Quas molestias excepturi

Yuksek Tansiyon Kolesterol

Yüksek tansiyon olarak adlandırılan korkunç bir hastalık sorunu ile karşı karşıya dünyada...

Quas molestias excepturi
Impedit quo minus id

Siddetli Dis Agrisi Nedenleri

Genel bir kural olarak, ebeveynler onlar büyümeye ve olgun gibi pek çok farklı şeyler çocuklar.

Impedit quo minus id
Voluptates repudiandae kon

Sedef Cilt Hastaligimidir

Sedef deri iltihabı ve ölçeklendirme özellikleri uzun ömürlü bir deri hastalığıdır. Bu kaşıntı, ağrı..

Voluptates repudiandae kon
Mauris euismod rhoncus tortor

Saglik Reformcuları Hemsireler

Dünyayı değiştirmek için adanmış küçük bir insan grubunun gücünü asla küçümseme. Nitekim şimdiye kadar...

Mauris euismod rhoncus tortor
             

1 Eylül 2012 Cumartesi

Bu stresli bir aktivite veya yoğun bir günün ardından vücudunuzu dinlenmek için önemlidir. Bu, zihinsel ve fiziksel travma azaltmaya yardımcı olacaktır

Bir fiziksel veya zihinsel aktivite sonrası vücudunuzda artan bir baskı hissedebilirsiniz. Abartmış ise, stres, normal yaşam olumsuz etkileyebilir ve düşük enerji hissetmenize neden olabilir. Bu bazı hastalıklarda pek çok duygusal sorunlar ve usher neden olabilir. Peki neden böyle olumsuz olasılıklar davet etmek? Tüm bu konularda mücadele etmek için bazı basit gevşeme teknikleri ile gidebilirsiniz.

Hepimiz kalp damar hastalıkları ve bağışıklık sisteminin zayıflaması bazı birçok hastalığın ortak faktör olduğunu biliyoruz. Onu defetmek ve sağlık için tehlikeli olabilecek bu tür tehlikeli etkilerini azaltmak veya ortadan kaldırmak için bize bağlıdır. Apart bir doktor gözetiminde alacağı ilaçlardan, bazı yöntemler Aklını dışarı barış ve vücut için vardır.

Vücut için gevşeme teknikleri

Uyku: En iyi ve herhangi bir stres ile mücadele etmek kolay yolu bol uyku elde etmektir biri. Size para mal ve güzel vücudunuzu rahatlatır değil. Sen uyku en az 7 ile 8 saat günlük almalısınız. Eğer aşırı iş yükü varsa, uyku şarttır. Bu vücudunuzun enerji düzeyleri ve yatıştırır faaliyetten beyin yeniden kazanmak için yapar.

Egzersiz: Hatta hafif egzersiz vücudunuzu geliştirmek ve bağışıklık sistemi daha güçlü yapabilirsiniz. Bu iş ayrı yarım saat dışarı almak ve bazı kardiyo faaliyetleri yiyebilirsiniz. Bu metabolizma artırmada yardımcı olabilir ve aynı zamanda kilo vermek size yardımcı olacak. Bu, canlı ve aktif hissettiriyor.

Vücut masajı: arada şımartın mükemmel bir fikir. Bir spa ziyaret edin ya da bir rahatlatma vücut masajı olsun. Bu kasların vücut ağrısı dışarı enerji seviyeleri ve aynı zamanda barış artırmada yardımcı olacaktır. Bu, yeniden canlanmış ve içerik hissettiriyor. Masör gerçekte, hayati organlara giden sinirlerin noktaları tanımlar. Bu noktalarda masaj rahatlama getiriyor ve oldukça sakinleştiği hissettiriyor.

Sıcak su banyosu: Bir sıcak su banyosu alarak vücudunuzu rahatlatacaktır. Bu kan dolaşımı arttırmak yardımcı olur. Aynı zamanda vücut ağrısı dışarı kolaylaştırır ve daha iyi hissetmenizi sağlar. Stresli bir günün ardından, bu yorgunluğu ile başa çıkmak için en ideal yollardan biridir. Ayrıca uyku hızlı alırsınız. Ayrıca arındırmak için yapar. Ölü hücrelerin bazıları da eskitmek ve bu cilt dokusu iyileştirmede yardımcı olur ve pürüzsüz yapar.

Meditasyon: Bu vücudunuzun kaybedilen enerjinin geri kazanımı sağlar ve aynı zamanda vücudu toksinlerden arındırır. Bazı yoga ve meditasyon ile aerobik kesinlikle vücudunuzun büyük boy verecek. Bu kan basıncının düzenlenmesinde yardımcı olur ve aynı zamanda bağışıklık sisteminizi daha verimli hale getirir. Cildinizin parlamasını sağlar ve size rahatlatıcı oldukça etkilidir.

Yukarıdaki beş önerilerine uyun ve gerçekten stressiz ve daha enerjik hissedeceksiniz.
Gönderen Unknown
Şişmanlık Sorunları
Pratikte şişmanlığın ölçümü için kullanılan çok basit iki yöntem vardır:

1. BMI (Vücut Kütle İndeksi) = Vücut ağırlığı (kg.) / boy² (m²)
Sonuca göre BMI Tanısı şu şekildedir;

40 çok şişman (morbid obez)

2. Bel çevresi ölçümü: Erkeklerde 102 cm., kadınlarda 88 cm. üzeri riskli görülmektedir.

Vücut kütle indeksi ve bel çevresi ölçümü arttıkça, ortaya çıkacak tıbbi sorunların en önemlileri şunlardır:

Kalp-damar hastalıkları
Tip II şeker hastalığı
Hipertansiyon

Safra taşları oluşumu
Karaciğer yağlanması
Uyku ve solunum problemleri
Eklemlerde dejeneratif değişiklikler; özellikle bel, diz, kalça gibi vücut yükünü taşıyan eklemlerde kireçlenme.
Gönderen Unknown
Üstün Zekalı Cocuklar
Her anne baba çocuğunun üstün zekalı olmasını ister. Peki sizce her aile çocuğunun bu özelliğini keşfedip onu doğru yönlendirebilir mi? Uzmanlar, ülkemizdeki üstün zekâlı çocukların çoğunun fark edilemediğini ve doğru değerlendirilemediği için sorunlu kategorisine sokulduğunu söylüyor.

Üstün zekâlı bir çocuğunuz olsun ister misiniz? Evet demeden önce iyi düşünün. Çünkü ülkemizde çocuklarının üstün zekâlı olduğunun farkına varmadan yaşayan, daha da kötüsü bunu bilmediği için bu çocukların sorunlu olduğuna inanan çok sayıda aile var.


Yardımcı Doç. Dr. Psikolog Elif Akdağ Göçek, bu alana yönelik çalışma ve araştırmalarında; üstün zekâlı çocukların son derece mutlu ve keyifli olabildiklerini, buna karşın sosyal ortamlarda beklenen desteği görememeleri halinde iç ve dış dünyalarında zorluklar yaşayabildiklerini söylüyor. Bu durumun yarar mı yoksa zarar mı sağladığının anlaşılabilmesi için nerede, ne şekilde yaşandığı, çocuğun nasıl desteklendiği, ailenin farkındalığı gibi faktörler önem taşıyor.

BU ÇOCUKLARA ÖZEL EĞİTİM GEREK


Üstün zekâlı çocukların ortak özellikleri arasında; hızlı düşünmeleri, hızlı hareket etmeleri, çok soru sormaları ve sorularına yanıt alana kadar vazgeçmemeleri bulunuyor. Bu tür çocuklarda; çoğunluğun göremediği detayları görme özelliği de dikkat çekiyor. Çocuğun bu özellikleri anlaşılmaz ve beklentilerine karşılık verilmezse çeşitli sorunlarla karşılaşılabiliyor. Böyle bir çıkmazın içine giren üstün zekâlı çocuk sıkılıyor ve bulunduğu ortamda sorun çıkarmaya başlıyor. Eğitim hayatı boyunca üstün zekâlı olduğunun farkına varılmayan çok sayıda çocuk olduğuna dikkat çeken ve bu tür çocukların; yerinde duramayan, dersin huzurunu bozan ve arkadaşlarının dikkatini dağıtan “yaramaz çocuklar” olarak damgalandığını belirten Üstün, sorunlu görüldükleri için okuldan uzaklaştırılan bu çocukların çoğunun aslında üstün zekâlı olduklarının akıldan çıkarılmaması gerektiğini söylüyor.

ÖĞRETMENLER FARKINA VARMIYOR

Okuldan atılan öğrenciler arasında çok sayıda üstün zekâlı çocuk bulunması, özellikle öğretmenlerin bu konuda özel eğitim almalarının ve temel bazı noktaları gözden kaçırmamalarının önemine işaret ediyor.

YETENEKLERİ FARKLI

Üstün zekâlı çocukların yetenekleri hep aynı doğrultuda olmuyor ve bu çocuklar yeteneklerini farklı alanlarda ortaya koyabiliyor. Bir konuyu geç öğrenmesi ya da başarı sağlayamaması çocuğun üstün zekâlı olmadığı anlamına gelmiyor. Bunun en güzel örneğinin Einstein olduğuna dikkat çeken Elif Akdağ Göçek, ileri yaşlara kadar okumayı öğrenemeyen üstün zekâlı bir çocuğun, mesela matematikte çok ciddi bir yeteneğe sahip olabileceğini söylüyor.

SANATÇILAR ARASINDA DA VAR

Üstün zekâlı çocukların, ilgilendikleri ve merak ettikleri konuyla çok şiddetli bir ilişki içinde bulundukları ve ilgi alanlarında motivasyonlarının çok güçlü olduğu belirtiliyor. Bazı çocuklar ise başarılarını sanatın farklı alanlarında sergiliyor. Bu nedenle sanatla uğraşanlar arasından çok sayıda üstün zekâlı çocuk çıktığı belirtiliyor.

TESTLER GERÇEĞİ GÖSTERİYOR MU?

Peki zekâ testleri bu çocuklarla ilgili gerçekleri göstermede ne kadar etkili? Uzmanlar bu noktada bazı sıkıntılar yaşanabildiğini belirtiyor. Testlerden sıkılan ve anlamsız bulan çocukların tercihlerinin soruları cevaplamamak yönünde olduğu belirtiliyor. Bu nedenle testleri ciddiye almayan ve istenen performansı göstermeyen üstün zekâlı çocukların sivrilmemesi durumuna sık rastlanıyor.

GELİŞMİŞ ÜLKELER BAŞARILI

Üstün zekâlı çocukların başarı oranları, ülkelerin gelişmişlik ve bilinçlilik düzeyine göre farklılıklar gösterebiliyor. Bu çocukların değerini bilen ülkelerin, onların yetenek ve motivasyonlarını artıracak eğitimleri çok ciddiye aldıkları belirtiliyor. Bu sistem içinde yaşayıp üreterek farklı düşünmeleri teşvik edilen çocuklar, gelecekte daha başarılı oluyorlar. Gelişmemiş ülkelerde ise öğretmenlerin, özgün düşünme yeteneğine ve farklı bakış açısına sahip çocuklara, en basit problemin çözümünde bile “Neden öğrettiğim şekilde yapmıyorsun?” baskısında bulunarak yaratıcılığı engelledikleri belirtiliyor.

BU MERKEZE DİKKAT!

Üstün zekâlı çocuklar eğitim merkezi

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı, Doğuş Üniversitesi ve Üstün Zekâlılar Eğitim Merkezi (ÜSTZEM) işbirliği Türkiye için önemli bir boşluğu doldurarak birçok ülkede "potansiyeli yüksek" çocuklar için uygulanan eğitim modellerini ülkemizde de gerçekleştiriyor. Tüm dün ya da potansiyeli yüksek çocuklara uygulanan yaz ve kış okulu programlarının bu çocukların gelişim ve geleceğe hazırlanmalarında çok büyük öneme sahip olduğu belirtiliyor. Haftasonu tatillerini etkili ve verimli geçirmek isteyen potansiyeli yüksek çocuklar, haftasonu programlarıyla, ilgi alanlarını destekliyor, zekâ ve yeteneklerini geliştiriyor.

Kalem tutmayı sevmiyorlar


Üstün zekâlı çocukların, yaşıtlarının faaliyetlerinden zevk almamaları ve genelde diğer çocuklar tarafından çok sevilen aktiviteleri yapmak istememeleri dikkat çekiyor. Bu çocukların okul öncesinde normal çocuklara yaptırılan şekil içi boyama gibi aktivitelerden hiç zevk almadıklarını söyleyen Elif Akdağ Göçek, onların şekillerin içlerini boyamaktan çok daha farklı bir şey yapma ve yaratma heyecanı içinde olduklarını belirtiyor. En sık karşılaşılan sorunlar arasında, kalem tutmayı sevmemeleri ve güzel yazmayı becerememeleri gibi özellikler bulunuyor. Uzmanlar, ana sınıfından birinci sınıfa sırf bu nedenle (mental yetersizlik) geçiş yaptırılmayan çok sayıda öğrenci olduğunu söylüyor.
Gönderen Unknown
Göbek Eritme Diyeti
1 haftada 7 kilo zayıflama, bir diyet için oldukça iddialı bir rakamdır.bir  haftada 7 kilo verdiren diyet  ile  7 günde 5 kilo verdiren diyet listelerinin temel mantığı aynıdır

Daha önceki yazılarımda  5 ve 8 kilo verdiren diyet ile ilgili açıklamalar yapmıştım. Bu yazı da ona benzemesine rağmen 1 haftada fazla kaç kilo verilir cevabını daha iyi veriyor. O nedenle 1 haftada 7 kilo verme ve acele kilo vermek ihyiyacı olan kişiler için bu sefer daha detaylı biçimde kaleme aldım

7 günde 7 kilo vermek

Bir haftada 7 kilo verdiren diyet türlerine daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi şok diyet adını vermekteyiz. Şok diyetler, hekimler ve diyetisyenler tarafından pek önerilmezler. Ancak düşük kalori diyetleri olarak ta adlandırılan bu tür şok diyetler, kısa vadede zayıflamak isteyen kişiler için ideal bir diyetle zayıflama türüdür. Misal olarak düğün, tatil, önemli bir toplantı, gibi etkinliklerde, tüp bebek tedavisi gibi ameliyatlarda ve daha değişik durumlarda fazla kilolarımız ile topluluk karşısına çıkmak istemeyiz. Hele bir de bu tür zorunluluklar aniden ortaya çıkmışsa bu durumda uzun süreli zayıflatan bir diyet uygulamak yerine şok bir diyetle bir haftada 7 veya  iki haftada 10 kilo zayıflatan bir diyet uygulamamız gerekecektir. İşte bugün size vereceğim diyet formülünü sıkı sıkıya uygularsanız  1 haftada 7 kilo zayıflama sağlayan bir diyet programı uygulamış olacaksınız.

Ancak diyet listesine geçmeden önce haftada 7 kilo zayıflamak için neler yapmamız gerektiğine kısaca göz atalım.

1 haftada 7 kilo zayıflamak için aslında 2 temel şeyi yapmamız gerekmektedir. Bunlardan birincisi yediklerimize ve içtiklerimize dikkat edeceğiz. İkincisi ise metabolizma seviyesini artırmak için bol bol egzersiz ve yürüyüş yapacağız. Koşu bandı kullanarak günde 45 dakikalık 2 veya 3 koşu seansı ile yaklaşık olarak günlük 1000 kalori harcarsınız. Bu da bir haftada 1 kilo yağ eritmek anlamına gelir. Diğer yandan yediklerimizi kontrol altına alarak bol hareket yapmak elbette kolay birşey değildir.  Ancak 7 gün sonra diyetten kurtulacağınızı ve hoş bir görünüme kavuşacağınızı hesaba kattığınızda, hızlı zayıflama için bu tür bir çabanın içerisine girmektedn başka da yapılacak birşey kalmıyor.

Haftada  7 kilo vermek ve zayıflama için işte sizlere Bir haftada 7 kilo verdiren diyet öncesi yapacaklarınız:

1. Zayıflama sürecinde Kalorili yiyecekler ve içecekleri unutun. Beyaz unlu ve şekerli mamullerden uzak durun. ekmek, pasta, hamburger, kola, cipsler, şekerleme, çikolata gibi yiyecekler bizlerin baş düşmanlarıdır.

2. Günde 3 temel öğünle beslenme yerine 4-5 küçük öğünle geçiştirin. Bu sayede hem kendinizi tok hissedeceksiniz hem de daha az kalori alacaksınız. Diğer yandan da tokluk hissiyle kan şekeriniz düşmediği için daha fazla enerji harcayarak zayıflama sağlayabileceksiniz. Az yemek ama sık yemek yeme yoluyla zayıflamanın ardında sık yenen öğünlerin sindiriminin yağ olarak değil, enerji olarak metabolzimaya dahil edilmesi yatmaktadır.

3. Bir haftada 7 kilo zayıflatan bir diyette su içmek önemli yer tutar. Su içerek zayıflama yöntemi eskiden beri bilinen bir metoddur. Günde 2 litre su içen bir kişi hem midesini sıfır kalorili bir besin ile doldurur hem de susuzluk sonucu vücudun yağ depolama eğilimine engel olmuş olur. Bol su içen birisinin şişmanlaması neredeyse imkansızdır. SU içmek açlığı bastırır. Ama aç karnına çok fazla su içmenizi de tavsiye etmiyorum.

4. Bir haftada 7 kilo vermek için gerçekten ciddi bir biçimde egzersiz hareketleri ile yağ yakmak gerekmektedir. 7 günde 7 kilo zayılamak, sadece diyet ile yapılabilecek bir şey değildir. Özellikle evde yapılan zayıflama egzersiz hareketleri sizlere çok yardımcı olacaktır.

Haftada 5 ile 7 kilo verdiren diyet listesini uygulamanız da işinizi kolaylaştırır. Aşağıda sizlere 1 haftada 7 kilo zayıflatan örnek bir diyet listesi sunuyorum.

Pazartesi: İstediğiniz kadar meyve, muz hariç.
Salı: İstediğiniz kadar sebze (beraberinde soya sosu, sirke ya da hardal kullanabilirsiniz).
Çarşamba: İstediğiniz kadar meyve ve sebze.
Perşembe: 5 muz ile 5 bardak süt.
Cuma: Taze sebzeyle beraber 4 parça kırmızı et/tavuk ya da balık
Cumartesi: Taze sebzeyle beraber 4 parça kırmızı et.
Pazar: Yine taze sebze ve 4 dilim kırmızı et (biftek olabilir).
Gönderen Unknown
Tütün kullanımı yaklaşık 200 yıl öncesine kadar gidiyor. İlk zamanlarda tütünün sağlığa iyi geldiği düşünülüyordu. Sigaranın zararları 1950’li yıllara kadar çok fazla bilinmiyordu. Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, sigaranın insan sağlığına gerçekten zararlı olduğunu ortaya çıkardı. Sigara dumanında sağlık açısından zararlı yüzlerce (bu sayı abartılmamıştır) madde bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, bunların en çok bilinenlerinden birkaç tanesi ; amonyak, terebentin, kadmiyum, insektisitler, naftalin, aseton, arsenik, formal, hidrojen siyanür, radon, polenyum, deterjanlar..


Bunların bir çoğu kanserojendir. Ayrıca tütün ve sigaranın sarıldığı kağıdın yanmasından dolayı açığa çıkan maddeler ve katran da yine konserojen maddeler arasındadır.
Kalıp – Damar sağlığı açısından özellikle tehlikeli olan maddeler ise nikotin ve karbonmonoksittir. Nikotin kalp artışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kan pıhtılaşmasını arttırır. Yani kalbin yükünü ve oksijen ihtiyacını arttırır. Bütün yanma olaylarında açığa çıkan zehirli bir gaz olan karbonmonoksit ise, kandaki oksijen ile birleşerek kanda bulunan oksijen miktarını düşürür. Sonuç olarak nikotin nedeniyle oksijene gereksinimi artmış olan kalp, kanda yeterli oksijeni bulamaz ve işi çok daha zorlaşır.


Sigara kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış hastalıkları şöyle sıralıyalım: Ağız kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciğer hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, ülser, mesane kanseri.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Erkekleri %47si, kadınların %12’si sigara tiryakisi. Ayrıca, son yıllarda sigara içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış olduğu gözlemlenmektedir. Bu da dünyaya yeni gelecek nesillerin sağlığını direkt olarak etkileyecektir. Son rakamlara göre, dünyada yılda 3 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle ölmektedir.

Şimdi hemen yeri gelmişken önemli bir konuya değinmek gerekiyor. Örneğin; akciğer kanserinin sigaraya bağlı olarak meydana geldiği heryerde söyleniyor. Fakat siz daha geçen ay akciğer kanserinden ölen bir tanıdığınızın hiç sigara içmediğini biliyorsunuz ve uzmanların biraz fazla abarttığını düşünüyorsunuz. Bunun açıklaması şöyle: Akciğer kanserinin 4 türü vardır; hatta bunların da alt grupları vardır. Bunların içinde sigara kullanımı ile doğrudan ilgili olanlar (%60) zaten en sık görülen kanser türleridir. Sigara ile ilgisi olmayan ise, çok daha az oranda görülen bir kanser türüdür.


İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre günde 20 sigara’dan fazla içenlerin %40’ı, daha emeklilik yaşına gelmeden ölmektedir. Oysa sigara içmeyenlerde bu oran %15’dir.
Bir de pasif içici kavramı var. Sigarayı içen kişi, eğer filtreli sigara içiyorsa, bu filtre bir miktar zararlı maddenin geçişini engelleyebilir. Halbuki sigaranın ucundan havaya karışan duman hiçbir süzgeçten geçmediği için daha tehlikelidir. Yani uzun süre bu dumana maruz kalan ve pasif içici denilen kişiler de tehlike altındadır.

Ayrıca unutmamak gerekir ki, sigarayı içen kişi de havaya yayılan bu dumanı yine solumaktadır. Sigara içilen evlerdeki küçük çocuklarımız bronşit ve zatürre gibi solunum yolu hastalıklarına daha sık yakalanırlar. Pasif içici olduklarından akciğer kanseri açısından risk grubundadırlar ve ileride sigara içmeye daha çok eğimli olurlar.

Özellikle gelişmiş ülkelerde kamuoyuna yansıyan bu sonuçlar ve alınan tedbirler sonucunda sigara kullanımı %50 ye varan oranlarda azaltılmıştır. ABD, İngiltere, Kanada bu konuda başarılı ülkeler arasındadır.
Öte yandan, aynı zamanda sigara üreticisi olan bu ülkeler, gelişmekte olan ülkelerde edindikleri pazarlarını büyütme çabası içindedirler.
Gönderen Unknown
Şifali Bitkiler ve Kullanımları
* Pelinotu, kara hindiba, kantaron, şahtere, elma, köpekayası, adaçayı, ıhlamur, kekik, havlıcan, zencefil, Antepfıstığı, turp tohumu, badem halsizliğe iyi gelen şifalı bitkilerdir.

* Kekik, çam iğneleri, yosun, ceviz yaprağı ile yapılan banyolar kişiye zindelik verir.

* 1 bardak kaynar suyun içine 1′er çay kaşığı toz zencefil + toz havlıcan + süzme bal konduktan sonra 10 dakika demlenmesi için beklenir.Sonra içilir. Üstüne 1 çorba kaşığı Antep fıstığı yenilir. Günde 2 kere uygulanır.

* 4 erik+2 şeftali+3 badem çekirdekleri çıkarıldıktan sonra blenderdan geçirilir. Ağır ağır içilir.

* 100′er gram kuşburnu + ahududu + böğürtlen yaprağı + mersin yaprağı karıştırıldıktan sonra 1 çorba kaşığı alınarak 1 bardak suya konulup 10 dakika kaynatılır, 2 saat demlenmesi için beklenir. Süzüldükten sonra 100 gram süzme bal ilave edilerek Her gün 1 çay bardağı içilir.

* Et kaynatıldıktan sonra suyu süzülür, içine bal ve biraz sirke ilave edilerek şerbet yapılır, aç karnına birer bardak içilir.

* 5′er gr havlıcan ve zencefil kaynatılarak çay gibi içilir. Üstüne antep fıstığı yenir. Bu çay romatizma için de faydalıdır.

* Pelin otu kaynatıldıktan sonra esmer şeker ya da bal ilave edilip birer bardak içilir.
Gönderen Unknown
tansiyon ölçme teknikleri
Tansiyon ölçme tekniği, steteskop ile dinleme ve parmakla nabızı hissetme yöntemleriyle tansiyon aleti eşliğinde ölçülür.

1. Dinleme Yöntemi ile Tansiyon Ölçme

• Hastaya tansiyonunun ölçüleceği anlatılır.
• Hastanın durumuna göre oturtulur veya yatırılır.
• Hastanın tercihen sol kolu yastık üzerine veya bir yere konur. Giysiler kolu sıkmayacak şekilde dirsekten yukarıya sıyrılır. Giysiler kolu sıkıyorsa çıkarılmalıdır.
• Elin ayası üste gelecek şekilde kola pozisyon verilir.
• Manşetin alt kenarı dirsekten iki parmak yukarıya gelecek şekilde yerleştirilir. Sarılarak tesbit edilir. Manşetin genişliği kola uygun olmalıdır.
• Manometre, tansiyonu ölçene bakacak şekilde üste tesbit edilir.
• Brakial arter üzerine baş parmak hariç diğer üç parmak yerleştirilir. Palpe edilerek brakial arter bulunur (Nabız hissedilerek).
• Steteskopun diyatramı bulunan brakial arter üzerine konur.
• Manometre ibresinin (0) da olmasına dikkat edilir. Steteskop kulağa takılır.
• Pompanın vidası sıkıştırılır. Pompa avuç içine alınır ve parmaklarla sıkıştırılarak manşet hava ile doldurulur. Manşet hava ile dolarken manometrenin ibresi yükselir. İbre yaşlılarda 180, yetişkinlerde 160, çocuklarda 130′a gelinceye kadar hava pompalanır. Yukarıdaki değerlerden 20-30 mmHg daha fazla şişirilerek ölçüm için işlem başlatılır. Bu sırada arterden kan geçmediği için steteskoptan ses duyulmaz.
• Pompadaki vida gevşetilerek hava boşalmaya başlar. Hava boşaldıkça ibre inmeye başlar.
• Steteskoptan duyulan ilk kalp sesi ile birlikte ibre dura dura inmeye devam eder. Duyulan ilk ses tesbit edilir. Bu ses sistolik basınçtır. Yani maksimum tansiyondur.
• ibre inmeye devam ederken steteskoptan kalp sesleri duyulmaya devam eder. Bir süre sonra ses duyulmaz. En son duyulan kalp sesi minimum tansiyondur. Yani diastolik basınçtır.
• Manşette kalan hava tamamen boşaltılır. Manşet koldan çıkarılır.
• Tesbit edilen maksimum ve minimum basınç değerleri gözlem kağıdına işlenir. Tansiyonun ölçüldüğü saat de yazılır.

2. Palposyon Tansiyon Ölçüm Yöntemi

Palpasyon yöntemi, radial arterden nabız alma işlemi ile tamamlanır. Steteskop kullanılmaz.
• Dinleme yönteminde olduğu gibi, manşet kola takılır.
• Radial arter üç parmak ile palpe edilerek nabız hissedilir.
• Pompanın vidası sıkıştırılarak manşete hava pompalanır. Manşet hava ile şişince nabız alınmaz (Hissedilmez).
• Vida gevşetilir. Manşet içindeki hava yavaş yavaş boşaltılır.
• Manometre gözle takip edilir.
• Nabiz alınan ilk rakam manometreden tesbit edilir. Bu sayı maksimum kan basıncı yani sistolik tansiyonu gösterir.
• Manşetin havası tamamen boşaltılır. Manşet hastanın kolundan çıkarılır.
• Bulunan maksimum basınç rakamı gözlem kağıdına işlenir. Tansiyo nun alındığı saat de yazılır.Palpasyon yöntemi ile tansiyon ölçmede sadece sistolik kan basıncı ölçülür. Diastolik kan basıncı nabızdan tesbit edilemez. Çünkü kal­bin diastol devresinde nabız hissedilmez.
Gönderen Unknown
Kan Alma İşlemi Nasıl Yapılır
1-KAN ALMA İŞLEMİ

Doğru test sonuçları elde edebilmek için 8-12 saatlik açlık sonrası kanın alınması uygundur. Bununla birlikte tokluktan etkilenen (trigliserid, glukoz, demir vb) testlerin dışında kan örnekleri günün diğer saatlerinde de alınabilmektedir.
Diürnal varyasyon gösteren (sabah ve akşam üzeri kan değerleri arasında belirgin fark olan) testler için (örneğin; kortizol, ACTH, demir, demir bağlama,aminoasitler vb) kan alma saatine özen gösterilmelidir.


Kan alma işlem basamakları aşağıdaki gibi olmalıdır;

•Kan alınmadan önce hasta en az 15 dakika oturarak dinlendirilir.
• Hastaya adı-soyadı sorularak kimlik doğrulaması yapılır.
• Etiketleme işlemlerinin doğruluğu denetlenir.
• Testler ile tüplerin uygun olup olmadığı kontrol edilir.
• Hastaya uygun oturma pozisyonu verilir ve hasta yapılacak işlem hakkında bilgilendirilir.
• Kan alınacak bölge seçilir.
• Kan alınacak bölgenin 7 - 10 cm üzerine turnike uygulanır.
• Kan alınacak bölge %70 alkol ile temizlenir ve kuruması beklenir.
• Hastanın kolunu ve bileğini düz tutması istenir.
• Tüp tutamağına uygun iğne takılır.
• Kol ve seçilen damar kan alacak kişi tarafından sabitlenir.
• Tutamak baş ve orta parmaklar arasında desteklenir.
• İğne, kesik üçgen ucu üste gelecek şekilde 15 - 20 derecelik açı ile yaklaşık 1 cm kadar deriye batırılarak damara girilir.
• Uygun tüp seçilerek diğer elin işaret ve orta parmakları tutamağın kanatları üzerine, başparmağı ise iğne yaparmış gibi tüpün ucuna dayanır.
• Tüp kauçuk tıkacı delecek şekilde iğneye doğru itilir.
• Uygun tüplere sırası ile gerekli miktarda kan alınır.
• Turnike çıkarılır.
• İğne damardan çekilir ve hemen deliğin üzeri bası bandı ile kapatılır.
• Hastaya bu bölgeye birkaç dakika daha bastırması ve kolunu düz tutması söylenir.
• Tutamağa takılı iğne kapağı kapatılmadan atık kabına atılır.
• Alınan kanlar uygun sporlara yerleştirilir.


Uygun Tüp ve İğne Ucunun Seçimi

İstek formu dikkate alınarak uygun tüpler laboratuvar ve hastane bilgi sistemi tarafından otomatik olarak seçilir, basılması sağlanır ve elle etiketlenir.  Kan almak için genellikle 21 G iğne ucu tercih edilir.
Bebek ve kemoterapi alan bazı hastalarda vakumlu tüpe kan alınamıyorsa, 20 G iğne ucu kullanılabilir. Daha kalın iğne ucunun kullanılmasının nedeni, kanın damla damla akışı sırasında pıhtılaşma sonucu iğne ucunun tıkanmasını engellemektir.
Eğer kan gazı için örnek alınacak ise 2mL'lik enjektöre heparin çekilip boşaltılarak enjektörün heparin ile yıkanması sağlanır.


Venöz Kan Alımı ve Kan Alınacak Bölgenin Seçimi

 Kan alınacak bölge seçilirken eldiven giyilmiş olmalıdır. Kan alınacak toplardamarlar aşağıda belirtilen sıralama ile tercih edilir:
Dirseğin büküldüğü yerde:
• medyan toplardamar (orta)
• bazilik toplardamar (iç yan)
• sefalik toplardamar
Önkolda:
• sefalik toplardamar
Elin üzerinde:
• dorsal toplardamar
Bu bölgelerden kan alınamıyorsa kişinin damarlarının en belirgin olduğu bölge kan alınması için tercih edilir.
Skar, fistül gibi kan alımının sakıncalı veya zor olduğu durumlarda lezyonun bulunduğu bölge dışındaki yerlerden, lenfödem, şant olan durumlarda ise başka bir eksteremiteden kan alınması uygun olur.
İV tedavi gören hastadan kan alınması gerekiyorsa damar yolunun bulunmadığı ekstremite tercih edilmelidir. Bu mümkün olmazsa damar yolu kan alınmadan 2 dakika önce kapatılmalı ve damar yolunun daha alt kısmından kan alınmalıdır.
Kan mutlaka kateterden alınacak ise; kateter izotonik ile temizlenmeli, kanın ilk 5 ml'si test için kullanılmamalıdır.
Damar yolundan yağdan zengin sıvı giden hastadan kan alınacak ise kan, infüzyondan 8 saat sonra alınmalıdır.



TOPUK  KANI  ALIMI (KAPİLLER)

Kan topuğun iç ve dış yan kısımlarından alınır.(Topuğun tam ortasından kan alınması yanlış bir uygulamadır.)
Topuk alkollü pamuk ile temizlendikten sonra kuru pamuk ile kurulanmalıdır.
Topuk delindikten sonra çıkan ilk damla pamuk ile silinir, daha sonraki damlalar test için kullanılabilir.

TURNİKE UYGULAMA

Turnike, damar delinecek yerin 7.5-10 cm kadar üzerine uygulanmalıdır.
Damar normal büyüklükte ise kan alınırken turnike çıkarılmalıdır.
Turnike kan alımından önce en çok 1 dakika süre ile uygulanmış olmalıdır.
Turnike uygulandıktan uzun bir süre sonra uygun damar bulunduysa turnike birkaç dakika gevşetilmeli, kan alımından hemen önce tekrar sıkıştırılmalıdır.
Damarın 3 dakikayı aşan bir süre boyunca sıkıştırılmış olması hemokonsantrasyon nedeniyle bazı test sonuçlarını etkiler.



KAN ALINACAK BÖLGENİN TEMİZLİĞİ

Damarın delineceği yer %70'lik alkol ile temizlenir.
İğneyi batırmadan önce deri yüzeyinin kurumuş olmasına dikkat edilmelidir.
İlgili yer temizlendikten sonra o bölgeye dokunulmamalıdır.
Kan kültürü alınacaksa steril bir ortam sağlanmalıdır. Steril tampon ve eldivenle çalışılmalı, cilt %70'lik alkol ile temizlenmeli, daha sonra aynı bölge iyot bileşiği (Baticon, Betadin vb) ile dairesel olarak tekrar silinmeli ve iyot bileşiğinin kuruması beklenmelidir.
Kan kültürü dışında cilt temizliği için iyot bileşiği kullanılmamalıdır.
Alkol tayini yapılacaksa cilt 1/10 sulandırılmış zefiran ile silinmelidir.



TÜP ALIM SIRASI

Tüplerdeki katkı maddelerinin birbirlerine bulaşması sonucu yanlış test sonuçları çıkabileceğinden, bunu engellemek amaçlı aşağıda belirtilen sıra ile tüplere kan alınmalıdır.
İçinde antikoagülan bulunan tüplerin (mor, mavi, siyah, yeşil, gri kapaklı) üzerindeki seviye çizgilerine dikkat edilmelidir. Bu çizgiye kadar kan alındıktan sonra tüpler 4-5 kez yavaşça alt üst edilmelidir. Düz tüp, jelli ve sodyum florürlü tüpler için minimum 6-7 mL kan alınmasına dikkat edilmelidir.



KAN ALMA SIRASINDA KARŞILAŞILAN BAZI SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 Sorun: Yüzeyel venler kolayca görülemiyor veya hissedilemiyor
Çözüm:Kol aşağı sarkacak şekilde indirilir,
Bilekten dirseğe doğru masaj yapılır,
Kan alınacak yere hafifçe vurulur.
Sorun: Kan alırken tüpe hiç kan gelmiyor veya tüpe kan gelmesi durdu
• İğne damar lümeninde olmayabilir:
Çözüm: İğne bir miktar daha öne itilir.
• İğne damarın her iki duvarını geçip damar dışına çıkmış olabilir:
Çözüm: İğne geri çekilerek tekrar lümene girmesi sağlanır.
• İğne damar duvarının hemen üstünde seyrediyor olabilir:
Çözüm: İğnenin açısı değiştirilir.
• Turnike çok sıkmış ve kan akımını engelliyor olabilir:
Çözüm: Turnike biraz gevşetilir.
• Kullanılan tüpün vakumu bozulmuş olabilir:
Çözüm: Yeni bir tüp denenir. Damar iğnenin ucundan kaymış olabilir: Damar tekrar sabitlenir.
• Damar kollabe olmuş olabilir:
Çözüm: Turnike biraz gevşetilir, kan akımı tekrar sağlanır.
• İğne damara bası yapıyor ve kan gelmesini engelliyor olabilir:
Çözüm: İğne seti biraz kaldırılır, hastanın kolu ve set arasına kan alan kişinin parmağı yerleştirilerek bası ortadan kaldırılır.
Yukarıdaki işlemler uygulandığı halde halen kan gelmiyorsa İğne çıkarılır, başka bir damar kullanılır.
Gönderen Unknown