Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             
Sebepleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sebepleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2013 Cuma

Kanser Nasıl Oluşur, Belirtileri, Etki Eden Faktörler ve Sebepleri
Konuya başlamadan önce kanser (cancer) nedir onu tanımlayalım. Kanser (cancer), hemen hemen vücudun tüm bölgelerinde oluşabilen ve ekseriyetle oluştuğu bölgeye göre isimlendirilen, vücudun en küçük yapı taşları hücrelerin DNA yapılarında bozulmalar meydana getirerek yeni bölünme ve çoğalmalar meydana getiren hücrelerde farklılaşmalara yol açan hücresel bozukluğa verilen isimdir.

Kanser (cancer) günümüzün önemli hastalık çeşitlerinden birisidir ve bir çok farklı türde oluşabilen, bir kısmının tedavisinin erken teşhis ve tanı sayesinde mümkün olduğŸu ve yakın zamanda tedavisi tamamen mümkün olacak hücresel bozukluk hastalığŸıdır. Kansere yol açan sebepeler, nedenleri gibi başlıkları teker teker incelemek gerekirse;

Geniş anlamda Kanseri tanımlamak gerekirse; Vücudumuzun en küçük yapı taşları hücrelerdir ve bu hücreler de DNA ile birleşmiş sarmal bir yapıdadır  ancak bazen çeşitli nedenlerle bu hücrelerde bozulmalar farklılıklar gözlemlerin ve bunun sonuncunda da hücrelerin farklılışması normal farklı şekilde büyüyüp çoğŸalması sonucunda oluşan hücresel bozukluğŸa  ’KANSER (cancer)’ denir.

Günde yaklaşık olarak vücudumuzda(DNA’€™da) 10000 mutasyon (değŸişim) olmaktadır ancak bu değŸişimler hücrelerimizin anormal seyri dışında olmadığŸı için biz kanser olmayız ve immün sistemimizin her milisaniyede vücudumuzun taraması ve kanserli kansere sebep olabilecek hücreleri (zayıf olanları) yok etmektedir.

Yani kanser hücre bozulmasından sonra sürekli çoğŸalarak etrafındaki dokuları da tahrip eder ve böylece vücut sistemimizin bozulmasına yol açar.


kanserli hücreye örnek bir görünüm

Kansere (cancer) Yol Açan Sebepler Etkenler ;

Hücre bölünmesi sırasında bozuk hücreler DNA mıza etki ederek Dna replikosyonunu hatalı şekilde olması sonucu kodlarımızda bozukluklara yol açarak hücreleri farklılaştırmaktadır. DNA replikasyon anormalisine sebep olduğŸu sanılan bir çok faktör mevcuttur ve bunlara predispozan (hazırlayıcı) faktörler denir. Hücre bölünmesi, doku tamiri ve yenilenmesi amacıyla yapılır. Doku tamiri ve yenilenmesini hızlandıran tüm etmenler aslında bir kanser hazırlayıcısı olabilir.

Kanserin Temel Sebepleri, Kansere Neden Olan Şeyler, Kanserin Nedenleri ?


Kanserin DNA sarmalları ile hücrede meydana gelen bozuklar sonucunda oluşan bir hastalık olduğunu belirttik ve bu bozukluklara yol açan bir takım etkenlerin sebeplerin vücuda doğŸal veya dışarıdan yapılan müdahale ile oluşmasına zemin hazırlayan durumlarda kanser oluşumuda ortaya çıkacaktır.

Kanserin bilinen başlıca sebepeleri,

1) Rötgen, radyoaktif madde yayan maddeler, X-ışınları, gama ışınları, radyoaktif maddelerden yayılan partikül radyasyonları ve ultraviyole ışınları gibi iyonize edici radyasyonlar kansere zemin hazırlamaktadır. Bu radyasyonların etkisi altında doku hücrelerinde oluşan iyonlar yüksek derecede reaktif olduklarından DNA zincirlerini kopararak mutasyona sebep olmaktadır.

2) Bazı kimyasal maddelerin mutasyon potansiyeli yüksektir. Mutasyona neden olan kimyasal maddelerekanserojenler denir. Anilin boya türevleri, sigara dumanındaki çok sayıdaki kimyasal, metilmetakrilat, asbest, silika tozları, kömür ve alçı tozu bunlara örnektir. Günümüzde toplumda en büyük sayıda kansere neden olan kanserojenler sigara dumanında bulunmaktadır.

3) Fiziksel olarak tahriş edici maddeler de kansere neden olmaktadır. Dokuda oluşan harabiyet hızlı bir mitoz faaliyetiyle tahrip olan hücrelerin yerine yani hücreler oluşturur. Mitoz ne kadar fazla ve hızlı olursa mutasyon riski o kadar artar. Bu tür fiziksel etmenler arasında (dudak ısırma, saçla oynama, ben (nevus) koparma), yara kabuklarıyla oynama, bazı tahriş edici gıdaların aşırı ve sık tüketimi sayılabilir.

4) Bir çok ailede kansere yakalanmaya karşı güçlü bir kalıtsal eğŸilim vardır. Bu olay belki de bir çok kanser tipinde kanserin oluşmasından önce birden fazla mutasyona ihtiyaç olduğŸu gerçeğŸininden kaynaklanmaktadır. Kansere özellikle yatkınlığŸı olan bu ailelerin kalıtsal genomlarında bir veya daha fazla mutasyona uğŸramış gen bulunmaktadır. Bu yüzden böyle şahıslarda kanser büyümeye başlamadan önce çok daha az sayıda ilave mutasyon olması, kanseri başlatmak için yeterlidir.





Kanserin Başlıca Belirtileri ;


Kanserin belli başlı bazı önemli belirtileri mevcuttur aşagıdaki belirtilerin bazılarını veya çogunlugunu taşıdıgınızı düşünüyorsanız vakit kaybetmeden bir sağŸlık luruluşuna gidip check-up sağŸlık kontrolu yaptırmasınzda büyük fayda olacaktır.

Kanser Belirtileri ;


  • Vücudun herhangi bir yerinde nedensiz bir şişlik (Vücudun herhangi bir yerinde görülen ve ele gelen şişlik veya sertlikler)

  • Ses kısıklığŸı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük, uzun süre geçmeyen öksürük

  • GöğŸüs ağŸrısı

  • Yutma güçlüğŸü ve hazım bozuklukları

  • Kol ve omuz ağŸrısı

  • Kemik ağŸrısı

  • Kilo kaybı, ani zayıflama veya iştahsızlık

  • BaşağŸrısı

  • Sarılık

  • İyileşmeyen yaralar

  • Dışkılama alışkanlıklarında değŸişiklik (İshal veya kabızlık)

  • Vücut deliklerinden kan veya anormal sıvı gelmesi (Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar),

  • Ben ve siğŸillerde görülen anormal değŸişmeler, koyulaşma.

Kanser konusu önemli ve ciddi bir konudur eğŸer yukarıda belirtilen durumların sizde de var olduğŸundan şüphe ediyorsanız hemen bir uzman hekime başvurarak gerekli tetkikleri yaptırmalısınız. Kanserle mücadelede erken tanı ve teşhis çok önemlidir. Bu belirtilerden herhangi biri veya birkaçı, iki haftadan fazla devam ederse ve ailede kanserli hasta varsa, hemen kanser konusunda uzman bir hekime başvurmak gerekir.

Unutmayın ki kanser tedavisinde en önemli süreç erken tanı ve teşhistir, onun için eğer yukarıdaki belirtileri taşıdığınızı düşünüyorsanız hemen bir sağlık kontrolünden geçerek durumunuzu netliğe kavuşturun. Erken tanı ile kanser tedavisi artık günümüzde mümkün olabilmektedir.



Gönderen Unknown
Akciğer Kanseri Oluşumu, Sebepleri, Belirtileri ve Tedavisi
Sigara kullanımıyla doğru orantılı olarak dünya üzerinde en çok rastlanan kanser çeşidinden birisi olan akciğer kanseri, ülkemizde de en çok rastlanan kanser çeşitlerinden birisidir. Kanser, günümüzde erken tanı ve teşhis ile tedavi edilebilen bir hastalıktır. Kanserin oluşmasında ve tedavi sürecinde, erken, tanı, belirtiler, bulgular gibi akciğer kanseri ile ilgili önlemler hakkında detaylı bilgileri yazımızda bulabilirsiniz.

Akciğer Kanseri Nedir, Nasıl oluşur, Akciğer Kanseri Hakkında Genel Bilgiler;


Akciğerler, solunum sistemimizin en önemli parçasıdır. Akciğerlerin şekilsel yapısı süngerimsi bir görüntüye sahiptir ve koni şeklinde bir organımızdır. Sağ akciğer soldan biraz büyük olup üç kısımdan (lob) oluşurken, sol akciğerde iki lob vardır. Nefes aldığımızda akciğerler hücrelerimizin yaşaması ve normal fonksiyonlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan oksijeni alırlar. Nefes verdiğimizde ise akciğerler vücut hücrelerinin bir atık maddesi olan karbondioksidi uzaklaştırırlar. Yani vücut için gerekli oksijen alış-verişini gerçekleştiren organımızdır, ve yaşamamız için gerek duyduğumuz en önemli organlardan birisidir.

Kanser oluşumu, bulundukları bölgedeki dna’ları ve hücreleri değiştirerek, normal görünümünden farklı bir şekle sokup gerektiği gibi çalışması engelleyen hücresel bozukluklardır.

Akciğerlerde başlayan kanserler mikroskop altındaki görünümlerine dayanılarak küçük hücre dışı akciğer kanseri (KHDAK) ve küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK) olmak üzere başlıca iki gruba ayrılır. Akciğer kanserinin her tipinin büyümesi ve yayılımı farklılık gösterir ve tedavisi de farklıdır.

Yandaki resimde akciğer kanserinin akciğerlerimizde nasıl oluşum içinde olduğunu görebilirsiniz.

Küçük hücre dışı akciğer kanseri, küçük hücreli akciğer kanserinden daha sıktır ve büyümesi ve yayılımı daha yavaştır. Küçük hücre dışı akciğer kanserinin üç ana tipi vardır. Kanserin kaynaklandığı hücre tipine göre adlandırılırlar: Yassı epitel hücreli kanser (ayrıca epidermoid kanser olarak da adlandırılır), adenokanser ve büyük hücreli kanser.

Küçük hücreli akciğer kanseri, bazen yulaf hücreli kanser olarak da adlandırılır. Diğer türden daha az sıklıkta görülür. Akciğerin bu kanser tipi daha hızlı büyür ve vücuttaki diğer organlara daha fazla yayılır.

Akciğerlerde başlayan kanserler mikroskop altındaki görünümlerine dayanılarak küçük hücre dışı akciğer kanseri (KHDAK) ve küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK) olmak üzere başlıca iki gruba ayrılır. Akciğer kanserinin her tipinin büyümesi ve yayılımı farklılık gösterir ve tedavisi de farklıdır.

Akciğer Kanseri:


Kimler risk altında? Kimler Akciğer Kanserine Daha Çabuk Yakalanır?

Uzun yıllar yapılan araştırmalar göstermiştir ki, akciğer kanseri riski taşıyan, risk altında bulunan grubun büyük bir çoğunluğu tütün yani sigara kullanımı kaynaklıdır.

Sigara ve Kanser ilişkisi:

Sigara tüketimi, akciğer kanserine en fazla sebep olan etkenlerden birisidir. Sigara tütününde bulunan binlerce zehir, sürekli vücuda alınması nedeniyle hücrelerin yapısal faaliyetlerini etkileyerek kanser oluşumuna neden olmaktadır. Tütündeki karsinojen olarak bilinen zararlı maddeler akciğerlerdeki hücrelere hasar verirler. Zamanla hasar görmüş hücreler kanserleşebilir.

Sigara içicisinde akciğer kanseri gelişimini etkileyen faktörler:


  • sigaraya başlama yaşı, ne kadar uzun süre içtiği,

  • günlük içtiği sigara sayısı ve ne derinlikte içine çektiğidir.

Sigaranın bırakılması bir kişide akciğer kanseri gelişimi riskini oldukça düşürür.

Purolar ve Pipolar Akciğer Kanserine Yol açar mı?

Puro ve pipo içicileri içmeyenlere göre daha yüksek akciğer kanseri gelişimi riskine sahiptir. Kişinin içtiği yıl sayısı, günlük içtiği pipo veya puro sayısı, ne derinlikte içine çektiği kanser gelişimi riskini etkilerler. İçine çekmeyen puro veya pipo içicileri dahi artmış akciğer, ağız ve diğer kanser tipleri gelişme riski altındadırlar.

Çevresel (Pasif) Tütün İçiciliği:

Başkalının sigara içmesine bağlı olarak çevresel tütün içiciliğine maruz kalmak akciğer kanseri gelişme riskini artırır.

Radon:

Radon doğal olarak toprak ve kayalarda olan görünmez, renksiz ve kokusuz radyoaktif bir gazdır. Akciğerlerde hasar sebep olarak akciğer kanserine götürebilir. Madende çalışan işçiler radona maruz kalabilirler ve ülkenin bazı yerlerinde radon evlerde bulunabilir. Sigara içiciliği radona maruz kalmaktan dolayı akciğer kanseri gelişme riskini daha da artırır. Kişilerin kendi evlerinde radon ölçümünü sağlayan testler geliştirilmiştir.

Asbest:

Asbest belli endüstrilerde kullanılan, doğal olarak lif şeklinde bulunan bir grup minerale verilen isimdir. Asbest lifleri kolayca parçalara ayrılmaya eğilimlidirler ve bu parçacıklar havada yüzebilir ve kıyafetlere yapışabilirler. Bu parçacıklar solunduğunda akciğerlere yerleşirler ve hücrelere hasar vererek akciğer kanseri riskini artırırlar. Çalışmalar büyük miktarda asbeste maruz kalan işçilerde akciğer kanseri gelişme riskinin maruz kalmayanlara göre 3-4 kat daha fazla olduğunu göstermiştir. Bu maruziyet gemi yapımı, asbest maden ve üretimi, izolasyon çalışmaları ve fren tamiri gibi bazı sanayi kollarında gözlenmektedir. Sigara içen asbest çalışanlarında akciğer kanseri riski daha da fazladır. Asbest çalışanları işverenler tarafından sağlanan koruyucu ekipmanları kullanmalıdır ve tavsiye edilen çalışma ve güvenlik kurallarını izlemelidir.

Hava Kirliliği:

Araştırmacılar akciğer kanseri ile dizel yakıt ürünleri ve diğer fosil yakıtları gibi havayı kirleten bazı atıklar arasında bir ilişki tespit ettiler. Buna rağmen bu ilişkinin daha açık olarak ortaya konulması için başka çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Akciğer Hastalığı:

Bazı akciğer hastalıkları (verem gibi) bir kişide akciğer kanseri gelişme riskini artırır. Akciğer kanseri veremin hasar verdiği akciğer bölgelerinden gelişme eğilimindedir.

Kişisel Hikaye:

Daha önce akciğer kanseri geçirmiş olanlarda hiç akciğer kanserine yakalanmamış olanlara göre ikinci bir akciğer kanseri gelişme riski daha fazladır. Akciğer kanserinden sonra sigaranın bırakılması ikinci bir akciğer kanserinin gelişmesini önleyebildiği tanımlanmıştır.

Akciğer kanserinden korunmanın bilinen en iyi yolu sigarayı bırakmak veya hiç içmemektir. Bir kişi sigarayı ne kadar erken bırakırsa o kadar iyidir. Uzun yıllardır sigara içiyor olsanız dahi sigarayı bırakmaktan fayda görmek için hiçbir zaman geç kaldığınız anlamına gelmez.

Akciğer kanserinden korunmanın bilinen en iyi yolu sigarayı bırakmak veya hiç içmemektir.

Akciğer Kanserinin Belirtileri, Akciğer Kanseri Nasıl Anlaşılır;


Bu belirtilere akciğer kanseri veya diğer durumlar sebep olabilir. Bir doktor tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Akciğer kanserinin başlıca belirti ve bulguları şunlardır:


  • Kesilmeyen ve giderek kötüye giden bir öksürük

  • Sabit göğüs ağrısı,

  • Kanlı balgam,

  • Nefes darlığı, hırıltı veya boğuk seslilik,

  • Akciğer enfeksiyonu veya bronşit ile tekrarlayan problemler,

  • Boyunda ve yüzde şişlik,

  • İştahsızlık veya kilo kaybı,

  • Yorgunluk.

Akciğer Kanserinde Erken Tanının Önemi;

Belirtilerin sebebini bulmak için doktorlar şahsın tıbbi öyküsünü, sigara içme hikayesini, çevresel ve mesleki maddelere maruziyetini ve ailesel kanser hikayesini değerlendirmelidir. Hekim aynı zamanda fizik muayene yapmalı ve akciğer grafisi ve diğer laboratuar testlerini istemelidir. Eğer akciğer kanserinden şüpheleniyorsa balgam sitolojisi (derin bir öksürmeyle elde edilen balgamdaki hücrelerin mikroskopik incelenmesi) akciğer kanserini bulmada yararlı basit bir testtir. Akciğer kanseri varlığını doğrulamak için akciğerden doku incelemesi yapılmalıdır. Biyopsi (akciğerden alınan küçük bir doku parçasının patolog tarafından mikroskop altında incelenmesi) bir kişinin kanser olup olmadığını gösterebilir. Doku parçasını almak için birçok yöntem kullanılmaktadır.

Bronkoskopi: doktorlar bronkoskopu (ince, ışıklı bir tüp) ağızdan veya burundan sokarak nefes borusundan aşağı inerek solunum yollarına bakarlar. Bu tüple hücre veya küçük doku örneklerini toplayabilirler.

İğne Aspirasyonu: Göğüsten tümör içine sokulan bir iğne ile küçük bir doku parçası alma işlemidir.

Torasentez: Bir iğne yardımıyla akciğerin etrafını saran sıvıdan kanser hücrelerini kontrol etmek için örnek alınmasıdır.

Torakotomi: Akciğer kanseri tanısı koymak için bazen açık göğüs ameliyatı gerekebilir. Bu işlem hastanede yapılması gereken büyük bir ameliyattır.

Mediastinoskopi/Mediastinotomi: Mediastinoskopi kanserin göğüsteki lenf bezlerine yayılıp yayılmadığını göstermede yardımcı olabilir. Skopi adı verilen ışıklı görünen bir cihazla göğüsün merkezi (mediasten) ve yakınındaki lenf bezleri incelenir. Mediastinoskopide skopi cihazı boyundan açılan küçük bir kesiden içeri sokulur; mediastinotomide ise kesi göğüste yapılır. Her iki işlemde de skopi küçük bir doku parçası almak için de kullanılır. İşlem genel anestezi altında yapılır.


Akciğer Kanseri Tedavisi:


Tedavi kanserin türü (küçük hücre dışı ve küçük hücreli akciğer kanseri), boyutu, yerleşimi, tümörün yaygınlığı ve hastanın genel sağlık durumu gibi birçok faktöre bağlıdır. Birçok farklı tedavi ve tedavi kombinasyonu akciğer kanserini kontrol etmek ve/veya semptomları azaltarak hayat kalitesini düzeltmek için kullanılabilir.

Cerrahi kanseri almak için yapılan işlemdir. Doktorun yapacağı cerrahi tipi tümörün akciğerdeki yerleşimine bağlıdır. Sadece akciğerin küçük bir parçasını almak için yapılan işleme bölgesel veya kısmi rezeksiyon denilmektedir. Eğer cerrah akciğer bir tam lobunu alırsa, bu işleme lobektomi adı verilir. Pnömonektomi bir akciğerin tamamının alınmasıdır. Bazı tümörler büyüklükleri veya yerleşimleri nedeniyle ameliyat edilemezler. Bazı hastalar da diğer sağlık sorunları nedeniyle ameliyat olamazlar.

Kemoterapi tüm vücuttaki kanser hücrelerini öldürmek için kansere karşı olan ilaçlarının kullanılmasıdır. Tümör akciğerden alındıktan sonra bile kanser hücreleri hala yakın dokularda veya vücudun herhangi bir yerinde bulunabilirler. Kemoterapi kanserin büyümesini kontrol etmek veya belirtileri ortadan kaldırmak için kullanılabilir.

Işın tedavisi, radyoterapi adı da verilmekte olan bu tedaviyle kanser hücrelerini öldürmek için yüksek-enerjili ışınlar kullanılmaktadır. Işın tedavisi sınırlı bir alanı hedef almakta ve sadece o bölgedeki kanser hücrelerini öldürmektedir. Radyoterapi cerrahi öncesi tümörü küçültmek veya cerrahi sonrası ameliyat bölgesinde kalmış olan kanser hücrelerine zarar vermek için kullanılabilmektedir. Doktorlar ayrıca radyoterapiyi, sıklıkla kemoterapi ile birlikte, cerrahinin yerine birincil tedavi olarak kullanmaktadır. Radyasyon tedavisi nefes darlığı gibi belirtilerin giderilmesi için de kullanılabilmektedir.

Fotodinamik tedavi, özel bir kimyasalın kana enjeksiyonu ve tüm vücuttaki hücreler tarafından emilmesini içeren bir tür laser tedavisidir. Kimyasal madde normal hücrelerden hızlı bir şekilde ayrılmakta fakat kanser hücrelerinde uzun bir süre kalmaktadır. Kanseri hedef alan bir laser ışığı kimyasalı aktifleştirerek onu emmiş olan kanser hücrelerini öldürür. Fotodinamik tedavi ile akciğer kanserinin belirtileri azaltılabilir, örneğin kanamanın kontrolü veya cerrahi ile alınamayan kanserin tıkadığı hava yolundan kaynaklanan solunum problemlerini gidermek gibi. Ayrıca fotodinamik tedavi normal tedavilere uygun olmayan akciğer kanserli hastalardaki çok küçük tümörlerin tedavisinde de kullanılabilmektedir.

Küçük Hücre Dışı Akciğer Kanserinin Tedavisi

Küçük hücre dışı akciğer kanseri olan hastalar birkaç yoldan tedavi edilebilirler. Tedavi seçimi genellikle tümörün büyüklüğü, yerleşimi ve yaygınlığına bağlıdır. Cerrahi bu tip akciğer kanserlerinin tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir. Işın tedavisi ve kemoterapi de hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve semptomları tedavi etmek için kullanılabilmektedir.

Küçük Hücreli Akciğer Kanserinin Tedavisi

Küçük hücreli akciğer kanseri hızlı yayılır. Birçok durumda, hastalık teşhis edildiğinde kanser hücreleri vücudun diğer bölgelerine yayılmıştır. Doktorlar tüm vücuttaki kanser hücrelerini yakalamak için hemen hemen her zaman kemoterapi kullanırlar. Tedavi ayrıca akciğerdeki veya vücudun diğer bölgelerindeki (beyindeki gibi) tümörleri hedefleyen ışın tedavisini de içerir. Bazı hastalar beyinde kanser bulunmadan da ışın tedavisi alırlar. Bu tedaviye koruyucu kafa ışınlanması adı verilir ve beyinde tümör oluşumunu engellemek için verilir. Ameliyat küçük hücreli akciğer kanserli hastaların küçük bir kısmında tedavi planının bir parçasıdır.

TEDAVİDEN SONRA YAPILMASI GEREKENLER


Hasta Takibinin Önemi

Akciğer kanseri sonrası hasta takibi çok önemlidir. Düzenli kontroller sağlık durumundaki değişikliklerin fark edilmesi ve eğer kanser tekrar ortaya çıktıysa veya yeni bir kanser geliştiyse, mümkün olan en kısa sürede tedavi edilmesini sağlayabilir. Kontroller fizik muayene, akciğer grafisi veya laboratuar testlerini içerebilir. Belirlenen süreç içerisinde akciğer kanseri olan insanlar sağlıkları ile ilgili herhangi bir sorunu ortaya çıkışından sonra en kısa sürede doktoruna bildirmelidir.

Duygusal Desteğin Sağlanması

Kanser gibi ciddi bir hastalıkla yaşamak hayata meydan okumadır. Kanser hastası fiziksel ve tıbbi zorluklarla başa çıkmaktan başka, hayatını zorlaştıran birçok üzüntü ve duygu ile karşı karşıyadır. Bu hastalar hastalıklarının gerçek yönü yanında duygusal yönüyle de başa çıkmak için yardıma ihtiyaç duyarlar. Gerçek anlamda kanserin duygusal ve psikolojik yönüyle ilgilenmek tedavi planının bir parçasıdır. Sağlık timi (doktorlar, hemşireler, sosyal çalışanlar ve diğerleri), destek grupları ve hasta-hasta ilişkileri kişilerin yalnızlık ve üzüntülerinin daha az hissedilmesine yardımcı olabilir ve hayat kalitelerini düzeltebilir. Kanser destek grupları benzer sıkıntıları yaşamış diğer kanser hastalarıyla kanser ile yaşama konusunda konuşmak için uygun bir ortam sağlar. Hastalar destek gruplarını bulmak konusunda sağlık ekibinin bir üyesi ile konuşmak isteyebilir.


Gönderen Unknown
Diş Çürüklüğü Nedir, Oluşma Sebepleri Etkenleri Nelerdir?
Dişlerimiz hayati organlarımızın başında gelen ama fazla özen göstermediğimiz ve ilerleyen yaşlarda çok sıkıntılar yaratabilen hayatımızda önemli bir yere sahip yapı taşlarımızdandır. Bu konumuzda sizlere diş çürüklerine neden olan sebepleri, diş bakımının neden önemli olduğunu, diş çürüklüğü ve diş eti hastalıklarına karşı alınması gereken önlemlerden önemli başlıkları açıklamaya çalışacağız..

Diş çürüklerinin oluşmasında üç temel etmen bulunmaktadır:

1-Duyarlı bir diş yüzeyi,

2-mikroorganizmalar için elverişli yiyecek artıkları,

3-bunların parçalanmasına ve asit oluşumuna yol açacak mikroorganizmaların varlığı. Besinler içinde diş çürümesine en çok neden olanlar karbonhidratlar, yani kabaca, şekerli gıdalardır.

Dişler düzenli olarak fırçalanır ve bakımlarına özen gösterilirse, mikroplar onlara zarar veremezler. Diş çürüğü, dişte oyuklar yaparak dişin yapısını bozan ve kendi kendine iyileşmeyen bir hastalıktır.

Dişler iyi temizlenmeyecek olursa, üzerinde besin artıkları ve mikroplar birikir. Ağız içerisindeki bakteriler yiyecek artıklarındaki şekerli maddeleri kullanarak onu saydam, yapışkan bir madde haline getirir ve dişler üzerine yapışmasını sağlar. Bu birikintilere plak denir. Bu plaklar bakterilerin diş üzerinde tutunmalarını da kolaylaştırırlar. Besinlerin tatlandırılması için kullanılan şekerli maddelerin içinde bulunan asit, dişlere zarar verebilir, ancak bakterilerin kendileri de asit oluşturabilmektedir. Asit diş minesinin erimesine neden olur. Böylece oluşan erime bölgelerinden giren mikroplar kolayca alttaki yumuşak dokuya ulaşabilirler.



Asitler dişin koruyucu tabakası olan diş minesi üzerinde küçük delikçikler oluşturur. Bu delikler giderek genişler ve küçük oyuklar haline gelir. Diş minesinin erimesinden sonra çürük hızla ilerler, alttaki tabakada geniş ve derin bir oyuk meydana getirir. Diş çürüğü diş özüne doğru ilerledikçe dişler ağrımaya başlar. Çürük daha da ilerlerse diş özü bölgesinde ve çene kemiği içerisinde cerahat oluşmaya ve birikmeye başlar. Buna diş apsesi denir. Eğer diş hekimi tarafından daha başlangıcında tedavi edilmeyecek olursa çürük diş için daha zor, karmaşık ve pahalı tedaviler gerekebilir. Diş plağı, diş etlerinin önemli hastalık nedenlerinden biridir. Yemeklerden sonra dişlerin fırçalanması ve diş ipi kullanarak yemek artıklarının çıkarılması dişlerin çürümesini, diş eti hastalıklarının oluşumunu ve ilerlemesini önler.

Dişlerin ağrımaması sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Diş ağrısının olması için diş çürüğünün çok ilerlemiş olması gerekir. Diş çürüklerinin tedavi edilebilir dönemde belirlenmesi için ağrı oluşmasını beklemeden senede en az iki kez diş hekimine giderek dişlerin muayene ettirilmesi gerekir. Diş hekimleri gerektiğinde dişlerin filmini çekerek gözle görünmeyen diş oyuklarını da belirleyebilirler.

Diş çürüklerinin erken dönemde tanınması dişlerin kaybedilmesini engelleyebilir veya en azından geciktirebilir. Bu hem sağlık açısından, hem de sosyal ve ekonomik açıdan önemli katkılar sağlar. Ağza takma diş takılmasına olan ihtiyacı azaltır. Hiçbir şey kendi doğal dişlerimizin yerini tutamaz. Kalıcı dişlerin erken dökülmesi beslenme sorunlarına neden olur. Doğal dişlerin uzun süre dayanmasında ağız ve diş bakımının önemi çok büyüktür.

Diş sağlığı açısından sularla aldığımız flor da çok önemlidir. Sularında flor eksikliği olan yerleşim yerlerinde diş çürüklerinin oranı çok artar. Bu nedenle florla ilgili olarak sağlık kuruluşlarının önerilerine uyulmalıdır.

Google arama etiketleri:
[  dişlerimiz,  diş hastalıkları,  ]


Gönderen Unknown
Ağız Kokusu Sebepleri ve Tedavi Yöntemleri
Ağız kokusu; ağız boşluğumuzda yer alan ve çıplak gözle görünemeyen bakterilerin oluşturmuş oldukları sülfürlü atıklar sonrasında ortaya çıkan ve insanları rahatsız eden kokudur.

Ağız kokusuna yol açan sebepler, korunma  ve tedavi yöntemlerini aşağıda yer alan makalemizi okuyarak öğrenebilirsiniz..

SEBEPLERİ:

* Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Ölü veya ölmek üzere olan bakteriler sülfür bileşikleri açığa çıkarır.

* Bakteri tabakaları ve yiyecek artıkları dilin arka tarafında birikir. Dilin yüzeyi oldukça pürüzlü bir yapıdadır ve bakterilerin yaşamasına elverişli bir özelliğe sahiptir. Büyük miktarda sülfür bileşikleri de bu alanlarda birikir.

* Eğer diş yüzeyi temizlenmezse kısa sürede bakterilerin yaşamasına elverişli bir hal alır.

* İleri derecede dişeti rahatsızlığına sahip olanlarda kişinin kendi başına temizleyebilmesi pek mümkün olmayan, ulaşılamayan alanlar vardır. derin dişeti cepleri gibi böyle alanlar da kötü kokuya sebep olur.

* Şanslıyız ki ağız boşluğundan kaynaklanan kötü kokuların tedavisi kısa sürede sonuç vermektedir ve problem halledilebilmektedir.



TEDAVİ YÖNTEMLERİ (Ağız boşluğu kaynaklılarda)

* Diş problemleriyle diğer patolojik nedenlerin tedavisini yapın. Tam bir ağız muayenesi yaptırın. Koku testleri uygulanabilir ki bu testlerle uçucu sülfür gazları ve halitosis hastalığının boyutları tespit edilir.

* İleri dişeti hastalıkları ve/veya diş çürükleri tedavi edilmelidir.

* Ağız kokusunu önlemek için, ağız enfeksiyonları yok edilmeli gömük, sorunlu dişler çekilmelidir.

* İyi bir ağız hijyenine özen gösterilmeli. Dişlerin tüm yüzleri ve dil sırtı temiz tutulmalıdır. ağız enfeksiyonları tedavi edildikten sonra gargaralar ve diş macunları da yardımcı olabilir.

* Ağız kuruluğuna engel olmak için gün boyu su için.

* Tükürük salgısını hareketlendirin: bakteri oluşumunu önlemek için ağzın oksijenlenmesine yardımcı olur. Şekersiz sakız çiğnemek bunun en kolay yoludur. Bu arada mentollü pastillere dikkat! Kokuyu giderir gibi görünse de kuruluğa neden olur.

* Su içeriği bol olan sebze (domates, kereviz, pırasa) ve meyveler (elma muhteşem bir ilaçtır) tüketin. Yiyeceklerinizin üzerine maydanoz doğrayın.

* Eczanelerde satılan maydanoz yağı bazlı kapsüller alın.

* Sarımsak, soğan ve baharattan kaçının (ya da, sarımsak ve soğanı pişirerek yemeyi tercih edin). Çoğunlukla kötü sindirildiklerinden süt ürünleri de bu probleme neden olabilir.

* Dilinizin üzerinde biriken bakterileri temizlemek için bir dil raspası kullanın veya fırçalama sırasında dilinizi temizleyin.

* Kahve taneleri çiğneyin, portakal veya limon kabuğu emin.

* Alkol ve sigarayı bırakın.

Kötü ağız kokusundan şikayet edenler bu konunun üzerine gitmelidir. çünkü basit bir müdahale ile bu probleminizden tamamen kurtulmanız mümkün olabilir. Eğer ağız ve dişlerinize yapılan müdahaleden sonra hala ağız kokusundan şikayetçi iseniz diğer sebepleri de araştırmak gerekecektir:

AĞIZ KOKUSUNUN DİĞER SEBEPLERİ:

* Özellikle sinüs ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlar

* Şeker hastalığı (Diyabet) (aseton kokusu)

* Böbrek yetmezliği (balık kokusu gibi)

* Karaciğer yetmezliği

* Metabolizma bozuklukları (teşhisi zor olabilir, zaman zaman ortaya çıkan kötü bir balık kokusu)

* Açlık, diyet, ağız kuruması, oruçlu olmak (Sıvı gıda eksikliklerinde vücuttaki yağ ve protein çözünmeye başlar, bu metabolizmanın yan ürünleri kötü ağız kokusu olarak yansır)



Gönderen Unknown
Ağız Kokusu ve Sebepleri
Ağız Kokusu: İnsanın ağzı içerisinde yer alan bakterilerin salgılamış oldukları kimyasal maddeler ile ortaya çıkan rahatsız edici kokudur. gece tükrük salgılanması durur, dil hareket etmez, bu sebepten, ağızda akşamdan kalan yemek kalıntıları bakteriler tarafından parçalanır ve bu salgılar ile koku meydana gelir. Hastanın kendi tarafından duyulan ve başkaları tarafından duyulan ağız kokuları vardır.

Ağız Kokularının Sebepleri;

Kendi içerisinde her hangi bir hastalığa bağlı olan ve olmayan diye 2 grupta ağız kokusu sebepleri incelenebilmektedir.

1-) Her hangi bir hastalığa dayalı olmayan ağız kokusu sebepleri;


  • Aşırı sigara kullanılmasından dolayı meydana gelen kokular,

  • Ağızda protez dişlerin olmasından ileri gelen kokular,

  • Sabahları görülen kokular, gece tükrük salgılanması durur, dil hareket etmez, bu sebepten, ağızda akşamdan kalan yemek kalıntıları bakteriler tarafından parçalanır ve bu salgılar ile koku meydana gelir.

  • Yağlı besinlerle beslenmeden dolayı, ekşi elma kokusu hissedilir.

  • Soğan sarımsak turp pırasa gibi yiyeceklerin çiğ yenmesinden dolayı oluşuan kokular,

  • ilaçlardan ileri gelen kokular

Bu tür kokuların giderilmesi için ağız fırçalanmalı veya misvak kullanılmalıdır. Gıdalara bağlı kokuları gidermek için yeşil nane ve maydanoz çiğnenebilir.

2-) Oluşum Sebebi Hastalığa dayanan Ağız Kokuları;


  • Bozuk ağız hijyeni,

  • Diş çürüklükleri,

  • Diş eti iltihabı,

  • bademcik iltihabı,

  • Vincent anjini,

  • Ağız ülseri,

  • Kronik sinüzit,

  • Ağız, burun, boğaz tümorleri,

  • Akut romatizma,

  • Üremi veya böbrek yetmezliği,

  • Karaciğer yetmezliği,

  • Şeker hastalığının ileri hali,

  • Akciğer hastalığı,

  • Siroz, iç kanama

Bu sebeplerden ileri gelen ağız kokularının giderilmesi için, hastalıkların tedavisi gereklidir.

Ağız hijyeninin sebep olduğu kokuları gidermek için, pastiller, nane şekeri ve karanfil kullanılır.

Ağız gargaraları; ağız florasını bozduğu ve ağzı kuruttuğu için sık sık kullanılmamalıdır. Diş aralarında iyi temizlenmeli diş aralarında kalan yiyecek artıklarıda kötü kokuya yol açar.





Gönderen Unknown