Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             

20 Eylül 2013 Cuma


Doğru beslenme görme kaybını yavaşlatabilir
Yaşlılığın bazı organlarda fonksiyon düşüklüklerine neden olduğunu belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Aras, bu organların başında da gözün yer aldığını aktardı.
Cengiz Aras, "Yapılan araştırmalar doğru beslenme ile yaşlılığa bağlı görme kaybının yavaşlatılabileceğini ortaya koyuyor. Yaşlıların görme kaybından korunması için sigara içmemelerinin yanı sıra balık, yeşil ve kırmızı sebze tüketmeleri gerekiyor" dedi.
Doğru beslenmenin organların yaşlandıkça görevlerini tam yapamaz hale geldiği yaşlılıkta büyük önem kazandığına dikkati çeken Aras, yaşlılık hastalığı olarak bilinen "sarı nokta" hastalığının da görme kaybına yol açarak yaşam standardını düşürebildiğini, kötü beslenmenin de "sarı nokta" hastalığının nedenlerinden biri olarak kabul edildiğini anlattı.
KRONİK HASTALIKLARI KONTROL ALTINA ALIN
Aras, "Bu sorundan korunmak için sigara içmeyin, alkolü ölçülü tüketin, bol bol balık yiyin, kırmızı etten uzak durun, katı yağ yerine zeytinyağı tercih edin, 'sarı nokta' hastalığına karşı domates, kırmızı biber, portakal gibi sebze ve meyveleri sofranızdan eksik etmeyin.
Ayrıca bir diyabet ya da hipertansiyon hastası doğru beslenmediği takdirde, o hastalıklarının gözdeki bulgusu kötü sonuçlar doğurabilir. Kötü beslenme sonucu vücut yağ ve basınç düzeylerinin bozulmasına bağlı kan şeker dengesinde problem olacaktır. Bu tablo da tansiyon yüksekliğine ve diyabete bağlı göz problemlerinin ortaya çıkışını hızlandıracak ya da var olan problemin ağırlaşmasına yol açacaktır. Diyabet ve hipertansiyon hastaları için dahiliye uzmanlarınca düzenli takip ve yeterli tedavi alımı çok önemlidir" değerlendirmesinde bulundu.
AA
Doğru beslenme görme kaybını yavaşlatabilir

Gönderen Unknown

Vücudun en çekici ve itici bölgeleri neresi?

Johannesburg'daki Bangor ve Witwatersrand üniversitelerinde yürütülen araştırmada, cinsel çekicilik bakımında vücudun 41 bölgesinin değerlendirildiği, ayakların ise hazırlanan listede en düşük puanı aldığı açıklandı.
Çekicilik açısından ayakları diz kapakları takip ediyor. Araştırmanın sonucu ayakların cinsel açıdan önemli bir çekim bölgesi olduğuna yönelik inancı da sarsmış oldu. Araştırmanın sonuçları Nöroloji dergisi Cortex'te yayımlandı.
Araştırma sonuçları erkeklerin bacakların arka kısımlarını ve elleri çekici bulduklarını da ortaya koydu.
Araştırma ayrıca erkeklerinde de sanılanın aksine, vucutlarında kadınlarınkiler kadar çok sayıda erojen bölge bulunduğu ifade edildi. Konu ile ilgil olarak Bangor Üniversitesinden Oliver Turnbull, "bir çok insan kadınların vücudunun erojen bölge ile dolu olduğunu, erkeklerin ise tek bir erojen bölgesi olduğunu düşünüyor" dedi. 
 
KADIN VÜCUDUNUN EN EROTİK BÖLGELERİ
Kadınların ağızları ve dudakları en erotik vücut bölgesi seçildi. Araştırmacılar bu bölgenin 10 üzerinden 7.9 erotik bulunduğunu ortaya koydu. Ense kokü erotiklik seviyesinde 7.5 puan aldı. Göğüs ve meme uçları 7.3 puan ile üçüncü oldu. Kalçalar ancak 4.5 puan alabildi. Basenler 3.5 puan aldı. Ayaklar ise sadece 1 puan alabildi.
 
ERKEK VÜCUDUNUN EN EROTİK BÖLGELERİ
Erkek vücudunda en erotik bölge 7 puan ile ağız ve dudaklar seçildi. Kasıklar 5.8 puan ile ikinci oldu. Ense kökü 5.6 puan aldı. Erkeklerin meme uçları 4.8 puan aldı. Bel ise 208 puan aldı. Erkek bücudunda en az çekici buluan bölge ise 1 puan ile ön kol oldu.
Vücudun en çekici ve itici bölgeleri neresi?

Gönderen Unknown
Çifte kabustan neştersiz kurtulduÖnce ameliyat önerilen Dormanlı’nın hayatı, ’ölürsün’ denilerek ameliyattan vazgeçilmesiyle kabusa döndü. Bir daha anne olamama ve ölüm korkusuyla baş başa kalan Dormanlı, Prof. Dr. Fatih Şendağ’ın tek delikten girerek yaptığı ameliyatla miyomdan da kanamalardan da kurtuldu. Dormanlı, "Kabuslarım bitti" dedi.

İstanbul’da işadamı Hakan Dormanlı ile mutlu bir evlilik sürdüren, 11 yaşında Toprak adlı bir oğlu bulunan Hülya Dormanlı, bir yıl önce adet dönemlerinde aşırı kan kaybetmeye başladı. Bu nedenle sık yorulan, merdiven dahi inip çıkamayan Dormanlı, birçok doktora gitti. Aşırı kan kaybettiği için zaman zaman kan nakli yapılan genç kadın, kansızlık tedavisi görmeye başladı.

'LÖSEMİ’ TEŞHİSİ

6 ay sonra gittiği doktorlardan biri ise lösemi teşhisi koydu. Sorununa çare aramayı sürdüren Dormanlı’nın aslında lösemi olmadığı, rahim boşluğundaki miyomların aşırı kanamaya yol açtığı ortaya çıktı. Tedavi için rahminin alınması gerektiği söylenen Dormanlı, ikinci çocuğunu doğurmak istediği için bu teklife sıcak bakmadı. Bazı doktorlar ise miyomun tehlikeli bir yerde tutunduğunu, rahim alınırsa kan kaybından ölebileceğini söyledi. Bir daha anne olamamaktan korkarken bu kez ölüm tehlikesiyle başbaşbaşa kalan Dormanlı, tatil için ailesinin bulunduğu İzmir’e geldi.

İZMİR’DE ŞİFA BULDU

15 gün sürüp birkaç gün aradan sonra tekrar başlayan adet kanamaları yüzünden huzuru kalmayan Dormanlı, ailesinin önerisi ve desteğiyle yeniden tedavi arayışına girdi. Hülya Dormanlı’nın hastalığı kabusu, İzmir Kent Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fatih Şendağ tarafından gerçekleştirilen laparoskobik denilen kapalı yöntem ameliyatla sona erdi.

’OĞLUMU BİR YILDIR OKULA BİLE GÖTÜREMEDİM’

Ameliyattan önce kansızlığını tedavi etmeye yönelik geçici çözümler sunulduğunu belirten Hülya Dormanlı şunları anlattı:

"Aşırı kanamaların yol açtığı kansızlık nedeniyle lösemi tanısı bile aldım. O kadar halsizdim ki son bir yıl çocuğumu okuluna bile götüremedim, yürüyemez oldum. Kanamaya miyomların neden olduğu saptanınca rahmimin alınması gerektiği, ardından da ameliyatın ölüm riski taşıdığı söylendi. Rahmimin alınacağını söylediklerinde çok üzüldüm. Çünkü ben ikinci çocuk, oğlum Toprak (11) da bir kardeş istiyordu. Bu tedavi yöntemini bilmiyordum. Şu an ameliyat olmamış gibiyim, çıkıp yürüyüp gidebilirim. Kabuslarımdan kurtuldum."

’AŞIRI ADET KANAMASI MİYOM OLABİLİR’

Çifte kabustan neştersiz kurtuldu

Gönderen Unknown

'Karın germe, kalp krizi riskini azaltıyor'
Birçok kadının hamilelik sonrası kurduğu hayallerden biri de yeniden düz ve estetik bir karına sahip olmak. Ancak karın duvarının direncini ve estetik duruşunu sağlayan kaslar, hamileliğin son aylarında karnın aşırı büyümesi ile oluşan gerilime dayanamayarak birbirinden uzaklaşıyor. Tekrarlayan gebelikler sonrası ise karın ön duvarı tüm direncini yitirmiş oluyor.
 
Doğum sonrası kadınlar ideal kilolarına kavuşmuş olsa bile karın sarkması, yemek sonrası hazım problemleri, şişkinlik hissi gibi problemlerle karşılaşabiliyorlar. Karın duvarının yeterli direnci gösterememesi de midenin rahatlıkla genişlemesine ve devamlı kilo almaya yol açıyor. Bu durumda kadınların tekrar düz ve estetik bir karına sahip olmasını engelleyebiliyor. 
 
Op. Dr. Tamer Şakrak, hamilelik sonrası kadınların karın germe operasyonu ile yeniden düz ve estetik bir karına sahip olabileceklerini söyledi. Karın germe operasyonu ile karnın üst ve yan taraflarındaki yağ dokularının liposuction yöntemi ile çekildiğini belirten Op. Dr. Şakrak, “Daha sonra karın altına sarkmış olan fazla cilt ve cilt altı doku çıkarılarak gergin bir karın cildi elde edilir. Karın ön duvarında deforme olan kaslar plikasyon yöntemi ile birbirine yaklaştırılarak, iç karın olarak bilinen bölgedeki doğuma bağlı deformasyonlar giderilir” dedi. 
 
KALP KRİZİ RİSKİNİ DE DÜŞÜRÜYOR
Özellikle 40 yaş üzerindeki insanların kalp krizi riskinin bel çevresi ile doğru orantılı arttığını söyleyen Op. Dr. Tamer Şakrak, “Bu nedenle karın germe ameliyatı 40 yaş üzeri hastalarda kalp krizi geçirme riskini direk olarak azaltmaktadır” diye konuştu.
ntvmsnbc
'Karın germe, kalp krizi riskini azaltıyor'

Gönderen Unknown

Sadece et yiyebiliyor, ilaç gelirse çikolata da yiyecek
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Gastroenterolojisi Bilim Dalı'nda, şiddetli ishal sorunu yaşayan 5 yaşındaki Fatmagül Bektaş'a 'sukraz izomaltaz eksikliği' tanısı konuldu. Böylece Türkiye'de ikinci defa bu hastalık kayda geçti.

Prof. Dr. Sema Aydoğdu, bu hastalığın, bağırsaktaki şeker, nişasta ve karbonhidratın sindirim ve emilimiyle görevli olan hücrelerde bulunan enzimin eksikliği anlamına geldiğini, kemik erimesi ile gelişme geriliğine yol açtığını söyledi.


EK GIDALAR ALINCA ŞİDDETLİ İSHAL BAŞLADI

Bursa'da yaşayan egzoz tamircisi Muharrem Bektaş (35) ve ev hanımı Meryem Bektaş (30) çiftinin 6 yıl önce yaptığı evlilikten Fatmagül ismini verdikleri kızları dünyaya geldi. Yaklaşık 6 ay anne sütüyle beslenen ve herhangi sağlık sorunu bulunmayan Fatmagül, ek gıdalar alınca şiddetli ishal başladı. Küçük Fatmagül, hastaneye götürülmesine rağmen ishalden kurtulamadı. Bektaş çifti hastane hastane dolaşarak küçük kızları için çare aradı.


GELİŞME GERİLİĞİ VE KEMİK ERİMESİ

Böbrek rahatsızlığı sebebiyle ishal sorunu yaşadığı belirtilen Bektaş, uzun süre çeşitli tedaviler görmesine rağmen şiddetli ishal devam etti. İshalin yanı sıra gelişme geriliği ve kemik erimesi gibi sorunların baş gösterdiği Fatmagül Bektaş, yaklaşık bir ay önce Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne getirildi. EÜ Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Gastroenterolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sema Aydoğdu ve ekibi tarafından muayene edilen, tetkikleri yapılan Bektaş'a, Manisalı Beyza Adabay'dan sonra Türkiye'de ikincisi kez `sukraz izomaltaz eksikliği" hastalığı tanısı konuldu.

BÜYÜMESİNE ENGEL OLUYOR

Sukraz izomaltaz eksikliğinin bağırsaktaki şeker, nişasta ve karbonhidratın sindirim ve emiliminde görevli olan hücrelerde bulunan enzimin eksikliği anlamına geldiğini belirten Prof. Dr. Aydoğdu, bunun çocuğun büyümesine engel olduğu gibi, çocukta kemik erimesi ve gelişme geriliğine yol açtığını söyledi. Bu hastalığı olan kişinin meyve, sebze, pirinç, patates, çikolata gibi hiçbir besini yiyemediğini söyleyen Aydoğdu, hastanın sadece et ile beslenebildiğini belirtti.

Hastalığın genetik olduğunu söyleyen Aydoğdu, "Şekerli ve nişastalı gıdaların sindirimi için ince bağırsak hücrelerinde sukraz ve izomaltaz isimli enzimlerin miktarının düşük olması veya hiç olmaması sonucu ortaya çıkan bir hastalık. Bebekler anne sütüyle beslendikten sonra ek gıdalarda yapılan beslenmede, hepsi de nişastalı ve şekerli gıdalar olduğu için bu sorun ortaya çıkıyor. Bu hastalık belirtisini çok şiddetli ishal ile gösteriyor. Hastada adeta idrar gibi ishale sebep oluyor" dedi.

BAĞIRSAK KANSERİNE SEBEP OLUYOR

Fatmagül'ün çok şiddetli ishal sorunu ile hastaneye getirildiğini anlatan Prof. Dr. Aydoğdu, "Günde 1 litreye varan bir dışkılaması vardı. Oysa bu yaşta bir çocuk için normal olanı 100 gramlık bir dışkılama yapmaktır. Çok şiddetli bir karın şişliği var. Bu sukraz ve izomaltaz sadece çocuklukta değil, her yaşta enzim eksikliğine göre kişinin başına gelebiliyor. Bu hastalığa tanı konulması çok zor. Çok sayıda gıda etkilediği için biz hekimlerin tanı koymakta güçlük çektiği bir hastalık. Çok dikkat etmemiz gereken bir sorun. Hep bu sorunu çekenlerin hastalığı gözden kaçıyor. Yıllarca bu sorunu çekmek zorunda kalıyor. Fatmagül şu an 5 yaşında ama hastalığı sebebiyle çok ciddi bir gelişme geriliği var. Şu an 3 yaşında bir çocuk kadar. Bu hastalık çocuklarda gelişme geriliğine ve kemik erimesine yol açıyor. Bu tanının gecikmesi daha ileri yıllarda bağırsak kanseri gelişimine yol açıyor. Bu tür geçmeyen ishali olan çocuk, genç ve yetişkinler doktora başvurmalı, nedenlerinin araştırılması sağlamalıdır" diye konuştu.


İLACI ABD'DE

Hastalığın Avrupa kıtasında çok daha fazla görüldüğünü, ancak Asya ve Afrika'da nadiren rastlanan bir hastalık olduğunu söyleyen Aydoğdu, "Avrupa verilerine baktığımızda bu hastalık 5 bin kişide bir insanda görülüyor. Asya ve Afrika'da az görülen bir hastalıktır. Verilere baktığımızda ve bizdeki akraba evliliklerini düşündüğümüzde, ülkemizde hastalığın yaklaşık 50 ile 80 bin arasında kişide olduğunu tahmin ediyoruz. Ama bu kadar hasta verisi elimizde olmasına rağmen kesin tanı olan hasta sayımız ise şuan sadece iki. Bu yüzden tanı almamış ve çok uzun süre devam eden ishallerde sukraz ve izomaltaz hastalığını göz önünde bulunduralım" dedi. Hastalığın ekmek içinde bulunan bir bakterinden üretilen özel bir enzimle tedavi edildiğini belirtilen Aydoğdu, "Tedavi için özel bir enzim gerekiyor. Bu da Amerika'da üretiliyor. Bu enzim geldikten sonra kızımız kısmi olarak nişastalı ve şekerli ürünleri tüketebilecek. Şu an ise meyve ve çikolata yiyemiyor. Diyet altında zor tutuyoruz ama enzim geldiğinde normale dönecek. O yüzden gereken enzimin yurtdışından biran önce temin edilmesi gerekiyor" diye konuştu.


"DÖRT GÖZLE İLACIMIZI BEKLİYORUZ"

Uzun yıllardır Fatmagül'ün şiddetli ishal sorunu olduğunu anlatan Anne Meryem Bektaş, "Kızımızı bugüne kadar çok sayıda hastaneye götürdük. Şiddetli ishal belirtisine, böbrek rahatsızlığı teşhisi konuldu. Bir ay önce ise kızımızı Ege Üniversitesi Hastanesi'ne getirdik. Nadir görülen bir hastalığı olduğunu öğrendik. Şu an yaptığı diyet ile kısmen iyi durumda. Ama et dışına hiçbir şey yiyemiyor. Çocuk olduğu için çikolata ve meyve yemek istiyor. Ama hiçbirini yiyemiyor. Bu sorun ilaç geldiğinde çözülebiecek. Şu an ilacımızı bekliyoruz. İlacımızın ne kadar hızlı gelirse bizim için o kadar iyi olacak" dedi.

Cihan DURAK / İZMİR, (DHA)

Sadece et yiyebiliyor, ilaç gelirse çikolata da yiyecek

Gönderen Unknown

"Stres erken doğum nedeni"
 
Yenidoğan uzmanı Doç. Dr. Okumuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, erken doğum vakalarının yaklaşık yarısının nedeninin tam olarak belirlenemediğini, bazı faktörlerin erken doğum riskini yükselttiğini anlattı.

Erken doğumun tıbbi, yaşam tarzı ve demografik faktörlerden kaynaklanabileceğini ifade eden Okumuş, "Endüstriyelleşmeyle birlikte 35 yaş üstü doğum yapan kadınların sayısının önemli ölçüde artması, erken doğum riskinin yükselmesine yol açtı. Hamilelikte stresin erken doğumların yüzde 30’unun sebebi olduğu tahmin ediliyor" ifadesini kullandı.

Anne adayının yüksek stres düzeyi ve uzun çalışma saatlerinin erken doğum için önemli bir risk olduğunu dile getiren Okumuş, alkol, sigara ve uyuşturucunun da anne karnındaki bebeğin gelişimini bozduğunu, erken doğum riskini artırdığını, gebelerin bu tür zararlı maddelerden kesinlikle uzak durması gerektiğini vurguladı.

Doç. Dr. Nurullah Okumuş çoğul gebelik, daha önce yaşanan erken doğum, uterus veya serviks anomalileri, obezite, düşük kilo, pıhtılaşma bozukluğu, diyabet, yüksek tansiyon, idrar yolu veya vajinal enfeksiyonlar ile ileri veya erken yaşta hamileliğin önemli risk faktörleri arasında olduğunu belirtti.

ERKEN DOĞAN BEBEKLERİ BEKLEYEN SORUNLAR

İleri derecede prematüre doğan bebeklerde serebral palsi, ciddi öğrenme bozukluğu, kronik akciğer hastalığı, görsel ve işitsel hasarlar ve yetersiz büyüme gibi uzun vadeli sağlık sorunları ortaya çıktığını bildiren Doç. Dr. Okumuş, "Gebeliğin 33-37. haftası arasında doğan prematüre bebekler bile normal sürede doğan bebeklere kıyasla daha fazla bebeklik çağı hastalıklarıyla mücadele etmek, hem bedensel hem de zihinsel problemlere sahip olarak yaşamak zorunda kalıyor" diye konuştu.

Erken doğan bebeklerin, aileleri için ek ekonomik yükler getirdiğini, kronik problemlere sahip olanların ileri yaşlardaki özel sağlık ve eğitim giderlerinin göz ardı edilemeyecek kadar yüksek olduğunu anlatan Okumuş, erken doğan ve uygun bakım almayanların okul ve iş yaşamında sorunlarla karşılaştığını söyledi.

Ailelerin de prematüre bebek nedeniyle olumsuz etkilendiğini, erken doğum yapan bir çok annenin işe dönüşünün geciktiğini, çalışma saatlerini azaltmak zorunda kaldığını veya işini tamamen bıraktığını ifade eden Okumuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Prematüre bebeğe bakmak için gerekli duygusal ve fiziksel enerjinin yetersiz olması, engelli bebek nedeniyle ailelerin toplumdan soyutlanması veya sosyal iletişimin kısıtlanması gibi olumsuzluklar ortaya çıkabilir. Bütün bu nedenlerden dolayı karar vericilerin, erken doğumun kalıcı uzun dönemli sonuçları konusunda farkındalıklarının artırılması gerekir."

AA

"Stres erken doğum nedeni"

Gönderen Unknown

Kadına yazık etmeyin...
Erkek hayallerle sevdiği kadınla evleniyor ama yatak odasında sorunlar başlıyor. Kadın süslenip kocasını bekliyor. Koca eşinden kaçıyor, soluğu banyoda alıyor. Sorun kimde? Gençlik alışkanlığından kurtulamayan erkekte. Beyler, bahane üretmeden bu yollarda doğru yürümeyi öğrenin. Kadını mutsuz etmeyin

GÜNÜN SORULARI

Geç boşaldığım için kadın bayılıyor
26 yaşındayım, mühendisim. Zaman zamnn ilişkilerim oluyor. Ben geç boşalıyoorum, 2 saati buluyor. Birlikte olduğum kadın ya bayılıyor ya da boşalmam için yalvarmaya başlıyor. İlk başta lütuf gibi görünse de artık soorun yaratıyor. Ne olur bir yol gösterin. CEVAP Değerli mühendis kardeşim, mühendislik mesleği ölçü, matematik, denklem, mantık, yaratıcılık gibi pek çok yetenek içerir. Gel gör ki cinsellik konusunda evdeki hesaplar çarşıya pek uymaz. Örneğin; manavda kırmızı elmalar ‘Ye beni’ diye adeta göz kırparlar. Eve getirdiğinizde elma mı yoksa suyu sıkılmış turp mu yediğinizi anlayamazsınız. O iri kirazlar, sulu şeftaliler bile tadına bakılmadan anlaşılmaz. Evlilik gibi 50 yıl sürecek birlikteliklerde çıkılan yollara “Ya Allah” şans dileğiyle adım atılır. Ya da gerisi Allah’a bırakılır. Değerli okurlarım, cinsellikte sınır aşan saplantı ve önyargılarımız vardır. Örneğin; büyük penis hevesi tüm erkeklerin ortak değer yargısıdır. Belirli ölçülerin üzerine çıkınca hiç de beklendiği gibi olmaz. Cinsel tutkunun aşırılığı mutlaka bir olumsuzluğa kapı açar. Kıskançlığın fazlalığı, ön sevişmenin uzaması, günlük yapılan ilişkilerin sınırı aşması insanları çıkmaz yola doğru sürükler. Değerli genç mühendisimiz, çok şeye çare bulunuyor da büyük penise çare bulunmuyor. Orgazm süresinin uzamasında da elimiz kolumuz bağlı kalıyor. Yine de çözüm için yol aranmalı, bir uzmana ulaşmalı.



Gözüm hep başkalarında

Evliyim ama 10 tane eşim olsa 11’incide gözüm kalıyor. Ne yapmam gerekiyor? CEVAP Hayda bre! Vurun patlasın, damatla gelin çalın oynasın. Vursun davullar, çekilsin halaylar ve tekmili birden 10 kadınla harem kurulsun. 11’inci kadın beklesin, ona da sıra numarası verilsin. Onun düğünü usulen olsun. Çünkü damat yıpranmış ve yorgun olacak. 11’inci düğünde damadın kafasında sorunlar var; “Ya düğünde oynarken yığılıp kalmayayım” ya da “Bu gece işi yüzüme gözüme bulaştırmayayım” diye adaklar adıyor. Gelelim kına gecesine; 10 kadının tümünü oyuna kaldırıyorlar. Hepsi marifetli, döktürüyor. Birinin suratından düşen bin parça. Adam bir sonraki geceye rezerv yapmak için ona sıra gelince erkenden uykuya dalmış. Kadının suratını asması bundanmış. Neyse 11’inci kadın düğünde, bedelli parasını bulamayınca askere giden genç gibi durgun ve neşesiz. İçinden bir şey yapmak gelmiyor. “Oyna” diyorlar oynuyor. “Otur” diyorlar, oturuyor. Yüzündeki peçenin altından hep damadı izliyor. Yanında yenge rolündeki kadın, o gece ne yapacağı hakkında talimatlar veriyor. Bunlar gelinin bir kulağından giriyor, ötekinden çıkıyor. Değerli okurum, fantezi teşhisin böyle okundu. Benim önerim şu: Bir göz doktoruna git, gözü doyurmanın çaresi bulunmuşsa onu dene. Yoksa cinsel psikiyatri açısından profesyonel yardım al.

* * * * * * * * * * *

Neden ergenliğe girmedim?

15 yaşındayım, ergenliğe girmedim. Penisim küçük ve kıvrık. Ne yapmalıyım? CEVAP Sevgili yavrum, ergenliğe girersin. Doğa seni bu ıssız çöllerde yalnız bırakmaz. Ama yine de yumurtaların faaliyetleri, büyüklüğü, boyu, kıllanman ve sesinin kalınlaşması gibi faktörlere bakılır. Bu konuyu aklından çıkarman için bir üroloji ya da endokrinoloji uzmanına görün.

Ya gebe kalırsam?

18 yaşında kızım. 1.5 yıldır erkek arkadaşım var. Onunla bir şeyler yaşıyoruz ama benim en büyük korkum hamilelik. Sevgilim “İlişkiye girelim, korunduğumuz sürece bir şey olmaz” diyor. Ama yine endişeliyim? CEVAP Değerli okurum, atı alan Üsküdar’ı geçmiş. Sözgelimi, sen kınalı kısrak, atın üzerinde binici. Dizgi ve kamçı onun elinde. Start verilmiş, at piste doludizgin girmiş. Tökezler mi? Bilemem ki.

Sertleşme sorunum var

21 yaşındayım ve sertleşme sorunu yaşıyorum. Bana ne ilaç önerirsiniz? CEVAP Değerli okurum, ilaç önermiyorum. İnanıyorum ki gece sabaha karşı uyandığında o senin yüzünü karartmayacak kadar sertleşiyordur. Eğer aylarca sabaha karşı sertleşmeleri yoksa, kesin tetkik ve tedavi gerekir.

Her gün mastürbasyon yapıyorum

22 yaşındayım. 3 yıldır her gün mastürbasyon yapıyorum. İzlediğim filmlerdeki kadınlar, sokakta gördüklerim beni tahrik ediyor. İleride sorun olur mu? CEVAP Değerli okurum, oburluğa alışmışsın, gözün doymuyor. Bunları bahane ederek mastürbasyondan vazgeçmiyorsun. Kırık plak gibi oraya takılıp kalmışsın. Haftada 3-4 kere mastürbasyona izin veriyoruz. Kızlara, kadınlara da daha insancıl gözlerle bak. Bu kadar nasihat yeter.

Hiçbir kızla birlikte olmadım

19 yaşındayım, hiçbir kızla birlikte olmadım. Penisim 11 santim. Küçük değil mi? Doktora gitmeye utanıyorum. CEVAP Değerli okurum, o boyut yeterli. Mutsuzluğuna da neden olmayacak. Yeter ki ruh atının şövalyesi olarak elindeki mızrağı iyi kullan.

Erken boşalıyorum

34 yaşındayım, evliyim. Erken boşalıyorum, 1 dakika bile sürmüyor. İlaç kullandım, önceleri etkili oldu ama şimdi faydası yok. Ne olur yardım edin. CEVAP Değerli okurum, tedavi ederiz, kafana takma.

Hamile kalır mı?

Kız arkadaşımla ilişkiye girdik, korunduk. Ama prezervatif yırtılmış. Hemen hamile kalınır mı veya bundan kurtulmanın bir yolu var mı? CEVAP Sevgili okurum, zayıf da olsa gebe kalabilir. Adeti gecikirse 15 gün sonra gebelik testi yaptırırsınız. Gebe olmuşsa duruma göre yeniden yazarsın, değerlendiririz.

Çocuğumuz olmuyor

27 yaşındayım. 15 aylık evliyim. Haftada 4-5 kez korunmasız ilişkiye giriyoruz ama bir türlü çocuk sahibi olamıyoruz. Ne olur yardım edin. CEVAP Değerli okurum, acele etmeyin. Doğa dengesini kursun. Doğanın bilmediğimiz gizemli dengeleri var. Ona da hak tanıyalım. Hele 30 yaşınızın içine adımınızı atın. Ondan sonra gebe kalma yöntemlerini biz öğretiriz. Monotonluğa düşecek gibi olan aileniz yeniden can bulur, size yaşama sevinci verir.

lişkide boşalamıyorum

28 yaşındayım. 1 aylık bir ilişkim var. İlişki sırasında değil, mastürbasyon yaparken boşalıyorum. Bana yardımcı olur musunuz? CEVAP Değerli yavrum, senin kulaklarını çekmek gerekiyor. 28 yaşına kadar ne yaptın ha? Hadi söyle doktor amcana. Alıştırdın onu mastürbasyona. Güzelim nimete burun kıvırıyor ha! Ona söyle, vallahi gelir onu ikinci kere sünnet ederim. Şaka bir yana. Değerli okurum, bu mastürbasyon şartlanması. Evlendiğinde bu tür sorunlar yaşayabilirsin. Birleşmede boşalmaya geçişin tekniğini öğreneceksin. Bunun için doktorla yüz yüze gelmen gerekir.

Ne zaman ilişkiye girsem hüsran...

16 yaşındayım. Mastürbasyon yaparken sorun olmamasına rağmen ne zaman ilişkiye girsem sertleşme hemen bitiyor. Ne yapacağım? CEVAP Değerli okurum, mastürbasyonu azaltacaksın. Konsantrasyonu kadına yoğunlaştıracaksın. Alışacaksın bu yollarda yürümeye. Mastürbasyonun dağlarında, tepelerinde, doruklarında çok fazla dolaşma. Ya sel götürür ya yel.

GÜNÜN SÖZÜ

Sevgi alışverişinde daima 5 verin, 3 bekleyin ki mutlu olabilesiniz. H.D.

Gönderen Unknown

Günde en az bir saat spor yapın

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kalaycıoğlu, insanın başına ne gelirse ’bana bir şey olmaz’ ya da ’aman sen de, atın ölümü arpadan olsun’ gibi yaklaşımlardan geldiğini ifade ederek, "Ama hasta olduktan sonra zaten iş işten geçmiş oluyor ve hiçbir zaman eski halimize dönemiyoruz" dedi.

Sağlığın en önemli unsurunun, sağlıklı iken kıymetini iyi bilmek olduğunu vurgulayan Kalaycıoğlu, şöyle devam etti:

'CAN BOĞAZDAN GİDER'

"Sağlık, kıymeti iyi bilinmesi gerekenlerin başında geliyor. Bunun için de öncelikle beslenmemize dikkat edeceğiz. Can boğazdan geliri değil, can boğazdan gideri düşenmeliyiz. Tabii ki beslenme çok önemli ama dengeli, yeterli ve sağlıklı şekilde olmalı. Çoğu zaman sıkıntı, kantarın topuzunu kaçırmaktan oluyor. Vücudun ihtiyacından fazla yersek bu kilo fazlalığı olarak ağır bir fatura ile bize geri dönüyor. Önce hafif kilo, sonra şişmanlık ve sonunda obezite. Sonrası ise kiloya bağlı sindirim sistemi hastalıkları, uyku bozuklukları, horlama, solunum problemleri, nefes darlığı, eklem ve kemik problemleri, kalp ve damar hastalıklarını getiriyor."

Kalaycıoğlu, spor yapmanın vücudun sağlığı için mutlaka gerekli olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

HAFTADA EN AZ ÜÇ GÜN ŞART!

"Spor yapmakta istikrar çok önemlidir. Haftada bir gün halı sahada top oynamak değil bahsettiğimiz spor. Zaten yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki haftada üç günden ve 20 dakikadan az yapılan sporun vücuda hiçbir faydası yoktur. Haftada en az üç gün ve yaklaşık bir saat spor yapmamız gereklidir. Düzenli spor yaparsak kalp, eklem, kemik, sindirim, solunum ve ruhi hastalıkların oluşmasını engellemiş oluruz. Spor yapmak demek haftada bir gün maç seyretmek demek değildir. Her yaşa uygun yapılacak sporlar vardır. Yaş ilerledikçe yapılan sporun şekli ve dozu da değiştirilmeli ama her yaşta yapılabilecek sporlar vardır ki bunların başında yürüyüş gelir. Her gün bir saat tempolu yürüyüş sağlığınızı korumak için en ideal spordur."

Sigara ve alkol başta olmak üzere bir çok zararlı maddenin insan sağlığını olumsuz etkilediğini anımsatan Kalaycıoğlu, "İnsan kendi eliyle kendini öldürür mü? Bakıyoruz ki bir çok kişi yavaş yavaş kendini öldürüyor. Aslında yavaş yavaş da değil, hızlı hızlı çünkü bu alışkanlıklar ölümü hızlandırıyor. Her canlı ölümü mutlaka tadacaktır ama sürünerek ölmek ya da ayakta dimdik bir yaşlılıktan sonra ölmek için karar sizindir" diye konuştu.

AA

Günde en az bir saat spor yapın
Gönderen Unknown