Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             
genel sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genel sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2013 Cuma


Doğru beslenme görme kaybını yavaşlatabilir
Yaşlılığın bazı organlarda fonksiyon düşüklüklerine neden olduğunu belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Aras, bu organların başında da gözün yer aldığını aktardı.
Cengiz Aras, "Yapılan araştırmalar doğru beslenme ile yaşlılığa bağlı görme kaybının yavaşlatılabileceğini ortaya koyuyor. Yaşlıların görme kaybından korunması için sigara içmemelerinin yanı sıra balık, yeşil ve kırmızı sebze tüketmeleri gerekiyor" dedi.
Doğru beslenmenin organların yaşlandıkça görevlerini tam yapamaz hale geldiği yaşlılıkta büyük önem kazandığına dikkati çeken Aras, yaşlılık hastalığı olarak bilinen "sarı nokta" hastalığının da görme kaybına yol açarak yaşam standardını düşürebildiğini, kötü beslenmenin de "sarı nokta" hastalığının nedenlerinden biri olarak kabul edildiğini anlattı.
KRONİK HASTALIKLARI KONTROL ALTINA ALIN
Aras, "Bu sorundan korunmak için sigara içmeyin, alkolü ölçülü tüketin, bol bol balık yiyin, kırmızı etten uzak durun, katı yağ yerine zeytinyağı tercih edin, 'sarı nokta' hastalığına karşı domates, kırmızı biber, portakal gibi sebze ve meyveleri sofranızdan eksik etmeyin.
Ayrıca bir diyabet ya da hipertansiyon hastası doğru beslenmediği takdirde, o hastalıklarının gözdeki bulgusu kötü sonuçlar doğurabilir. Kötü beslenme sonucu vücut yağ ve basınç düzeylerinin bozulmasına bağlı kan şeker dengesinde problem olacaktır. Bu tablo da tansiyon yüksekliğine ve diyabete bağlı göz problemlerinin ortaya çıkışını hızlandıracak ya da var olan problemin ağırlaşmasına yol açacaktır. Diyabet ve hipertansiyon hastaları için dahiliye uzmanlarınca düzenli takip ve yeterli tedavi alımı çok önemlidir" değerlendirmesinde bulundu.
AA
Doğru beslenme görme kaybını yavaşlatabilir

Gönderen Unknown

Vücudun en çekici ve itici bölgeleri neresi?

Johannesburg'daki Bangor ve Witwatersrand üniversitelerinde yürütülen araştırmada, cinsel çekicilik bakımında vücudun 41 bölgesinin değerlendirildiği, ayakların ise hazırlanan listede en düşük puanı aldığı açıklandı.
Çekicilik açısından ayakları diz kapakları takip ediyor. Araştırmanın sonucu ayakların cinsel açıdan önemli bir çekim bölgesi olduğuna yönelik inancı da sarsmış oldu. Araştırmanın sonuçları Nöroloji dergisi Cortex'te yayımlandı.
Araştırma sonuçları erkeklerin bacakların arka kısımlarını ve elleri çekici bulduklarını da ortaya koydu.
Araştırma ayrıca erkeklerinde de sanılanın aksine, vucutlarında kadınlarınkiler kadar çok sayıda erojen bölge bulunduğu ifade edildi. Konu ile ilgil olarak Bangor Üniversitesinden Oliver Turnbull, "bir çok insan kadınların vücudunun erojen bölge ile dolu olduğunu, erkeklerin ise tek bir erojen bölgesi olduğunu düşünüyor" dedi. 
 
KADIN VÜCUDUNUN EN EROTİK BÖLGELERİ
Kadınların ağızları ve dudakları en erotik vücut bölgesi seçildi. Araştırmacılar bu bölgenin 10 üzerinden 7.9 erotik bulunduğunu ortaya koydu. Ense kokü erotiklik seviyesinde 7.5 puan aldı. Göğüs ve meme uçları 7.3 puan ile üçüncü oldu. Kalçalar ancak 4.5 puan alabildi. Basenler 3.5 puan aldı. Ayaklar ise sadece 1 puan alabildi.
 
ERKEK VÜCUDUNUN EN EROTİK BÖLGELERİ
Erkek vücudunda en erotik bölge 7 puan ile ağız ve dudaklar seçildi. Kasıklar 5.8 puan ile ikinci oldu. Ense kökü 5.6 puan aldı. Erkeklerin meme uçları 4.8 puan aldı. Bel ise 208 puan aldı. Erkek bücudunda en az çekici buluan bölge ise 1 puan ile ön kol oldu.
Vücudun en çekici ve itici bölgeleri neresi?

Gönderen Unknown
Çifte kabustan neştersiz kurtulduÖnce ameliyat önerilen Dormanlı’nın hayatı, ’ölürsün’ denilerek ameliyattan vazgeçilmesiyle kabusa döndü. Bir daha anne olamama ve ölüm korkusuyla baş başa kalan Dormanlı, Prof. Dr. Fatih Şendağ’ın tek delikten girerek yaptığı ameliyatla miyomdan da kanamalardan da kurtuldu. Dormanlı, "Kabuslarım bitti" dedi.

İstanbul’da işadamı Hakan Dormanlı ile mutlu bir evlilik sürdüren, 11 yaşında Toprak adlı bir oğlu bulunan Hülya Dormanlı, bir yıl önce adet dönemlerinde aşırı kan kaybetmeye başladı. Bu nedenle sık yorulan, merdiven dahi inip çıkamayan Dormanlı, birçok doktora gitti. Aşırı kan kaybettiği için zaman zaman kan nakli yapılan genç kadın, kansızlık tedavisi görmeye başladı.

'LÖSEMİ’ TEŞHİSİ

6 ay sonra gittiği doktorlardan biri ise lösemi teşhisi koydu. Sorununa çare aramayı sürdüren Dormanlı’nın aslında lösemi olmadığı, rahim boşluğundaki miyomların aşırı kanamaya yol açtığı ortaya çıktı. Tedavi için rahminin alınması gerektiği söylenen Dormanlı, ikinci çocuğunu doğurmak istediği için bu teklife sıcak bakmadı. Bazı doktorlar ise miyomun tehlikeli bir yerde tutunduğunu, rahim alınırsa kan kaybından ölebileceğini söyledi. Bir daha anne olamamaktan korkarken bu kez ölüm tehlikesiyle başbaşbaşa kalan Dormanlı, tatil için ailesinin bulunduğu İzmir’e geldi.

İZMİR’DE ŞİFA BULDU

15 gün sürüp birkaç gün aradan sonra tekrar başlayan adet kanamaları yüzünden huzuru kalmayan Dormanlı, ailesinin önerisi ve desteğiyle yeniden tedavi arayışına girdi. Hülya Dormanlı’nın hastalığı kabusu, İzmir Kent Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fatih Şendağ tarafından gerçekleştirilen laparoskobik denilen kapalı yöntem ameliyatla sona erdi.

’OĞLUMU BİR YILDIR OKULA BİLE GÖTÜREMEDİM’

Ameliyattan önce kansızlığını tedavi etmeye yönelik geçici çözümler sunulduğunu belirten Hülya Dormanlı şunları anlattı:

"Aşırı kanamaların yol açtığı kansızlık nedeniyle lösemi tanısı bile aldım. O kadar halsizdim ki son bir yıl çocuğumu okuluna bile götüremedim, yürüyemez oldum. Kanamaya miyomların neden olduğu saptanınca rahmimin alınması gerektiği, ardından da ameliyatın ölüm riski taşıdığı söylendi. Rahmimin alınacağını söylediklerinde çok üzüldüm. Çünkü ben ikinci çocuk, oğlum Toprak (11) da bir kardeş istiyordu. Bu tedavi yöntemini bilmiyordum. Şu an ameliyat olmamış gibiyim, çıkıp yürüyüp gidebilirim. Kabuslarımdan kurtuldum."

’AŞIRI ADET KANAMASI MİYOM OLABİLİR’

Çifte kabustan neştersiz kurtuldu

Gönderen Unknown

'Karın germe, kalp krizi riskini azaltıyor'
Birçok kadının hamilelik sonrası kurduğu hayallerden biri de yeniden düz ve estetik bir karına sahip olmak. Ancak karın duvarının direncini ve estetik duruşunu sağlayan kaslar, hamileliğin son aylarında karnın aşırı büyümesi ile oluşan gerilime dayanamayarak birbirinden uzaklaşıyor. Tekrarlayan gebelikler sonrası ise karın ön duvarı tüm direncini yitirmiş oluyor.
 
Doğum sonrası kadınlar ideal kilolarına kavuşmuş olsa bile karın sarkması, yemek sonrası hazım problemleri, şişkinlik hissi gibi problemlerle karşılaşabiliyorlar. Karın duvarının yeterli direnci gösterememesi de midenin rahatlıkla genişlemesine ve devamlı kilo almaya yol açıyor. Bu durumda kadınların tekrar düz ve estetik bir karına sahip olmasını engelleyebiliyor. 
 
Op. Dr. Tamer Şakrak, hamilelik sonrası kadınların karın germe operasyonu ile yeniden düz ve estetik bir karına sahip olabileceklerini söyledi. Karın germe operasyonu ile karnın üst ve yan taraflarındaki yağ dokularının liposuction yöntemi ile çekildiğini belirten Op. Dr. Şakrak, “Daha sonra karın altına sarkmış olan fazla cilt ve cilt altı doku çıkarılarak gergin bir karın cildi elde edilir. Karın ön duvarında deforme olan kaslar plikasyon yöntemi ile birbirine yaklaştırılarak, iç karın olarak bilinen bölgedeki doğuma bağlı deformasyonlar giderilir” dedi. 
 
KALP KRİZİ RİSKİNİ DE DÜŞÜRÜYOR
Özellikle 40 yaş üzerindeki insanların kalp krizi riskinin bel çevresi ile doğru orantılı arttığını söyleyen Op. Dr. Tamer Şakrak, “Bu nedenle karın germe ameliyatı 40 yaş üzeri hastalarda kalp krizi geçirme riskini direk olarak azaltmaktadır” diye konuştu.
ntvmsnbc
'Karın germe, kalp krizi riskini azaltıyor'

Gönderen Unknown

Sadece et yiyebiliyor, ilaç gelirse çikolata da yiyecek
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Gastroenterolojisi Bilim Dalı'nda, şiddetli ishal sorunu yaşayan 5 yaşındaki Fatmagül Bektaş'a 'sukraz izomaltaz eksikliği' tanısı konuldu. Böylece Türkiye'de ikinci defa bu hastalık kayda geçti.

Prof. Dr. Sema Aydoğdu, bu hastalığın, bağırsaktaki şeker, nişasta ve karbonhidratın sindirim ve emilimiyle görevli olan hücrelerde bulunan enzimin eksikliği anlamına geldiğini, kemik erimesi ile gelişme geriliğine yol açtığını söyledi.


EK GIDALAR ALINCA ŞİDDETLİ İSHAL BAŞLADI

Bursa'da yaşayan egzoz tamircisi Muharrem Bektaş (35) ve ev hanımı Meryem Bektaş (30) çiftinin 6 yıl önce yaptığı evlilikten Fatmagül ismini verdikleri kızları dünyaya geldi. Yaklaşık 6 ay anne sütüyle beslenen ve herhangi sağlık sorunu bulunmayan Fatmagül, ek gıdalar alınca şiddetli ishal başladı. Küçük Fatmagül, hastaneye götürülmesine rağmen ishalden kurtulamadı. Bektaş çifti hastane hastane dolaşarak küçük kızları için çare aradı.


GELİŞME GERİLİĞİ VE KEMİK ERİMESİ

Böbrek rahatsızlığı sebebiyle ishal sorunu yaşadığı belirtilen Bektaş, uzun süre çeşitli tedaviler görmesine rağmen şiddetli ishal devam etti. İshalin yanı sıra gelişme geriliği ve kemik erimesi gibi sorunların baş gösterdiği Fatmagül Bektaş, yaklaşık bir ay önce Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne getirildi. EÜ Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Gastroenterolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sema Aydoğdu ve ekibi tarafından muayene edilen, tetkikleri yapılan Bektaş'a, Manisalı Beyza Adabay'dan sonra Türkiye'de ikincisi kez `sukraz izomaltaz eksikliği" hastalığı tanısı konuldu.

BÜYÜMESİNE ENGEL OLUYOR

Sukraz izomaltaz eksikliğinin bağırsaktaki şeker, nişasta ve karbonhidratın sindirim ve emiliminde görevli olan hücrelerde bulunan enzimin eksikliği anlamına geldiğini belirten Prof. Dr. Aydoğdu, bunun çocuğun büyümesine engel olduğu gibi, çocukta kemik erimesi ve gelişme geriliğine yol açtığını söyledi. Bu hastalığı olan kişinin meyve, sebze, pirinç, patates, çikolata gibi hiçbir besini yiyemediğini söyleyen Aydoğdu, hastanın sadece et ile beslenebildiğini belirtti.

Hastalığın genetik olduğunu söyleyen Aydoğdu, "Şekerli ve nişastalı gıdaların sindirimi için ince bağırsak hücrelerinde sukraz ve izomaltaz isimli enzimlerin miktarının düşük olması veya hiç olmaması sonucu ortaya çıkan bir hastalık. Bebekler anne sütüyle beslendikten sonra ek gıdalarda yapılan beslenmede, hepsi de nişastalı ve şekerli gıdalar olduğu için bu sorun ortaya çıkıyor. Bu hastalık belirtisini çok şiddetli ishal ile gösteriyor. Hastada adeta idrar gibi ishale sebep oluyor" dedi.

BAĞIRSAK KANSERİNE SEBEP OLUYOR

Fatmagül'ün çok şiddetli ishal sorunu ile hastaneye getirildiğini anlatan Prof. Dr. Aydoğdu, "Günde 1 litreye varan bir dışkılaması vardı. Oysa bu yaşta bir çocuk için normal olanı 100 gramlık bir dışkılama yapmaktır. Çok şiddetli bir karın şişliği var. Bu sukraz ve izomaltaz sadece çocuklukta değil, her yaşta enzim eksikliğine göre kişinin başına gelebiliyor. Bu hastalığa tanı konulması çok zor. Çok sayıda gıda etkilediği için biz hekimlerin tanı koymakta güçlük çektiği bir hastalık. Çok dikkat etmemiz gereken bir sorun. Hep bu sorunu çekenlerin hastalığı gözden kaçıyor. Yıllarca bu sorunu çekmek zorunda kalıyor. Fatmagül şu an 5 yaşında ama hastalığı sebebiyle çok ciddi bir gelişme geriliği var. Şu an 3 yaşında bir çocuk kadar. Bu hastalık çocuklarda gelişme geriliğine ve kemik erimesine yol açıyor. Bu tanının gecikmesi daha ileri yıllarda bağırsak kanseri gelişimine yol açıyor. Bu tür geçmeyen ishali olan çocuk, genç ve yetişkinler doktora başvurmalı, nedenlerinin araştırılması sağlamalıdır" diye konuştu.


İLACI ABD'DE

Hastalığın Avrupa kıtasında çok daha fazla görüldüğünü, ancak Asya ve Afrika'da nadiren rastlanan bir hastalık olduğunu söyleyen Aydoğdu, "Avrupa verilerine baktığımızda bu hastalık 5 bin kişide bir insanda görülüyor. Asya ve Afrika'da az görülen bir hastalıktır. Verilere baktığımızda ve bizdeki akraba evliliklerini düşündüğümüzde, ülkemizde hastalığın yaklaşık 50 ile 80 bin arasında kişide olduğunu tahmin ediyoruz. Ama bu kadar hasta verisi elimizde olmasına rağmen kesin tanı olan hasta sayımız ise şuan sadece iki. Bu yüzden tanı almamış ve çok uzun süre devam eden ishallerde sukraz ve izomaltaz hastalığını göz önünde bulunduralım" dedi. Hastalığın ekmek içinde bulunan bir bakterinden üretilen özel bir enzimle tedavi edildiğini belirtilen Aydoğdu, "Tedavi için özel bir enzim gerekiyor. Bu da Amerika'da üretiliyor. Bu enzim geldikten sonra kızımız kısmi olarak nişastalı ve şekerli ürünleri tüketebilecek. Şu an ise meyve ve çikolata yiyemiyor. Diyet altında zor tutuyoruz ama enzim geldiğinde normale dönecek. O yüzden gereken enzimin yurtdışından biran önce temin edilmesi gerekiyor" diye konuştu.


"DÖRT GÖZLE İLACIMIZI BEKLİYORUZ"

Uzun yıllardır Fatmagül'ün şiddetli ishal sorunu olduğunu anlatan Anne Meryem Bektaş, "Kızımızı bugüne kadar çok sayıda hastaneye götürdük. Şiddetli ishal belirtisine, böbrek rahatsızlığı teşhisi konuldu. Bir ay önce ise kızımızı Ege Üniversitesi Hastanesi'ne getirdik. Nadir görülen bir hastalığı olduğunu öğrendik. Şu an yaptığı diyet ile kısmen iyi durumda. Ama et dışına hiçbir şey yiyemiyor. Çocuk olduğu için çikolata ve meyve yemek istiyor. Ama hiçbirini yiyemiyor. Bu sorun ilaç geldiğinde çözülebiecek. Şu an ilacımızı bekliyoruz. İlacımızın ne kadar hızlı gelirse bizim için o kadar iyi olacak" dedi.

Cihan DURAK / İZMİR, (DHA)

Sadece et yiyebiliyor, ilaç gelirse çikolata da yiyecek

Gönderen Unknown

"Stres erken doğum nedeni"
 
Yenidoğan uzmanı Doç. Dr. Okumuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, erken doğum vakalarının yaklaşık yarısının nedeninin tam olarak belirlenemediğini, bazı faktörlerin erken doğum riskini yükselttiğini anlattı.

Erken doğumun tıbbi, yaşam tarzı ve demografik faktörlerden kaynaklanabileceğini ifade eden Okumuş, "Endüstriyelleşmeyle birlikte 35 yaş üstü doğum yapan kadınların sayısının önemli ölçüde artması, erken doğum riskinin yükselmesine yol açtı. Hamilelikte stresin erken doğumların yüzde 30’unun sebebi olduğu tahmin ediliyor" ifadesini kullandı.

Anne adayının yüksek stres düzeyi ve uzun çalışma saatlerinin erken doğum için önemli bir risk olduğunu dile getiren Okumuş, alkol, sigara ve uyuşturucunun da anne karnındaki bebeğin gelişimini bozduğunu, erken doğum riskini artırdığını, gebelerin bu tür zararlı maddelerden kesinlikle uzak durması gerektiğini vurguladı.

Doç. Dr. Nurullah Okumuş çoğul gebelik, daha önce yaşanan erken doğum, uterus veya serviks anomalileri, obezite, düşük kilo, pıhtılaşma bozukluğu, diyabet, yüksek tansiyon, idrar yolu veya vajinal enfeksiyonlar ile ileri veya erken yaşta hamileliğin önemli risk faktörleri arasında olduğunu belirtti.

ERKEN DOĞAN BEBEKLERİ BEKLEYEN SORUNLAR

İleri derecede prematüre doğan bebeklerde serebral palsi, ciddi öğrenme bozukluğu, kronik akciğer hastalığı, görsel ve işitsel hasarlar ve yetersiz büyüme gibi uzun vadeli sağlık sorunları ortaya çıktığını bildiren Doç. Dr. Okumuş, "Gebeliğin 33-37. haftası arasında doğan prematüre bebekler bile normal sürede doğan bebeklere kıyasla daha fazla bebeklik çağı hastalıklarıyla mücadele etmek, hem bedensel hem de zihinsel problemlere sahip olarak yaşamak zorunda kalıyor" diye konuştu.

Erken doğan bebeklerin, aileleri için ek ekonomik yükler getirdiğini, kronik problemlere sahip olanların ileri yaşlardaki özel sağlık ve eğitim giderlerinin göz ardı edilemeyecek kadar yüksek olduğunu anlatan Okumuş, erken doğan ve uygun bakım almayanların okul ve iş yaşamında sorunlarla karşılaştığını söyledi.

Ailelerin de prematüre bebek nedeniyle olumsuz etkilendiğini, erken doğum yapan bir çok annenin işe dönüşünün geciktiğini, çalışma saatlerini azaltmak zorunda kaldığını veya işini tamamen bıraktığını ifade eden Okumuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Prematüre bebeğe bakmak için gerekli duygusal ve fiziksel enerjinin yetersiz olması, engelli bebek nedeniyle ailelerin toplumdan soyutlanması veya sosyal iletişimin kısıtlanması gibi olumsuzluklar ortaya çıkabilir. Bütün bu nedenlerden dolayı karar vericilerin, erken doğumun kalıcı uzun dönemli sonuçları konusunda farkındalıklarının artırılması gerekir."

AA

"Stres erken doğum nedeni"

Gönderen Unknown

Kadına yazık etmeyin...
Erkek hayallerle sevdiği kadınla evleniyor ama yatak odasında sorunlar başlıyor. Kadın süslenip kocasını bekliyor. Koca eşinden kaçıyor, soluğu banyoda alıyor. Sorun kimde? Gençlik alışkanlığından kurtulamayan erkekte. Beyler, bahane üretmeden bu yollarda doğru yürümeyi öğrenin. Kadını mutsuz etmeyin

GÜNÜN SORULARI

Geç boşaldığım için kadın bayılıyor
26 yaşındayım, mühendisim. Zaman zamnn ilişkilerim oluyor. Ben geç boşalıyoorum, 2 saati buluyor. Birlikte olduğum kadın ya bayılıyor ya da boşalmam için yalvarmaya başlıyor. İlk başta lütuf gibi görünse de artık soorun yaratıyor. Ne olur bir yol gösterin. CEVAP Değerli mühendis kardeşim, mühendislik mesleği ölçü, matematik, denklem, mantık, yaratıcılık gibi pek çok yetenek içerir. Gel gör ki cinsellik konusunda evdeki hesaplar çarşıya pek uymaz. Örneğin; manavda kırmızı elmalar ‘Ye beni’ diye adeta göz kırparlar. Eve getirdiğinizde elma mı yoksa suyu sıkılmış turp mu yediğinizi anlayamazsınız. O iri kirazlar, sulu şeftaliler bile tadına bakılmadan anlaşılmaz. Evlilik gibi 50 yıl sürecek birlikteliklerde çıkılan yollara “Ya Allah” şans dileğiyle adım atılır. Ya da gerisi Allah’a bırakılır. Değerli okurlarım, cinsellikte sınır aşan saplantı ve önyargılarımız vardır. Örneğin; büyük penis hevesi tüm erkeklerin ortak değer yargısıdır. Belirli ölçülerin üzerine çıkınca hiç de beklendiği gibi olmaz. Cinsel tutkunun aşırılığı mutlaka bir olumsuzluğa kapı açar. Kıskançlığın fazlalığı, ön sevişmenin uzaması, günlük yapılan ilişkilerin sınırı aşması insanları çıkmaz yola doğru sürükler. Değerli genç mühendisimiz, çok şeye çare bulunuyor da büyük penise çare bulunmuyor. Orgazm süresinin uzamasında da elimiz kolumuz bağlı kalıyor. Yine de çözüm için yol aranmalı, bir uzmana ulaşmalı.



Gözüm hep başkalarında

Evliyim ama 10 tane eşim olsa 11’incide gözüm kalıyor. Ne yapmam gerekiyor? CEVAP Hayda bre! Vurun patlasın, damatla gelin çalın oynasın. Vursun davullar, çekilsin halaylar ve tekmili birden 10 kadınla harem kurulsun. 11’inci kadın beklesin, ona da sıra numarası verilsin. Onun düğünü usulen olsun. Çünkü damat yıpranmış ve yorgun olacak. 11’inci düğünde damadın kafasında sorunlar var; “Ya düğünde oynarken yığılıp kalmayayım” ya da “Bu gece işi yüzüme gözüme bulaştırmayayım” diye adaklar adıyor. Gelelim kına gecesine; 10 kadının tümünü oyuna kaldırıyorlar. Hepsi marifetli, döktürüyor. Birinin suratından düşen bin parça. Adam bir sonraki geceye rezerv yapmak için ona sıra gelince erkenden uykuya dalmış. Kadının suratını asması bundanmış. Neyse 11’inci kadın düğünde, bedelli parasını bulamayınca askere giden genç gibi durgun ve neşesiz. İçinden bir şey yapmak gelmiyor. “Oyna” diyorlar oynuyor. “Otur” diyorlar, oturuyor. Yüzündeki peçenin altından hep damadı izliyor. Yanında yenge rolündeki kadın, o gece ne yapacağı hakkında talimatlar veriyor. Bunlar gelinin bir kulağından giriyor, ötekinden çıkıyor. Değerli okurum, fantezi teşhisin böyle okundu. Benim önerim şu: Bir göz doktoruna git, gözü doyurmanın çaresi bulunmuşsa onu dene. Yoksa cinsel psikiyatri açısından profesyonel yardım al.

* * * * * * * * * * *

Neden ergenliğe girmedim?

15 yaşındayım, ergenliğe girmedim. Penisim küçük ve kıvrık. Ne yapmalıyım? CEVAP Sevgili yavrum, ergenliğe girersin. Doğa seni bu ıssız çöllerde yalnız bırakmaz. Ama yine de yumurtaların faaliyetleri, büyüklüğü, boyu, kıllanman ve sesinin kalınlaşması gibi faktörlere bakılır. Bu konuyu aklından çıkarman için bir üroloji ya da endokrinoloji uzmanına görün.

Ya gebe kalırsam?

18 yaşında kızım. 1.5 yıldır erkek arkadaşım var. Onunla bir şeyler yaşıyoruz ama benim en büyük korkum hamilelik. Sevgilim “İlişkiye girelim, korunduğumuz sürece bir şey olmaz” diyor. Ama yine endişeliyim? CEVAP Değerli okurum, atı alan Üsküdar’ı geçmiş. Sözgelimi, sen kınalı kısrak, atın üzerinde binici. Dizgi ve kamçı onun elinde. Start verilmiş, at piste doludizgin girmiş. Tökezler mi? Bilemem ki.

Sertleşme sorunum var

21 yaşındayım ve sertleşme sorunu yaşıyorum. Bana ne ilaç önerirsiniz? CEVAP Değerli okurum, ilaç önermiyorum. İnanıyorum ki gece sabaha karşı uyandığında o senin yüzünü karartmayacak kadar sertleşiyordur. Eğer aylarca sabaha karşı sertleşmeleri yoksa, kesin tetkik ve tedavi gerekir.

Her gün mastürbasyon yapıyorum

22 yaşındayım. 3 yıldır her gün mastürbasyon yapıyorum. İzlediğim filmlerdeki kadınlar, sokakta gördüklerim beni tahrik ediyor. İleride sorun olur mu? CEVAP Değerli okurum, oburluğa alışmışsın, gözün doymuyor. Bunları bahane ederek mastürbasyondan vazgeçmiyorsun. Kırık plak gibi oraya takılıp kalmışsın. Haftada 3-4 kere mastürbasyona izin veriyoruz. Kızlara, kadınlara da daha insancıl gözlerle bak. Bu kadar nasihat yeter.

Hiçbir kızla birlikte olmadım

19 yaşındayım, hiçbir kızla birlikte olmadım. Penisim 11 santim. Küçük değil mi? Doktora gitmeye utanıyorum. CEVAP Değerli okurum, o boyut yeterli. Mutsuzluğuna da neden olmayacak. Yeter ki ruh atının şövalyesi olarak elindeki mızrağı iyi kullan.

Erken boşalıyorum

34 yaşındayım, evliyim. Erken boşalıyorum, 1 dakika bile sürmüyor. İlaç kullandım, önceleri etkili oldu ama şimdi faydası yok. Ne olur yardım edin. CEVAP Değerli okurum, tedavi ederiz, kafana takma.

Hamile kalır mı?

Kız arkadaşımla ilişkiye girdik, korunduk. Ama prezervatif yırtılmış. Hemen hamile kalınır mı veya bundan kurtulmanın bir yolu var mı? CEVAP Sevgili okurum, zayıf da olsa gebe kalabilir. Adeti gecikirse 15 gün sonra gebelik testi yaptırırsınız. Gebe olmuşsa duruma göre yeniden yazarsın, değerlendiririz.

Çocuğumuz olmuyor

27 yaşındayım. 15 aylık evliyim. Haftada 4-5 kez korunmasız ilişkiye giriyoruz ama bir türlü çocuk sahibi olamıyoruz. Ne olur yardım edin. CEVAP Değerli okurum, acele etmeyin. Doğa dengesini kursun. Doğanın bilmediğimiz gizemli dengeleri var. Ona da hak tanıyalım. Hele 30 yaşınızın içine adımınızı atın. Ondan sonra gebe kalma yöntemlerini biz öğretiriz. Monotonluğa düşecek gibi olan aileniz yeniden can bulur, size yaşama sevinci verir.

lişkide boşalamıyorum

28 yaşındayım. 1 aylık bir ilişkim var. İlişki sırasında değil, mastürbasyon yaparken boşalıyorum. Bana yardımcı olur musunuz? CEVAP Değerli yavrum, senin kulaklarını çekmek gerekiyor. 28 yaşına kadar ne yaptın ha? Hadi söyle doktor amcana. Alıştırdın onu mastürbasyona. Güzelim nimete burun kıvırıyor ha! Ona söyle, vallahi gelir onu ikinci kere sünnet ederim. Şaka bir yana. Değerli okurum, bu mastürbasyon şartlanması. Evlendiğinde bu tür sorunlar yaşayabilirsin. Birleşmede boşalmaya geçişin tekniğini öğreneceksin. Bunun için doktorla yüz yüze gelmen gerekir.

Ne zaman ilişkiye girsem hüsran...

16 yaşındayım. Mastürbasyon yaparken sorun olmamasına rağmen ne zaman ilişkiye girsem sertleşme hemen bitiyor. Ne yapacağım? CEVAP Değerli okurum, mastürbasyonu azaltacaksın. Konsantrasyonu kadına yoğunlaştıracaksın. Alışacaksın bu yollarda yürümeye. Mastürbasyonun dağlarında, tepelerinde, doruklarında çok fazla dolaşma. Ya sel götürür ya yel.

GÜNÜN SÖZÜ

Sevgi alışverişinde daima 5 verin, 3 bekleyin ki mutlu olabilesiniz. H.D.

Gönderen Unknown

Günde en az bir saat spor yapın

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kalaycıoğlu, insanın başına ne gelirse ’bana bir şey olmaz’ ya da ’aman sen de, atın ölümü arpadan olsun’ gibi yaklaşımlardan geldiğini ifade ederek, "Ama hasta olduktan sonra zaten iş işten geçmiş oluyor ve hiçbir zaman eski halimize dönemiyoruz" dedi.

Sağlığın en önemli unsurunun, sağlıklı iken kıymetini iyi bilmek olduğunu vurgulayan Kalaycıoğlu, şöyle devam etti:

'CAN BOĞAZDAN GİDER'

"Sağlık, kıymeti iyi bilinmesi gerekenlerin başında geliyor. Bunun için de öncelikle beslenmemize dikkat edeceğiz. Can boğazdan geliri değil, can boğazdan gideri düşenmeliyiz. Tabii ki beslenme çok önemli ama dengeli, yeterli ve sağlıklı şekilde olmalı. Çoğu zaman sıkıntı, kantarın topuzunu kaçırmaktan oluyor. Vücudun ihtiyacından fazla yersek bu kilo fazlalığı olarak ağır bir fatura ile bize geri dönüyor. Önce hafif kilo, sonra şişmanlık ve sonunda obezite. Sonrası ise kiloya bağlı sindirim sistemi hastalıkları, uyku bozuklukları, horlama, solunum problemleri, nefes darlığı, eklem ve kemik problemleri, kalp ve damar hastalıklarını getiriyor."

Kalaycıoğlu, spor yapmanın vücudun sağlığı için mutlaka gerekli olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

HAFTADA EN AZ ÜÇ GÜN ŞART!

"Spor yapmakta istikrar çok önemlidir. Haftada bir gün halı sahada top oynamak değil bahsettiğimiz spor. Zaten yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki haftada üç günden ve 20 dakikadan az yapılan sporun vücuda hiçbir faydası yoktur. Haftada en az üç gün ve yaklaşık bir saat spor yapmamız gereklidir. Düzenli spor yaparsak kalp, eklem, kemik, sindirim, solunum ve ruhi hastalıkların oluşmasını engellemiş oluruz. Spor yapmak demek haftada bir gün maç seyretmek demek değildir. Her yaşa uygun yapılacak sporlar vardır. Yaş ilerledikçe yapılan sporun şekli ve dozu da değiştirilmeli ama her yaşta yapılabilecek sporlar vardır ki bunların başında yürüyüş gelir. Her gün bir saat tempolu yürüyüş sağlığınızı korumak için en ideal spordur."

Sigara ve alkol başta olmak üzere bir çok zararlı maddenin insan sağlığını olumsuz etkilediğini anımsatan Kalaycıoğlu, "İnsan kendi eliyle kendini öldürür mü? Bakıyoruz ki bir çok kişi yavaş yavaş kendini öldürüyor. Aslında yavaş yavaş da değil, hızlı hızlı çünkü bu alışkanlıklar ölümü hızlandırıyor. Her canlı ölümü mutlaka tadacaktır ama sürünerek ölmek ya da ayakta dimdik bir yaşlılıktan sonra ölmek için karar sizindir" diye konuştu.

AA

Günde en az bir saat spor yapın
Gönderen Unknown

İnternetteki ereksiyon haplarına dikkat

İsviçre Federal Hükümeti’nin internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, araştırma, Swissmedic laboratuvarlarında İsviçre gümrük yetkilileri tarafından ele geçirilen 100 farklı ereksiyon hapı üzerinde yapıldı.

Araştırma, hapların dörtte üçünün içeriğinde ya prospektüsünde belirtilen maddelerin yer almadığını ya da bu maddelerin dozlarının fazla ya da eksik olduğunu ortaya koydu.

KALPLE İLGİLİ YAN ETKİLER


Bu durumun eczacılık açısından çok kaygı verici olduğuna işaret edilen açıklamada, etken maddelerin aşırı dozda kullanımının daha iyi sonuç doğurmayacağı ve kalple ilgili yan etkilere neden olabileceği bildirildi.

Açıklamada, İsviçreli bir turist tarafından Bangkok’taki bir sokakta alındığı belirtilen hapta etken madde Tadalafil’in resmi olarak kabul edilen değerden 25 kat fazla kullanıldığının belirlendiği de kaydedildi.

YÜKSEK DOZDA AĞRI KESİCİ VAR
Açıklamada, araştırmada ortaya çıkan bir başka kaygı verici konunun da haplara, ağrı kesici etken maddesi Diclofenac’ın eklenmesi olduğu bildirildi.

Eğer bir hasta bu etken maddenin yer aldığı bir başka ürün daha kullanıyorsa aşırı yüklenme dolayısıyla büyük sağlık riskinin oluşacağına dikkati çekilen açıklamada, bu aşırı yüklenmenin pek çok başka yan etkiye de yol açabileceği kaydedildi.

Swissmedic’in araştırmanın sonuçları hakkında başka ülkeleri de bilgilendirdiği belirtilen açıklamada, bu tehlikeli ürünlerin dağıtımının uluslararası düzeyde engellenmesi gerektiği, ancak böylelikle hastaların korunabileceği ifade edildi.

AA
İnternetteki ereksiyon haplarına dikkat

Gönderen Unknown

3 milyar tombişim

Beslenme dengesi açısından küçük bir değişiklik yaparak dengenin tersine çevrilmesi, yani alınan kalorilerden daha fazla kalorinin yakılması gerekiyor. Bu, uygulamada zor olmasına rağmen, sağlığa yararları düşünüldüğünde, harcanan çabaların buna değeceğinden ise şüphe edilmiyor. Sağlıklı bir vücut ağırlığı, kalp hastalıkları, felç, diyabet ve yüksek tansiyon gibi birçok sağlık sorunu riskini de azaltıyor.

Yapılan araştırmalara göre, insan vücudu her gün özel bir dengeli enerji karışımına ihtiyaç duyuyor. Kilo vermeye çalışırken, kas kütlesini değil de yağı kaybedebilmek için, günlük kalorilerin yüzde 50-60'ı meyve, sebze, makarna, pirinç, şeker, ekmek gibi Karbonhidratlardan alınması gerekiyor.
Sağlıklı bir vücut için günlük kalorilerin yüzde 20-30'u süt ürünleri, sıvı yağ, kuruyemişler ve et gibi gıdaların yağlarından alınması gerekiyor. Günlük kalorilerin yüzde 10-20'si ise yumurta, et, balık, tahıl gibi gıdalardan alındığı takdirde sağlıklı bir beslenme ortaya çıkıyor. Araştırmaya göre, sağlıklı bir insanın günde 1,5 -2 litre su içmesi gerekiyor

DOĞRU KARBONHİDRAT SEÇİMİ ÖNEMLİ
Karbonhidratlar bedene fiziksel aktiviteler ve organların düzgün işlemesi için ihtiyaç duyulan yakıtı sağlamaktadır ve sağlıklı bir beslenme düzeninin önemli parçası. En iyi karbonhidrat kaynakları, vücut için gerekli olan temel vitaminleri, mineralleri ve lifleri sağlayan meyvelerde, sebzelerde, fasulyede ve tam tahıllarda bulunuyor. Kalori ya da yağ düzeyi düşük fakat lif açısından zengin kalp dostu besleyici maddeler, insanın kendisin daha uzun süre tok hissetmenize neden oluyor.

3 milyar tombişim

Gönderen Unknown

Sonbahar depresyonu yaşamak istemiyorsanız...
Hisar Intercontinental Hospital Uzman Psikoloğu Gülşah Yahşi anlattı:
Depresyonda olan kişinin üzüntü ve keder duygularının artarak ruhsal çökkünlük yaşadığını dile getiren Uzm. Psikolog Gülşah Yahşi "Mevsimsel depresyonu, herkes geçici ya da hafif olarak birkaç gün süreyle yaşayabilir. Kişi kendisini isteksiz, durgun, enerjisi az, bedensel olarak yorgun ve hayattan keyif almayan biri olarak tarif etmeye başlar. Konuşması, hareketleri ve düşüncelerinin içeriğinde de yavaşlama gözlemlenir.

Konsantrasyon ve zihnin canlılığı azalır, karar verme yetisi kısıtlanır. Ayrıca iştah ve kiloda değişiklikler olabilir. Uyku azalır ya da artar. Depresyondaki bir kişi için karamsarlık hali belirgin bir özellik olur ve bu karamsarlık her şeye olumsuz bakma; hatta intihar düşüncesine kadar gidebilir. Ancak asıl mevsim depresyonu iki hafta kadar sürer. İki haftayı geçtiği halde kişinin depresif hali devam ediyorsa; işinde, ailesinde ve sosyal ortamında işlevselliğini kazanamadıysa ya da bedensel yakınmaları devam ediyorsa mutlaka bir uzmana başvurmalı" açıklamasında bulundu.

NEDEN DEPRESYONA GİRERİZ?


Sonbahar depresyonu yaşamak istemiyorsanız...

Gönderen Unknown

Bu bileklikler hayat kurtarıyor!
Proje kapsamında 7 ayda 500 engelliye bileklik takılırken, kaybolan 55 kişinin bu sayede bulunup, ailelerine teslim edildiği bildirildi.

Vali Mustafa Hakan Güvençer’i makamında ziyaret eden Muğla ve Yöresinde Yaşayan Yabancıların Dayanışma Derneği Başkanı Halil Karanfiloğlu, "Bileklikler sayesinde engelli vatandaşların aileleri, evlatlarını kaybettikleri zaman bulan kişiler tarafından en kısa süre içerisinde haberdar ediliyor. Bileklikte kişinin adı, rahatsızlığı ve irtibat sağlanacak numara yazılıyor.

Ortak yaşam alanlarımızı çoğaltarak, projeler üretmek ve yardımda bulunmak için gecemizi-gündüzümüze katarak çalışıyoruz. Projenin ikinci aşaması ’Cankurtaran Melek’ bileklikleri olacak. Sağlık Bakanlığı ile temasa geçip bu bileklikleri de organ bağışında bulunan kişiler için hazırlamayı planlıyoruz. Biz bu iki projede yöre idarecilerinden ve sivil toplum kuruluşlarından destek bekliyoruz.

Hep birlikte el ele vererek sosyal projemizin Muğla’dan büyüyerek tüm Türkiye’ye, hatta tüm dünyaya yayılmasını istiyoruz. Bu sadece bizim projemiz olmamalı, sosyal ve kamusal duyarlığı olan herkesin olmalı" dedi. Karanfiloğlu, dağıtılan bilekler sayesinde bugüne kadar kayıp 55 engellinin bulunduğunu da belirtti.

Bu yıl çok ses getiren Can Melek Projesi’ne ilgi gösteren Vali Güvençer ise her türlü katkı ve desteğin verilmesi için yardımcı olacağını sözünü verdi.

Konuşmaların ardından Başkan Karanfiloğlu tarafından, Vali Güvençer’e Onursal Üyelik Beratı ve plaket takdim edildi. Ziyarette derneğin Onur Kurulu Başkanı ünlü modacı Nail Yurdakul ile Başkan Yardımcısı John Vickers de hazır bulundu.

Cavit AKGÜN/MUĞLA, (DHA)
Bu bileklikler hayat kurtarıyor!

Gönderen Unknown

Okuldan önce sağlam bünye

Anne sütü ile beslenen çocukların bağışıklıklarının daha yüksek olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fazlı Yılmazer, okullar açılmadan önce çocukların bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinin önemli olduğunu söyledi. Yılmazer, “Çocukluk çağında geçirilen hastalıklar ve uygulanan aşılar bağışıklık sisteminin gelişimine katkıda bulunur. Bağışıklık sistemi zamanla geliştiği için enfeksiyon hastalıkları en sık çocukluk çağında görülür. Bağışıklık sistemi; kötü beslenme, olumsuz çevre şartları, uykusuzluk, aşırı yorgunluk ve stresle beraber zayıflar” açıklamasında bulundu.
Uzm. Dr. Fazlı Yılmazer’’in okul çağı çocuklarının bağışıklık sistemini güçlendirmek için önerileri şöyle:
• Doğumdan itibaren tüm aşılarını yaptırın.
• İlk altı ay sadece anne sütü verin.
• Düzenli ve dengeli beslenmesini sağlayın. Protein, karbonhidrat ve yağ içeriği dengeli ayrıca vitaminden zengin meyve ve sebze tüketimine dikkat edin.
• Ellerini düzenli ve sık yıkamasını sağlayın. El yıkamasının mümkün olmadığı durumlarda el dezenfektanı kullanın.
• Bol sıvı tüketmesini sağlayın.
• Sigara dumanından uzak tutun.
• Yeterli ve düzenli uyumasını sağlayın.
• Hasta kişi ve çocuklardan uzak tutun.
• Mecbur kalmadıkça kalabalık mekanlara sokmayın.
• Mevsimine uygun giydirin.
• Yaşına uygun ve düzenli spor yapmasını sağlayın.


Okuldan önce sağlam bünye

Gönderen Unknown

En güvenli yol ameliyat olmak
Myomların bazen tedavi edilmesi gerekmeyebilir ya da myomu besleyen damarların tıkanarak küçültülmesi yoluna gidilebilir. Ama myom kadında rahatsızlığa sebep oluyorsa ve doktor uygun buluyorsa en iyi yol ameliyattır.
Spirali çıkardık ama...
24 yaşındayım. Spiral vardı, çıkartalı 2 ay oldu. İlk günler sarı lekeli ve kokulu sıvılar gelmeye başladı. Zamanla yer yer beyaz ve sarı olarak değişiyor ve kaşıntı da oluyor. Ne yapmalıyım?
CEVAP
Sevgili okuyucumuz, vajinada herhalde bir enfeksiyon olmalı. Kadın doğum uzmanına müracaat ederseniz akıntının tahlilini yaptırır ve alınan sonuca göre de size en uygun tedaviyi verir. Uzaktan size yardımım ancak bu kadar olabiliyor. Sevgiler.
Myomlar ne olacak?
32 yaşındayım. Doktor vücudumun sürekli myom ürettiğini söyledi. Vücut neden myom üretir? Zararı var mıdır? Kurtulmak için neler yapmam gerekiyor?
CEVAP
Sevgili okuyucumuz, vücudun neden myom ürettiğini bilmiyoruz. Belki genetiğin rolü var. Ama neden kesin olarak belli değil. Myomlar bulunduğu yere ve büyüklüğüne göre şikayet yaparlar.
Veya hiçbir şikayete neden olmadan da büyür ve 8-10 santime kadar ulaşabilirler. Diyebilirsiniz ki, çocuk başı büyüklüğünde bir şey insanın karnında olursa bunu kişi fark etmez mi?
Cevap ‘Evet, bazen fark etmez.’ olabilir. Hatta bu kişi doktor olsa, mesleğinde çok başarılı bir profesör olsa bile myomu ile yaşayayibilir. Ben myomu tesadüfen teşhis edilmiş birçok hasta biliyorum. Özetle her myomu tedavi etmek gerekmeyebilir.
Myomun tedavisi gerekirse, çoğu kere ameliyat ile çıkarılması yolu tercih edilir. Çok az kullanılan, myomu besleyen damarların tıkanarak küçültülmesi veya geçici menopoza sokan birtakım ilaçların kullanılması ile küçültülmesi yolları varsa da bunlar günümüzde çok taraftar toplamamıştır.
Myom şikayet yapıyorsa ve doktorunuz tavsiye ediyorsa ameliyat en emin yoldur.
Memedeki yara var
27 yaşındayım. Uzun zaman önce mememde bir yara çıktı. Doktor “Çocuk yaptığında geçer” dedi. Ben bir daha doktora gitmedim, o yara aynı yerde duruyor, arada bir de ağrıyor. Ne yapmalıyım?
CEVAP
Sevgili okuyucumuz, görmeden şikayete neden olan şeyin ne olduğunu söylemem mümkün değil. Uzun zamandır doktor kontrolü yaptırmamışsınız, gidip doktorunuzun fikrini alın.
Belki ultrason veya daha ileri tetkik gerekebilir. Meme çok sorunlu bir organ. İçinde pek çok basit kistler veya fibroadenom denen solid oluşumlar olabildiği gibi daha riskli bazı hastalıklar da olabilir.
Yaşınızın genç olması kötü şeyleri pek aklımıza getirmiyor. Ama en doğru yol gerekli muayeneleri yaptırıp doktorunuzdan önemli bir şey olmadığını duymaktır.

Gönderen Unknown
Genelde erken boşalma problemi yaşayan erkeklerin bir diğer korkulu rüyası geç boşalma. Bu durum, hem erkek de hem kadın da sıkıntı yaratabilir. Kadının ilişki sırasında canı yanıyor, cildi tahriş oluyor. Bunun için kayganlaştırıcı kremlerden kullanılabilir.
SORU: Ameliyat oldum ama testisim küçüldü 20 yaşındayım.
3 yıl önce testislerimdeki ağrıdan dolayı doktora gittim. Bana sol testisimde dönme olduğunu ve ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Hemen ameliyat oldum fakat şimdi sol testisim diğerinden küçük. Acaba bu ileride sorun çıkartır mı? Kısırlık yapar mı?
CEVAP
Gerçekten testiste dönme oldu ise bu ameliyatın ilk birkaç saatte acilen yapılması şarttır, daha geç yapılır ise faydası olmaz, o testis küçülür, sperm ve hormon üretme fonksiyonlarını kaybeder.
Kadın sorun yaşıyorBu durumda diğer testis biraz büyüyerek durumu dengeler ve herhangi bir sorun olmaz. Ama kısırlık hakkında kesin bilgi sahibi olmak için en azından bir sperm testi yaptırmalısınız.
SORU: Çok geç boşalıyorum 29 yaşındayım.
Partnerim benimle bir kere birlikte olduktan sonra bir daha beraber olmak istemiyor. Çünkü çok geç boşalıyorum. Sizce bu durum normal mi, ne yapmalıyım?
CEVAP
Çok daha sık rastlanan erken boşalma kadar olmasa da, geç boşalma yani ejakulatio tarda adı verilen durum da hem erkekte hem kadında sıkıntı yaratabilir. Bu durum nörolojik bir sorundan veya psikolojik bir durumdan kaynaklanabilir.
Uzun süren ilişkide tahriş oluşarak kadının fiziksel rahatsızlık duyması ihtimaline karşı eczanelerde bu iş için satılan özel kayganlaştırıcı kremler kullanılabilir.
SORU: Kasıklarım ağrıyor
15 yaşındayım, mastürbasyon yaptıktan sonra kasıklarım ağrıyor. Bunun sebebi nedir? 2-3 defa arka arkaya yapınca çok ağrıyor. Ne yapmalıyım?
CEVAP
Günde bir defadan fazla mastürbasyon sizi beden ve ruh olarak yorar, hiç gerek yok. Kasık ağrılarınız zararsız da olsa bu zorlanmanın bir neticesi. İleride bir sorun yaratmaz.
SORU: İlk deneyimi nerede yaşamalıyım?
17 yaşındayım. Her gün mastürbasyon yapıyorum. Babam, bu durumun kemik gelişimini etkilediğini söylüyor, bu doğru mu? Bir de ben ayak fetişistiyim. Kadınların ayaklarını görünce dayanamıyorum. İleride eşim olacak kişi bu durumu garipser mi? Bana ne gözle bakar? Ayrıca ilk cinsel deneyimimi nerede yapmam uygun olur?
CEVAP
İnsanlarda çeşitli fetişizm, tutku türlerine sık rastlanıyor. Bu sizi sosyal olmayan davranışlara itmedikçe, seksin yerine geçmedikçe bir sorun yaratmayacaktır. İlk cinsel deneyiminizi huzurlu, hijyenik bir ortamda ve anlayışlı, tecrübeli birisi ile geçirmek uygun bir seçenek olabilir.

Gönderen Unknown
Öyle kadınlar var ki orgazm konusunda şans yüzlerine gülüyor. Onlar ilişkiyi seviyor, zevk alıyorlar. Orgazmı yakalayan kadınların kocalarının da keyfi yerine geliyor, cinselliğin tadını çıkarıyorlar. Tabii her kadın onlar kadar şanslı olmayabilir. Ama sorunu gözünüzde büyütmeyin, çünkü çözümü yok değil...
Spermler dışarı çıkıyor
Şans yüzünüze gülmüş6 yıldır evliyim, ikinci çocuğu yapmak istiyoruz. Boşalınca spermler eşimin vajinasından dışarıya çıkıyor. Ne yapalım?
CEVAP
Değerli okurum, o doğal. Birleşmeden sonra eşin sırtüstü yatsın. Ayaklarının altına iki minder koysun. 1 saat kalsın. Televizyon izlesin, kitap okusun. 3-5 ay bekleyin. Hâlâ çocuğunuz olmazsa, sen bir sperm sayımı yaptırırsın. Eşini de bir kadın doğum uzmanına götürürsün.
Kız arkadaşımdan neden kan geldi?
22 yaşındayım. Kız arkadaşım bana bakire olmadığını söylemişti. Ama ilişkide kan geldi. Sizce bu durum iki defa olabilir mi?
CEVAP
Değerli okurum, tabii olabilir. Birincisinde yarım, ikincisinde tam yırtılmıştır. Bunlar biraz penisin çapıyla ilgili sorunlardır. Ama bir ihtimal daha var. Kız seni kaçırmamak için “Bakire değilim” diye kendi arzularını gidermeye çalışmış olabilir. Hadi iyisin iyi!
Kız bisikletten düşmüş
Arkadaşım 6 yaşındayken bisikletten düşmüş. Çamaşırına çok az kan gelmiş. Bu durum kızlık zarını etkilemiş midir?
CEVAP
Değerli okurum, arkadaşının kızlık zarına bir şey olmadı. O gördüğü kan, nazik bölgenin dış yapılarıyla ilgili zedelenme kanamasıdır. Kızlık zarı içeridedir. Bu tür düşmelerden bozulmaz. Eğer bozulursa vajinanın kendi dokusu da yaralanır. Bunu aile fark eder. Ve kan hemen durmaz.
Sivilceler geçmiyor
16 yaşındayım. Mastürbasyon yapınca sivilceler kayboluyormuş. Ben de deniyorum ama şu ana kadar hiçbir sonuç alamadım. Ne yapmalıyım?
CEVAP
Sevgili okurum, yanlış duymuşsun. Mastürbasyonun sivilcelerle ilgisi yoktur. O cildin yağlanmasıyla ilgili sorundur.
İlişkide 2 kere orgazm oluyorum
25 yaşındayım, nişanlım ise 28 yaşında. İlişki sırasında ben 2 kere orgazm oluyorum. Bu durum normal mi?
CEVAP
Sevgili okurum, büyük avantaj ve şans. Bu durum nişanlın için şans, komplekse kapılmaz. Bir bütünlük içinde bu şans kapısından da kaynaklanan mutlu bir hayat yaşarsınız. Keyfinize bakın.
Şap yüzünden bittik
Yurtta kalıyoruz. Buradaki yemeklerde şap varmış. Bu şap ileride cinsel hayatımızda bir sorun yaratır mı ya da kısırlığa neden olur mu?
CEVAP
Değerli okurlarım, hepiniz şap gibi yandınız ama şaptan değil. Şap map yok. Yurdun sizinle ne alıp veremediği var. Yurt müdürünün kızı var da onu sizlerden korumaya mı çalışıyor?
Toplumsal bir hipnoz yaratarak kendi kendinizi telkinle etkiliyorsunuz. Yemeğe devam, gıdasız kalmayın. Gerisini alt takımlara bırakın. Onun da dinlenmeye ihtiyacı olabilir.
Porno film izliyorum
23 yaşındayım. 3 yıldır porno izleyerek mastürbasyon yapıyorum. Bir de geç boşalıyorum, 5-6 dakika sürüyor. Sizce neden böyle oluyor?
CEVAP
Değerli okurum, 5-6 dakika iyi zamandır. Bazı kadınlar için yetersiz sayılır. 10-15 dakika idealdir. Yarım saatin üstü yan cebime koy gibidir. 1 saatin üzerinde boşalmayanlar var. Onlar da erkeğe ve kadına bir tür işkencedir. Sen bulmuşsun, sesini çıkarma. Pornodon da biraz vazgeç.
Acı çekiyorum
22 yaşında kızım. Sevgilimle ilişkiye girdik, ilk seferinde çok canım yandı. Erkek arkadaşım her gün ilişkiye girmek istiyor. Ama canım yanıyor. Ne yapmam lazım?
CEVAP
Değerli okurum, 3-5 ilişkiden sonra acı devam ediyorsa bir jinekologdan yardım istemeniz gerekir. O yardıma rağmen acılar olursa onu da biz çözeriz.
İlişkiye girmek doğru mu?
Evlendikten sonra gerdek gecesinde kızın zarı bozulup bırakılmalı mı? Yoksa ilişkiye devam edilmeli mi?
CEVAP
Sevgili yavrum, devam edebilirsiniz ama bunu gelin hanım da isterse.
Duramıyorum
15 yaşındayım, çok istekliyim. Sürekli mastürbasyon yapıyorum. Bu normal mi?
CEVAP
Değerli okurum, normal mi, anormal mi sorusundan önce yaşın çok küçük. İki şeye önem ver. Bir bedenin gelişsin, iki geleceğe yönelik donanımın. Bütün bunlara eşit zaman dilimi ayarla. Fırsat buldukça da mastürbasyon yaparsın amma ölçüleri ortada tut.
Kemik ölçümünde kız olmadığı anlaşılır mı?
Nişanlımla ilişkiye girdik. Şimdi kayınpederim nişanlımı kemik ölçümüne götürecek. Acaba sevgilimin kız olmadığı ortaya çıkar mı?
CEVAP
Değerli okurum, aslında yanmışsın da farkında değilsin. Sen zarın esintisindesin, kayınpederin zarın fırtınasında. Anlamadın değil mi? Zaten anlayacak olsaydın bana bu soruyu sormazdın.
Ben olayı çözdüm, sana anlatayım. Kayınpederin Mümtaz Bey de zar olayının peşinde. Şöyle ki adam durup dururken kızını kemik ölçümüne neden götürsün ki? Titiz bir baba ise, kızı önce zeka testine, sonra metabolizma, kilo, hormon ölçümlerine götürür ki ben de olabilir derim.
Kemik işi beni pirelendirdi. Kediyi kuyruğundan yakaladım. Mümtaz Bey, sizin ilişkinizi ve de sonucu öğrendi. Nüfus kağıdına göre nişanlının yaşı sınırda. Eğer kemiklerini ölçtürüp kızın yaşı küçük çıkarsa, sen de nişanlından ayrılırsan o rapora göre ‘Küçük bir kızı iğfal’den yanarsın ve Mümtaz Bey de adamı yakar.
Bu durumda sen zora düşersin. Bu yolla baba senin elini ayağını bağlamış. Kızını ve kendini güvence altına almış. Sana da benim aracılığımla mesaj gönderiyor:
“Bak damat, sınırı aşmayın. Bu zar işini aranızda halledin, evlilik işini uzatmayın. Biz torun bekliyoruz. Namus temizleme işi bize kalırsa iki tarafın da vay haline...” diyor. Raporum fazla akademik, biraz paranoyak, biraz da sana tuzak gibi oldu ama hoş gör. Çünkü ben senin saçma sorunu hoş gördüm. Böylece ödeşelim.
İlişkiye konsantre olamıyorum
35 yaşında 6 aylık evliyim. İlişkiye girerken konsantre olamıyorum ve penisim sertleşmiyor. Karımda sorun yok. Son derece hareketli bir kadın. Acaba bekarlıkta çok sık mastürbasyon yapmaktan mı böyle oldu?
CEVAP
Değerli okurum, bir vatandaş bana gelip sorununu anlatırken “Ben karımı tatmin etmeden asla boşalmam, kendimi tutarım” demişti. Ben de ona ‘Anlayışlı kocasın ama ne yazık ki kendi kuyunu kazıyorsun.
10 ilişkiden 5’inde eşini düşünürken kalan 5’inde de kendini düşün. At şahlanmışsa ikide bir dizginlerini çekme. Sonra at huylanır ve şahlanmaz’ demiştim. Bu anımı örnek olsun diye anlattım. Cinsellik asla tek kalıpla, tek boyutla yorumlanmaz.
Her çiftin ya da kişinin kendine özel boyutları vardır. Gençlikte yapılan mastürbasyonları sorumlu tutalım ama ne var ki sen 35 yaşına kadar mastürbasyon yapmışsın, bu bir. İkincisi; bazen canlı ve ateşli kadınlar erkekleri ürkütür.
O zaman penisin boynu bükülür. Sizin evlilik yaşamınız dalgalanacağa benziyor. Eşin bu evlilikten beklentileri olan canlı bir cinsel yapıya sahip. O ringte usta boksör gibi senin üzerine geldikçe sen de yenilgiyi kabul edip tırsıyorsun.
O da seni harekete geçirmek için ringe çektikçe iş iyice karışıyor. Oysa o sakin sakin kalsa, ilk hareketi sana bıraksa ve amatör genç bir kız rolü oynasa...
İçimden bir ses bu olay böyle çözülür diyor.
GÜNÜN SÖZÜ
Özlem alev gibi yükselebilir. Zamanla küllenebilir de asıl olan ateşin yürekteki izidir. H.D.

Gönderen Unknown

Sinüzit hastalığının ilacı bulundu

Bir çoğumuzun şikayetçi olduğu ve ilacı bulunamadığı için her yıl çekmek zorunda kaldığı sinüzit hastalığının ilacını Türk Bilim Kadını Eda Alemdar buldu. Makedonya'da Goce Delcev Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okuyan Eda Alemdar, kendi uğraşlarıyla bulduğu ilacın patentini almak için Patent Enstitüsü'ne başvurdu. Alemdar'ın patent başvurusunu inceleyen Patent Enstitüsü, Türkiye'de daha önce böyle bir buluş olmadığını tespit ettikten sonra Avusturya Patent Enstitüsü'ne gönderdi.

Patent Enstitüsü tarafından başvurusu kabul edilen ve ilan edilen buluş, patent panding adı verilen patent koruma programı kapsamına alındı.

Eda Alemdar, ilaçta dışa bağımlılığı azaltmak ve zaman içinde sona erdirmek için milli ilaç üretimini destekleyen hükümetin kendi buluşuna destek olmasını istiyor. Projesinin TÜBİTAK teşvikiyle bu aşamaya geldiğini ifade eden Alemdar, kendi bireysel çaba ve araştırmalarıyla buluşu yaptığını belirterek, "Yaptığım çalışmalar sonucu sinüzit hastalığına çare olacak ilacı yaptım. Kronik bir sinüzit hastası olmam, bu yönde çalışmama katkı sundu. İlacı kendimde denedim ve tek doz uygulamasında olumlu sonuç aldım." şeklinde konuştu. Buluşunun yurt dışından beyin göçünü ülkemize çekmek isteyen hükümet tarafından sahiplenilmesini isteyen Alemdar, bu buluşunun gelişmesi ve yeni ilaçlarının keşfine destek olunmasını istedi. Kendi imkanlarıyla bu işe girdiğini ifade eden Eda Alemdar, "Uluslar arası patente başvurmak için büyük miktarlarda para gerekiyor. Üniversitenin sunduğu imkanlarla araştırmalarımı sürdürüyorum" dedi.

İlaç hakkında da bilgi veren Alemdar, sinüs kanallarının enfeksiyonla kapanması yüzünden bu hastalığın oluştuğunu, geliştirdiği ilacın kanalları bir daha tıkanmamak üzere açtığını ve hastalığı sona erdirdiğini ifade etti. İlacın ayrıca solunum yolu enfeksiyonları, baş ağrısı hastalıklarına (migren) da iyi geldiğini ifade eden Alemdar, osteoporoz (kemik erimesi), sonsuz hücre bölünmesi ve beyin lobları transplasyonu üzerinde çalışmalar yaptığını da kaydetti.

Sinüzit hastalığının ilacı bulundu

Gönderen Unknown