Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             
spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2013 Cuma


Günde en az bir saat spor yapın

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kalaycıoğlu, insanın başına ne gelirse ’bana bir şey olmaz’ ya da ’aman sen de, atın ölümü arpadan olsun’ gibi yaklaşımlardan geldiğini ifade ederek, "Ama hasta olduktan sonra zaten iş işten geçmiş oluyor ve hiçbir zaman eski halimize dönemiyoruz" dedi.

Sağlığın en önemli unsurunun, sağlıklı iken kıymetini iyi bilmek olduğunu vurgulayan Kalaycıoğlu, şöyle devam etti:

'CAN BOĞAZDAN GİDER'

"Sağlık, kıymeti iyi bilinmesi gerekenlerin başında geliyor. Bunun için de öncelikle beslenmemize dikkat edeceğiz. Can boğazdan geliri değil, can boğazdan gideri düşenmeliyiz. Tabii ki beslenme çok önemli ama dengeli, yeterli ve sağlıklı şekilde olmalı. Çoğu zaman sıkıntı, kantarın topuzunu kaçırmaktan oluyor. Vücudun ihtiyacından fazla yersek bu kilo fazlalığı olarak ağır bir fatura ile bize geri dönüyor. Önce hafif kilo, sonra şişmanlık ve sonunda obezite. Sonrası ise kiloya bağlı sindirim sistemi hastalıkları, uyku bozuklukları, horlama, solunum problemleri, nefes darlığı, eklem ve kemik problemleri, kalp ve damar hastalıklarını getiriyor."

Kalaycıoğlu, spor yapmanın vücudun sağlığı için mutlaka gerekli olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

HAFTADA EN AZ ÜÇ GÜN ŞART!

"Spor yapmakta istikrar çok önemlidir. Haftada bir gün halı sahada top oynamak değil bahsettiğimiz spor. Zaten yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki haftada üç günden ve 20 dakikadan az yapılan sporun vücuda hiçbir faydası yoktur. Haftada en az üç gün ve yaklaşık bir saat spor yapmamız gereklidir. Düzenli spor yaparsak kalp, eklem, kemik, sindirim, solunum ve ruhi hastalıkların oluşmasını engellemiş oluruz. Spor yapmak demek haftada bir gün maç seyretmek demek değildir. Her yaşa uygun yapılacak sporlar vardır. Yaş ilerledikçe yapılan sporun şekli ve dozu da değiştirilmeli ama her yaşta yapılabilecek sporlar vardır ki bunların başında yürüyüş gelir. Her gün bir saat tempolu yürüyüş sağlığınızı korumak için en ideal spordur."

Sigara ve alkol başta olmak üzere bir çok zararlı maddenin insan sağlığını olumsuz etkilediğini anımsatan Kalaycıoğlu, "İnsan kendi eliyle kendini öldürür mü? Bakıyoruz ki bir çok kişi yavaş yavaş kendini öldürüyor. Aslında yavaş yavaş da değil, hızlı hızlı çünkü bu alışkanlıklar ölümü hızlandırıyor. Her canlı ölümü mutlaka tadacaktır ama sürünerek ölmek ya da ayakta dimdik bir yaşlılıktan sonra ölmek için karar sizindir" diye konuştu.

AA

Günde en az bir saat spor yapın
Gönderen Unknown

20 Şubat 2013 Çarşamba

En İyi Kilo Kontrolü 101!
Merhaba.

Dünyada en çok ilgi duyulan konularından bir tanesi de kilo kontrolüdür herhalde. Bunu bir giriş yazısı olarak kabul ediyorum. Genel bir yazı olacak, özel noktalara ilerleyen yazılarda inerim.

 "Önce antakya biberini yiyorsunuz, ardından içinde zeytin yaprağını kaynattığınız suyu içiyorsunuz, ardından da 1,5 adana dürüm yiyorsunuz ve kilolarınızdan kurtuluyorsunuz." gibi fantastik beyanları çok fazla duyuyoruz. Neden kestirmeden çözümlere bu kadar meraklıyız acaba? Neden zamanla aldığımız kiloları vermeye kalktığımızda kısa sürede sonuç alamayınce yine eski alışkanlıklara dönüyoruz? Önceki yazımda küçük adımların büyük sonuçlara ulaşmanız konusunda yardımcı olacağını yazmıştım...


Öncelikli soru şu ki; neden kilo kontrolü denilen bir kavram var? Neden kilomuzun kontrolü kaçıyor da daha sonra geri döndürmek için çözüm yolları arıyoruz? Neden canımız gecenin 2'sinde waffle istiyor? :)

Her insan anatomik yapısı itibariyle, kas kütlesi, kemik yapısı vb. durumlardan kaynaklı "ideal" bir kiloya sahiptir. Fakat beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları yüzünden bu idealden oldukça uzaklaşıldığı da bir gerçek. Ntvmsnbc'de geçen sene yayınlanan bir haberde; Türkiye'de 10 kişiden 3'ünün (%32) obez olduğu yazıyordu. Neden ideal kilodan uzak olmak "ideal" değil?

Sağlık Riski
Aslında bu durumun görüntüden çok sağlık ile alakası var. Elbette görüntünün, kendimize olan özgüveni etkileyebileceği bir gerçek ama esas nokta sağlıktan geçiyor. National Geographic'de yayınlanan bir araştırmada şöyle bir grafik var.

Burada göze çarpan nokta, kilo arttıkça sözkonusu tüm hastalıklar için riskin de katlaya katlaya artması. Her obez kişinin diyabet olacağı elbette bir kesinlik değil ama obez kişi ideal kilolu kişiye göre 6 kat fazla risk taşıyor. Risk budur! O yüzden ideal kilo ve sağlıklı yaşam arasında ciddi bir bağlantı olduğu bir gerçek.

Nasıl kilo alıyoruz konusuna çok girmiyorum. Fotoğraf konuşsun :)
Gıdalar artık olması gereken formdan çok uzak, paketlenmiş ve sağlığa yararlılıktan uzak hale getirilmiş durumda. Süpermarketlerde taze meyve-sebze reyonunun en küçük reyonlardan biri olması ne kadar ilginçtir. 

Zannediyorum Amerika'da yapılan bir araştırma ortaya çıkarmış ki insanlar yiyecek satın alırken ilk olarak lezzetine dikkat ediyormuş. Kaç kişi markette -her şey eşit derecede zararlı/yararlı olsa- bir paket cips yerine brokoli alır? Gıda firmaları da daha çok satış yapabilmek amaçlı bu isteği dikkate alıyor ve daha lezzetli gıdalar üretmeye çalışıyor. Bir şey çok lezzetliyse çok da zararlı olması hiç dikkatinizi çekti mi? Geçen yazımda belirttiğim gibi zararlı yiyecekler bizi yediğimiz saniye öldürmediği için pek de farketmiyormuş gibi geliyor. 
  

Spor ve Kilo Kontrolü
Sporun kilo kontrolü sağlanması için tartışılmayacak faydaları var. Fakat ben spor salonuna gittiğimde ciddi kilosu olan kişilerin aynı ciddilikle spor yaptığını görüyorum. Bana göre kilo verme amacıyla spor yapılırsa sıkıntılı olacaktır. Yüksek kilolarla koştura koştura spor yapıp akabinde ağırlık kaldırmanın şahsen faydasını düşünemiyorum. Spor, egzersiz ideal kiloya yaklaştıkça yapılması faydalı olan bir eylem. Spor konusunu başka yazıda daha detaylı ele alabilirim.

Dr. Ross Walker, "Sağlığa Giden Yol" adlı kitabında şöyle diyor: "Egzersiz sizi yalnızca egzersiz yaptığınız süre için korur. Egzersizi kestikten itibaren yaklaşık altı hafta içinde faydalar yok olur." Dolayısıyla egzersiz/spor bizim hayatımızın ancak bir parçası olursa bize fayda sağlayabilir. Bir adet BigMac 480 kalori (kcal) ve bunu yakmak için kendi kiloma göre hesapladım, 6 km falan koşmam gerekiyor. Şaka mı yapıyorsunuz?

Bu kadar şey anlattın da nasıl idealime döneceğimi söylemedin diyenler için yardımcı olabilecek bir yazıyı yakın zamanda yazacağım. Genel olarak vücudun işleyişini anlatmaya çalışmak gibi bir hedefim var. 

Eğer hedefinizde sağlıklı olmak için kilo kontrolü yapmak varsa, harika. Sadece kilo kaybetme amaçlı bir şey hayal ediyorsanız, tek tavsiyem; uzunca bir süre sadece su için. :) Gerçi böyle bir şey hedeflemeden bir daha düşünün derim.

Düşüncelerimde özel olarak bir değişim olmazsa direk olarak beslenmeyle ilgili çok fazla şey söylemek veya yazı yazmak istemiyorum. Zira benim inandığım bazı düşünceler bir başkasına aynı derecede mantıklı gelmeyeceği için bu konular oldukça sıkıntı verebilecek konulardır. Sonra "vay sen bizim ekmeğimizle nasıl oynarsın" diye kafama fırıncılar federasyonundan kürek yemek istemem. :) 

Yakın gelecekte kilo kontrolü ve sağlıklı yaşamla ilgili annemin yolculuğunu röportaj tadında paylaşacağım. 

Görüşmek üzere.

Gönderen Unknown
Egzersiz Yanmanın En Önemli Bazı Faydaları
Merhaba.

Egzersiz konusuna giriş yapalım istedim. Bu arada geçen 101 nedir falan gibi bir soru gelmişti, 101 genelde üniversitelerde bir alanın giriş derslerinin numarasıdır o yüzden onu kullanıyorum ki seri yapıyorum kendimce.

Egzersiz geniş bir konu olduğu için parça parça yazılar yazacağım. Egzersiz ne gibi fayda sağlar konusunu işliyorum ilk yazımda. 

Egzersiz diyince akla gelen şeylerden biri kilo vermek için yapılan aktivite, diğeri de spor salonları falan olur herhalde. Egzersiz yapmanın en önemli özelliği insan için bir biyolojik gereksinim olmasıdır. Başka bir deyişle, bizim suya ihtiyacımız olduğu gibi, harekete de ihtiyacımız var. Tabii ki vücudumuzun suya daha çok ihtiyacı olduğu için bize ihtiyaç olduğunda sinyali yolluyor fakat egzersiz yapmamanın bedelini genelde çok daha uzun vadede ödüyoruz.

Birçok araştırma gösteriyor ki düzenli egzersiz yapıyor olmak, kanserden tutun, daha iyi beyin sağlığına kadar hemen her şeyi etkiliyor. Dolayısıyla garantili fayda varken neden çoğu insan hiçbir şey yapmıyor? Ben de veremiyorum bunun cevabını. 

- Beyin: Egzersiz ile beyne daha çok kan gittiği için oradaki beslenmenin artması... Yapılan araştırmalarda egzersiz yapan ile yapmamış olan insanların yaşlılığında, ilk grubun çok daha iyi beyin fonksiyonlarına sahip olduğu ortaya çıkmış. 
- Egzersiz kemik erimesinin önlenmesi konusunda net bulgular var çünkü kemiklerin, kasların daha sağlam ve daha esnek olması gerçekten de yardımcı olacaktır.
- Daha iyi bir mod, daha çok özgüven ve daha iyi hissetme.
- Daha iyi bir sindirim sistemi.
- Daha çok kas uzun vadede eklem ağrılarını önlemede yardımcı olur.





12 haftalık spor sonunda depresyon ve gerginliğin azalışı...

- Stres azalması ki stresin neler yapabileceğinden çok az önceki yazımda bahsettim.
- Daha iyi bir dolaşım sistemi. Dolaşım sistemi sayesinde cilt sağlığı dahi pozitif etkileniyor. Ne kadar oksijen ve besin taşınır, o kadar iyiyiz. 
- Tok tutması. Bununla ilgili bir yazı (Türkçe) mevcut. Bir yazı da aynı konuyla ilgili yapılan araştırmalar sonucunda; düzenli spor yapan kadınları spor sonrası açık büfe bir yere götürdüklerinde, vücuttaki bir hormonun artışı sayesinde normalden çok daha az tüketim yaptıkları gözlenmiş. Yani spor yapmanın direk olarak kilo verdirme etkisi olmasa da "iştah"ı düzenleyerek buna yardımcı olması durumu var ki, süper. Kilo kontrolü ile ilgili ilk yazımda spor ve kilo kontrolü bağlantısına değinmiştim, okuyanlar hatırlayabilir.

- Kalpteki kök hücreleri uyandırarak kalbi yenileme konusunda yardımcı olduğuna dair bir araştırma

Bütün bu faydalar bilimsel olarak ıspatlanmışsa ki öyle, neden egzersiz yapmıyoruz konusu gerçekten ilginç. Hayat bizi seçimlerimiz yüzünden fazla mı zorluyor da kendimize bu yönde vakit ayıramıyoruz? Farkındalığı yakalayabilirseniz kendinizle ilgili, hayat size güzel. :)

Ana kaynak şurası. Burada faydalar yazıyor ama ben birleştirdim, araya da diğer kaynaklardan serptim.

Sevgiler

Gönderen Unknown
Egzersiz Nedir ve: İdeal Bir Egzersiz Faydaları Nelerdir
Merhaba.

Bu konuda yazılabilecek şeylerden birisinin bir spor seansının nasıl ideal olabileceği ile ilgili. Anormal sayıda kaynak var ama dağılmayayım.

Neden egzersiz yapıyoruz ya da yapmalıyız? Bununla ilgili ilk yazımda bazı faydaları yazdım. 

İdeal egzersiz var mıdır diye bakınırken birkaç kaynaktan bilgi yakaladım. 
Öncelikle idealden uzak egzersiz nasıl olur? (Kaynak)
- Çok ağır çalışmak: Yani zaten yorulmuş bir vücutla ciddi ağırlıklarla daha da zorlamak, eklemlere, kemiklere, kaslara gereğinden fazla yük bindirir.
- Çok az çalışmak: Vücudun yeterli çalışmaması durumunda, kendini tekrar daha güçlü duruma taşımayacaktır. 
- Çok uzun süreli çalışmak.

Doğru seviyede olduğumuzu ölçmek için şurada bir kaynak var, ilginç geldi. Makalede diyor ki, eğer bir egzersiz esnasında konuşamayacak, diyalog kuramayacak durumdaysanız fazla yükleniyorsunuz demektir. Diğer bir deyişle, konuşabiliyor olmak demek normal seviyede olduğunuzu gösteriyor fakat çok da rahat, hiçbir şey yapmıyormuş gibi konuşuyorsanız muhtemelen seviyeyi artırmanız gerekiyor.
İdeal bir egzersiz modeli için (yine aynı kaynaktan aldım):
- Doğru bir kalp atışı yakalamak. Bunun için kalp atışını ölçen aletlerden edinebilirsiniz. Bunun hesabı (220-YAŞINIZ) x 0,7 gibi bir ortalama var. Yani 40 yaşındaysanız, 180x0,7 = 126. Dolayısıyla kalp atışınızı dakikada 126 ya yakın bir yerde tutturmakta fayda olduğu yazıyor.
- Antrenman sonrası ve esnasında kendinizi dinleyin. Nasıl hissediyorsunuz? 
- Antrenman derecesini değiştirin. Yani bir hafif egzersiz, biraz zorlayıcı bir şeyler gibi inişli çıkışlı bir antrenman yapın.
- Sevdiğiniz şeyleri yapın. Eğlenmediğiniz ve hoşlanmadığınız bir şeyi devam ettirmek ne kadar kolay olur ki zaten?
Full house: It was one crowded, sweaty affair at Neverland Club, KL.
En önemlisi, motive olabilmek. Motive olabilmeniz için de neye ihtiyacınız olabileceğini (belki size eşlik eden biri, belki bir hedef vs.) siz kendinize soracaksınız. Aşağıda karın bölgesiyle alakalı kısa bir egzersiz önerisi var. Benim hoşuma gitti çünkü evde gayet de yapılabilecek bir şey. Dört hareket gösteriyor, bunların her birini 30 sn yapıp 3 kere baştan yapmanızı öneriyor. 



Sevgiler.

Gönderen Unknown
10 Yıl Ömür Uzatma Yolları - %100 Çalışıyor!
Merhaba.

%100 çalışıyor yazdım ama araştırma sonucum yok. :) Yine de işe yarayabilecek şeyleri yazayım istedim. Yola çıkış kaynağım burası ama kendim de bir şeyler ekledim.

Daha önce "küçük kararlar büyük sonuçlar" yazımda belirttiğim ana fikir her gün ufak ufak yaptığımız şeylerin uzun vadedeki sonucu değiştirdiğinden bahsetmiştim. Dolayısıyla bu ufak adımlar, küçük şeyler ne olabilir de ömür uzatmak gibi harika bir sonuca ulaştırsın. Hayatınızdan nefret etmiyorsanız bence dikkate alabilirsiniz...

http://cdn.healthmw.com/uploads/2012/02/Balanced-Diet.jpg
  
1- Doğru Beslenme: Beslenme konusu zorlu bir konu diye düşünülür. Aslında kolaydır ama günlük hayatın zorlukları ve zamansızlığı içinde genelde hızlı şeyler yemeye alışık olunduğu için farklı bir beslenme düzeni için ekstra çaba harcamak gerektiği düşünülür. Doğru beslenme konusuna girmiyorum fakat bunun özellikle sebzelerin ciddi şekilde bulunduğu bir beslenme olabileceğini bütün uzmanlar kabul ediyor.
http://www.westsidefamilypet.com/wp-content/uploads/2009/08/pug-and-bulldog.jpg2- İdeal Kilo: Bunun için bir ölçü belirtmiş uzmanlar. Hatta bir ölçü belirtilmiş; kalça yukarısındaki en ince noktayı ölçtüğünüzde, kadınlar için 90cm, erkekler için ise 100cm'in altında olmalıymış. Kilo arttıkça sağlık riskinin arttığına dair bir grafiği kilo kontrolü ile ilgili ilk yazımda yazdım.

3- Hareket: Bununla ilgili egzersiz 101 adlı yazımda belirtmiştim, hareket etmek bizim için biyolojik bir ihtiyaç. "The American Academy of Family Physicians" adlı kuruluş fiziksel aktivitenin 30-60 dk arasında haftada 4-6 kez yapılması gerketiğini söylemiş. Aerobik, güç ve esneklik çalışmalarının varyasyonlarının olması da iyi oluyormuş. Hiç olmuyorsa hiç yoktan iyidir diyip en az 10 dklık yürüyüş de yapmak gerekiyormuş.

4- Beyni Çalıştırmak: Nasıl ki hareketsizlikten kaslarımız "ham"lıyorsa, beyin de kullanılmazsa aynı şekilde hamlayıp yetilerini yitirebiliyormuş. Beyni çalıştırmanın tek yolu bulmaca çözmek değil elbette ama onun da işe yaradığı biliniyor.

5- Sigara: Sigara içenler, içmeyenlere oranla ortalama 13-14 yıl daha kısa yakıyormuş. Bu bilgiden dolayı stres oldum diyip sigara yakacaklara selamlar. :)

6- Stres: Faydasız aktivite stres olmak, gergin yaşamak direk olarak ömrü kısaltan etkenlerdenmiş. Ben eskiden inanmazdım da stres yüzünden fantastik sağlık sorunlarının yaşanabildiğini bizzat gördüğüm için inancım çokça pekişti. Bununla ilgili pozitif düşünce yazımı referans verebilirim. Kendinizi rahatlatmanın bir yolunu bulmalısınız. Bu da farkındalık ile olabiliyor.

7- Uyku: Kaliteli dinlenme günün geri kalanını etkilediği için çok önemli. İlgili kaynakta araştırmalara göre günlük 7 saatten az uyuyan yetişkinlerin sağlık sorunlarıyla alakalı riskinin ciddi şekilde arttığı yazıyor. 
http://www.accommodationnear.com/beach/image/maldivebeach.jpg
8- Güneşi sev, ultravioleden kaç: Hem UVA (yaşlanma) hem de UVB (yanma) için koruma sağlayan bir şeyle korunmak çok önemli çünkü güneş D vitamini gibi öğeler için çok faydalı ama zararlı ışınlardan korunmak gerekmekte. Koruyucularla ilgili ayrı bir yazı yazmak mantıklı olabilir, burada değinilecek noktalar var, not düşmüş olayım.

9- Üç Adet Tarama: Kadınlarda 20 yaş sonrası kendi kendine, 40 yaş sonrası mammogram ile meme kanseri testi, yine kadınlarda 20'li yaşlarla beraber düzenli smear testi, kadın ve erkeklerde 50 yaşından sonra kolon kanseri taraması yapılması öneriliyormuş. Erken teşhis özellikle bu tiplerde çok işe yaradığından dolayı. Gerisini ben bilmem.

İstisnasız hepimiz aslında ömrümüzü kısaltacak bir şeyleri ya kendimiz yapıyoruz ya da dış etkenlere maruz bırakılıyoruz. İnsanın doğası gereği 120 yıl yaşayabileceği söyleniyor. Fakat ortalamaya bakılınca 80 denilebilir. Bu aradaki 40 yıl nereye gidiyor? :) 80 yaşına geldiğinizde, ömrünüzün daha 3'de 1'inin sizi bekliyor olacağını bilseydiniz ve 80 yaşında hep gördüğümüz enerjisi bitmiş insanlar gibi değil de olması gereken şekilde, hareket kabiliyeti iyi bireyler olsaydınız, bir kere yaşayacağınız bir hayat için harika olmaz mıydı? Soru şu ki; neden olmasın? 

Sevgiler.

Gönderen Unknown

28 Aralık 2012 Cuma

Yürümenin sağlık adına faydaları
Düzenli olarak yürüyüş yapanlar kasların kuvvetlenmesinden, şişmanlık riskinin azalmasına, yaratıcı düşünce potansiyelinin artmasından, yaşlanma sürecini geciktirmeye kadar çeşitli kazanımlar elde ediyor.

Yürüyüşte dikkat edilmesi gerekli hususlar şu şekilde sıralanabilir:

1- Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.

2- 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.

3- Diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik hastalığı bulunanlar sık sık doktor kontrolünden geçmeli.

4- Ciddi bir yemek sonrası hızlı ve ağır yürüyüşler yapılmamalı.

5- Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.

6- İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.

7- Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçınmalı.

8- Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmemeli.

Yürüyüşün Faydaları

Bu prensiplere bağlı kalınarak uygulanan yürüyüş programlarının kazançları ise şöyle sıralanıyor:

1- Yürüyüş kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.

2- Kalp kası dahil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.

3- Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahatte kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.

4- Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır.

5- Kan basıncını düzenler.

6- Kalp kasının yan damarlardan beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.

7- Şişmanlık riskini azaltır.

8- Sindirimi kolaylaştırır.

9- Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.

10- Lenfatik dolaşıma yardımcı olur.

11- Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.

12- Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.

13- Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.

14- Kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür.

15- HDL/LDL (iyi huylu-kötü huylu kolesterol) dengesini düzenler.

16- Koordinasyona olumlu etki yapar.

17- eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.

18- Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.

19- Dayanıklılığı artırır.

20- Yorgunluk duyumunu engeller.

21- Uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.

22- Vücudun doğal keyif verici hormonları olan endorfinlerin salınımını sağlar.

23- Yaşlanma sürecini geciktirerek, genç görünüm sağlar.

24- Moral, özgüven ve iyimserliği artırır.

Doç. Dr. Levent Köstem - Dr. Aylin Çeçen Aksu

Gönderen Unknown