Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             
dikkat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dikkat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2013 Çarşamba

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Baki, kistik fiibrozis hastalığının dünyada çok görülen bir hastalık olduğunu söyledi.

Baki, kistik fibrozis hastalığının ailevi geçiş gösterdiğini belirterek, "Kistik fibrozis, Türkiye’de her 3 bin doğumda bir görülen hastalıktır. Kistik fibrozis genetik bir hastalık olduğu için özellikle akraba evliliklerinin çok görüldüğü ülkelerde sık karşılaşılmaktadır" dedi.

Bu hastalara tanı koymanın zor olduğunu ifade eden Baki, "Türkiye’de tanı konulmadan, tedavi edilmeden birçok çocuk bu hastalıktan hayatını kaybetmektedir. Hastalar bize, burun tıkanıklığı, akıntısı, tekrarlayan bronşit atakları, tekrarlayan zatürre, tekrarlayan ishal, karaciğer hastalığı, aşırı terleme gibi bulgularla geliyor. Düşünülmediği takdirde teşhis koymak mümkün değildir. Maalesef bu hastalar antibiyotikle tedavi edilmeye çalışılıyor ve büyük çoğunluğu tedavi edilmeden veya teşhis konmadan ölebiliyor" diye konuştu.

AİLELER ÇOCUKLARINI ÖPTÜKLERİ ZAMAN ANLAYABİLİR

Baki, gelişim geriliğinin de kistik fibrozisin habercisi olabileceğini vurgulayarak, "Hastaların iştahları yerinde olmasına rağmen kilo alamaz, aksine kilo kaybederler. Daha ileri yaşlarda bağırsak tıkanması gibi sindirim sistemine bağlı belirtiler ortaya çıkar. Özellikle yeni doğan bebekler, doğduktan sonra ilk gün içerisinde dışkılama yapar. Eğer bebek dışkılama yapamıyor ise bu hastalığın ilk belirtisi olabilir" dedi.

Ailelerin dikkatini çeken önemli hususlardan birinin çocuklardaki tuz kaybı olduğunu anlatan Baki, şöyle devam etti:

"Tuz kaybı fazla olduğu için çocukların teni normale oranla daha tuzludur. Aileler çocuklarını öptükleri zaman bunu fark edebilirler ve dolayısıyla böyle bir durumda da kistik fibrozis düşünülmelidir. Ayrıca hastaların ter bezlerindeki bozukluk nedeniyle de terleri normale göre çok daha tuzludur. Bu şekilde fazla miktarda kaybedilen tuz, sıcak havalarda hastada susuzluk problemine yol açar."

Prof. Dr. Baki, ailelerin bu konuda hassas davranmaları gerektiğini belirterek, "Hastalarda tanının gecikmesi, hastalığın seyri ve tedavinin etkinliği açısından sorunlar oluşturuyor. Bu tür hastalara mutlaka ter testi yapılması gerekiyor. Bu test yapılmadan hastalara teşhis koymak mümkün değildir" dedi.

AA

Gönderen Unknown

Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Gönen, okul ve kreşlerde çocukların yakın temasta olmasının hastalıkları kolayca yaydığını belirtiyor ve ekliyor:

“Çocuklar kreşe veya okula başlayana kadar ev ortamında çok daha hijyenik ortamlarda bulundukları için pek hastalanmazlar. Okul ve kreşlerin açılması ile birlikte durum tersine döner. Kalabalık ortamlar, havalandırmanın az olduğu, hijyenik şartların tam olarak sağlanamadığı mekanlarda çocuklardaki bulaşıcı hastalıklar için ideal bir ortam oluşturur. Okulda görülen rahatsızlıkların başında soğuk algınlığına neden olan gribal enfeksiyonlar gelir” diyor. Okullarda sık rastlanan diğer bulaşıcı hastalıkların hepatit ve parazit enfeksiyonları olduğunu söyleyen İsmail Gönen “Bu hastalıkların bazıları aşı ile önlenebilen hastalıklardır. Bazılarından korunmak için ise hijyen şartlarına dikkat edilmesi gerekir” diyor.

ÇOCUĞUN EKSİK AŞISI KALMASIN

Grip, solunum yoluyla bulaşan özellikle Eylül ile Mart aylarında görülen, öksürük, ateş, halsizlik, nezle ile seyreden bir hastalıktır. Ayrıca öksürük, burun akıntısı ya da tıkanıklığının ardından akciğer enfeksiyonu, sinüzit ve orta kulak enfeksiyonu gibi hastalıklara zemin hazırlayabilir. 6 aydan büyük tüm çocuklara mevsimsel grip aşısı yapılmalıdır. Okul çağı çocuklarında görülen döküntülü hastalıklardan kızamık, kızamıkçık ve kabakulak için Sağlık Bakanlığı tarafından ilk dozu bir yaşında ve hatırlatıcı dozu 6 yaşında olmak üzere tüm okul çocuklarına rutin aşı yapılmaktadır.

Çocuklarda önemli olan bir diğer hastalık hepatitlerdir(sarılık). Özellikle dışkı ile bulaşmış yiyeceklerle ağız yoluyla geçen A tipi sarılık okul çocuklarında sık görülmektedir. Sarılıktan korunmanın yollarının başında gıda ve el temizliği gelmesine rağmen yüzde yüz korunmak için mutlaka aşı yapılmalıdır. Sağlık Bakanlığı tarafından bu yıl hepatit A aşı takvimine alındı, ancak hepatit A aşısı eksik olan okul çocukları mutlaka 6 ay arayla iki doz şeklinde aşılanmalıdır. Okul çocuklarında görülen döküntülü hastalıklardan biri olan suçiçeği, bulaştırıcılığı en yüksek viral enfeksiyondur. Ancak doğru zamanda yapılan aşılama ile hastalığa karşı maksimum korunma sağlamak mümkün olabilmektedir.

EL TEMİZLİĞİNE DİKKAT EDİLMELİ

Gribal enfeksiyonlar sadece solunum ve hava yoluyla değil, elle de bulaşabilir. Bu yüzden el temizliğine dikkat etmek lazım. Bunun yanında çocuklarda, tuvalet ve el temizliğine yeterince dikkat edilmediği durumlarda bağırsak parazitleri de görülebilmektedir.  Bağırsak solucanı olan çocuklarda burun kaşıntısı, ağızdan yastığa su akması, makatta kaşıntı, zaman zaman karın ağrısı, kilo alamama gibi belirtiler görülebilir. Koruyucu önlemlerin başında tuvaletten sonra sabunla el yıkanması, açıkta satılan gıdaların yenilmemesi, sebze ve meyvelerin çok iyi yıkanması gelir. Bunun dışında çocukların hijyenik koşullarda eğitim ortamlarının düzenlemesi, hijyen kurallarını alışkanlığa dönüştürecek eğitim programlarının verilmesi önemlidir.

Bulaşıcı hastalık tanısı konan çocuklar doktorun önerdiği süre boyunca okula gönderilmemelidir. Ayrıca çocuğunuzda herhangi bir hastalık ortaya çıktığında, okul yetkilileri bu durumdan haberdar edilmelidir. Hastaya yakın diğer çocuklar takibe alınarak hastalığın yayılmasını engelleyecek tedbirler alınabilir.

Hastalıklardan korunmak için püf noktaları:

Eller sık sık yıkanmalı.
Havalandırması iyi olmayan yerlerden uzak durulmalı.
Kalabalık ortamlardan kaçınılmalı.
Kalem, kitap, bilgisayar ve bardak gibi özel eşyalar ortak kullanılmamalı.
Mendiller tek kullanımlık olarak tüketilmeli.
Bol miktarda meyve, sebze ve su tüketilmeli.
Düzenli olarak uyumaya dikkat etmeli.

Gönderen Unknown

18 Ocak 2013 Cuma

Bebeğe Banyo Yaptırmak, Bebeği Yıkarken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar?

Bebeğimizin hassas vücuduna zarar vermeden onu yıkamak için, banyo hazırlıklarını doğru bir biçimde yerine getirmek gerekir. Bebeklerin banyo yaptırılmasında, banyo için hazırlık, bebeğin ilk banyosu ve bebeği yıkarken nelere dikkat edilmeli bu hususlar iyi bilinmelidir. Şimdi bunları açıklayacak olursak;


1. Banyo için hazırlık ;


Bebeğinize banyo yaptırmadan önce yumuşak bez ya da küçük havlu, temiz bez ve giysi, tarak ya da yumuşak saç fırçası, bebe sabunu, bebe şampuanı, bebe losyonu, bebe yağı, pişik kremi gibi ihtiyaç duyabileceğiniz her şeyi mutlaka elinizin altında bulundurun.


Küvetin belinizin hizasında olmasını sağlayın. Böylece hem rahat hareket edebilir hem de daha az yorulmuş olursunuz. Suyunun uygun sıcaklıkta olduğundan emin olun. Bunun için dirseğinizle suyun sıcaklığını kontrol edebilirsiniz. Banyo sırasında bebeğinizi az bir süre için bile olsa kesinlikle yalnız bırakmayın.


 


2. Bebeğinizin İlk Banyosu;


Bebeğinizin günlük bakımının önemli bir bölümünü temizliği oluşturur. Cildi son derece yumuşak ve duyarlı olduğu için, idrar, ter ve tükürük bile tahriş olmasına neden olabilir. Temizliğe çok dikkat etmeli ancak aşırıya kaçmamalısınız. Bebeğinizin ilk banyosunu doğumundan 24 saat sonra yaptırabilirsiniz. Bebeğinizi her gün yıkamanız gerekmez. Her mamadan sonra yüzünü ve her alt değiştirmeden sonra bezli bölgeyi temizlemeniz yeterlidir. Bebeğinizi tok karnına banyo yaptırmayın, kusabilir. Banyo için en uygun zaman hem çok aç olmadığı hem de çok tok olmadığı iki emzirme arasıdır. Sabahları ilk emzirmeden önce ya da akşam son emzirmenizden önce de yıkayabilirsiniz. Bebeğinize yaptıracağınız banyo, onu rahatlatan ve çok hoşlanacağı anlar anlamına gelecektir. Banyo zamanı birlikte zevkli geçireceğiniz ve iletişiminizi güçlendireceğiniz zamanlar olacaktır.


3. Bebeğinizi Yıkarken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar;


Bebeğinizi yıkarken oda sıcaklığının uygun olmasına dikkat edin ki ufaklık üşümesin. Bir havlu üzerine yatırarak soyun, sürprizlerden korunmak istiyorsanız alt bezini daha sonra çıkartabilirsiniz. Sol elinizle boynunu destekleyin. Vücudunu kolunuzun üstüne yaslayarak koltuğunuzun altından destekleyin. Yüzü yukarı bakar şekilde banyo küvetinin üzerine alın. Bebeğinizin saçlarını yıkamak için bebe şampuanı kullanın. Bebekler için üretilen şampuanlar gözüne kaçtığı taktirde yanmasını önleyecek ve hassas cildine zarar vermeyecektir. Başını şampuanladıktan sonra başına dikkatlice durulama suyunu döküp durulayın. Bebeğin bıngıldağına dikkat ederek kurulayın.


Bezini çıkarıp kirlilik durumuna göre temizliğini yapın. Daha sonra banyo süngerini bebe sabunu ile köpürtüp vücudunu silin. Kıvrımlara özellikle dikkat edin. Kolunuzla omzunu ve boynu destekleyerek koltuk altından kavrayın. Diğer elinizle kalçalarından ya da bacaklarından kavrayın ve banyo küvetindeki suya, başı dışarıda kalacak şekilde sokun. Bebeğiniz suyu seviyorsa bu anlar onun için çok eğlenceli olacak, size gülücükler atıp kıkırdayacaktır. Durulamayı tamamladıktan sonra bebeğinizi aynı şekilde tutarak temiz havlunun üzerine alın. Her yerini yumuşak hareketlerle kurulayın.


Google arama etiketleri:
[  bebek yıkarken dikkat edilmesi gerekenler,  kişisel bakım banyo,  bebege banyo yaptırmak video,  ]


Gönderen Unknown
Bebek Temizliği ve Dikkat Edilmesi gereken Hususlar?

Bebeklerimizin sağlığı için temizlik ve bakımları çok önemlidir. Uygulanacak yanlış yöntemler ile bebeklerimizin sağlığı olumsuz etkilenecektir. Bu yazımızda sizlere bebek temizliğinde nelere dikkat etmek gerekir onları anlatmaya çalışacağız;


Bebek temizliğinde yapılması gerekenler;


Silerek Temizleme;


Bebeğinizi silerek temizleyecekseniz oda sıcaklığının uygun olduğundan emin olmalısınız. Düz bir zemine yatırdığınız bebeğinizi silmek için pamuk ya da tülbent kullanabilirsiniz. Silerek temizlerken en sona bezli kısmı bırakmanız doğru olacaktır. Aksi taktirde temizlemiş olduğunuz kısımlar yeniden kirlenebilir.


Minik Ellerin Bakımı;


Bebeğinizi sevmek isteyenler genelde ilk önce ellerine dokunurlar. Eğer elleri yeterince temiz değilse farkında olmadan mikropların bebeğinize bulaşmasına neden olurlar. Bunu önlemek için bebeğinizin ellerini, kıvrımlarının ve parmaklarının aralarına özen göstererek, temiz bir bezle sabunlayıp durulamanız gerekir. Her gün yeni bir bezle bu işlemi tekrar etmeniz yerinde olacaktır. Eğer temiz bir bez kullanma fırsatınız olmazsa bebekler için olan hazır ıslak mendillerle de temizleyebilirsiniz.


Yüz ve Boyun Bakımı;


Bebeğiniz yemek yerken süt mama artıkları yüzünde ve boynundaki kıvrımlara bulaşabilir. Cildi zaten hassas olduğu ve boynu pek hava almadığı için tahriş olabilir. Alnını, yüzünü ve boynundaki kıvrımları nemli bir tülbentle ya da pamukla temizlemeli ve ardından kurulamalısınız.


Gözlerin temizlenmesi;


Bebeğinizin gözlerine çok dikkat etmelisiniz. Mutlaka pamuğu kaynamış ılık suya batırıp dikkatlice içeriden dışarı doğru, gözün burun tarafından şakak tarafına doğru temizlemeli ve her göz için ayrı temiz bir pamuk kullanılmalısınız.


Kulak Temizliği;


Bebeğinizin kulakları çok hassastır. Asla kulak pamuğu kullanarak ya da başka bir şekilde diplerine kadar temizlemeye  çalışılmamalısınız. Bu pisliklerin iyice içeri kaçmasına neden olacaktır. Kulağının arkasını ve iç kıvrımlarını silmelisiniz.


Konak Mesajı;


Konak bir tür egzamadır. Yeni doğduğunda bebeğinizin başında oluşabilir. Bebeğinizi akşam uyutmadan önce başında konak oluşmuş bölgeye zeytinyağı ile masaj yapabilirsiniz. Bunu takip eden sabah da bebek şampuanıyla yıkamalısınız.


Koltuk Altları ve Minik Ayakların Temizliği, Bakımı :


Bebeğinizin koltuk altı rahat hava alamayan bölgelerinden biridir. Bu sık sık tahriş olmasına neden olacaktır. Canını çok yakacak tahrişleri önlemek için bir süre çıplak bırakarak hareket etmesini ve bu bölgenin hava almasını sağlamalısınız. Koltuk altlarını bir pamuk yardımıyla temizleyebilirsiniz. Aynı şekilde minik ayaklarının parmak aralarını da temizlemeli ve bebek losyonu sürmelisiniz.


Tırnak Kesimi ve Bakımı;


Bebeğiniz uzayan tırnakları nedeniyle istemeden kendine ya da size zarar verebilir. Olabildiğince sık tırnaklarının uzayıp uzamadığını kontrol etmelisiniz. Banyodan sonra tırnakları yumuşayacağı için bu işlemi banyo sonrasında küçük bir çıt çıt yardımıyla gerçekleştirebilirsiniz. Ancak dikkat edin, çok kısa keserseniz canı yanabilir. Bebeğiniz büyüdükçe her şeyi ellediği için tırnakları araları kirlenecek, içlerine pislikler dolacaktır. Bunları temizlemek için banyo yaptırırken bir tülbent kullanabilirsiniz.


Göbek Deliği Bakımı, Kuruluğu;


Bebeğinizin göbek bağı düşene kadar en çok dikkat etmeniz gereken bölgesi göbeğidir. Göbek bağı yaklaşık 2 hafta içinde düşer ve göbeği iyileşir. Bu süre içerisinde göbeği kuru kalmalıdır. Eğer bir iltihaplanma olursa hemen doktorunuza başvurmanız gerekir.


Alt Temizliği ve Bakımı;


Bebeğinizin poposu idrar ve dışkı ile uzun süre temas ettiğinde tahriş olabilir. Tahriş olmasını ve pişik oluşmasını önlemek için sık sık altını değiştirmeli, poposunun arasını ve genital bölgesini temizlemeniz gerekir. Eğer bebeğiniz kızsa silme işlemi önden arkaya doğru yapmalısınız. Eğer bebeğiniz erkekse pipisinin sünnet derisine dikkat etmeniz ve çok yumuşak olmanız gerekir. İlk 2 ayında bebeğinizin altını pamuk ve suyla temizlemelisiniz. Bebeğinizin altını değiştirirken mutlaka havalandırın. Sık sık altını değiştirmenize, silmenize ve havalandırmanıza rağmen yine de pişik olabilir. Bundan kurtulmak için doktorunuzun önereceği bir pişik kremini kullanabilirsiniz.


Sabun Kullanmaktan Kaçının;


Sabun bebeğinizin cildine zarar verebilir. Cildinin kurumasına ve bu nedenle çatlamasına sebep olabilir. Bunu önlemek için nemlendirme özelliği olan ya da bebekler için üretilmiş sabunları kullanabilir, daha fazla nemlendirme için de bebek losyonundan  faydalanabilirsiniz.




Gönderen Unknown
Bebek Emzirme, Bebek Nasıl Emzirilir, Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bebek Emzirirken Nelere Dikkat Edilmeli?


Bebeğinizi besleyeceğiniz ortama dikkat etmelisiniz. Dikkatini dağıtacak, konsantre olmasını engelleyecek yerlerde değil, sizin de rahat hareket edebileceğiniz sakin bir yer tercih etmelisiniz. Bebeğiniz emmeye alıştığı zaman dilediğiniz yerde emzirebilirsiniz. Bebeğinizle aranızdaki duygusal bağ, duyacağı güven bu sırada gerçekleşecektir. Emzirmeye başlamadan önce göğsünüzün, ellerinizin temiz olduğundan emin olun. Bebeğinizi emzireceğiniz yerin sizin için de rahat olabileceğiniz bir yer olmasına özen gösterin. Aksi takdirde yorgun düşebilirsiniz. Bebeğinizin başının dirseğinizin iç tarafında ve yüzünün göğsünüzün hemen yanı başında olması gerekir. Oturduğunuz yerde sırtınızı ve kolunuzu dayayabilmeniz gerekir. Emzirdiğiniz sırada bebeğiniz yarı dikey pozisyonda başı ayaklarına göre daha yüksekte ve kolunuzun kıvrımında olmalıdır.


Bebeğinizin tüm vücudu size dönük olmalıdır. Başlangıçta meme ucunun tamamını ağzına alması için yardıma ihtiyacı olsa da göğsünüze yakın olduğunda içgüdüsel olarak yönelecektir. Emerken nefes almakta zorlanmaması için burnunun kapanmadığına dikkat etmeniz gerekir. Bebeğinizin doğru bir emme gerçekleştirip gerçekleştirmediğini şakak ve kulaklarındaki hareketlenmeden ve bir iki emmede bir çıkarttığı yutma sesinden anlayabilirsiniz.


İlk baştaki güçlü emme doydukça yavaşlar ve muhtemelen uykuya dalar ancak, hafif emmelere devam ederse hava yutup gaz sıkıntısı çekmesini engellemeniz gerekir. Bebeğiniz her emmeden sonra kendiliğinden geğirmeyebilir. Bu durumda gaz olma ihtimaline karşı hafifçe sırtına vurarak geğirmesi sağlayabilirsiniz. Biraz süt çıkartabilir ancak bu oburca emdiği fazla süttür.


Bebeğinizin karnını doyurup gazını çıkarttıktan sonra meme uçlarınızı temiz bir mendil ile silip kurulayabilirsiniz. Eğer emzirme tamamlandıktan sonra da göğsünüzden süt gelmeye devam ediyorsa göğüs uçlarınıza göğüs pedi koymalı, ıslandıkça da mutlaka kurusuyla değiştirmelisiniz.


Göğüsleriniz Doluysa ;


Bebeğinizi uygun olduğunuz sürece, sık sık emzirmelisiniz. Ancak bebeğiniz emmek istemiyorsa göğüslerinizde oluşabilecek gerilimi azaltabilmek için sütünüzü sağmalısınız. İsterseniz sütünüzün akmasını sağlamak için sıcak bir duş alabilir ya da 15 dakika boyunca kaynamış sıcak su kompresleri yapabilirsiniz. Eğer emzirme sırasında aşırı ağrı çekiyorsanız sütünüzü sağdıktan sonra bebeğinize verebilirsiniz.


Acele Emmeye Çalışan Bebek (Obur Bebek);


Bebeğiniz kaçmanızdan korkarcasına panikle emiyorsa acele ettiği için bol bol havayı da sütle birlikte yutacak bu yüzden de tıkanacak, hapşıracak ve öksürecektir. Sonrasında da geğirerek emdiklerini çıkaracaktır. Eğer bebeğiniz bu oburluk göstergelerini sergiliyorsa sorun yaşamaması için ara ara emzirmesini durdurup geğirmesini sağlamalı, ardından beslemeye devam etmelisiniz.


Göğüsleri İşaretlemek;


Bebeğiniz dünyaya geldikten sonraki iki hafta boyunca her iki göğüsten de emzirmek gereklidir. Bu süre sütünüzün salgılanmaya başlaması ve düzene gireceği süredir. Bu süreden sonra göğüslerinizden gelen süt akışı düzene oturacağı için bir öğünde birinden ikinci öğünde diğerinden emzirebilirsiniz. Her iki göğsünüzden de süt vermeye alıştırırsanız ihtiyaç duyduğunuzda birini dinlendirebilir, oluşacak çatlak riskini azaltabilirsiniz. Eğer sütünüz az ise bebeğinizin iyice beslenmesini sağlayabilmek için ikisinden de emzirmeniz gerekebilir. Her seferinde bir başka göğüsten başlamayı unutmamak için sutyeninize işaret koyabilir ya da emzirmek için özel yapılmış sutyenin işaretleme sisteminden yararlanabilirsiniz. Eğer bir göğsünüzden daha fazla süt geliyorsa emzirmeye az geleninden başlamanız bu göğüsün daha fazla uyarılmasını sağlayabileceği için verimliliğini artırmak için faydalı olacaktır.


Emzirme Süresi ;


Bebeğinizin emme süresi emzirdiğiniz saate göre değişiklik gösterebilir. Bebeğiniz ihtiyacı olan sütün yüzde doksanını ilk beş dakikada içinde emecektir. Ancak emme ihtiyacını tatmin etmek için emmeye devam edebilir ve bu süre ortalama olarak 20 dakikayı bulur. Bebeğiniz emmeye ara verip, sizinle oynuyor, etrafa gülücükler atıp düşüncelere dalıyorsa bebeğinizin keyfi yerinde demektir.


Emzirme Yöntemleri;


Bebeğinizi emzirmek sabır ve uğraş ister. Eğer emzirecekseniz bunu göze almanız ve bebeğiniz için en faydalı gıdanın anne sütü olduğunu unutmamanız gerekir. Emzirmeniz aranızdaki bağı kuvvetlendireceği gibi sağlığı için de oldukça faydalıdır. Bebeğinizi tam olarak doyuracak sütün gelmesi belli bir zaman alabilir. Sütünüzün ne zaman tam olarak geleceğini bilemezsiniz. Bunun için endişelenmeyin. Sütünüzden önce ‘’colostrum’’ (ağız sütü) olarak adlandırılan kıvamlı, koyu, sarı renkte, az yağlı, bol proteinli ve antikorlu bir sıvı gelecektir. Yüksek besleyici niteliğe ve antikor açısından zengin bir yapıya sahip olan bu sıvı çok uyuduğu için pek fazla acıkmayan bebeğiniz için yeterli olacaktır. İlerleyen günlerde bebeğinizi düzenli olarak emzirdiğiniz takdirde sütünüz çoğalacaktır. Göğüsten emzirmede bebeğinizin ne kadar süt emdiğini biberonda olduğu gibi bilmeniz mümkün değildir. Bu nedenle bebeğinizin yeterli beslenip beslenmediğini iyi takip etmeniz, yeterli beslenemediğini düşünüyorsanız doktorunuza danışmanız gerekir.




Gönderen Unknown
Bebekleri Nasıl Beslemeli, Beslerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Bebeğimizin sağlıklı gelişimi için beslenme çok önemlidir. Peki bebeğimiz doğumunda itibaren hangi besinlerle ne kadar beslenmeli? Bebeğimizi beslerken nelere dikkat etmeliyiz? Bugün bu konuları hakkında bilgiler sunacağız sizlere..


Ay Ay Bebeğinizin Beslenmesi Nasıl Olmalı;


Bebeğiniz için en önemli ve uygun besin anne sütüdür. Özellikle ilk 6 ay anne sütü bebeğin tüm besin ihtiyacını tamamen karşılar. Normal şartlar devam ettiği sürece başka hiçbir ek bir besine ihtiyaç duyulmaz. Ek gıdalara 6. aydan sonra başlanmalıdır. Bebeğinize yalnızca anne sütüyle beslendiği dönemde su vermenize gerek yoktur. İshal gibi mutlaka su verilmesi gereken bir durum olursa verdiğiniz su mutlaka öncesinde kaynatılmış olmalıdır. Bebeğinizi mümkünse 2 yaşına gelene kadar emzirmelisiniz.


Elma ve/veya şeftali püresi, pirinç unu ile hazırlanmış muhallebi, yoğurt, sebze püresi ilk başlanacak ek besinlerdir. Alerji yapma riski olan turunçgiller, yumurta, ekmek, balık ve et bebeğinize vereceğiniz ilk besinler arasında yer almaz.


Sebze püresini başlangıçta havuç, patates, pirinç ve yağ ekleyerek  hazırlamalısınız. Zaman içinde maydanoz, kabak, ıspanak, kereviz, karnabahar gibi sebzeler ekleyebilirsiniz. Pırasa ve taze fasulye gibi sebzeler, püre haline getirilmeleri zor olduğu için erken dönemde sebze püresinde kullanılmayabilir. Bekletilme süresine bağlı olarak sebzelerde vitamin kaybı olduğu için sebze püresini günlük hazırlamanız ve tüketmeniz önemlidir. Patlıcan vitamin ve mineral içermediğinden bebeğiniz için uygun bir besin değildir.


6-12 aylar arasında bebeğinizin demir gereksinimi artar. Bu nedenle ek besinlerin içeriğinin demirden zengin olmasına dikkat etmelisiniz. Demirden zengin ve demir yararlanımı yüksek besinler karaciğer, kırmızı et, tavuk etinin beyaz olmayan kısımları ile demirden zenginleştirilmiş tahıllı bebek mamalarıdır. Yumurta sarısı, kuru baklagiller demirden zengindir ancak emilimi düşüktür. Bunlarda var olan demirden yararlanmak için, C vitamininden zengin domates, turunçgiller, sivri biber gibi besinlerle birlikte hazırlanmalıdır. Yeşil yapraklı sebzeler de iyi demir kaynaklarıdır.


İlk 6 ay sadece anne sütü



6. ayı dolunca:



  • Anne sütü

  • Yoğurt (ilk başlanacak ek gıda)

  • Meyve püresi

  • Pirinç unu


7. ayı dolunca:



  • Anne sütü

  • Yumurta sarısı (Azdan başlayıp bir hafta içinde tama çıkılır.)

  • Meyve püresi

  • Yoğurt

  • Et (tavuk eti, dana eti)

  • Sebze püresi veya sebze çorba

  • Pekmez


8. ayı dolunca:



  • Anne sütü

  • Kıymalı, sebzeli hafif ezilmiş ev yemekleri

  • Kahvaltıda tam yumurta veya pastörize peynir (tuzu alınmış)

  • Kurubaklagil (Kuru fasülye, nohut, mercimek) çorbaları veya ezmeleri

  • Meyve suyu veya meyve püresi

  • Pekmez

  • Yoğurt


9. ayı dolunca:


Artık aile sofrasına, çocuğa uygun kaşık, çatal kullanarak oturabilir. Ancak

günlük menüsünde aşağıdakiler mutlaka olmalıdır.



  • Anne sütü

  • Ev yemekleri

  • Tarhana, mercimek çorbası, unlu ve yoğurtlu çorbalar

  • Yoğurt

  • Pastörize peynir

  • Yumurta – Etler (tavuk eti, balık eti, dana eti)

  • Taze meyve veya meyve suyu


Anne Sütü Alamayan Bebeğin Beslenmesi Nasıl olmalı;


Bebek beslenmesindeki en önemli unsur anne sütüdür. Bebeğinizi zorunlu haller dışında ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmelisiniz. Eğer anne sütü veremiyorsanız hazır mama verebilirsiniz. Bu dönemde, ilk 2 ayda bebeğinizin en az hazır mama gereksinimi günde 600 ml’dir. İlk 6 ayda inek sütünden kaçınmalısınız. Eğer ekonomik yetersizlik nedeni ile inek sütü veriyorsanız, yoğurdu 1/2 oranında sulandırılarak verebilirsiniz.


Bebeğiniz doğum kilosunun iki katına ulaştığında, günde yaklaşık 1 litreden fazla mama tüketiyorsa, üç saatten daha sık aralıklarla besleniyorsa ve açlığa bağlı sürekli huzursuzluğu varsa katı besinlere geçiş için hazırdır. Altıncı aydan önce verilen ek besinlerin az posa bırakan, glütensiz ve püre kıvamında olmasına özen göstermelisiniz. Glüten buğday, yulaf, çavdar ve arpada bulunur. Bu nedenle bunlardan elde edilen tahılları ilk 6 ayda kullanmamalısınız.


Besleyici değeri düşük nişasta da bebeğinizin beslenmesinde yer almamalıdır. Pirinç unundan yapılmış muhallebi, yoğurt, meyve ve sebze püresi bebeğinize ilk vereceğiniz ek besinlerdir. 6 ay’dan sonra bebeğinizin beslenme şekli belirtilen beslenme tablosuna uygun olarak devam etmelidir.


Bebeğiniz 1 yaşına geldiğinde yemekleri iyotlu tuz (ailede herkesin yediği yemekler) ile pişirilmelidir. Tuzu yemek piştikten sonra koymalısınız. İlk 12 ayda, bebeğinizin günlük süt gereksiniminin tümünü inek sütü ile karşılamanız önerilmez. Çünkü bu dönemde, barsak geçirgenliği fazladır. Dolayısıyla inek sütü alerjisi diğer dönemlere göre daha sıktır. İnek sütünün, yoğurt ya da muhallebi biçiminde tüketilmesi sindirim sistemi için daha az sorun oluşturmaktadır.


Beslenmenin yeterliliği, bebeğinizin ayına uygun gereken kiloyu almasıyla anlaşılır. Bu nedenle bebeğinizi düzenli aralıklarla sağlık kontrollerine götürmelisiniz.


Anne sütünü saklama koşulları: Sağılan anne sütü temiz bir cam kapta (kapağı ve cam şişesi 5 dakika süreyle kaynatılmış) oda ısısında 6 saat, buzdolabında 24 saat saklanabilir. Gerektiği zaman anne sütünün bulunduğu cam kap, sıcak bir su içine konularak ısıtılıp bebeğe verilebilir.


Bebeğinize Ek Besinler Verirken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar;




  • Ek besinler verirken emzirmeye mutlaka devam etmelisiniz.

  • Besinin bebeğinizin boğazına kaçmasını önleyebilmek için başının altına yastık koyarak

    yarı oturur pozisyona getirmelisiniz.

  • Ek besinleri bebeğinize tatlı kaşığı ya da fincan ile vermeli, biberon kullanmamalısınız.

  • Ek beslenmeye her zaman tek bir gıda çeşidi ile başlamalısınız. İlk kez verdiğiniz diğer gıdalara en az üç gün, tercihen yedi gün arayla başlamalısınız. Böylece bebeğinizin yeni besine alışması için zaman tanımış olur ve alerjik reaksiyon gelişirse hangi besinden kaynaklandığını anlayabilirsiniz.

  • Bebeğiniz ek besin aldıktan sonra alerjik reaksiyon gösterirse besini kesmeli, mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

  • Yeni bir besine başlarken bebeğinizin aç olmasına dikkat etmelisiniz. Bebeğinizi istemediği besinleri yemesi için zorlamamalı, aradan vakit geçtikten sonra yeniden denemeli ya da sevdiği başka bir besin ile karıştırarak şansınızı denemelisiniz.

  • Bebeğiniz için hazırladığınız ek gıdaların her zaman taze olmasına, hazırlarken hijyenik koşullara dikkat etmelisiniz.

  • Dondurulmuş yiyeceklerden, katkı maddesi içeren hazır besinlerden, kızartmalardan ve konserve gıdalardan kaçınmalısınız.

  • Yemeklere tuz ve şeker eklememeli, acı ve baharat koymamalısınız.


12. aydan itibaren bebeğinize özel bir besin hazırlamanıza gerek yoktur. Ailenin diğer üyeleri için hazırlanan besinler, bebeğiniz için de uygundur.


 


Bebeğinize 2 aydan önce verilmesi tavsiye edilmeyen ürünler, besinler;



  • Az pişmiş yumurta,

  • Çiğ yumurtadan yapılan mayonez, dondurma,

  • Hazır pişmiş tavuk,

  • Pastörize sütten yapılmamış peynir,

  • Midye.



Bebeklerin Farklı Aylarda Tüketebilecekleri Besinler;




  • 0-6 ay emme yutma becerileri ön planda /  sıvı besinler,

  • 4-7 ay öğürme refleksi dil arkasına kayar / püre kıvamında besinler,

  • 7-12 ay ısırma çiğneme, dilin yan hareketlerinde gelişme ve besinlerin öne itilmesi hareketleri / ezilmiş ve parçalanmış besinler,

  • 12-24 ay döndürme tarzında çiğneme hareketi / erişkin tip beslenme.



Google arama etiketleri:
[  dengeli beslenme posteri,  ]


Gönderen Unknown

28 Aralık 2012 Cuma

Cep Telefonundaki Radyasyona dikkat
Cep telefonunuzun ne kadar radyasyon yaydığını biliyor musunuz? Araştırmacılar, Bu radyasyonun beyin kanserini tetikleyip tetiklemediğini araştırıyor.

Dünya genelinde araştırmacılar büyük bir titizlikle cep telefonları ile beyin kanseri arasında bir korelasyon olup olmadığını araştırıyor. Cep telefonlarımızdan yayılan radyasyonun beyin kanserini tetikleyebileceğini iddia eden bazı kuruluşlar, bu iddialarında haklılarsa dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğu tehlike altında demektir. İşin peşini bırakmak istemeyen uzmanlar bu konudaki çalışmalarına hız vermiş durumdalar.

Birkaç örnek vermek gerekirse, en düşük radyasyon yayma oranı 0.57 W/kg (kilogram başına watt) ile BlackBerry Storm’a ait. iPhone’un oranı ise 0.97 W/kg. En yüksek oranlardan bazıları ise 1.55 W/kg ile T-Mobile’ın myTouch adlı telefonunda ve 1.51 ile BlackBerry Bold’da bulunuyor. Bu değerler beyin kanserini tetikleyebilir mi, bunun cevabını verebilmek o kadar da kolay değil. Zira henüz tam anlamıyla tedavisi bulunamayan kanser hastalığı, son derece komplike bir hastalık. Dolayısıyla kişiden kişiye değişik değerlerde etkisi azalıp artabiliyor.

Araştırmalar Sürüyor

Beyin kanseri ile cep telefonlarından yayılan radyasyon arasında eğer bir korelasyon varsa da, bu son 10 yılda büyük bir oranda düştü. Zira teknolojinin artmasıyla birlikte radyasyon yayınımının hücre ile etkileşimi konusunda yapılan çalışmalar, cep telefonu sektöründe de ilgiyle takip ediliyor. Buna rağmen yüksek oranlarda cep telefonu kullanan bir toplumda kanser vakalarında artış gözlemlenmesi uzmanları düşündürüyor.

Geçtiğimiz hafta içerisinde Amerikan Senatosu’nun emriyle başlayan yeni bir araştırma, işleri biraz değiştirebilir. Enviromental Working Group’un (Çevresel Çalışma Grubu, EWG) hazırladığı bir rapora göre harekete geçen Amerikan Senatosu üyeleri, araştırmaların sonucuna göre hareket edecek. Radyasyon yayınımı ve insan sağlığı üzerindeki etkisi konusunda en iyi ve en kötü telefonlar listeleri hazırlandı ve Senato’ya sunuldu. Bu konuyla sadece EWG değil, Finlandiye, İsveç, Danimarka, Norveç, İzlanda İsrail, Hindistan ve Avusturya’daki bazı şehirler ile birlikte Brezilya da ilgileniyor.

Düşük Sinyal, Yüksek Risk

Cep telefonları, iletişimi elektromanyetik dalgalar yayınlayarak yapar. Telefondan çıkan bu dalgalar, baz istasyonu aracılığıyla telekomünikasyon uydusuna giderek orada, gideceği koordinatları bekler ve akabinde o koordinatlara giderek bağlantı gerçekleşir. Elektromanyetik dalgaların enerjileri yüksektir. Bu da dalgaboylarının kısa olduğu anlamına geliyor. İletişim için kullanılan elektromanyetik dalganın dalgaboyu ne kadar kısaysa, enerjisi ve insan sağlığına etkisi de o kadar yüksektir. Özetle, düşük sinyal demek yüksek risk demektir.

Gönderen Unknown