Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             
Vitamin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vitamin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2013 Çarşamba

Besin Destekleri vol.1
Merhaba.

Çağımızın sağlıklı yaşam alanındaki en tartışılan konularından birine el attım. Eyvah eyvah. :)
Besin desteği, yediğimiz gıdalara ek olarak alınabilen, vücudumuzdaki bazı eksiklikleri kapatmaya yönelik veya beslenmeyi tamamlamaya yönelik ürünlerdir. Şu an besin destekleri "wellness" sektöründeki en hızlı büyüyen alanlardan biri hatta sanıyorum ilk sırada. 

Bu konuda en çok söylenen/duyulan şey; doğru beslenilirse besin desteğine ihtiyaç olmadığıdır. Kulağa mantıklı geliyor. Teorik anlamda da mümkün. Buna katılıyorum. Hatta insanların kardeş olduğu, dış etkenlerin olmadığı, hayatın bayram olduğu paralel evrende bu "her şartta" doğru olabilir. :) Araştırmalar ise aynı görüşte değil zira günlük yaşam tarzımız idealden çoooook uzakta.

Dünyada tıp okullarına baktığımızda Harvard Üniversitesi ilk sırada geliyor. Fena değil. :) Harvard Üniversitesi'nin bu konuda yayınlamış olduğu bir makale var. Orada söylediği şey, çok iyi bir beslenme modeliyle bir insanın yeterli düzeyde besin alabileceği (vitamin, mineral tarzı mikrobesinlerden bahsediyorum) fakat aslında Sağlık Bakanlıkları tarafından belirlenen minimum düzeyleri büyük çoğunluğun karşılayamadığıdır. Çok sağlıklı beslenen ve yaşayan (unutmayalım ki sağlık sadece beslenmeden ibaret değil) kişiler belki az bir fayda sağlayabilir ama genel olarak her gün bir multivitamin/multimineral alımı iyi beslenme için sigortadır diyor. 

Aynı makalede besin desteği kullanımının zararlı olabileceğine yönelik pek fazla kuvvetli bilgi olmamasına rağmen, besin desteklerinin insanları ciddi hastalıklardan korumada faydalı olabileceğine dair çok ciddi kanıtların olduğu yazmaktadır. 

Tabloda (sağlıklı Türkçe versiyonunu bulamadım, ne tesadüf) günlük alınması gereken (vitamin ve minerallerin) minimum değerler var. Her gece yatağa yattığımızda aldığınız fosfor miktarını, kalsiyumu, vitamin E'yi düşünüyor musunuz? Tabii ki hayır. Bir şeyler eksik kalıyor olabilir mi mevcut gıdaların durumu, beslenmeniz ve dış etkenler vb. nedenleri düşününce? :)

Mehmet Öz de bu konuda bir yazı yazmış. O yazısında araştırma sonuçlarının multivitaminlerin kanseri önlemede ciddi fayda sağladığını ortaya çıkardığını ve multivitamin kullanılmasının daha birçok konuda fayda sağladığını yazmış. Ciddi şekilde de tavsiye ediyor. 

Benim bu konuda en çok garipsediğim şey şu. İlaçları, yan etkilerine ve yol açabileceği sorunlara aldırmaksızın sorgu sualsiz yutarken besin desteklerine karşı Çanakkale geçilmez taktiği uygulayan çok fazla kişiyi bizzat tanıyorum. (oran çok yüksek) Bugün eczaneye gidip kafama göre ilaç hiç almadım diyen kaç kişi vardır? Komşunun tavsiye ettiği ilacı koşa koşa eczaneden alan ve kullanan sizce ne kadar insan var? Bu konuda şöyle bir makale var: Link

Makale; İngiltere'de bulunan ve uluslararası çalışan bir kuruluşun (Alliance for Natural Health International) yaptığı bir araştırma ile ilaçların besin desteklerine (ilaç ile besin desteğinin farklı şeyler olması...) oranla 62000 kat (altmış ikibin) daha öldürücü olduğunu ortaya çıkarmış olduğunu yazıyor. Yani, ay başım ağrıyor, hemen ağrı kesici alalım, x'e şu ilaç iyi geliyor hemen alıp içelim hareketleri bir multivitamin almaktan çok çok daha riskli. Risk bizim göbek adımızdır dersek, o ayrı. :)
Beğeniriz, beğenmeyiz ama batılı toplumların sağlıkla alakalı bilinçlenmesinin bizden çok ileride olduğunu düşünüyorum. Bunun sebebi belki de doğru kaynakların insanlara ulaşması konusunda başarılı olmalarıdır, bilemiyorum. Bir araştırma, ki araştırmayı yapan CDC adlı ABD'nin resmi sağlık kuruluşu, şu anda ABD'de yaşayan insanların yarısından çoğunun (ki bu başka bir kaynakta %70 diye geçiyordu) herhangi bir besin desteği kullandığını ve multivitamin/multimineral kullanımının başı çektiğini yazıyor. Yukarıda zaten CDC'den alınmış grafik var. Görülebillir ki 2006'da %50lerde geziyor ortalama ve kadınlar erkeklerden daha fazla kullanıyor. Bizde herhalde böyle bir araştırma olsa kullanım oranı %5 ya çıkar ya çıkmaz. 

Buradan benim çıkardığım özet şu. Şimdi 2 olasılık var. Ya kullanmayanlar ve hatta çeşitli sebeplerle karşı çıkanlar doğru bilgiye sahip, ya da kullananlar. (Böyle bir şeyin varlığını dahi bilmeyip kullanmayanları hariç tutuyorum elbette) Kullanmayanlar haklıysa kullananlar bir miktar parayı kendi aslında kendi sağlıklarını göz önünde bulundurarak harcıyorlar. (bilgi yanlışsa bu para boşa gidiyor diyelim) Kullananlardaki bilgi doğruysa, kullanmayanların kaybedebileceklerini sanıyorum sadece para ile hesaplayamayız. Ortaya çıkabilecek manevi sıkıntılar oldukça fazla. Neden bunu söylüyorum? Bilimsel anlamda eğer vücudumuzda mineral, vitamin tarzı mikro besleyiciler uzun süre eksik kalırsa ciddi hastalıklara yakalanma olasılığı oldukça yükseliyor. Bununla ilgili ziyadesiyle fazla kaynak mevcut. İyice tez yazısına dönmesin diye oraya girmiyorum.


Prof. Dr. Osman Müftüoğlu bir yazısında; besin destekleri ile ilgili başvurduğunuz doktorların çoğu sağlıklı beslendiğiniz takdirde besin desteklerine ihtiyacınız yok dese de siz inanmayın çünkü o doktorların da çoğu bunlardan destek alıyor demektedir. İronik geldi mi? :) Sağlığa Giden Yol kitabında Ross Walker'da doktorların çoğunun bunları kullandığını ama tavsiye etmediğini söyler. Oley o zaman!




Bu konuda uzman kişilerin görüşüne katılıyorum. Besin destekleri hiçbir zaman yiyeceklerin kendisinin yerine geçmez. Zaten adı üstündedir ki, yediklerimize destek olması amaçlı böyle bir kavram vardır. Yediğimiz şeylerdeki enerji kaynaklarına, posaya falan her türlü ihtiyacımız var. Bunu göz ardı etmeden vücudunuzun ihtiyaçları konusunda farkında olabilirseniz, işinize yarayabilir. Hayat sizin hayatınız olduğu için bu yazının amacı sadece bilgi vermektir. Bu bilgileri lehinize çevirebilme konusunda sizin kendi yetiniz ön plana çıkacaktır. 

Sevgiler. 

Dipnot: Bu konuda daha yazılabilecek çok şey var o yüzden vol. 1 dedim. Devamı gelecek. 

Gönderen Unknown
Kendinizi Dinlemek
Merhaba,

Bugün kaynağı kendim olan bir yazı yazıyorum. Bugüne kadar bize "kendini çok dinleme" tarzında telkinler verildi. Herhalde bunu duymayan yoktur. Fakat ben bu anlamda bu yazıda bir ayrım yapmak istiyorum. Amacım hastalık hastası moduna girmiş bireylerin varlığına katkıda bulunmak değil. 

İlk yazılarımdan birinde wellness kavramının ne olduğuna odaklanmıştım. Toplumda "wellness" eksikliğinin yol açtığı bazı sağlık sorunlar, genel olarak bambaşka nedenlere bağlanıyor. Bu konuyla ilk karşılaşmam Paul Zane Pilzer'ın "The new Wellness Revolution" adlı kitabını okuduğumda oldu ve bana o zaman, şu anda olduğu gibi çok mantıklı gelmişti.

Genelde günlük hayatın içinde; kronik yorgunluk/halsizlik, baş ağrısı/migren, eklem rahatsızlıkları, mide bulantısı vb. sayamayacağım birçok sıkıntı ile karşılaşan çok fazla insan oluyor. Bunlar da genelde olan bir olaya, bir kişiye veya bir olaya sinirlenmeye, finansal problemlere vb. birçok nedene bağlanıyor. "Kedidir kedi" durumu aslında. Çok dinleme kendini geçer durumu burada başlıyor zaten. Fakat aslında bu anlamda baktığımızda sağlıksal sıkıntıları bir şeylere bağlamak yerine gerçek sebebini bulmaya odaklanmak gerekebilir. En azından uzun vadede daha kötü durumların önüne geçilebilir.
Yaşanılan sıkıntıların sebebi yaşam tarzının idealden çok uzak olması, vücutta mineral, vitamin gibi maddelerin eksik olması olabilir. Ayrıca bu sorunlar ciddi bir hastalığa giden yolda vücudun verdiği sinyaller olabiliyor. Özellikle kronik anlamda yani sürekli olarak belli rahatsızlıkları yaşıyorsanız, kendinize bir göz atmakta fayda olacaktır. Şahsen John Briffa'nın yazmış olduğu "Sağlıklı Yaşam İçin Vitaminler ve Mineraller" kitabından oldukça fazla fayda sağlamış kişi tanıyorum. Başucu kitabı olabilecek nitelikte, keşfedilmemiş bir kitap olduğunu düşünüyorum. Örneğin stresin vücuttaki B vitaminini yok etmesi, bir adet sigaranın ortalama 30mg C vitaminini yok etmesi gibi basit bilgilere sahipken, vücudun bu eksikliklerde sağlıksal bazı sinyaller vermesi bana doğal geliyor. Düşünsenize vücudunuza lazım olan bir maddeden vücudu 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl bıraktığınızda neler olabilir? Ben biliyorum da söylemiyorum. :)

"Kendinizi dinleyin"den kastım, sürekli hastalık düşünün, tüh tüh vah vah diyin kendinize gibi bir yaklaşımdan ziyade, sorunları ortaya çıkaran sebepleri bulmaya çalışın. Unutmayın ki, insanın doğal durumu sağlıklı olmasıdır. Dolayısıyla herhangi bir hastalık, rahatsızlık durumunun doğal olmayan bir durum olduğunun farkında olmanızı tavsiye ediyorum. O yüzden herşeyi doktorlardan beklemeden, kendinize biraz kulak verirseniz, uzun vadede oldukça karlı olabilirsiniz. Sonuçta tek bir hayatınız var, onu nasıl yaşayacağınız sizin kararlarınızla değişecek...

Sevgiler.

Gönderen Unknown

18 Ocak 2013 Cuma

Vitaminler ve İnsan Vücudu için Faydaları

İnsan sağlığı için gerekli olan ve vücudun sağlıklı, düzenli gelişimde rol oynayan vitaminler insan sağlığı için olmazsa olmazlardandır. Vitaminler vücudun sağlıklı gelişimi, sindirim fonksiyonları, enfeksiyonlara karşı bağışıklık kazanması açısından oldukça gereklidir. Ayrıca vücudumuzun karbonhidrat, yağ ve proteini kullanmasını da sağlarlar.


Şimdi sizlere vitamin çeşitleri ve insan vücudu için fonksiyonları, faydaları, hangi vitamin ne işe yarar, vücut gelişiminde vitaminleri yeri ve önemi hakkında bilgiler vermeye çalışacağım.


Vücudumuz için gerekli başlıca vitaminler; A, B grubu, C, D, E, K vitaminleridir.


Şimdi teker teker bu vitaminlerin vücudumuz için ne gibi yararları faydaları var onlara bakalım ve bu vitaminler hangi besinlerde bulur, vücudun vitamin ihtiyacını hangi besinler ile giderilebileceğine bakalım.


A Vitamini ve Faydaları;


A vitamini doğal yoldan iki farklı şekilde meydana gelir. Biri hazır besin maddesi olarak hayvansal gıdalarda bulunan retinoldür.


 


Diğeri pro-vitamin şeklindedir ve hem hayvansal hem bitkisel gıdalarda bulunur. İhtiyaç halinde retinole dönüşür.


 


A vitamini yağda eriyen bir vitamin çeşididir ve karaciğerde depolanır.


Yüksek miktarda alınan A vitamini zehirlenmeye neden olabilir.


 


Faydaları



  • A vitamini en çok göz sağlığına faydalarıyla bilinir. Gece körlüğü, görme bozuklukları gibi birçok göz problemine iyi gelir.

  • A vitamini vücudu enfeksiyonlara karşı korur.

  • Güçlü bir antioksidandır. Kansere karşı koruyucudur.

  • Kemiklerin gelişimine yardımcı olur.

  • Cilt problemlerine iyi gelir.

  • Yaşlanmayı geciktirir.

  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.

  • Anne karnındaki bebeğin sağlık gelişimi için anne adaylarının mutlaka A vitamini alması gerekir.

  • Yağ depolanmasına yardımcı olur.

  • Diş ve diş eti gelişiminde önemlidir.

  • Soğuk algınlığına iyi gelir.

  • Ülseri tedavi edici niteliktedir.


A vitamini eksikliği;


gece körlüğüne, göz bozukluklarına, cilt sorunlarına neden olur. Bağışıklık sistemi zayıflar ve vücut enfeksiyonlara karşı savunmasız kalır.


 


A vitamini fazlalığı ise baş ağrısına, mide bulantısına, kusmaya, iştah kaybına, saç dökülmesine, saç kuruluğuna, eklem ağrılarına ve karaciğer bozukluklarına neden olabilir.


 


A vitamini içeren besinler;


 


A vitamini hazır besin maddesi olarak karaciğerde ve hayvansal gıdalarda bulunur.


Balıkyağı, süt ve yumurta bol miktarda A vitamini içerir.


 


A vitamininin pro-vitamin şekli havuç, kabak, biber, brokoli gibi yeşil sebzelerde ve sarı meyvelerde bulunur.


 


Vitaminlerin vücudunuza faydaları saymakla bitmez, ancak siz yine de önce doktorumuza kulak verin ve vitamin kullanırken dikkat edilecekleri öğrenin.


 


B1 Vitamini;


B1 vitamini tiamin adıyla da bilinir.  B grubu vitaminler arasında ilk keşfedilendir.


Isı ve ışığa karşı duyarlı olan B1 vitamini suda erir. Vücutta depolanmaz, fazlası idrar yoluyla atılır ve diğer B grubu vitaminlerle alınırsa daha etkili olur.


 


Faydaları



  • Şeker hastalığını önler.

  • Alyuvarların oluşumunda önemli rol oynar.

  • Merkezi sinir sisteminin korunmasına yardımcıdır.

  • Sinirsel hastalıkları önler.

  • Zihni açar, hafızayı güçlendirir.

  • Sindirimi düzenler.

  • Vücuda alınan karbonhidratların enerjiye dönüşmesini sağlar.

  • Doku sertleşmesini önler.

  • Kan dolaşımını düzenler.

  • Sigara ve alkolün olumsuz etkilerinin giderilmesinde rol alır.

  • Damar sertliğini önler.


B1 vitamini günlük olarak en az 1 mg alınmalıdır.  Alkol kullanımında vücuttaki B1 vitamini azalır.


Vücutta B1 vitamininin eksikliği yorgunluk, depresyon, zihin bulanıklığı, göz sorunları, kas krampları, iştahsızlık, sindirim bozukluğu, kabızlık, baş ağrısı ve ödeme neden olabilir.


 


B1 vitamini eksikliği ile alkol kullanımı ciddi bir beyin hastalığı olan Wernicke-Korsakoff Sendromu’na neden olabilir.


B1 vitamini vücutta uzun süre eksik olursa merkezi sinir sistemini yıkan Beriberi hastalığı oluşur.


B1 vitamini kaynakları


Sebze, meyve, süt ve süt ürünleri, rafine edilmiş tahıl, et, balık, pirinç kabuğu, ayçekirdeği, bira mayası, buğday başağı, kuru fasulye, yumurta, deniz ürünleri, kepek ve bezelye bol miktarda B1 vitamini içeren besinlerdir.


 


Vitaminlerin vücudunuza faydaları saymakla bitmez, ancak siz yine de önce doktorumuza kulak verin ve vitamin kullanırken dikkat edilecekleri öğrenin.


 


B2 Vitamini;


B2 vitamini riboflavin adıyla da bilinir. Suda eriyen bir vitamin çeşididir ve vücutta depolanmaz. Işığa karşı hassas, ısıya karşı dayanıklıdır.

Bazı bağırsak bakterileri tarafından da az miktarda üretilebilir. Bu nedenle günlük B2 vitamininin alınmadığı durumlarda da eksiklik belirtisi görülmez.

Faydaları



  • Enerji üretimine yardım eder.

  • Sinir sistemini korur.

  • Göz sağlığına iyi gelir.

  • Cildi korur.

  • Büyüme ve gelişmede önemli rolü vardır.

  • Migren tedavisinde yardımcıdır.

  • Enfeksiyon ve yanık tedavilerinde kullanılır.

  • Mide ve karaciğer hastalıklarına iyi gelir.

  • Vücuttaki asit oranını düzenler.

  • Solunum sisteminin çalışmasında yardımcı rol alır.

  • Saç ve tırnak sağlığına iyi gelir.


Günde en az 1.5 mg B2 vitamini alınmalıdır.


B2 vitamini eksikliği genellikle alkol bağımlılarında ortaya çıkar. Eksikliğinde dil ve dudakta iltihap, kaşıntı, uykusuzluk, yorgunluk, deride yara, öğrenme güçlüğü, gözlerde hassasiyet ve yanma meydana gelir.


Fazla alınan B2 vitamini idrarla dışarı atılır. İdrar renginin koyu olması B2 fazlalığının belirtisi olabilir. Ayrıca B2 fazlası bulantı ve kusmaya da neden olabilir.


B2 vitamini içeren besinler


Badem, yerfıstığı, fındık, bira mayası, havuç, enginar, tavuk, peynir, sığır eti, mercimek, böbrek ve buğday B2 vitamini içeren besinler arasındadır. Ayrıca hayvansal gıdaların, açık yeşil sebze ve meyvelerin tümünde bulunur.


 


Vitaminlerle ilgili genel bilgi almak ve sağlığınız için vitaminlerden nasıl yararlanacağınızı öğrenmek için doktorumuza danışabilirsiniz.


 


B3 Vitamini;


Protein, yağ ve karbonhidrat metabolizması için gerekli olan B3 vitamini niasin adıyla da bilinir.


 


En dirençli vitaminlerdendir, ısıya ve ışığa karşı dayanıklıdır. Suda çözünür.


 


Vücutta triptofan adlı amino asitten üretilebilir ancak karaciğerde az miktarda depolanır.

Faydaları



  • Kan dolaşımını düzenler.

  • Deri sağlığına iyi gelir.

  • Şizofreni tedavisinde yardımcı rol alır.

  • Zihinsel hastalıkların tedavisinde yardımcıdır.

  • Kolesterolü dengeler.

  • Protein, yağ ve karbonhidratın vücutta kullanılabilmesini sağlar.

  • Beynin ve sinir sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlar.

  • Hormon üretimine yardım eder.

  • Sindirim sistemine iyi gelir.

  • Toksik maddelerin vücuttan atılmasını sağlar.


B3 vitaminini kadınların günde 15, erkeklerin ise 19 mg alması gerekir. Ancak doktorunuza danışmadan alacağınız doza karar vermemelisiniz.


B3 vitamini eksikliğinde şu belirtiler görülebilir:



  • Yorgunluk

  • Sinirlilik

  • İştahsızlık, bulantı, kusma, ishal

  • Cilt sorunları

  • Diş eti hassasiyeti ve ağız kokusu

  • Sinir sistemi bozuklukları


Uzun süre B3 vitamini eksikliği yaşayanlarda pellegra adı verilen ciddi bir hastalık ortaya çıkabilir. Bu hastalık ishale, zihin bulanıklığına, depresyona, cilt sorunlarına, sinir ve sindirim sistemi bozukluklarına neden olur.


B3 vitamini fazla alındığında ise ciltte alerjik reaksiyonlar görülebilir. Deride kızarma, yanma ve kaşıntı meydana gelir. Ayrıca karaciğer ve mide zarar görebilir.


B3 vitamini kaynakları


Brokoli, karnabahar, havuç, patates ve domates gibi sebzeler bol miktarda B3 vitamini içerir.


Kırmızı ette de bolca bulunur. Peynir, mısır unu, yumurta, balık ve süt gibi besinler de doğal B3 vitamini kaynağıdır.


 


Vitaminlerle ilgili genel bilgi almak ve sağlığınız için vitaminlerden nasıl yararlanacağınızı öğrenmek için doktorumuza danışabilirsiniz.


 


B6 Vitamini;


B6 vitamini piridoksin adıyla da bilinir. Vücutta depolanmaz ve suda erir.


Isıya ve ışığa karşı hassastır, güneş ışınlarına maruz kaldığında ya da pişirildiğinde kolayca bozulur.

Faydaları



  • Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

  • Hormonların üretimine katkı sağlar.

  • Cinsel hormonları dengeler.

  • Kalbi korur.

  • Böbrek taşı oluşumunu engeller.

  • Karpal tünel sendromuna iyi gelir.

  • Serotonin üretimine katkıda bulunur.

  • Âdet öncesi sendromuna iyi gelir.

  • Dokuların kendisini yenilemesini hızlandırır.

  • Karaciğeri temizler.

  • Cildin parlak olmasını sağlar.

  • Antikor üretimini artırır.

  • Anemi tedavisinde kullanılır.

  • Depresyona iyi gelir.


B6 vitamini eksikliğinde kas sorunları, sindirim sistemi rahatsızlıkları, cilt problemleri, konsantrasyon bozukluğu, zayıf hafıza, çarpıntı, sinirlilik gibi belirtiler görülebilir ama eksikliğine az rastlanır.


Fazla alınması ise oldukça zararlıdır. Birkaç doz aşımıyla zehirleyebilir ve sinir sistemine zarar verebilir.


Günlük olarak 2 mg alınmalıdır ancak doktorunuza danışmadan hareket etmeyin.


B6 vitamini içeren besinler


Karaciğer, böbrek, ay çiçeği, ıspanak, pancar, patates, muz, tavuk eti, bezelye, avokado, bira mayası, yumurta, balık, baklagiller ve bütün kuruyemişler B6 vitamini kaynağıdır.


Ancak hayvansal ve bitkisel gıdalar fazla miktarda B6 vitamini içermez.


 


Vitaminlerin vücudunuza faydaları saymakla bitmez, ancak siz yine de önce doktorumuza kulak verin ve vitamin kullanırken dikkat edilecekleri öğrenin.


 


B11 Vitamini;


B11 vitamini, folik asit ve BC ismiyle de bilinir.


Bağırsak bakterileri tarafından da üretilebilen B11 vitamini karaciğerde depolanır.


 


Isıya ve ışığa karşı dayanıksızdır. Pişirildiğinde bozulur.

Faydaları



  • Kan hücrelerinin üretimine katkıda bulunur.

  • Hücre bölünmesinde rol oynar.

  • Büyümeyi hızlandırır.

  • Kalp sağlığına iyi gelir.

  • Sinir sisteminin etkin çalışmasını sağlar.

  • Sara hastalığına iyi gelir.

  • Vücut direncini artırır.


Az sebze ve meyve tüketimi B11 vitamini eksikliğine yol açan nedenler arasındadır.


 


Eksikliğinde kansızlık, çarpıntı, sinir ve sindirim sistemi sorunları görülebilir. Ayrıca hamilelik döneminde B11 vitamininin yetersiz alımı gebelik zehirlenmesi, düşük, erken doğum, bebekte beyin ve omurilik sorunlarına yol açabilir.


Fazla miktarda alınan B11 vitamini de uyku düzensizliklerine, sindirim sistemi sorunlarına ve cilt problemlerine yol açabilir. Gebelik döneminde fazla alınırsa bebek zarar görebilir.


Yetişkinlerin günlük 400 mg folik asit alması gerekir ama hamilelik döneminde bu miktar 2 katına çıkar.


B11 vitamini kaynakları


Havuç, yumurta, portakal, avokado gibi besinler doğal B11 vitamini kaynaklarıdır. Ayrıca bütün yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur.


 


Vitaminlerle ilgili genel bilgi almak ve sağlığınız için vitaminlerden nasıl yararlanacağınızı öğrenmek için doktorumuza danışabilirsiniz.


 


B12 Vitamini;


B12 vitamini kobalamin olarak da bilinir. Suda eriyen bir vitamin çeşididir ve karaciğerde depolanır.


Sadece et ve süt ürünlerinde bulunan B12 vitamini yetersiz alındığında ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.


Sağlıklı bir yetişkinin karaciğerinde depolanan kobalamin miktarı 5 yıl yeterli olabilir ancak bu süre içerisinde fazla eksiklik belirtisi görülmediğinden günlük B12 ihtiyacı karşılanmalıdır.


Faydaları



  • Kansızlığı önler.

  • Kalp sağlığına iyi gelir.

  • Sinir sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlar.

  • Hafızayı güçlendirir.

  • Konsantrasyon bozukluklarına iyi gelir.


B12 vitamini eksikliğinde kansızlık, el ve ayakta uyuşma, kilo kaybı, zihinsel sorunlar ve sindirim sistemi bozuklukları ortaya çıkabilir.


Eksikliğine daha çok vejetaryenlerde ve yaşlılarda rastlanır.


B12 vitamini içeren besinler


Hayvansal gıdalarda bol miktarda bulunur. Yumurta, süt, peynir, balık, böbrek, karaciğer ve sığır eti B12 vitamini içeren besinler arasındadır.


Bitkisel besinler B12 vitamini içermez. Bu nedenle vejetaryenlerde eksikliğine sık rastlanır. İlaç takviyesi şarttır.


 


Vitaminlerle ilgili genel bilgi almak ve sağlığınız için vitaminlerden nasıl yararlanacağınızı öğrenmek için doktorumuza danışabilirsiniz.


 


C Vitamini;


C vitamini suda eriyen bir vitamin çeşididir. Isıya karşı hassastır, pişirilince etkisiz hale gelir.

Birçok hayvan ve bitki türü ihtiyaçları olan C vitaminini kendileri üretebilir, ancak insan vücudu C vitaminini üretemez.

C vitamini insan vücudunun en çok ihtiyaç duyduğu vitaminlerden olduğu için bol miktarda tüketilmelidir.


 


Faydaları


C vitamini vücutta birçok göreve sahip olduğundan oldukça önemli bir yere sahiptir.



  • Vücudu enfeksiyonlara ve bakterilere karşı korur.

  • Kalp krizini önleyici özelliğe sahiptir.

  • Güçlü bir antioksidandır. Kansere karşı koruyucu özelliği vardır. Birçok kanser çeşidinin oluşmasını önler.

  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.

  • Soğuk algınlığı gibi hastalıklarda vücudun direncini artırır.

  • Yara ve yanıkları iyileştirir.

  • Diş eti kanamalarına iyi gelir.

  • Kan damarlarının güçlenmesinde rol alır.

  • Damarlarda kan pıhtılaşmasını önler.

  • Kolesterolü dengeler.

  • Anemi tedavisinde yardımcı rol oynar.

  • Katarakt oluşumunu geciktirir ve önler.

  • Kurşun, civa, arsenik gibi metallerin ve aspirin, insülin, kortizon gibi ilaçların olumsuz etkilerini azaltır.

  • İdrar yolu enfeksiyonları için kullanılan ilaçların etkinliğini artırır.


Vücudun günlük C vitamini ihtiyacı 60 mg’dır. Herhangi bir sağlık sorunuyla özellikle soğuk algınlığı gibi hastalıklarla karşı karşıya kalındığında günlük olarak daha fazla C vitamini alınmalıdır.


C vitamini fazlalığı da eksikliği gibi çeşitli sorunlara neden olacağı için mutlaka doktorunuza danışarak hareket edin.


C vitamini eksikliğinde kılcal damarların geçirgenliği bozulduğu için dokularda ufak darbeler sonucu bile kanama meydana gelebilir.


Ayrıca C vitamini eksikliğinde skorbüt denilen bir hastalık görülür. Bu hastalık diş etinde, iç organlarda ve kemik zarı altında kanamalara neden olur.


Vücudun enfeksiyonlara karşı direncinin azalması da C vitamini eksikliğinin sonuçlarındandır.


C vitamini fazla alındığında ise bulantı, kusma, ishal ve böbrek taşına neden olabilir.


C vitamini içeren besinler


C vitamini en çok portakal, mandalina, greyfurt ve limon gibi turunçgillerde bulunur.


Özellikle maydanoz, kabak, karnabahar, domates, lahana, ıspanak ve kıvırcık salata, patates ve yeşil biberde bol miktarda bulunan C vitamini tüm taze sebze ve meyvelerde de yeterli miktarda yer alır.


Kuşburnu, frenk üzümü, kivi, çilek ve misket limonu da içinde C vitamini barındıran önemli besinlerdendir.


 


D Vitamini;


D vitamininin iki çeşidi vardır. Biri D2, diğeri ise D3 vitaminidir.


D2 vitamini yani ergokalsiferol, ışınlanmış mayalarda bulunur.


D3 vitamini yani kolesalsiferol ise insan derisinde bulunur ve güneş ışınlarının etkisiyle oluşur.


D vitamini yağda erir ve karaciğerde depolanır. Isıya ve pişirmeye karşı dayanıklı olan D vitamini özellikle çocuk gelişimi için oldukça önemli bir yere sahiptir.

Kalsiyum ve fosforun bağırsakta emilimi ve vücutta kullanımı için gerekli olan D vitamini mutlaka alınmalıdır.


Faydaları



  • Kemiklerin gelişmesinde çok önemli bir rol oynar. Kemikleri ve dişleri kuvvetlendirir.

  • Kemiklerde kalsiyum birikmesine yardımcı olur.

  • Raşitizmi önler.

  • Romatizma tedavisinde kullanılır.

  • Cilt hastalıklarına iyi gelir.

  • Kasların zayıflamasını önler.

  • Kalp atışını düzenler.

  • Ameliyat sonrası oluşabilecek kas kasılmalarını önler.

  • Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

  • Kalsiyum emilimini artırır.


D vitamini günde en az 200 ünite alınmalıdır. Günlük olarak 400-800 ünite alınan D vitamini ise yaşlılıkta kemik erimesinden korunmaya yardımcı olur.


D vitamini eksikliğinde kemiklerde yumuşama ve kemik yapısında bozulma görülür. Çocuklarda raşitizm (kemik zayıflığı) ve yetişkinlerde osteomalasi (kemik erimesi) adı verilen hastalıklara neden olur.


Ayrıca D vitamini eksikliğine bağlı olarak böbrekler zarar görebilir.


Fazla alınan D vitamini ise zehirlenmeye neden olabileceği gibi iştahsızlık, bulantı, kusma, kabızlık, karın ağrısı ve kalp atışında düzensizlik yapabilir.


D vitamini kaynakları


D vitamini içeren en önemli kaynak güneş ışınlarıdır.


Bunun dışında balıkyağı ve sütte bol miktarda bulunur. Karaciğer, balık, tereyağı, yumurta, peynir ve mantar gibi besinler de D vitamini içerir.


 


E Vitamini;


Bileşiminde alfa, beta, gama ve delta tokoferolleri bulunan E vitamini yağda erir ve karaciğerde depolanır. Isıya ve pişirmeye karşı dayanıklıdır.


Deriden emilebilme özelliğine sahip olan E vitamini cilt sağlığı açısından oldukça önemlidir. Gündüz cildi nemlendirir, gece ise önceden meydana gelen yıpranmaları onarır.

Faydaları



  • Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

  • Güçlü bir antioksidandır.

  • Kansere karşı koruyucudur.

  • Göz sağlığına iyi gelir.

  • Hücrelerin yenilenmesini sağlar ve hücre yapısını korur.

  • Yaraların iyileşmesine yardımcı olur.

  • Cilt sorunlarına iyi gelir, cildi güzelleştirir.

  • Yaşlanmayı geciktirir.

  • Vücuda alınan toksin maddelere karşı koruyucudur.

  • Katarakt oluşumunu önler.

  • Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatır.

  • Kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucudur.

  • Damar tıkanıklığını ve sertliğini önler.

  • Kolesterolü dengeler.

  • Kalbe yararlı kolesterolü yükseltir, zararlı kolesterolü düşürür.


E vitamini ayrıca bebeğin zeka gelişimini etkilediği için hamilelik döneminde mutlaka alınmalıdır.


 


E vitamini eksik alınırsa göz bozukluklarına, halsizliğe, kansızlığa ve kalp hastalıklarına neden olabilir. Cinsel isteksizlik ve kısırlık da E vitamini eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkabilir.


E vitamini fazlalığı idrarla dışarı atılır. Daha fazla alınan E vitamini bulantı ve kusmaya neden olur.


Günlük olarak bebeklerin 5-6 mg, çocukların 7 mg, yetişkinlerin ise 8-10 mg E vitamini alması gerekir.


E vitamini kaynakları


E vitamini özellikle bitkisel tohumlarda ve mısırözü, ayçiçeği, susam ve fındık gibi bitkisel yağlarda bol miktarda bulunur.


Ispanak, kabak, lahana ve marul gibi yeşil sebzeler, zeytinyağı, yumurta sarısı, patates, buğday, pirinç, mısır, domates, darı, çavdar, balıkyağı, fındık, ceviz ve ton balığı da E vitamini içeren besinler arasındadır.


Günlük E vitamini ihtiyacı, 1 avuç fındıkla veya 3-4 tane cevizle sağlanabilir.


 


K Vitamini;


K vitamini bağırsakta bulunan bazı bakteriler tarafından üretilir. Işığa karşı hassas, ısıya karşı dayanıklıdır.


 


Bağırsaklar ağır bir hasar görmediği sürece K vitamini üretimi devam eder ve insan vücudunda depolanır.


 


Kimyasal özellikleri nedeniyle suda çözünemeyen K vitamini yağda erir.


 


Faydaları


 


K vitamininin en önemli görevi kanın pıhtılaşmasını sağlamaktır. Kanama ve pıhtılaşma sorunları K vitamini eksikliğinin belirtisidir.


 


K vitamini yeterli ölçüde alınmazsa idrar yollarında, diş etlerinde, sindirim sisteminde, akciğerde ve deride kanamalar meydana gelir.


 


K vitamini eksikliği;


basur, burun kanaması ve aşırı regl kanamalarına neden olabilir. Ayrıca yeni doğan bebeklerin sarılıkları da K vitamini eksikliğinden kaynaklanabilir.


 


K vitamini fazlalığında ise


kan gereğinden çok pıhtılaşır. Damar tıkanıklıkları ve karaciğerde bozulmalar meydana gelebilir. Ancak K vitamini fazlalığı çok nadir görülür.


 


Yetişkinler günlük olarak 80-150 mg K vitamini almalıdır. Ancak bu miktar besin ve yararlı bakterilerden rahatlıkla karşılanır.


 


K vitamini içeren besinler


 


Ispanak, lahana, Brüksel lahanası, yeşil biber, marul, karnabahar, yeşil domates, fasulye, bezelye, kabak ve patates gibi sebzelerde bol miktarda bulunur.


 


Ayrıca yumurta sarısı ve yoğurt da K vitamini içeren besinlerdir.


Google arama etiketleri:
[  vitaminler,  vitamin çeşitleri,  depresyonda hangi vitaminler alinmali,  ]


Gönderen Unknown

9 Aralık 2012 Pazar


Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte cilt rahatsızlıklarının görülme sıklığı artıyor. Soğuk, rüzgâr ve düşük nem oranı gibi etkenler cildimizin normalin üzerinde hızla gerilip, çatlamasına neden oluyor. Bu nedenle cildimiz, diğer mevsimlere göre daha özel bakımlara ihtiyaç duyuyor.

Bir yandan soğuk ve kuru hava, diğer yandan yağan kar ve buzlardan yansıyan bol ışık cildimizi risk altına alıyor. Kuru ve soğuk havadan ilk etkilenen cilt kısmı ise dudaklarımız oluyor. Kuruma ile ortaya çıkan çatlak dudaklar ve pürüzlü eller kış aylarında cilt bakımının önemini daha da belirgin hale getiriyor.

kiş için ciltEstetik Direktörü Ayşe Bocan özellikle soğuk havalarda görülen ve cildin pul pul dökülmesine sebep olan cilt kuruluğundan kurtulma yolları hakkına pratik çözümler sunuyor;

• Aşırı sıcak su ile yıkanmak yerine ılık suyu tercih edin.

• 15 dakikadan fazla duş almayın.

• Banyodan sonra cildinize nemlendirici sürün.

• Bitkisel özlü nemlendiricileri seçin.

• Alkollü kozmetik ürünlerini tercih etmeyin.

• Gerekli durumlarda günde cildinize iki kere nemlendirici sürün.

Vitamin Eksikliği Cildimizi Nasıl Etkiler?

Özellikle A, C, E ve F vitaminleri bakımından eksik beslenme, cildin yenilenme hızını yavaşlatıyor. Bu durumda cilt içerisinde nemi bol genç hücreler yerine nemi az yaşlı hücreler beliriyor. Cildin ihtiyacı olan vitaminleri karşılayabilmek için vitamin oranı yüksek meyve ve sebzeler tüketmeye çalışın.

Gönderen Unknown

29 Ağustos 2012 Çarşamba

‘Yağsız’ daha önceleri sağlıklı anlamına geliyordu, ancak şimdi biliyoruz ki bu tamamıyla yanlış. Trans ve doymuş yağlardan bahsetmiyorum ama bütün yağları tek bir gruba yerleştirmek doğru değil. Çalışmalar gösteriyor ki, omega-3 yağ asidi kaynağı olan balık ve balık yağı, beyinle kalp sağlığını etkiliyor. 2009’da yapılan bir araştırma bu besinlerin ayrıca menopoz dönemi kadınlarda meme kanseri riskini azalttığını da ifade ediyor. Omega-3’ler ayrıca artrit, yüksek kolesterol, dikkat bozuklukları gibi sorunların iyileşmesinde de etkili yağlar.

Yumurtayı affettiniz mi?

Yumurtada bulunan ve B vitaminine yakın bir besin olan ‘kolin’ birçok yetişkinde yetersiz seviyede. Yumurta sarısı ‘kolin’ bakımından en zengin kaynaklardan biri. Yerfıstığı, soya fasulyesi ve yulaf da bu kaynaklar arasında. ‘Kolin’, hücre zarlarının büyük bir kısmı, özellikle de beyin hücreleri için hayati önem taşıyor.

Patatesi sofralarınıza buyur edin

Yüksek karbonhidrat içerdiği için dikkatleri üzerine çekse de patates, kan basıncını düşürmeye yardımcı oluyor. 2010 yılında yapılan bir raporlamaya göre, patatesteki yüksek potasyum, kan basıncını azaltıyor ve böbreklerdeki fazla tuzun atılmasını  sağlıyor. Yüksek potasyum değerli diğer besinlerse muz, kayısı, kavun, ıspanak olarak sıralanabilir.

Tarçın tatlandırmaktan fazlasını yapıyor

Bu tatlı baharat çoğunlukla krepleri, tostları, yulaf ezmelerini ya da kurabiyeleri canlandırmak için kullanılırken, eski Mısır’da epey etkili bir geçmişi var. 2003   yılında ‘Diabetes Care’ dergisinde çıkan bir makale, Tip 2 diyabeti olan beş düzine insanın günlük beslenmelerinde daha fazla tarçın kullanmalarının, kan şekeri, kolesterol ve trigliserit değerlerini 40 günden sonra düşürdüğünü anlatıyor.

Hayat tarzınızı değiştirin, kalori saymayın

Birçok kilolu insan, daha önceden diyet yapmamış olsaydı metabolizmaları için çok daha iyi olurdu. 2007 yılında ‘American Psychologist’ dergisinde yayımlanan bir makalede, 31 ayrı grupta çok sık diyet yapanların 2-5 yıl arasındaki bir dönemde tekrar kilo aldıkları belirtiliyor. Yemekleri kısıtlamakla ilgili her şey sağlıksız düşünce ve kaygıya yol açıyor. Doğru beslenmek dengeli bir yaşam tarzını gerektiriyor, maalesef sıkı bir rejimle sonuç alınamıyor.

Kahvaltı daha iyi beslenmenize yardımcı

2002’de ‘Obesity Research’ dergisinde yayımlanan bir çalışmada yaklaşık 15 kilo veya daha fazla zayıflayıp bu kiloyu bir sene koruyabilen üç bin kişinin yüzde 78’inin, her gün sabah kahvaltısı yaptıkları tespit edildi. Araştırmacılar bu bulguya göre, ölçülü yiyerek ve düzenli öğün takibiyle kilo kaybını korumanın mümkün  olduğunu belirtiyor. Kahvaltı, metabolizma hızının artmasına yardımcı oluyor ve kahvaltısını edenler gün içerisinde daha az yemek yiyor. Öğünleri atlamak,  açlığı daha da artırıyor ve açlığınız çok daha fazla olduğunda, aşırı yeme ihtiyacı doğuyor.

D vitamini takviyesini önemseyin

Sadece güneşe maruz  kalmak, D vitaminin karşılanması için yeterli olmayabiliyor. Kemik sağlığı ve bağışıklık işlevleri için oldukça önemli olan    D vitamini içeren çok az besin var. Dışarıdan destek alınması tavsiye ediliyor.
Gönderen Unknown