Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             
İnsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2013 Cuma

İnsan Gelişiminde Minerallerin Önemi ve Görevleri

Hücrelerimiz gerekli olan besin ihtiyaçlarının bir kısmını mineraller sayesinde yapar ve insan gelişimi için mineraller vazgeçilmez bir gereksinimdir. Bu elementler, çeşit çeşit olup her biri ayrı fonksiyonların yerine getirilmesinde görev yapar.

ݝnsanlar ve hayvanlar normal bir büyüme ve çeşitli biyolojik fonksiyonlar için besinler arasında vitaminler yanında inorganik elementlere de ihtiyaç duymaktadırlar. Bu elementler ikiye ayrılırlar;


1. Bol bulunan elementler

2. Eser elementler


1- Bol bulunan elementler

Bu elementlere ihtiyaç fazladır.

Çoğunlukla birden fazla fonksiyon gösterirler.

Bu elementlere örnek olarak;

Kalsiyum Fosfor

Magnezyum Klor

Sodyum Potasyum


a) Kalsiyum ( Ca )

Kemiğin yapısal elementidir.

Hücre zarı geçirgenliği ve kan pıhtılaşması için önemlidir.

Bunun yanında kalp işlevleri ve sinir sisteminin düzenlenmesinde rol oynar.

Hücre sitoplâzmasında önemli bir düzenleyicidir.

Kan kalsiyum miktarı ile depo kalsiyum miktarı arasındaki dengeyi “parathormon” adındaki hormon sağlar.

D vitamini; bağırsaklardan kalsiyum emilimini ve kemiklerde birikmesini hızlandırır. Bu yüzden az miktarda D vitamini raşitizme, aşırı D vitamini ise kireçlenmeye neden olur.

Bunun yanında; ıspanak, kakao gibi besinler ve sitrat, tartarak gibi bileşikler kalsiyum emilimini arttırır.

Oksalik asit ve tahıllarda bulunan “Phytin” kalsiyum emilimini önler.


Ani kalsiyum azalmaları kramplara neden olur.

Sürekli kalsiyum azlığı;

Büyümede durgunluğa,

Beslenmede isteksizliğe,

Metabolizmanın artmasına,

Raşitizme,

Bacakta uyuşmalara ve felce,

Hemoroite,

Güçsüzlüğe ve sonuçta ölüme neden olur.


Aniden verilen fazla miktarda D vitamini kalsiyum emilimini arttırır ve tetanos benzeri belirtilere neden olabilir. Ã?ocukların ilkbaharda zaman zaman kasılması bu nedene dayanır.


b) Magnezyum ( Mg )

Bitkilerde klorofilin temel taşı olduğu için bitkisel besinlerde daha bol bulunur.

Besinlerde magnezyumun %20-30 ’u ince bağırsağın üst kısmında emilir, %60-70 ‘i ise dışkıyla atılır.

Kanda proteine bağlı halde bulunan magnezyum, albümin ve globülinlere bağlanır.

ATP ’den bir fosfat alıcısına fosfat taşımasını katalize ederek ADP ve fosforlaşmış bir yapı oluşturan enzimlerin aktivasyonunda rol alır.

Magnezyum, ATP ’ye gerek duyulan glikoz kullanımı, yağ, protein, nükleik asit sentezi ve kas kasılmasında önemli görevler alır.

Magnezyum tarafından etkinleştirilen enzimler beynin fosfolipid, pirüvik asit ve glikoz metabolizmasına girmektedir.

Mitokondride oksidatif fosforilasyon için de magnezyum istenir.

Magnezyumun vücuttan esas atılım yolu böbrekler olup terle de önemli atılımı söz konusudur. Uzun süren ateşli hastalıklar ve kas egzersizlerinde toplam magnezyum atılımının %10 –15 ‘i terle gerçekleşir.

Magnezyum emilimini besinlerdeki laktoz, protein (özellikle serbest aminoasitler), fosfat, kalsiyum, lipidler engeller,


Magnezyum eksikliğinde;



  • Damar genişlemesi,

  • Kan miktarında artma,

  • Aşırı duyarlılık

  • Küçük beynin bazı hücrelerinde bozukluk,

  • Böbrek bozuklukları,

  • Kramplar,

  • Büyümede durgunluk,

  • Saç dökülmesi,

  • ödem ortaya çıkar.


Gebeliğin son üç ayında, diabetik komanın insülinle tedavisi sırasında, hipertiroidizmde, bazısindirim sistemi ve böbrek hastalıklarında hipermagnezami görülür.


c) Sodyum ve Klor ( Na ve Cl )

Sodyum kas liflerinin uyarılmasında ve sinirlerdeki iletimde önemli rol oynar.

Klor mide salgısında bulunur.

Klor ayrıca amilaz enziminin aktivatörüdür.


Sodyum eksikliğinde deride, gözün bağ dokusunda ve üremede bozukluklar görülür.

Klor eksikliğinde sindirim ve büyüme bozuklukları ortaya çıkar.

NaCl eksikliğinde, kramplar, baş dönmesi ve baygınlık görülür. Vücut sıvılarının dengesi bozulur.


d) Potasyum ( K )

Sodyum gibi sinirsel iletimde ve kasların uyarılmasında rol oynar.

Bitkisel besinlerden alınır.

Vücutta Na-K oranının sabit tutulması gerekir.

Büyüyen hayvanlarda günlük potasyum gereksinimi artar.

Eksikliğinde bazı metabolik bozukluklar görülürken fazlalığı Na-K dengesini bozacağından NaCl ihtiyacını arttırır.


e) Fosfor ( P )

Tüm organizmaların bulundurmak zorunda olduğu elementlerin başında gelir.

Nükleotitlerin yapıtaşı olan fosfatların oluşumu için kullanılır.

Karbonhidratların ve yağların yıkımında; RNA ve DNA yapısına girerek kalıtsal bilginin taşınmasında rol alır.

Fosfolipitlerde fosfat, proteinlerle birlikte embriyonun beslenmesi için salgılanır.

Organik fosfat; hızlı büyüyen ve hızlı iş gören dokularda (kas ve sinir gibi) bolca bulunur.

Omurgalı hayvanların kemik ve dişlerinde büyük miktarda vardır.

Kandaki fosfat miktarı kalsiyum miktarına oranlanarak sabit tutulur.

Fosfat verilmesi zihin ve vücut işlerini arttırır.


Fosfat azlığında büyüme durur.

ݝskelet bozuklukları görülür.

Kanda kalsiyumun artması kemiklerden fosfor çekilmesine ve böylece kemiklerin yumuşamasına yol açar.


Kanda fosforun artması ise kemiklerden kalsiyum çekilmesine neden olur. Ancak bu daha yavaştır.


2- Eser elementler

Eser elementlere günlük ihtiyaç fazla değildir.

Enzim tepkimeleri için esas olanlar eser elementlerdir. Bu tepkimelerde üç farklı şekilde yer alırlar.

i. Enzim tarafından katalizlenen kimyasal tepkimenin yapısında yer alır ve enzimin reaksiyon hızınıarttırır.

ii. Substrat veya enzimin aktif merkezi ile kompleks yapar. Bu durumda ikisi de aktif hâle gelir.

iii. Bazı hallerde katalitik faaliyetin bir safhasında elektron alırlar.


Eser elementlere aşağıdakilere örnek verebiliriz;

Demir Krom

Bakır Arsenik

Ýyot Silisyum

Manganez Kalay

Çinko Nikel

Molibden Vanadyum

Selenyum Kobalt

Flor


a) Demir ( Fe )

Oksijen taşıyan proteinler olan hemoglobin ve miyoglobinin yapısında yer alır.

Mitokondrial proteinlerin yapısında görülür.

Bundan başka; demir emilimi için önemli, demirli bir protein olan “Ferritin” in yapısına katılır.

Demir ihtiva eden enzimlere örnek olarak;

H2O2 ‘nin yıkımında görev alan katalaz,

Peroksitlerle organik bileşiklerin tepkimelerini hızlandıran peroksidaz,

Besinlerden gelen elektronla oksijenin suya redüksiyonunu katalizleyen sitikrom oksidaz verilebilir.

Demir-sülfürlü enzimlerse hayvanlar, bitkiler ve bakteri hücrelerinde elektron taşınmasında görevlidirler.


Demir eksikliği; fazla miktarda kuvvetli karbonhidrat (şeker, nişasta gibi) ve sütlü beslenmede, kan parazitlerinde ve aşırı kanamada görülür.

Bu durum; kansızlığa, halsizliğe ve zeka geriliğine neden olur.


b) Bakır ( Cu )

Sitikrom oksidaz enziminin aktivitesinde demirle birlikte rol oynar. Bu aktivitedeki görevi Cu+ ve Cu++ haline dönüşerek elektronu oksijene taşımaktadır.

Lizil oksidaz enziminin aktif grubunda yer alır. Bu enzim, “kollajen” ve “elastin” polipeptitleri arasında çapraz bağlar yapılmasına yardım eder.

Bunun yanında; katalaz, feniloksidaz ve aksorbik asit oksidazın yapısına katılır.

Demirin vücutta düzenli bir şekilde kullanılması için de gereklidir. Bakır olmazsa demir hemoglobine bağlanmaz.

Yumru ve yapraklı sebzeler, süt, karaciğer, nohut, bakla, ceviz, fındık önemli derecede bakır içerir.

Bakır ince bağırsaktan emilir.

Vücutta en çok bakır içeren dokular sırasıyla karaciğer, kalp, beyin ve böbrektir.

Hayvanlarda bakır eksikliğinde kollajen ve elastin polipeptitleri arasındaki bağlar yapılamayacağından damarlarda kopma ve çatlama görülür.

Bağırsaktan bakır emiliminde bir hata oluşursa “Menkes Sendromu” ortaya çıkar. Bu hastalıkta plazmada bakır ve bakır oksidaz düzeyi düşüktür. Büyüme yavaşlar, vücut ısısı düşer, saçlar ağarır ve beyinde dejenerasyon meydana gelir.

Bakır eksikliği kalp hastalığı riskini azaltır.


Bağırsaktan bakır emilimi artarsa “Wilson hastalığı” görülür. Bakır, beyin ve karaciğerde yığılır. Normalde dışkıyla ve çok azı idrar ile atılır.

Bakır içeren kapların yemek hazırlanmasında ve servisinde kullanılması “bakır zehirlenmesi” ne neden olabilir. Bulantı, kusma, midede yanma ve diare bakır zehirlenmesinin belirtileridir.


c) ݝyot ( I ) 

Tiroid bezinden salgılanan tiroksin hormonu için gereklidir.

Deniz ürünlerinde; özellikle süngerlerin spongiolinden yapılmış iskeletlerinde bulunur.


Brom, klor, nitrat, perklorat ve rhodanid, iyodun yerine geçerek fizyolojik iyon noksanlığına neden olur.

Thioüre, thiourasil, sulfaguanidin ve lahanadaki thiokasalidan, tiroid bezindeki tirozin oksitlenmesini ve iyotlanmasını önleyerek rahatsızlıklara sebep teşkil eder.

Bu durumlarda tiroid aşırı büyüyerek guatr hastalığını meydana getirir.

Embriyonik ve gençlik devrelerinde iyot eksikliği cücelik ve zeka geriliğini (keratinizmus) ortayaçıkarır.

Ergenlerde iyot eksikliğinde ise “miksödem” hastalığı görülür.


Fazla iyot “Gravez (Basedow) hastalığı” nı ortaya çıkarır.


d) Manganez ( Mn ) 

Manganez, bağ ve kemik dokusu oluşması, büyüme ve üreme fonksiyonları, karbonhidrat ve lipid metabolizması, protein sentezi, mukopolisakkarit üretimi ve fosforilasyonda rol oynar.

Ceviz, fındık, tahıl ve sebzelerde oldukça yaygın; et, balık gibi besinlerde düşük miktardadır. Bu bakımdan insan ve diğer memeliler manganezi daha çok bitkisel besinlerle alırlar.

Ã?zellikle çay manganez bakımından zengindir.

Manganez, en yaygın biçimde mitokondrilerde yer alır. Bu nedenle, mitokondrice zengin hücreler fazla manganez içerirler.

Manganezin aktivite ettiği enzim grupları arasında hidrolazlar, kinazlar, dekarboksilazlar ve transferazlar bulunur.

Manganez başlıca arginaz, pirüvatkarboksilaz, süperoksit diomütaz, fosfataz adlı enzimler için yapıtaşıdır.


Manganez, dişide normal fertilite için gerekli olup erkekte manganez eksikliği spermatogenezi bozarak kısırlığa yol açar.

Bundan başka manganez eksikliğinde gözlenen başlıca bulgular; kan pıhtılaşma kusurları, hipokolesterolemi, dermatit, hipokalsemi, hiperfosforomi ve alkalen fosfataz aktivitesi yükselmesidir.


Madenciler, ilaç endüstrisi çalışanları, seramik ve cam işçileri ve gıdasına manganez eklenenlerde görülen kronik mangan zehirlenmesi şizofreniye benzer psikiyatrik etki yapar. Parkinson hastalığına yakın nörolojik bozukluklar ortaya çıkarır.


e) Çinko ( Zn )

Ã?inko yaklaşık yüz enzimin yapısal komponentidir.

Bu enzimlerden bazıları; karbonik anhidraz, alkalen fosfataz, RNA ve DNA polimerazlar, timidin kinaz, karboksipeptidazlar ve alkol dehidrojenazdır.

Bu enzimler incelendiğinde, çinko genelde enzimin aktif bölgesinde bulunmuştur.

Ýki yüzyıldan bu yana bilinen ve sayısız araştırmanın kanıtladığı bir bulgu, çinkonun önemli bir yara iyileştirici olduğudur. Bu araştırmalar, çinkonun bağ doku biyosentez ve bütünlüğünde önemli bir eleman olduğunu kanıtlamıştır. Bu nedenle, gıda ile yeterli çinko alınması, özellikle cerrahi girişim sonrası olgularda önem taşır.

Çinko, protein ve nükleik asit yapılarını moleküler düzeyde stabilize eder.

Subsellüler organellerin bütünlüğünü korur.

Taşıma olaylarına katılır.

Ýnsülin hormonu vücutta çinko olarak depolanır.

Dildeki tat alma reseptörlerinin ve nazal boşluktaki koku alma reseptörlerinin düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamak çinkonun görevidir.

Vücutta çinkosu fazla dokular arasında prostat, semen, karaciğer, böbrek, retina ve kemik başta gelir.

Et, balık ve süt ürünleri gibi proteinli besinler, çinko bakımından zengindir.

Fazla protein çinko emilimini arttırırken, yetersiz protein engeller.

Bitki ve tahıl tanelerinin fitatları, selüloz, hemiselüloz çinko emilimini azaltırlar.

Bunun yanında kalsiyum, fosfor, flor ve bakır fazlalığı çinkonun bağırsaktan emilebilecek miktarınıazaltır.

Gebelikte fetüs anneden çokça çinko çeker. Bu anne adayına koruyucu olarak folik asit ve vitamin B12 verilmesi, çinko emilimini azaltarak çinko eksikliğini daha da ağırlaştırır.

Yanıklarda çinko yiter ve bu yüzden yanığın iyileşmesi gecikir.

Travma ya da önemli ameliyatlarda da çinko kayıpları önem kazanır

ve bu gibi hallerde çinko eksikliği ortaya çıkabilir.

Çinko eksikliğinde gözlenecek başlıca bulgular şöyle sıralanabilir;

Çocuk ve gençte büyüme geriliği

Erkekte hipogonadizm

Hafif dermatit

ݝştahsızlık ve kilo kaybı

Yaraların geç iyileşmesi

Karanlığa uymada anormallik

Zayıflamış bağışıklık


f) Molibden ( Mo )

Ksatin oksidaz, nitrat redüktaz ve hidrojenaz gibi flavinli enzimlerin yapısına katılır.

Azot bakterilerinde havadaki azotun bağlanmasını sağlar.

Geviş getirenlerde işkembe bakterilerinin gelişimi için önemlidir.


Molibden her gün yeterli miktarda alınır; eksikliği hemen hemen söz konusu değildir.


Fazla alındığında anemi, iskelet ve kas bozuklukları görülür.

Molibden demirin hemoglobin yapımında kullanılmasını önler.




Gönderen Unknown
Vitaminler ve İnsan Vücudu için Faydaları

İnsan sağlığı için gerekli olan ve vücudun sağlıklı, düzenli gelişimde rol oynayan vitaminler insan sağlığı için olmazsa olmazlardandır. Vitaminler vücudun sağlıklı gelişimi, sindirim fonksiyonları, enfeksiyonlara karşı bağışıklık kazanması açısından oldukça gereklidir. Ayrıca vücudumuzun karbonhidrat, yağ ve proteini kullanmasını da sağlarlar.


Şimdi sizlere vitamin çeşitleri ve insan vücudu için fonksiyonları, faydaları, hangi vitamin ne işe yarar, vücut gelişiminde vitaminleri yeri ve önemi hakkında bilgiler vermeye çalışacağım.


Vücudumuz için gerekli başlıca vitaminler; A, B grubu, C, D, E, K vitaminleridir.


Şimdi teker teker bu vitaminlerin vücudumuz için ne gibi yararları faydaları var onlara bakalım ve bu vitaminler hangi besinlerde bulur, vücudun vitamin ihtiyacını hangi besinler ile giderilebileceğine bakalım.


A Vitamini ve Faydaları;


A vitamini doğal yoldan iki farklı şekilde meydana gelir. Biri hazır besin maddesi olarak hayvansal gıdalarda bulunan retinoldür.


 


Diğeri pro-vitamin şeklindedir ve hem hayvansal hem bitkisel gıdalarda bulunur. İhtiyaç halinde retinole dönüşür.


 


A vitamini yağda eriyen bir vitamin çeşididir ve karaciğerde depolanır.


Yüksek miktarda alınan A vitamini zehirlenmeye neden olabilir.


 


Faydaları



  • A vitamini en çok göz sağlığına faydalarıyla bilinir. Gece körlüğü, görme bozuklukları gibi birçok göz problemine iyi gelir.

  • A vitamini vücudu enfeksiyonlara karşı korur.

  • Güçlü bir antioksidandır. Kansere karşı koruyucudur.

  • Kemiklerin gelişimine yardımcı olur.

  • Cilt problemlerine iyi gelir.

  • Yaşlanmayı geciktirir.

  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.

  • Anne karnındaki bebeğin sağlık gelişimi için anne adaylarının mutlaka A vitamini alması gerekir.

  • Yağ depolanmasına yardımcı olur.

  • Diş ve diş eti gelişiminde önemlidir.

  • Soğuk algınlığına iyi gelir.

  • Ülseri tedavi edici niteliktedir.


A vitamini eksikliği;


gece körlüğüne, göz bozukluklarına, cilt sorunlarına neden olur. Bağışıklık sistemi zayıflar ve vücut enfeksiyonlara karşı savunmasız kalır.


 


A vitamini fazlalığı ise baş ağrısına, mide bulantısına, kusmaya, iştah kaybına, saç dökülmesine, saç kuruluğuna, eklem ağrılarına ve karaciğer bozukluklarına neden olabilir.


 


A vitamini içeren besinler;


 


A vitamini hazır besin maddesi olarak karaciğerde ve hayvansal gıdalarda bulunur.


Balıkyağı, süt ve yumurta bol miktarda A vitamini içerir.


 


A vitamininin pro-vitamin şekli havuç, kabak, biber, brokoli gibi yeşil sebzelerde ve sarı meyvelerde bulunur.


 


Vitaminlerin vücudunuza faydaları saymakla bitmez, ancak siz yine de önce doktorumuza kulak verin ve vitamin kullanırken dikkat edilecekleri öğrenin.


 


B1 Vitamini;


B1 vitamini tiamin adıyla da bilinir.  B grubu vitaminler arasında ilk keşfedilendir.


Isı ve ışığa karşı duyarlı olan B1 vitamini suda erir. Vücutta depolanmaz, fazlası idrar yoluyla atılır ve diğer B grubu vitaminlerle alınırsa daha etkili olur.


 


Faydaları



  • Şeker hastalığını önler.

  • Alyuvarların oluşumunda önemli rol oynar.

  • Merkezi sinir sisteminin korunmasına yardımcıdır.

  • Sinirsel hastalıkları önler.

  • Zihni açar, hafızayı güçlendirir.

  • Sindirimi düzenler.

  • Vücuda alınan karbonhidratların enerjiye dönüşmesini sağlar.

  • Doku sertleşmesini önler.

  • Kan dolaşımını düzenler.

  • Sigara ve alkolün olumsuz etkilerinin giderilmesinde rol alır.

  • Damar sertliğini önler.


B1 vitamini günlük olarak en az 1 mg alınmalıdır.  Alkol kullanımında vücuttaki B1 vitamini azalır.


Vücutta B1 vitamininin eksikliği yorgunluk, depresyon, zihin bulanıklığı, göz sorunları, kas krampları, iştahsızlık, sindirim bozukluğu, kabızlık, baş ağrısı ve ödeme neden olabilir.


 


B1 vitamini eksikliği ile alkol kullanımı ciddi bir beyin hastalığı olan Wernicke-Korsakoff Sendromu’na neden olabilir.


B1 vitamini vücutta uzun süre eksik olursa merkezi sinir sistemini yıkan Beriberi hastalığı oluşur.


B1 vitamini kaynakları


Sebze, meyve, süt ve süt ürünleri, rafine edilmiş tahıl, et, balık, pirinç kabuğu, ayçekirdeği, bira mayası, buğday başağı, kuru fasulye, yumurta, deniz ürünleri, kepek ve bezelye bol miktarda B1 vitamini içeren besinlerdir.


 


Vitaminlerin vücudunuza faydaları saymakla bitmez, ancak siz yine de önce doktorumuza kulak verin ve vitamin kullanırken dikkat edilecekleri öğrenin.


 


B2 Vitamini;


B2 vitamini riboflavin adıyla da bilinir. Suda eriyen bir vitamin çeşididir ve vücutta depolanmaz. Işığa karşı hassas, ısıya karşı dayanıklıdır.

Bazı bağırsak bakterileri tarafından da az miktarda üretilebilir. Bu nedenle günlük B2 vitamininin alınmadığı durumlarda da eksiklik belirtisi görülmez.

Faydaları



  • Enerji üretimine yardım eder.

  • Sinir sistemini korur.

  • Göz sağlığına iyi gelir.

  • Cildi korur.

  • Büyüme ve gelişmede önemli rolü vardır.

  • Migren tedavisinde yardımcıdır.

  • Enfeksiyon ve yanık tedavilerinde kullanılır.

  • Mide ve karaciğer hastalıklarına iyi gelir.

  • Vücuttaki asit oranını düzenler.

  • Solunum sisteminin çalışmasında yardımcı rol alır.

  • Saç ve tırnak sağlığına iyi gelir.


Günde en az 1.5 mg B2 vitamini alınmalıdır.


B2 vitamini eksikliği genellikle alkol bağımlılarında ortaya çıkar. Eksikliğinde dil ve dudakta iltihap, kaşıntı, uykusuzluk, yorgunluk, deride yara, öğrenme güçlüğü, gözlerde hassasiyet ve yanma meydana gelir.


Fazla alınan B2 vitamini idrarla dışarı atılır. İdrar renginin koyu olması B2 fazlalığının belirtisi olabilir. Ayrıca B2 fazlası bulantı ve kusmaya da neden olabilir.


B2 vitamini içeren besinler


Badem, yerfıstığı, fındık, bira mayası, havuç, enginar, tavuk, peynir, sığır eti, mercimek, böbrek ve buğday B2 vitamini içeren besinler arasındadır. Ayrıca hayvansal gıdaların, açık yeşil sebze ve meyvelerin tümünde bulunur.


 


Vitaminlerle ilgili genel bilgi almak ve sağlığınız için vitaminlerden nasıl yararlanacağınızı öğrenmek için doktorumuza danışabilirsiniz.


 


B3 Vitamini;


Protein, yağ ve karbonhidrat metabolizması için gerekli olan B3 vitamini niasin adıyla da bilinir.


 


En dirençli vitaminlerdendir, ısıya ve ışığa karşı dayanıklıdır. Suda çözünür.


 


Vücutta triptofan adlı amino asitten üretilebilir ancak karaciğerde az miktarda depolanır.

Faydaları



  • Kan dolaşımını düzenler.

  • Deri sağlığına iyi gelir.

  • Şizofreni tedavisinde yardımcı rol alır.

  • Zihinsel hastalıkların tedavisinde yardımcıdır.

  • Kolesterolü dengeler.

  • Protein, yağ ve karbonhidratın vücutta kullanılabilmesini sağlar.

  • Beynin ve sinir sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlar.

  • Hormon üretimine yardım eder.

  • Sindirim sistemine iyi gelir.

  • Toksik maddelerin vücuttan atılmasını sağlar.


B3 vitaminini kadınların günde 15, erkeklerin ise 19 mg alması gerekir. Ancak doktorunuza danışmadan alacağınız doza karar vermemelisiniz.


B3 vitamini eksikliğinde şu belirtiler görülebilir:



  • Yorgunluk

  • Sinirlilik

  • İştahsızlık, bulantı, kusma, ishal

  • Cilt sorunları

  • Diş eti hassasiyeti ve ağız kokusu

  • Sinir sistemi bozuklukları


Uzun süre B3 vitamini eksikliği yaşayanlarda pellegra adı verilen ciddi bir hastalık ortaya çıkabilir. Bu hastalık ishale, zihin bulanıklığına, depresyona, cilt sorunlarına, sinir ve sindirim sistemi bozukluklarına neden olur.


B3 vitamini fazla alındığında ise ciltte alerjik reaksiyonlar görülebilir. Deride kızarma, yanma ve kaşıntı meydana gelir. Ayrıca karaciğer ve mide zarar görebilir.


B3 vitamini kaynakları


Brokoli, karnabahar, havuç, patates ve domates gibi sebzeler bol miktarda B3 vitamini içerir.


Kırmızı ette de bolca bulunur. Peynir, mısır unu, yumurta, balık ve süt gibi besinler de doğal B3 vitamini kaynağıdır.


 


Vitaminlerle ilgili genel bilgi almak ve sağlığınız için vitaminlerden nasıl yararlanacağınızı öğrenmek için doktorumuza danışabilirsiniz.


 


B6 Vitamini;


B6 vitamini piridoksin adıyla da bilinir. Vücutta depolanmaz ve suda erir.


Isıya ve ışığa karşı hassastır, güneş ışınlarına maruz kaldığında ya da pişirildiğinde kolayca bozulur.

Faydaları



  • Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

  • Hormonların üretimine katkı sağlar.

  • Cinsel hormonları dengeler.

  • Kalbi korur.

  • Böbrek taşı oluşumunu engeller.

  • Karpal tünel sendromuna iyi gelir.

  • Serotonin üretimine katkıda bulunur.

  • Âdet öncesi sendromuna iyi gelir.

  • Dokuların kendisini yenilemesini hızlandırır.

  • Karaciğeri temizler.

  • Cildin parlak olmasını sağlar.

  • Antikor üretimini artırır.

  • Anemi tedavisinde kullanılır.

  • Depresyona iyi gelir.


B6 vitamini eksikliğinde kas sorunları, sindirim sistemi rahatsızlıkları, cilt problemleri, konsantrasyon bozukluğu, zayıf hafıza, çarpıntı, sinirlilik gibi belirtiler görülebilir ama eksikliğine az rastlanır.


Fazla alınması ise oldukça zararlıdır. Birkaç doz aşımıyla zehirleyebilir ve sinir sistemine zarar verebilir.


Günlük olarak 2 mg alınmalıdır ancak doktorunuza danışmadan hareket etmeyin.


B6 vitamini içeren besinler


Karaciğer, böbrek, ay çiçeği, ıspanak, pancar, patates, muz, tavuk eti, bezelye, avokado, bira mayası, yumurta, balık, baklagiller ve bütün kuruyemişler B6 vitamini kaynağıdır.


Ancak hayvansal ve bitkisel gıdalar fazla miktarda B6 vitamini içermez.


 


Vitaminlerin vücudunuza faydaları saymakla bitmez, ancak siz yine de önce doktorumuza kulak verin ve vitamin kullanırken dikkat edilecekleri öğrenin.


 


B11 Vitamini;


B11 vitamini, folik asit ve BC ismiyle de bilinir.


Bağırsak bakterileri tarafından da üretilebilen B11 vitamini karaciğerde depolanır.


 


Isıya ve ışığa karşı dayanıksızdır. Pişirildiğinde bozulur.

Faydaları



  • Kan hücrelerinin üretimine katkıda bulunur.

  • Hücre bölünmesinde rol oynar.

  • Büyümeyi hızlandırır.

  • Kalp sağlığına iyi gelir.

  • Sinir sisteminin etkin çalışmasını sağlar.

  • Sara hastalığına iyi gelir.

  • Vücut direncini artırır.


Az sebze ve meyve tüketimi B11 vitamini eksikliğine yol açan nedenler arasındadır.


 


Eksikliğinde kansızlık, çarpıntı, sinir ve sindirim sistemi sorunları görülebilir. Ayrıca hamilelik döneminde B11 vitamininin yetersiz alımı gebelik zehirlenmesi, düşük, erken doğum, bebekte beyin ve omurilik sorunlarına yol açabilir.


Fazla miktarda alınan B11 vitamini de uyku düzensizliklerine, sindirim sistemi sorunlarına ve cilt problemlerine yol açabilir. Gebelik döneminde fazla alınırsa bebek zarar görebilir.


Yetişkinlerin günlük 400 mg folik asit alması gerekir ama hamilelik döneminde bu miktar 2 katına çıkar.


B11 vitamini kaynakları


Havuç, yumurta, portakal, avokado gibi besinler doğal B11 vitamini kaynaklarıdır. Ayrıca bütün yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur.


 


Vitaminlerle ilgili genel bilgi almak ve sağlığınız için vitaminlerden nasıl yararlanacağınızı öğrenmek için doktorumuza danışabilirsiniz.


 


B12 Vitamini;


B12 vitamini kobalamin olarak da bilinir. Suda eriyen bir vitamin çeşididir ve karaciğerde depolanır.


Sadece et ve süt ürünlerinde bulunan B12 vitamini yetersiz alındığında ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.


Sağlıklı bir yetişkinin karaciğerinde depolanan kobalamin miktarı 5 yıl yeterli olabilir ancak bu süre içerisinde fazla eksiklik belirtisi görülmediğinden günlük B12 ihtiyacı karşılanmalıdır.


Faydaları



  • Kansızlığı önler.

  • Kalp sağlığına iyi gelir.

  • Sinir sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlar.

  • Hafızayı güçlendirir.

  • Konsantrasyon bozukluklarına iyi gelir.


B12 vitamini eksikliğinde kansızlık, el ve ayakta uyuşma, kilo kaybı, zihinsel sorunlar ve sindirim sistemi bozuklukları ortaya çıkabilir.


Eksikliğine daha çok vejetaryenlerde ve yaşlılarda rastlanır.


B12 vitamini içeren besinler


Hayvansal gıdalarda bol miktarda bulunur. Yumurta, süt, peynir, balık, böbrek, karaciğer ve sığır eti B12 vitamini içeren besinler arasındadır.


Bitkisel besinler B12 vitamini içermez. Bu nedenle vejetaryenlerde eksikliğine sık rastlanır. İlaç takviyesi şarttır.


 


Vitaminlerle ilgili genel bilgi almak ve sağlığınız için vitaminlerden nasıl yararlanacağınızı öğrenmek için doktorumuza danışabilirsiniz.


 


C Vitamini;


C vitamini suda eriyen bir vitamin çeşididir. Isıya karşı hassastır, pişirilince etkisiz hale gelir.

Birçok hayvan ve bitki türü ihtiyaçları olan C vitaminini kendileri üretebilir, ancak insan vücudu C vitaminini üretemez.

C vitamini insan vücudunun en çok ihtiyaç duyduğu vitaminlerden olduğu için bol miktarda tüketilmelidir.


 


Faydaları


C vitamini vücutta birçok göreve sahip olduğundan oldukça önemli bir yere sahiptir.



  • Vücudu enfeksiyonlara ve bakterilere karşı korur.

  • Kalp krizini önleyici özelliğe sahiptir.

  • Güçlü bir antioksidandır. Kansere karşı koruyucu özelliği vardır. Birçok kanser çeşidinin oluşmasını önler.

  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.

  • Soğuk algınlığı gibi hastalıklarda vücudun direncini artırır.

  • Yara ve yanıkları iyileştirir.

  • Diş eti kanamalarına iyi gelir.

  • Kan damarlarının güçlenmesinde rol alır.

  • Damarlarda kan pıhtılaşmasını önler.

  • Kolesterolü dengeler.

  • Anemi tedavisinde yardımcı rol oynar.

  • Katarakt oluşumunu geciktirir ve önler.

  • Kurşun, civa, arsenik gibi metallerin ve aspirin, insülin, kortizon gibi ilaçların olumsuz etkilerini azaltır.

  • İdrar yolu enfeksiyonları için kullanılan ilaçların etkinliğini artırır.


Vücudun günlük C vitamini ihtiyacı 60 mg’dır. Herhangi bir sağlık sorunuyla özellikle soğuk algınlığı gibi hastalıklarla karşı karşıya kalındığında günlük olarak daha fazla C vitamini alınmalıdır.


C vitamini fazlalığı da eksikliği gibi çeşitli sorunlara neden olacağı için mutlaka doktorunuza danışarak hareket edin.


C vitamini eksikliğinde kılcal damarların geçirgenliği bozulduğu için dokularda ufak darbeler sonucu bile kanama meydana gelebilir.


Ayrıca C vitamini eksikliğinde skorbüt denilen bir hastalık görülür. Bu hastalık diş etinde, iç organlarda ve kemik zarı altında kanamalara neden olur.


Vücudun enfeksiyonlara karşı direncinin azalması da C vitamini eksikliğinin sonuçlarındandır.


C vitamini fazla alındığında ise bulantı, kusma, ishal ve böbrek taşına neden olabilir.


C vitamini içeren besinler


C vitamini en çok portakal, mandalina, greyfurt ve limon gibi turunçgillerde bulunur.


Özellikle maydanoz, kabak, karnabahar, domates, lahana, ıspanak ve kıvırcık salata, patates ve yeşil biberde bol miktarda bulunan C vitamini tüm taze sebze ve meyvelerde de yeterli miktarda yer alır.


Kuşburnu, frenk üzümü, kivi, çilek ve misket limonu da içinde C vitamini barındıran önemli besinlerdendir.


 


D Vitamini;


D vitamininin iki çeşidi vardır. Biri D2, diğeri ise D3 vitaminidir.


D2 vitamini yani ergokalsiferol, ışınlanmış mayalarda bulunur.


D3 vitamini yani kolesalsiferol ise insan derisinde bulunur ve güneş ışınlarının etkisiyle oluşur.


D vitamini yağda erir ve karaciğerde depolanır. Isıya ve pişirmeye karşı dayanıklı olan D vitamini özellikle çocuk gelişimi için oldukça önemli bir yere sahiptir.

Kalsiyum ve fosforun bağırsakta emilimi ve vücutta kullanımı için gerekli olan D vitamini mutlaka alınmalıdır.


Faydaları



  • Kemiklerin gelişmesinde çok önemli bir rol oynar. Kemikleri ve dişleri kuvvetlendirir.

  • Kemiklerde kalsiyum birikmesine yardımcı olur.

  • Raşitizmi önler.

  • Romatizma tedavisinde kullanılır.

  • Cilt hastalıklarına iyi gelir.

  • Kasların zayıflamasını önler.

  • Kalp atışını düzenler.

  • Ameliyat sonrası oluşabilecek kas kasılmalarını önler.

  • Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

  • Kalsiyum emilimini artırır.


D vitamini günde en az 200 ünite alınmalıdır. Günlük olarak 400-800 ünite alınan D vitamini ise yaşlılıkta kemik erimesinden korunmaya yardımcı olur.


D vitamini eksikliğinde kemiklerde yumuşama ve kemik yapısında bozulma görülür. Çocuklarda raşitizm (kemik zayıflığı) ve yetişkinlerde osteomalasi (kemik erimesi) adı verilen hastalıklara neden olur.


Ayrıca D vitamini eksikliğine bağlı olarak böbrekler zarar görebilir.


Fazla alınan D vitamini ise zehirlenmeye neden olabileceği gibi iştahsızlık, bulantı, kusma, kabızlık, karın ağrısı ve kalp atışında düzensizlik yapabilir.


D vitamini kaynakları


D vitamini içeren en önemli kaynak güneş ışınlarıdır.


Bunun dışında balıkyağı ve sütte bol miktarda bulunur. Karaciğer, balık, tereyağı, yumurta, peynir ve mantar gibi besinler de D vitamini içerir.


 


E Vitamini;


Bileşiminde alfa, beta, gama ve delta tokoferolleri bulunan E vitamini yağda erir ve karaciğerde depolanır. Isıya ve pişirmeye karşı dayanıklıdır.


Deriden emilebilme özelliğine sahip olan E vitamini cilt sağlığı açısından oldukça önemlidir. Gündüz cildi nemlendirir, gece ise önceden meydana gelen yıpranmaları onarır.

Faydaları



  • Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

  • Güçlü bir antioksidandır.

  • Kansere karşı koruyucudur.

  • Göz sağlığına iyi gelir.

  • Hücrelerin yenilenmesini sağlar ve hücre yapısını korur.

  • Yaraların iyileşmesine yardımcı olur.

  • Cilt sorunlarına iyi gelir, cildi güzelleştirir.

  • Yaşlanmayı geciktirir.

  • Vücuda alınan toksin maddelere karşı koruyucudur.

  • Katarakt oluşumunu önler.

  • Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatır.

  • Kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucudur.

  • Damar tıkanıklığını ve sertliğini önler.

  • Kolesterolü dengeler.

  • Kalbe yararlı kolesterolü yükseltir, zararlı kolesterolü düşürür.


E vitamini ayrıca bebeğin zeka gelişimini etkilediği için hamilelik döneminde mutlaka alınmalıdır.


 


E vitamini eksik alınırsa göz bozukluklarına, halsizliğe, kansızlığa ve kalp hastalıklarına neden olabilir. Cinsel isteksizlik ve kısırlık da E vitamini eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkabilir.


E vitamini fazlalığı idrarla dışarı atılır. Daha fazla alınan E vitamini bulantı ve kusmaya neden olur.


Günlük olarak bebeklerin 5-6 mg, çocukların 7 mg, yetişkinlerin ise 8-10 mg E vitamini alması gerekir.


E vitamini kaynakları


E vitamini özellikle bitkisel tohumlarda ve mısırözü, ayçiçeği, susam ve fındık gibi bitkisel yağlarda bol miktarda bulunur.


Ispanak, kabak, lahana ve marul gibi yeşil sebzeler, zeytinyağı, yumurta sarısı, patates, buğday, pirinç, mısır, domates, darı, çavdar, balıkyağı, fındık, ceviz ve ton balığı da E vitamini içeren besinler arasındadır.


Günlük E vitamini ihtiyacı, 1 avuç fındıkla veya 3-4 tane cevizle sağlanabilir.


 


K Vitamini;


K vitamini bağırsakta bulunan bazı bakteriler tarafından üretilir. Işığa karşı hassas, ısıya karşı dayanıklıdır.


 


Bağırsaklar ağır bir hasar görmediği sürece K vitamini üretimi devam eder ve insan vücudunda depolanır.


 


Kimyasal özellikleri nedeniyle suda çözünemeyen K vitamini yağda erir.


 


Faydaları


 


K vitamininin en önemli görevi kanın pıhtılaşmasını sağlamaktır. Kanama ve pıhtılaşma sorunları K vitamini eksikliğinin belirtisidir.


 


K vitamini yeterli ölçüde alınmazsa idrar yollarında, diş etlerinde, sindirim sisteminde, akciğerde ve deride kanamalar meydana gelir.


 


K vitamini eksikliği;


basur, burun kanaması ve aşırı regl kanamalarına neden olabilir. Ayrıca yeni doğan bebeklerin sarılıkları da K vitamini eksikliğinden kaynaklanabilir.


 


K vitamini fazlalığında ise


kan gereğinden çok pıhtılaşır. Damar tıkanıklıkları ve karaciğerde bozulmalar meydana gelebilir. Ancak K vitamini fazlalığı çok nadir görülür.


 


Yetişkinler günlük olarak 80-150 mg K vitamini almalıdır. Ancak bu miktar besin ve yararlı bakterilerden rahatlıkla karşılanır.


 


K vitamini içeren besinler


 


Ispanak, lahana, Brüksel lahanası, yeşil biber, marul, karnabahar, yeşil domates, fasulye, bezelye, kabak ve patates gibi sebzelerde bol miktarda bulunur.


 


Ayrıca yumurta sarısı ve yoğurt da K vitamini içeren besinlerdir.


Google arama etiketleri:
[  vitaminler,  vitamin çeşitleri,  depresyonda hangi vitaminler alinmali,  ]


Gönderen Unknown