Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             
terapi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
terapi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2013 Perşembe

Manyetik terapi
Manyetik terapi 



 Manyetik terapi,manyetik alan gücünün organizmamıza iyileştirici etkisidir. Organizmadaki hücre ve dokuların biyomanyetik zarla çevrili olduğu saptanmıştır. Bu zar organizmamızı çevremizde bulunan manyetik alanların zararlı etkilerinden korur. Dünyanın manyetik alanı gücünü kaybetmektedir. Bu süreç, uygarlığımızın olumsuz etkileri ve kentleşmenin büyümesiyle daha da artar ve güçlenir. Bizler beton blokları arasında yaşamaya çalışırız. Sağlığımız için zararlı elektromanyetik faktörler ve dışavurumlar (televizyon, bilgisayar ve monitörler) organizmamıza olumsuz etki eder. Azalan manyetik alan gücü insan organizmasının normal işleyişini sekteye uğratır. Bunun bir çok olumsuz etkisi olabilir. Zayıf organizmanın çeşitli hastalıklara karşı direnci azalır. Bu da insan organizmasının daha çabuk hastalandığını ve kronik hastalıkların oluşumuna eğilimli olduğunu gösterir. Düzgün bir şekilde çalışmayan organizma, hızla yıpranır ve yaşlanır. Mıknatısların tedavi etkisi, bozulan manyetik alanların onarılması ve bunu tedavi süresince korunmasına dayalıdır. Manyetik alan, kan dolaşımına da olumlu etki eder. Manyetik alan tedavisi sayesinde, bedenimiz için hayati önemi olan maddelerin (vitaminler, mineraller, mikroelementler, proteinler) sindirimi ve zararlı maddelerin organizmadan atılması proseslerini hızlandırır.

   
Ayrıca Manyetik rezonans terapisi ilede modern ortopedide tekniğin geniş bir uygulama yelpazesi olduğunu düşünüyorlar. Yöntemin, ortopedinin ve kaza cerrahisinin tedavilerine ek olarak, tamamlayıcı bir terapatik teknik şeklinde uygulanması amaçlanmıştır. Terapi, eklem hastalıklarının ve özellikle kemik iltihaplarının, lif burkulmalarının, tendon rahatsızlıklarının ve spor yaralanmalarının tedavisinde etkilidir. Bunların dışında manyetik rezonans terapisi kemik erimesinin önlenmesinde ve tedavisinde ve kemiklerdeki metobalizma bozukluklarının giderilmesinde de olumlu etkiler göstermektedir.Tedavi, sağlık uzmanları tarafından genellikle tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olarak hareket sistemindeki acı veren dejenerasyonların ve patolojik modifikasyonların tedavisinde uygulanmaktadır. Manyetik rezonans terapisi uluslararası kliniklerde ve rehabilitasyon merkezlerinde kullanılmaktadır. Manyetik terapiyi açıklamak için kullanılan mevcut iki teori vardır. Teorilerden bir tanesi mıknatısların çok hafif bir elektrik akımı ürettiğini iddia etmektedir. Mıknatıslar vücudun ağrıyan bölgesine tatbik edildiğinde, bu bölgedeki sinirler uyarılır, böylelikle vücudun doğal ağrı kesicileri açığa çıkmış olur. Diğer teori ise mıknatıslar vücudun ağrıyan bölgesine tatbik edildiğinde, o bölgedeki tüm hücrelerin kan dolaşımını, iyon alışverişi ve bölgeye oksijen akışını artırmak üzere tepkimeye girdiğini öne sürmektedir. Manyetik alanlar kan dolaşımındaki yüklü parçacıkları, kan akışını artırarak ve ısı meydana getirme yoluyla kendine çeker ya da iter. Dokularda ve kan akışında artan oksijenin iyileşme hızında hatırı sayılır bir değişime neden olduğu düşünülmektedir. Manyetik terapinin tarihi, kadim Mısır’a dek götürülebilir. Mıknatısların çok uzun zamandır kas ağrısı ve sertliğini iyileştirme gücü bulunduğuna inanılmaktadır. Çinli şifacıların daha MÖ 200’lü yıllarda qi ya da enerjinin akışındaki sağlıksız dengesizlikleri düzeltmek üzere mıknatıs taşları kullandıkları söylenir. Sarı İmparator’un Dahili Tıp Kitabı (The Yellow Emperor’s Canon of Internal Medicine) olarak bilinen Çin tıp metni bu işlemden bahsetmektedir. Vedalar ya da Hindu kutsal kitapları da mıknatıs taşlarıyla hastalıkların iyileştirildiğinden söz eder. “Mıknatıs taşı” ya da yön taşları kelimesi, bu taşların mıknatıs olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. “Mıknatıs” kelimesi muhtemelen Grekçe Magnes lithos ya da Yunanistan’da manyetik taşlar bakımından zengin bir bölge olan “Magnesia’dan gelen taş” teriminden türemiştir. Grekçe bu kalıp daha sonraları Latince’de magneta halini almıştır. Sör William Gilbert’in 1600’lü yıllardaki bilimsel incelemesi, De Magnete, manyetizmanın doğasını ve bunun statik elektriğin çekim kuvvetinden nasıl ayrıldığını açıklama yönündeki ilk bilimsel girişim özelliği taşır. İddiaya göre Gilbert mıknatısları Kraliçe I. Elizabeth’in eklem ağrılarını hafifletmek için kullanmıştır. Manyetik terapiye çağdaş Amerikan ilgisi ise 1990’larda, birkaç profesyonel golfçu ve futbolcunun, bu araçların rahatsız edici ağrı ve yaralanmalarını tedavi ettiğine dair edindikleri deneyimler ile başlamıştır. Yüzyıllar önce, dünya bugün olduğundan çok daha güçlü manyetik bir alan tarafından çevrelenmişti. Geçen 155 yılda, bilim adamları manyetik alanın azalışını ve bunun insan sağlığı üzerindeki etkilerini incelemektedir. Doktorlar, ilk kozmonot ve astronotların dünyanın manyetik alanının dışında, uzayda uzun bir süre kaldıklarında kemik kalsiyumunda kayıplar ve kas krampları yaşadıklarını fark etmişlerdi. Bu keşiften sonra, uzay kapsülleri içine yapay manyetik alanlar yerleştirilmiştir. Manyetik terapinin sağladığı iddia edilen faydalardan bazıları şöyledir: • Ağrıyı hafifletmek • Şişkinliği azaltmak • Doku alkalinizasyonunu iyileştirmek • Daha huzurlu bir uyku • Doku oksijenlenmesini artırmak • Stresi azaltmak • Hücresel oksijen düzeylerini artırmak • Kan dolaşımını iyileştirmek • Anti-infektif aktivite Manyetik terapi ağrıyı giderme konusunda alternatif bir yöntem olarak gün geçtikçe daha geniş bir kabul görmektedir. 1950’li yılların sonundan bu yana manyetik terapinin etkisini kanıtlayan yüzlerce çalışma ortaya konmuştur. 1997’de Teksas eyaletinin Houston şehrinde yer alan Baylor Tıp Fakültesi’nde bir grup doktor, hayatlarının erken döneminde çocuk felci geçiren 50 hastada manyetik terapi uygulamasını incelediler. Bu hastalarda, standart tedavilerin üstesinden gelmekte başarısız olduğu kas ve eklem ağrıları mevcuttu. Bu çalışmada, hastaların 29’unun sorunlu noktalarına mıknatıs bantlanırken, geri kalan 21’ine ise içinde mıknatıs olmayan cihazlar takıldı. Ne araştırmacılara ne de hastalara hangi tedaviyi (manyetik ya da manyetik olmayan) aldıkları söylenmemişti. Tıpkı plasebo içeren pek çok çalışmada olduğu gibi, hastalardan bazıları manyetik olmayan tedaviye de cevap vermiştir ancak manyetik terapi uygulayan yüzde 75’i kendilerini çok daha iyi hissettiklerini belirtmişlerdir. New York, Valhalla’daki New York Tıp Fakültesi’nde yapılan bir başka çalışmada, bir nörolog ortadan şiddetliye doğru yanma, sızlama veya ayaklarda uyuşma şikâyeti olan, kadın ve erkeklerden oluşmuş 19 kişilik bir grup üzerinde manyetik terapiyi test etmişti. Sorunlarına diyabet ya da alkolizm gibi diğer durumlar neden olmaktaydı. Bu hasta grubu, iki aylık süre boyunca, banyo yaptıkları zaman dışında günde 24 saat çorap ya da ayakkabılarından birinin içine manyetik bir astar giymişlerdi. Diğer çorap ya da ayakkabıları içine ise manyetik olmayan bir parça takmışlardı. Daha sonra iki ay boyunca manyetik astarı her iki ayaklarına da giydiler. Çalışma sonunda, diyabet hastalarının 9/10’u bir rahatlama yaşadıklarını rapor ederken, diyabet olmayanlardan yalnızca üç tanesi rahatlama rapor etmiştir. Çalışmayı yürüten nörolog, bu çalışmanın diyabet hastaları için yapılacak manyetik terapi konusunda daha fazla çalışmanın kapısını açtığına inanmaktadır. Yakın gelecekte daha kapsamlı bir takip çalışması yapmayı planlamaktadır. 2000 yılında Virginia Üniversitesi’nde federal hükümet tarafından desteklenen bir çalışma başlamıştır. Bu çalışma manyetik yatak pedlerinin, kas ağrı ve sertliklerini ve fibromiyaljiye bağlı bitkinliği hafifletmede etkinliğini değerlendirmiştir. Manyetik terapi aynı zamanda depresyon ve bipolar bozukluğu olan hastaların tedavisi için de incelenmiştir. Tekrarlanan Transkarniyal Manyetik Uyarım adı verilen bir işlem bu hastalığın tedavisinde umut verici etkiler göstermiştir. Çalışmalardan birinde, depresyonu olan hastaların elektrokonvülsif tedavi görenlere göre daha düşük nüksetme oranlarına sahip olduğu görülmüştür. Elektrokonvülsif terapiden farklı olarak, manyetik terapi kullanan hastalar inme, hafıza kaybı ya da yargı bozukluğu gibi durumlardan mustarip olmamaktadır. Mıknatıslar ve beyin üzerine yapılan incelemelerdeki gelişmeler devam etmektedir. 2002’de Güney Carolina Üniversitesi’nde depresyon tedavisi için transkarniyal manyetik uyarım (TMS) alan iki binden fazla hastada umut verici başlangıç sonuçları alınmıştır. TMS, beyne elektrokonvülsif terapiye göre daha az şok vermektedir. Bir başka çalışma ise temel titreme tedavisinde mıknatısların kullanılmasını test etmiştir. Tekrarlanan TMS kullanarak, araştırmacılar titremenin düzeltilebildiğini ve hiçbir ters etkinin olmadığını fark etmişlerdir. Manyetik terapinin bu uygulamaları halen incelenmektedir ve henüz Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi tarafından henüz onaylanmamış da olsa, umut verici görünmektedir.

Gönderen Unknown

28 Aralık 2012 Cuma

Gençliğin sırrı O3 (ozon terapi )
Kapanmayan yaralar, selülit, fazla kilolar ve hatta kanser. Hepsinin çözümü O3'de yani ozon terapide.

Şimdilerde birçok ünlünün gençleşmek için kullandığı, uzun yıllar önce Turgut Özal'ın dahi İsviçre'ye giderek uygulattığı ozon terapi birçok derde deva ve kulağa mucize gibi geliyor. Fizyozon Terapi Merkezi'nde hizmet veren doktor Zeynep Meriç ozon terapinin faydaları, zararları ve ozon terapide dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

Ozon terapi nedir?

Bağışıklık sisteminin işleyişini arttıran, vücudun hipoksi dediğimiz oksijensizliğe direncini yükselterek tüm hücrelerinin daha iyi oksijenlenmesini sağlayan, gerektiğinde antimikrobial olarak da kullanılabilen bir tedavi yöntemidir. Farklı uygulama yolları ile (kanın ozonlanması, kas içine aşı yapılması, sauna, bölgesel uygulamalar) farklı etkiler elde etmek mümkün.

Turgut Özal'ın ve başka birçok ünlünün daha önce İsviçre'ye gidip yılda bir kez kanını yıkattığını biliyoruz. Ozon terapi bu "kan yıkatma" işlemi mi?

Evet, Almanlar bu işleme kan yıkama diyorlar. Uzun yıllardır dünyada kullanılan bir tedavi şeklidir. Bizim ülkemizden de birçok ünlü siyasi ve sanatçı bu yöntemi uygulatmış ve hala uygulatmaktadır.

OZON METABOLİZMAYI HIZLANDIRIYOR

Ozon terapi estetik amaçlı kullanılan bir uygulama mı yoksa tedavi amaçlı da kullanılıyor mu?

Hem estetik amaçlı hem de tedavi amaçlı uygulama alanları mevcut. Ozon terapi metabolizmayı hızlandırıyor. Kilo vermek isteyenler için mükemmel bir yardımcı mesela. Ayrıca bölgesel kilolar ve selülit için sorunlu bölgelere de ozon uygulanabilmekte (ozonlipoliz) ve bu bölgelerde gözle görülür incelme sağlanmakta.
Bunların yanında birçok hastalıkda tedaviye yardımcı olarak da oldukça büyük yeri var ozonun.

Kas- eklem hastalıkları, romatizmal hastalıklar, şeker hastalığı ve özellikle şeker hastalarında oluşan iyileşmeyen yaralar, kanser hastaları, bazı göz hastalıkları, kanser, bakteri, virüs ve mantar kaynaklı hastalıklar, çeşitli cilt hastalıkları, bağırsak hastalıkları ve nörolojik hastalıklarda kullanılmaktadır.

İYİLEŞMEYEN YARALAR KAPANIYOR

Şeker hastalarının yaralarının zor iyileştiği hatta uzuv kaybına neden olduğunu biliyoruz. Ozon bu yaralarda tedavi edici oluyor mu?
Ben yara konusunda ayrıca eğitim aldığım ve bu konuya ilgili olduğumdan bu tarz hastalarım çok. Özellikle uzun süredir iyileşmeyen yaraları olan hastalarda çok başarılı sonuçlar alıyorum. Bahsettiğim şeker hastalarınında özellikle ayaklarda oluşmuş, dolaşım bozukluğuna bağlı oluşmuş yıllarca türlü yöntemler kullandığı halde iyileşmemiş yaraları ozonla en fazla 2-3 ayda kapatabilmekteyiz. Bu hastalara tavsiyem amputasyon dediğimiz uzvun alınması ya da başka türlü cerrahi olarak yara operasyonlarından önce bir kez ozonterapiyi denemeleri. Ameliyatsız acısız yaralarının iyileştiğini görecekler.

Hangi uygulamalarda kaç seans ozon gerekli?

Öncelikle uygulayıcının doktor olması seans sayısı ve ozon dozunun ayarlanmasında önemli. Bu nedenle eğitimli doktorlar tarafından bu tedavinin verilmesi şart. Hastanın durumuna göre en az 8 en çok 20 seansa çıkılabilir. Herhangi bir şikayeti yoksa kişinin , sadece detoks için ozonterapi yaptıracaksa veya ciddi olmayan rahatsızlıklarda 8-10 seans major ozonterapi yeterli olacaktır. Ancak nadir durumlarda çok daha ciddi bir problem varsa örneğin çok büyük bir yara, kanser, göz damarlarında tıkanıklık, seans sayısını 15-20 ye bile çıkabiliriz. Bölgesel zayıflama ve selülit için ozonlipolizde ise haftada 1 olmak üzere 8 seans genellikle yeterli olmaktadır.

OKSİJENSİZLİK KANSER NEDENİ

Kanser hastaları için ozon önemli bir fayda sağlıyor, onlar için umuttur diyebilir miyiz?

İki Nobel sahibi bilim adamı Dr. Otto Warburg, kendisine Nobel ödülü kazandıran bilimsel çalışmasından elde ettiği sonuçları açıkladığında, kanserin temel nedeni olarak oksijensiz yaşamı göstermiştir. Dr. Warburg’a göre, vücuttaki onkojenler stres, kirlilik, radyasyon yanında oksijensizlik gibi faktörlerle de birleşerek kanseri başlatabiliyor. Hücresel oksijen yetersizliği, kansere yol açtığı düşünülen önemli bir faktör. Dr. Warburg, o zaman şöyle bir ifade kullanmış: “Kanserin tek ve nihai nedeni oksijensiz yaşamdır.Yani ‘anaerobiosis’ tir. Normal hücreler oksijene gereksinme duyarlar, oysa kanser hücreleri oksijensiz yaşayabilir.’’

Dolayısı ile ozonterapinin sağladığı vücuttaki oksijenizasyon ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi; hem kanser oluşumunu hem de varolmuş bir kanser odağının yayılmasını engellemektedir. Kanser hastalarının standart tedavilerini aksatmadan ek olarak ozonterapi almaları vücudun kanserle savaşına yardımcı olmaktadır.

Ozon tedavisinin yanı sıra ozonlanmış ürünler de faydalı. Bunlardan birazcık bahseder misiniz?

Ozonlanmış su ve yağları tedavilerimize yardımcı olarak kullanmaktayız. Suda ozonun yarıömrü kısadır ve üretildiği anda kısa bir süre içinde kullanılması gerekmektedir. Genellikle biz doktorların tercih ettiği zeytinyağıdır. Uzun zaman aralıkları ile yağ ozonlanarak elde edilir. Soğutlulduğunda ozonu yıllarca içinde tutabillir.

Ozon terapinin yan etkileri var mı?

Yan etki ihtimali 1 milyonda 7. Diğer tedavi yöntemleriyle karşılaştırıldığında çok düşük bir orandır. Bu da eğitimli kişilerce uygulandığı takdirde kontrol altına alınabilir bir etkidir.

Gönderen Unknown