcunun yaralanması açısından da son derece önemlidir. Yaralanma riski yüksek olan sporlarda ayakkabıların stabilize edici kalitede olması gerekir.

VÜCUT AĞIRLIĞI
Aşırı kilolar ayak dokuları üzerine daha fazla yük getirerek daha çabuk yorulmalarına neden olur. Bu şekilde aşırı kullanım yaralanmaları ortaya çıkabilir. Aşırı kullanmaya bağlı yaralanmalar bir yapıdaki dokunun mikroskopik yırtılması ve gözle belirlenemeyecek yaralanmalarına yol açacak tekrarlayan normal veya normal dışı hareketlerinden olur.

KAS KISALIK TESTİ
Kaslarda kısalma, özellikle kötü postürleri (duruş bozukluğu) olanlarda ve germe egzersizleri yapmayanlarda görülür. Kas kısalıklarının postür bozukluğuna mı yoksa alışkanlık pozisyonuna mı bağlı olduğunu ayırd etmek zordur. Özellikle uzun süreli oturarak çalışanlarda kısalıklar daha çok görülmektedir. Burada basit bir test ile kaslarınızın durumuna bakabilirsiniz.

PEKTORAL KASLAR
Yere sırtüstü yatınız. Elinizi ensede birleştiriniz. Dizlerinizi çok hafif bükerek belinizi mümkün olduğu kadar düzleştiriniz. Eğer göğüs kaslarınızda kısalık yoksa dirsekleriniz yere değmelidir.

KALÇA FLEKSÖRLERİ (Uyluğu öne getiren kaslar)
Sırtüstü yerde yatarken bir bacağınız düz yerde dursun, diğer dizinizi göğsünüze doğru çekiniz. Eğer kalça fleksör kaslarınızda kısalık yoksa yerde düz duran bacak yerden kalkmaz. Eğer kısalık varsa bacağın yerle teması kesilir, bacak yukarı doğru kalkar.

HAMSTRİNGLER (Arka uyluk kasları)
Sırtüstü yerde yatarken kolları yana açın dirsekleri 90 dereceye getirin. (Ters T). Bir bacağınız düz yerde dururken diğerini düz olarak (diz bükülmeden) yukarı başınıza doğru kaldırınız. Gençlerde 90 derece normal iken yaşlı bireylerde 70 derece normal kabul edilir.

GASTROCNEMİUS VE SOLEUS (Alt bacak arka kasları)
Yerde, bacaklar düz oturunuz. Hafif arkaya ellerinizle yaslanarak bacak kaslarınızı gevşetiniz. Dizler hiç bükülmeden ayak bileğinizi 90 dereceye çekebilmeniz gerekir.
Bu testte yapamadığınız hareketler varsa, hareketlerde aşırı zorlanma ve ağrı oluyorsa kas kısalığı probleminiz olabilir, bir uzmana danışınız.

Yük taşıyan ayak, tüm yapılarının birbiri ile bağlantılı olduğu karmaşık bir yapıdadır. Ayak ağrılarının çoğu yumuşak doku kaynaklıdır. Bu yumuşak dokular kaslar, bağlar, tendonlar, sinirler, eklem zarları ve kan damarlarıdır.

AYAK ZORLANMALARI (Strain)
Ayak ve ayakbileği ağrılarının en açık nedenlerinden biri travma (darbe) veya az fakat devamlı stesle zorlanmadır. Ayak zorlanmaları : 1. Akut (ani) 2. Kronik (süregen) olabilir. Akut ayak zorlanmalarında uzun süreli hareketsizlik sonrasında birden fazla egzersiz yapma ile ağrı ortaya çıkar. Uzun süredir sakin bir yaşam sürerken bir hafta sonu koşu yapan hafta sonu atletlerinde ayakta zorlanma olur.

Kronik zorlanmalarda ise sürekli tekrarlayan stesler veya ayakta yapı bozukluğu varsa normal streslerle bile uzun sürede zorlanma başlar. Başlangıçta ayak normal olsa da zamanla yapısal bozukluklara neden olur. Yapısal bozukluklar arttıkça da zorlanmalar artar.
Ayak eklem ve bağlarını istirahate almak için yapışkan bandajlama, ayakkabılarda eklemeler ve değişiklikler, özel destekler kullanılabilir. Ağrıların kaynaklandığı anatomik yapılar kesin biliniyorsa skedoid ve/veya lokal anestezik enjeksiyonları yapılabilir.

DÜZ TABANLIK (Pes Planus)
Ayak bireyden bireye farklılıklar gösterir. Bazı kişilerde ayakta bulunan uzunlamasına kemer basık olabilir ama ayak yine de fonksiyoneldir. Eğer ayak sert zeminlerde hatalı zorlanırsa, aşırı vücut ağırlığı veya uzun süre ayakta kalmak gibi nedenler varsa bu kemer daha çökebilir ve düztabanlık ortaya çıkar. Bunu basit bir ıslaklık testi ile açığa çıkarabilirsiniz.

Düz Tabanlık için Islaklık Testi: Ayak suya daldırılır. Kuru bir zemin üzerinde tam vücut ağırlığı ile basılır, ayağın izi alınır. Bu ayak izi tabandaki yük dağılımını açıkça gösterir. Ayak normalse iç taraftaki uzunlamasına kemer iz bırakmaz. Aşırı düşüklük varsa ayak tabanı tümüyle gözükür.

PENÇE AYAK (Pes cavus)
Düz tabanlığın tam tersidir. Ayak uzunlamasına kemeri yükselmiştir. Çoğu zaman doğuştandır. Ayak kasları, baldır kasları serttir. Ağırlık taşıyan yüzey küçülmüştür.

NASIRLAR
Deri basınç karşısında tepki olarak kalınlaşır ve sertleşir. Nasır denilen bu oluşumlar dar ayakkabı basınçları ile oluşur. Nasırlar çeşitli yerlerde oluşabilirse de en çok 5. parmakların üst yüzeylerinde, topukta bükülmüş parmakların en üst yüzeylerinde, ayak tabanında 2. parmak başlangıç yerinde, başparmak dış yanındaki aşırı çıkıntı (hallux valgus) üzerinde görülür. Ayakta sürekli basınç yapan her yerde olabilen sert nasırlardan başka parmaklar arasında da nasır olabilir. Bir parmaktaki sert çıkıntılar diğer parmağın yumuşak dokuları üzerinde basınç yapması ile oluşurlar. Parmaklar arasındaki neme bağlı yumuşak olsalar da ağrılı olabilirler.

TIRNAK BATMASI
Ayak parmaklarında tırnak batması oldukça sık görülür. Genellikle ayağa iyi uymayan, tırnağı bastıran ayakkabılara bağlı gelişir. En çok başparmak tırnağının iç veya dış kenarının deriye doğru batması vardır. Tırnağın ön köşeleri yumuşak parmak dokularına batınca enfeksiyon ve şişmeye neden olur. Tırnak batması çok ağrı yapabilir.

YÜRÜYÜŞ KIRIKLARI (march fracture)
Her bakımdan sağlıklı ve kemikleri normal olan kişilerde bir darbe olmadan uzun süreli stres sonrası kırıklar olabilir. Bu tip kırıklar ayağın uzun süre ve tekrarlayan zorlanmaya maruz kalması ile olur. Sporcularda bu tip stres kırıkları daha çok alt bacak ve ayak kemiklerinde görülür. Yürüyüşler sonrası askerlerde ayak kemiği kırıkları görüldüğü için yürüyüş kırıkları denmiştir. En çok ikinci ve üçüncü ayak tarak kemiğinde görülür. Bu tip kırıkta kırılan parça yerindedir ve ince bir kısım kırılmıştır. İlk çekilen röntgen filminde belirti görülmeyebilir. Daha sonra kırık etrafında tamir dokusu (kal) oluşmaya başlayınca filmde fark edilebilir

Ayakta kısalık

2 yaşında geçirdiğim felç sonucu sağ bacağımda kısalık oluştu. Şu anda 22 yaşındayım. Sağ bacağım aynı zamanda incelmiş. Bu kısalık ve incelik için ne yapabilirim?”
Geçirmiş olduğunuz çocuk felci sebebi ile sağ ayağınızın kullanılamaması yüzünden adaleler incelmiş. Adaleler çalışmadığı zaman erir. Gene felç sebebi ile eklemdeki bozukluk bacağı kısaltmış. Hastalığın başlangıcında fizik tedavi ve adale güçlendirici hareketler bu kısalık ve incelik asgariye indirilebilirdi. Siz kısa olan ayağınıza hafif ve yüksek tabanlıklı bir ayakkabı giyerek dengenizi sağlamaya çalışın. Sağlam ayağı kesip kısalttırmak olmaz. Bacağınızdaki inceliği gidermek için de bol bol yürüyüş yapmak, ayakla ağırlık çalışmak faydalı olur. Fizik tedavi bölümünden yardım istiyebilirsiniz. Adaleler çalışma ile kalınlaşınca bacaktaki incelik azalır.

Ayakta ağrı

6 ay önce çok süratli giderken bisikletten düştüm. İlk bir hafta sol ayağımın üzerine basamadım. Röntgende bir şey çıkmadı. Çekilen MR grafisinde ise sol ayak kıkırdağında çatlak olduğu tespit edildi. Fazla yürüdüğüm zaman ağrı yapıyor ve dinlenmedikçe geçmiyor. Benim bu şikayetlerden kurtulmam mümkün mü?
Düşme sonucu kemiklerde kırık, çatlama, etraftaki yumuşak dokularda ezilmeler olabilir. Bunların hepsi de yürümede zorluk ve ağrı yapabilir. Yumuşak doku travmaları genellikle kısa bir süre içinde düzelir ve ağrılar kaybolur. Çatlamalarda ise üzerine fazla yük bindirilmezse 1-2 ay içinde kaynama başlar ve şikayetler giderek azalır, 6-8 ay içinde tamamen geçer. Eğer kemikte kırık var ise ya alçıya alınır ya da ameliyat ile kırık uçları düzeltilir. Bunda da 4-6 hafta içinde kaynama başlar ve ağrılar giderek azalır. Çekilen normal filmde bir şey bulunmaması kırık olmadığını göstermektedir. Kırıklar normal filmlerde mutlaka görünür. MR filminde sol ayak kıkırdağında çatlak var diyorsunuz. Eğer çatlak geniş ise ameliyat ile düzeltmek lazım, aksi halde kaynama olmaz veya uzun sürer. Eğer fazla ayrık değilse şimdiye kadar kaynaması lazımdı. Bu ağrılarınız ayak bağlarının zedelenmesinden veya yırtılmasından olabilir. Yeniden bir sol ayak MR filmi çektirin, kıkırdaktaki çatlak dediğiniz şeyin ne olduğuna baktırın. Eğer tamamen düzelmiş ise, bağları incelemek gerekirse fizik tedavi yaptırmak iyi olur. Size tavsiyemiz bir üniversite hastanesinin ortopedi ve travmatoloji bölümüne gitmeniz, gerekli tahlilleri yaptırmanız, filmleri çektirmenizdir. Oradan verilecek egzersizleri yaparak şikayetlerinizden kurtulmaya çalışmanızdır.

Ayaklardaki refleks bölgelerine masaj yapmak kan dolaşımını yükseltir, sinir sistemindeki gerilimi rahatlatır. Ayaktaki reflekslere masaj yapmak vücuttaki potansiyel tedavi edici güçleri uyarır. Refleksoloji aynı zamanda teşhis konusunda da olağanüstü faydalıdır. Refleksoloji, hastalıkları iyileştirmede, tüm vücut sağlığını korumada doğal ve ilaçsız bir yöntemdir.

Ayaklarınıza iyi bakın

Refleksolojinin felsefesi, ayaklarınızın vücudunuzun aynası olduğunu söyler. Ayaklarınızı birleştirip üzerine vücudun bir taslağını yerleştirerek, ayak parmaklarının başa denk geldiğini görebilirsiniz. Parmakların ayak ile birleştiği yer omuz çizgisidir. Alt kısmı çiğerlerdir. Ayaklardan aşağı inildikçe belirlenmiş bölgeler vücudun diğer bölümlerine ve organlarına tekabül eder.

Her ayakta 7.000’ün üzerinde sinir ucu, 26 kemik, 107 bağ ve 19 kas bulunur.

Refleksoloji aynı zamanda vücudun artıklarını atmasına ve vücut fonksiyonlarının daha sağlıklı çalışmasına yardımcı olur. Muayene ve işlem sonrasında artıkların atılması için fazladan su içilmesi tavsiye edilir.

Ayaklarda şişmeye bitkisel tedavi
Ayak şişmesi, uzun süre ayakta durma, dolaşım sisteminin yetersiz olması; gebelik, uzun süre hareketsiz kalmak veya incinme, burkulma sonucu ortaya çıkar.
Tedavi için, önce sebebi tesbit etmek gerekir. Sebep, dokularda su toplanmış olması ise, aşağıdaki reçete uygulanır:

- 6 su bardağı suya; 1 tatlı kaşığı atkuyruğu, 1 tatlı kaşığı biberiye, 1 tatlı kaşığı ardıç yemişi, 1 tatlı kaşığı yavşanotu ve 1 tatlı kaşığı yaban mürveri konur. Kaynatılır, ince ve temiz bir tülbentten süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.
Ayaklar, yorgunluktan şişmişse, aşağıdaki reçeteler uygulanır.

- 8 su bardağı suya; 1 avuç ufalanmış kuru mürver yaprağı ve 1 tatlı kaşığı sofra tuzu konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Ayaklar, içine sokulup, su ılıyıncaya kadar ovulur.

- 8 bardak kaynak suya; 1 avuç ufalanmış pelin konur. 15 dakika bekletildikten sonra süzülür. Ayaklar, suyun içine sokulup, 15 dakika bekletilir.
AYRICA; Kaval kemiğinin arka kısmını, yukarıdan aşağı doğru ovmak da çok faydalıdır.

Şişen ayaklar için şişen ayakkabı

Ayaklar gün içinde şişiyor, büyüyor. İşte bunu gözönünde bulunduran Amerikan Bcam firması, ayakla birlikte büyüyüp, esneyen bir ayakkabı geliştirdi. Tüm bunlar ise, ayakkabının içinde bulunan bir sensor, pil, pnömatik sübop ve mikroçip sayesinde oluyor. Sensor, ayaklardaki şişmeyi saptadıktan sonra ayakkabıyı ayağa uydurmak için şişiriyor.

Ayaktan tedavi

Başağrınızı geçirmek için ayaklarınıza masaj yapmanızı söyleyenler olmuştur. Refleksoloji adı verilen bilim dalı, ayaklarla vücudun diğer kısımları arasındaki bağlantıyı esas alıyor. Haftada on beş dakika ayaklara masaj yapmanın stresi azaltabileceğini unutmayın.

1- Tiroid bezi Baş parmağın hemen altındaki şişkin kısma masaj yapmak, metabolizmayı hızlandırır, enerjinizi artırır ve sindirimi kolaylaştırır.

2- Belkemiği Baş parmaktan topuğa doğru ayağın iç kısımlarına yapılacak baskı, sırt ağrılarını azaltabilir, hatta geçirebilir.

3- Omuzlar Küçük parmağın altındaki bölgede yer alan refleks noktasına masaj yapmak, stresi azaltır.

Bütün bir kış kapalı kalan ayaklar, sandaletlerle yaz aylarında günlerinde rahatlıyorlar, ama bu kez de başka sorunlar çıkıyor. Örneğin parmaklar arasında kaşıntı yapan su dolu kabarcıklar, son derece rahatsız ediyor. Yalın ayak dolaşmak, ayakların mikrop kapmalarına neden oluyor. Bu durumda, mantarlara karşı kullanılan merhem, losyon ve tozlardan yararlanabilirsiniz. Ayakları yıkadıktan sonra iyice kurulamaya dikkat etmelisiniz

Ayrıca sıcak günlerde açık sandal ayakkabı giymek ayakları rahatlatır. Eğer kapalı ayakkabı giyecekseniz, mutlaka gerçek deri ayakkabı kullanmalısınız. Yürüyüş yapacaksanız, pamuklu soket çorap giyin.

Ayak baş parmağının öbür parmaklara doğru yönelmesi, parmak ile ayak arasındaki eklemi zedeler, o bölgede kızarma görülür. Bir süre sonra eklemin üzerinde şişlik meydana gelir ve acı çekmeye başlarsınız.

Uzun yıllar ayaklara tam uymayan ayakkabılar giymek problem yaratır. Özellikle de sivri burunlu ayakkabılar. Şişliklerin üzerini bantla kapatmak ya da ayak üzerine küçük sünger parçası koymak acıyı hafifletir. Buz torbası koyun.

Nasırlar için

Topuklarınızın altında biriken kitle sizi rahatsız eder. Parmaklar üzerinde beliren nasırlar ise daha çok canınızın acımasına neden olur. Nasırlı ayaklarla yürümeye çalışmak, başka ayak problemlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Nasırların nedeni, dar ve küçük ayakkabı giymektir. Ayaklarınızı sıcak suya sokup nasırların yumuşamasnı bekleyin ve sonra da topuklarınızdaki nasırı pomza taşıyla temizleyin. Topuklarınız yumuşatıcı krem sürün.

Ayak ağrıları

Çoğunlukla yorgunluk, eklem bağlarının zorlanması veya fazla kilo almak gibi sebeplerden kaynaklanan ayak ağrıları, bazen başka türlü rahatsızlıkların da habercisi olabilir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan ağrılarda, masaj ve dinlenme çok faydalı olur. Ayrıca aşağıdaki reçeteleri uygulamak, şikayetlerin kısa sürede geçmesine yardımcı olur.
- Bir kahve fincanı zeytinyağı, bir kahve fincanı amonyak, 2 kahve fincanı ispirto, 4 çorba kaşığı toz haline getirilmiş kâfur ve bir kahve fincanı gazyağı konur. İyice karıştırılır. Elde edilen karışımla ağrıyan yerler ovulur. Üşütmemek için yünlü bir bez parçası ile sarılır.
- Yarım kilo siyah turp, iyice yıkandıktan sonra kabuklarıyla birlikte rendelenir. Üzerine 3 fincan soğuk su ilave edilip hafif ateşte lapa haline gelinceye kadar pişirilir. Hazırlanan lapadan bir avuç alarak ağrıyan yere konur ve üzeri sarılır. Bir gece bekledikten sonra ılık su ile yıkanır.
- Bir litre suya 2 avuç söğüt yaprağı koyup kaynatılır. Sonra kaynamış yapraklar ağrıyan yere konup bağlanır.

Gönderen Unknown